3.BÖLÜM

1224 Words
Ağrıyan başım için tülbent bağlama isteğimi son anda engelleyip yavaşça yataktan kalktım. Sanki beynim kafamın içinde küçülmüş ve duvardan duvara çarpıyor gibi hissediyordum. Salık olan saçlarımı gevşekçe bağlayıp, odada ki banyoda işlerimi hallettim. Gerçekten yüzüme bakılacak gibi değildi. Gece çok geç saatlerde döndüğümüz için geç uyumuş ve erken uyanmıştım. O yüzden de göz altımda ki halkalar bu anı bekliyor gibi gün yüzüne çıkmışlardı. Saçlarım desen cadı süpürgesi misali birbirine girmişti. Dolabın kapağında ki aynada kendime bakıp, insana benzediğime kanaat getirdikten sonra odadan çıktım. Minik adımlarla mutfağa girdiğimde, girmemle ufak bir kahkaha atmam bir olmuştu. Erva ve Eylül başları bağlı bir şekildeydi. Önlerinde kahve olduğuna göre hala ayılmaya çalışıyorlardı. Kafalarını masaya dayadıkları için bu hallerinden yararlanıp Erva'nın kahvesinden içtim. Şekersiz, sert. En nefret ettiğim. Kahveyi zar zor yutup, ceza olarak ikisinin kafasınada vurdum. Tabi geri dönüş tepkisini epey mızmızlı almıştım. Onları o bitik halleriyle baş başa bırakıp kahvaltıyı hazırlamaya başladım. İş beklemezdi sonuçta. *^*^*^***^*^*^ Kahvaltı masasında eksik olmadığına kanaat getirip aile üyeleri inmeden önce çaylarını doldurup, meyve sularınıda hazır ettim. Zamanlamam mükemmeldi çünkü Güven Bey elinde gazetesiyle görüş açıma girmişti bile. "Günaydın Saygı'cım." Ah bu adamın otoriterliği ama aynı zamanda da kibarlığı beni öldürecekti. Gerçekten tam donanımlı biriydi. "Günaydın Güven Bey. Özel olarak istediğiniz bir şey var mı.?" Bu soruyu sormamı sevmediğini biliyordum. Kahvaltıyı mükemmel hazırladığımızı düşündüğü için hiçbir sabah bir şeyin eksik olmadığını hatta fazla bile olduğunu söylüyordu. Gözlüğünün üstünden kaşlarını çatmış bakarken gülümsedim. "Bir arzunuz olursa mutfaktayız Güven Bey." Oda gülümseyip kafasını salladı. Yanından ayrılıp mutfağa geçtim. Fulya teyze bizimde çaylarımızı koyarken Erva ayılmaya çalışıyordu. Gece fazla fazla içtiğini Fulya teyzem öğrenmemesi gerekiyordu. Dün giderken ki uyarısı hala kulaklarımdaydı. "Bakın siz iki deliye söylüyorum eğer geçen sefer ki gibi fazla kaçırırsanız İpek Hanım'a fırsat vermeden kafanızı keser ibreti alem olsun diye şirketin camına asarım. Anlaşıldı mı." Evet tam olarak böyle söylemişti. Kızlar yutkunup onaylasalar bile durum bu sabahtan ibaretti. İkiside epey bir içmişlerdi. Güçlü beylerin gelmesinin gazıyla, ona güvenerek götürmüşlerdi valla. Şu zamana kadar ağzıma sürmemiştim ve bundan sonrası içinde içmeye niyetim yoktu. "Abla otursana hadi dikildim tepemize Azrail gibi." Eylül'ün sesiyle ayakta dikildiğimi fark edip hemen oturdum. ikisininde gözlerinden yorgunluk ve uyku akıyordu ama haketmişlerdi. Defalarca uyarmama rağmen dinlemezlerse böyle olurdu işte. "Güzel gözlüm, bu deliler fazla içmediler değil mi.?" Yan gözle Erva'ya baktığımda kedi gibi bakıyordu. Onun bu haline gülüp kafamı olumsuzca salladım. "İçmediler teyzem. Çok gürültü vardı, bide dans ettik ondan bu bitmiş halleri." Kafasını aferin der gibi sallayıp kahvaltısına devam etti. Fulya teyzeyi o kadar çok seviyordum ki, ona her baktığımda Ayşen teyzeyi ve annemi görüyordum. Onun kadar sıcak, merhametli ve tam bir anneydi. Ayşen teyze ve Naz'lıya olan özlemimi onlarla gidermeye çalışıyordum. Hepsinin yeri bende ayrıydı fakat işe yarıyordu. Bir nebzede olsa yokluklarını unutuyordum. Bu aile, bu ev,bu iş bana o kadar iyi gelmişti ki asla bırakmak istemezdim. Belki kariyer yapamazdım ama ondan önce aradığım 4 yıl önce babamın, 1 yık öncede annemin gitmesiyle kaybettiğim aile sıcaklığını bulmuştum. Üniversiteyi ikinci yılında bırakmak zorunda kalmışken kariyer benim için sadece bir kelimeden ibaretti. Daha ötesi yoktu bundan sonrada sanırım olamazdı. *^*^*^*^ Akşam yemeğine Berhan beyde geleceği için daha çok çeşit yemek hazırlamıştık. Her zaman ki servisler yerine, misafirlere özel olan servis çıkartılmış ve masa düzeni ona göre ayarlanmıştı. Son kontrolleri yaparken Erva'da salata ve mezeleri masaya yerleştirmeye başlamıştı. O onları hallederken bende bardakları belli bir düzene göre yerleştirip mutfağa geçtim. Aile fertleri salonda yerlerini almış Berhan beyi büyük bir heyecanla bekliyorlardı. Kapı çaldığında Erva koşarak açmaya gitmiş, Fulya teyzede peşi sıra onu takip etmişti. Daha fazla kalabalık yapmak istemediğim için peşlerinden gitmek yerine yemeklere son dokunuşları yaptım. Güçlü beyin yemeğine siyanür falan katmayı düşünsemde son anda içimde ki katile engel oldum. Yanımda her zaman siyanür taşırdım ben çünkü. Öyle bir psikopatım. Masaya geçtiklerinde bende Fulya teyzenin yanına geçip, masayı son kez süzdüm. Her şey tastamam gözüküyordu. Hatta o kadar tamamdı ki Berhan bey'in yanında fazladan biri vardı. Hemde hamile. Şaşkın bakışlarımı onlardan çekip yutkundum. Birde ben adamın hakkında nasıl şeyler düşünmüştüm. Allah beni kahretsindi gerçekten. Berhan beyle gözlerimiz çakışınca hemen gözlerimi kaçırıp servise başladık. Baktığını hala hissediyor olsamda asla bakmazdım artık. Daha öncede kendime gelmiş böyle bir şeyin hayalini kurmayı bile düşünmemiştim fakat şimdi daha imkansız olamayacak kