Erva'yla beraber taksiden inip, karşımızda ki villayı süzdük. Dışarıdan bakıldığında İpek Hanımların evinden biraz daha küçüktü. Ona rağmen çok ihtişamlı duruyordu.
Birbirimize destek olurcasına el ele tutuşup bahçe kapısından içeri girdik. Hızlı adımlarla kapının önüne geldiğimizde korumalara ters ters bakıp içeriye haber vermelerini beklemeye başladık. Gerçekten çok suratsızlardı. Ve böyle bir olaya ne gerek vardı hiç anlamıyordum. Haddime de değildi ya neyse.
Kız Saygı bu işe girince çok meraklı oldun sen hayırdır.?
Ah iç sesim ah.
Sonunda kapı açıldığında Sırma kocaman göbeğiyle gözükmüştü. Üstünde ki çiçekli elbisesi ve örülü saçlarıyla prenses gibiydi. Kapıda ki sarılma faslından sonra içeri girip Sırma'nın yönlendirmesiyle salona girdik.
Vazgeçtim bu ev İpek Hanımların evini üçe falan katlardı. Koskocaman salon, koskocaman avize, koskocaman koltuklar...her şey kocamandı. Koskocaman.
Önce ki akşam yemeğe geldiklerinde ısrarla bizi çaya davet etmişti. Ne kadar gerek olmadığı için diretsekte bizi çok sevdiğini ve hiç arkadaşı olmadığı için ısrar etmişti. Böyle bir kadının varlığı gerçekten şaka gibiydi. Belkide ben gözümde çok büyütüyordum bilmiyorum. Çünkü İpek Hanım'ın arkadaşları biraz burnu havada insanlardı. Ama Sırma Hanım'ım kocası bu kadar zengin olmasına rağmen gram havası yoktu. Bizimle o kadar ilgiliydi ki dışarıdan bakan biri onu bizim ablamız falan sanabilirdi.
"E hanımlar görüşmeyeli nasılsınız.?" Sırma'nın cıvıl cıvıl sesiyle gülümsedim. Karnı burnunda bir anne adayına göre çok enerjikti.
"İyiyiz Sırma Hanım. Siz nasılsınız.?" Cevabımı beğenmemiş gibi kaşları çatışmış ve gülümsemesi aynı hızla silinmişti. Ne dediğimi düşünüyordum fakat yanlış bir şey dememiştim.
"Hanımda ne demek Saygı . Arkadaş olduğumuzu sanıyordum. Lütfen aramızda ki resmiyeti kaldıralım. Bana istediğiniz gibi seslenebilirsiniz. Ama hanım yasaklı kelime."
"Oh be! Çok geriliyordum hanım derken." Erva sessiz konuştuğunu sanıyor olmalı ki Sırma'nım gülmesiyle mahçupça başını eğdi. Ama haklıydı. Yanlış bir şey söyleriz yada haddimizi aşıcaz diye korkuyorduk. Ama o bizi bir kere daha yanıltmış ve bizimle arkadaş olduğunu söylemişti. Açıkçası buna sevinmiştim. Çünkü onu sevmiştim. Onun gibi bir arkadaşa sahip olmak isterdim.
"Sırma abla bir şey sorabilir miyim.?"
"Tabi ki kuzum."
"Bebişin cinsiyeti ne.?" Sırma soru üzerine gülümsedi. Gözleri parlıyordu. Gerçekten.
"Bir kızım olucak."
Kendisi kadar güzel bir kızı olacağına emindim. Berhan beyde yakışıklı bir adamdı ve onların çocukları gerçekten çok güzel olurdu. Hoş güzellik önemli değildi. Sağlıklı olması eminim ki onlar içinde yeterli olurdu.
"Allah analı babalı büyütsün inşallah."
"Babalı büyüteceği kesin." Mırıltsını Erva duymamış olacak ki telefonuna bakarak gülümsüyordu. Ne demek istediğini anlamasam bile sorgulama gereği duymadım. O kadar samimi olmamıştık daha.
*^*^*^*^*^*
Eylül'ün gelmesiyle tamamlanmıştık. Kahkahalar eşliğinde yaptığımız sohbetle aramıza karın ağrım girmişti. Malum gün gelip çatmıştı. Sırma'ya lavabonun yerini sorup ayağa kalktım.
"Üst katta sol koridorun sonunda ki sağda ki kapı canım. " kafa sallayıp teşekkür ettikten sonra üst kata çıktım. Evin salonunda olduğu gibi koridora bile siyah renkler hakimdi. Siyah kapılar, beyaz duvar üzerine büyük siyah tablolar, siyah parkeler. Bu kadar siyah bir arada olmasına rağmen, o kadar güzeldi ki. Asla boğmuyordu. Daha çok nasıl desem. İç açıyor bile diyebilirdik.
Dediği kapıya geldiğimde beklemeden içeri girdim. Girmemle ağzım ve gözlerimin aynı oranla açılması bir olmuştu. Burasının lavaboya benzer bir tarafı yoktu. Hatta değildi. Burası resmen bir yatak odasıydı. Ah! Pardon yanlış söyledim. Burası simsiyah kocaman bir yatak odasıydı demeliydim. Gerçekten kirada oturduğumuz evimizden bile büyüktü belkide. Ve bu büyüklüğe göre o kadar boştu ki.
Burada durmamım yanlış olduğunu bilmeme rağmen, içimde ki merak duygusuna engel olamadan biraz daha içeri girdim.
Oda fazla siyahtı.
Yatağın yanında ki komidin de yaklaşıp arkası dönük çerçeveye baktım. Berhan bey'in annesi ve babası vardı. Yani benziyorlardı en azından öyle olduğunu düşünüyordum. Diğer komidinde ise boştu. Kaşlarım istemsizce çatıldığında düşünmeyi bırakıp silkelendim. Ne yapıyordum ben böyle.? Asla haddim olmayan bir şeydi bu. Hem odaya girmiş, hemde şüphe duygularımı bastıramadığım için odayı inceler halde duruyordum. İçten içe kendimi tokatlayıp odadan çıkmaya karar verdim. Tam kapıyı açacağım sırada dışarıdan biri daha açmış ve benim kalbimin durmasını sağlamıştı.
Berhan Bey!
Şuanda karşılaşmak istediğim en son kişi bile değildi. Yatak odalarına girmiştim ve inceliyordum. Allah beni kahretsindi. Demek ki Yüce Rabbim cezamı böyle veriyordu.
"Ne işin var burda.?" Sesinde ki meraklı ama patlamaya hazır bomba misali bekleyen tını beni daha çok germişti. Adam ne dese haklıydı. Tamam yanlışlıkla girmiştim fakat girdiğim gibi çıkabilirdim. O bunu bilmiyordu belki ama olsun. Yinede haklıydı.
"B..ben lavaboya gelmiştim. Ama gelememişim. Daha doğrusu Sırma bana bu odayı tarif etmiş. Onunda kafası karışmış olsa gerek. Tam çıkıyordum siz geldiniz."
Bi kekelemem eksikti. Süper süper.
Tek kaşını kaldırmış, o okyanusu andıran mavi gözleriyle gözümün en içine bakıyordu. Ben sevmediğim kişilerin gözlerinin içine onları sinir etmek için bakardım. Şuan anladım ki insan gerçekten sinir oluyormuş. Çok dikkatli baktığı için gülmek istiyordum fakat ortam biraz bile müsait değildi.
"Lavabo karşıda ki kapı. Ama şuanda dolu. Bu odadakini kullanabilirsin."
"Teşekkür ederim ama ben beklerim." Tam yanından geçmek üzereyken önüme geçmiş birde üstüne kapıyı kapatmıştı. Bu yaptığına sessizce yutkunup ellerimle oynamaya başladım. Ah! Sırma ne kadar huzur veriyorsa bu adam o kadar çok geriyordu. Çok zır karakterleri vardı. Çok zıt hemde.
"Burayı kullan! En başta ki kapı." Emir verici ses tonu da ayrı geriyordu söylemeden geçemicem. Umutsuzca kafa sallayıp dediği kapıdan girdim. Neyse ki doğru yerdi. Odanın her bir köşesi gibi burasıda siyahtı. Tek bir fark vardı kapının tam karşısında duran küvet siyah değil kırmızıydı. Bu adamın zevkleri gerçekten tuhaftı. Belkide Sırma'nın zevkiydi. Bilemezdik tabi.
Daha fazla oyalanmadan, çantamda ki gerekli şeyi aramaya başladım. Ama şans bana ne zaman gülmüştü ki şimdi gülsün. Yoktu. Lanet olasıca ped koyduğum yerde değildi. Koymamış olma ihtimalim daha büyüktü çünkü evden dışarı bir kaç saatlik harici çıkmadığım için dikkat etmemiştim. Var sanmak benim salaklığımdan başka bir şey değildi.
Küfürler eşliğinde kapıyı açtım. Berhan bey yatağın ucunda elinde telefonuyla bekliyordu. O bekliyordu da ben onun beklemesini beklemiyordum. Bu adam niye gitmemişti ? Ne vardı gitseydi bende rahatça aşağıya inip Sırma'yı kenara çekip sorsaydım. Ne vardı ? Ne? Kapının açılmasıyla kafasını kaldırıp yine gözümün en içine baktı.
"Bir şey rica edebilir miyim.?"
Konuşma yetisini kaybetmiş gibi sadece kafasını sallamıştı. Konuşsaydı aslında daha insancıl olduğunu düşünebilirdim.
"Sırmayı çağırabilir misiniz.?"
"Neden.?" 5 harf 2 heceden oluşan bir kelimeyi nasıl bu kadar sert ama yumuşak söyleyebilirdi bir insan. Hadi bilim adamları bunuda açıklasın. Hadi göreyim.
"Bir şey isteyeceğim." Sesim istemsizce sert ve yüksek çıkmıştı. Hata yaptığımı kasılan çenesinden ve alnında belirginleşmeye başlayan damarından anlamıştım. Sakinleşmeye çalışır gibi bir kaç kere derin nefes alıp, kafa salladıktan sonra odadan çıktı. O çıktıktan sonra kapıyı kapatıp, yere çöktüm. Gerçekten daha ne kadar rezil olabilirdim. ? Her seferinde daha fazlası olmaz diye düşünürken, çok daha fazlasını yaşamıştım.
Kapı tıklandığında Sırma olduğunu düşünerek hızlıca açtım. Evet! Sırma bir kaç dakika içinde estetik ameliyatı olmadıysa eğer karşımda elinde pedle duran kişi tam olarak Berhan beydi.
Yüzüm kırmızıdan patlıcan moruna doğru renk değişikliği yaparken o elindekini bana doğru uzatıp konuştu.
"Sanırım istediğin buydu.?" Utançla kafa sallayıp usulca elindekini aldım. Bir şey demesine müsade etmeden kapıyı kapatıp olduğum yerde tepinmeye başladım. Bugün daha neler gelebilirdi ki başıma. Ne olabilirdi yani. Bence bu zirveydi. Utandığım şey elbette ki regl olmam değildi utandığım kısım soğuk nevale, buz dağı, insan yabanisi Berhan bey'in elinde pembe pembe paketi tutup bana uzatmasıydı.
İşimi hallettikten sonra üstüme başıma çeki düzen verip banyodan çıktım. Çıkmamla duraksamam bir olmuştu çünkü Berhan bey sol tarafta ki boy aynasının karşısında yeni giydiği gömleğinin düğmelerini ilikliyordu. Göz göze geldiğimizde aynaya dönük olan bedenini yavaşça bana döndürüp gözlerime bakarak iliklemeye devam etti. Gözüm yasak olana kaydı. Esmer teni, kasları neden olduğunu tahmin edemediğim bir kaç yara iziyle çok çok fazlaydı. Hemen kendime gelip gözlerimi kaçırdım. Bu ben olamazdım. Evli, çocuğu olacak adamı böylesine dikkatli inceleyip birde üstüne beğenmiştim. Gerçekten karakterim bu adam karşısında fazlasıyla zayıflıyordu.
"Ben teşekkür ederim. Aşağı gideyim." Bir şey demesine müsade etmeden hızlı adımlarla çıkışa ilerleyip odadan ayrıldım. Kapıyı yanlışlıkla sertçe kapatmıştım ve Berhan bey'in gelip kızmasından doğrusu korkmuştum fakat hayır gelen giden yoktu. Koşar adımlarla aşağı inip salona girmeden önce derin nefes alıp yüzümde ki şok ifadesini sildim. En azından çalıştım.
"Nerde kaldın yahu. Deliğe düştün diye itfaiyeyi aradık bizde." Eylül'ün komik olmayan espirisine göz devirip yerime oturdum.
"Sırma yanlış yeri anlatınca karışıklık oldu ama Berhan bey'le karşılaştık sağ olsun yardımcı oldu bana." Berhan Bey'in Sırma'ya bugün olanları anlatıp anlatmayacağını bilmeyerek genel olarak olayı özetlemiştim. Eğer anlatırsa yalan söylemiş olmazdım sonuçta.
Sırma özür diledikten sonra az önce yaşananları unutmaya çalışıp onlara eşlik ettim.
*^*^*^*^*^*^
Sırma'nın cemiyet hayatının dedikoduları anlatırken gülmekten karnıma ağrılar girmişti. Allahım bu zenginler neden böyleydi.
Son dedikodularıda yaptıktan sonra kalkmak için ayaklanmıştık. Fakat içeri giren Berhan ve Güçlü bey'le durmak zorunda kalmıştık.
"Demek arkadaş oldunuz.? Şuanda herkesten daha tehlikeli bir grup görüyorum karşımda." Güçlü bey'in kendine göre komik olan şakasına gülümsemiştim. Tabi ne kadar gerçekçi olduğu tartışılırdı. Güçlü bey'i seviyordum komik eğlenceli bir tipti sadece gıcık oluyordum ilk başta ki egolu tavırlarından dolayı ve uğraşmak hoşuma gidiyordu.
"Yemeğe kalın lütfen."
Ona cevap vermeden kızlara baktım. İkiside ben bilmem dercesine omuz silkmiş ve kararı bana bırakmışlardı.
"Bu seferlik gidelim Sırma. Fulya teyze evde tek başına hallediyor işleri onu yalnız bırakmak içime hiç sinmiyor. "
Sırma'nın gülen yüzü solmuş gözleri sanki ışık hızıyla dolmuştu.
"Ama sizin için çok güzel şeyler hazırladılar bende tatlı yapmıştım."
Üzgünce kızlara bakıp ne yapacağımı bilemedim. Fulya teyzenin ayakları baya rahatsızdı o yüzden kötü olmasından korkuyordum fakat Sırma karşımda böyle ağladı ağlayacak şekilde durunca onada kıyamazdım ki. Hemde hamileydi.
"Gerekirse başkasını yollarız yanına. Yemeğe burdasınız."
Berhan Bey'in emredercesine konuşmasıyla hızla başımı ona çevirdim. Çatık kaşları ve alev çıkaran gözleriyle tam olarak gözlerimin içine bakıyordu. Sırma bu adama nasıl dayanıyordu hala şaşırıyordum doğrusu. Tek bildiği şey sanki bağırıp çağırıp emir vermek gibi gözüküyordu. Normalde insanlara korkan yada pısırık bir insan değildim, en azından olmamaya güçlü durmaya öyle gözükmeye çalışıyordum fakat bu adamın yaydığı korkunç enerji karşısında korkmadan durmak imkansız gibiydi.
"Pe..peki Berhan Bey."
"Berhan tamam!" Sırma'nın ters ters ona bakmasıyla Berhan Bey burun kemerini sıkıp derin nefes vermiş ve daha fazla bir şey söylemeden salonu Güçlü'yle terk etmişlerdi.
Sırma hızlıca yanıma gelip omuzumu sıvazladıktan sonra Berhan adına benden özür diledi fakat onun gram bir suçu yoktu. Ortam dağılsın diye konuyu zaten çok acıkmışta getirmiştim ve aldığım gülümsemeler karşısında içim rahatlamıştı. En azından kırıldığımı kimsenin bilmesine gerek yoktu.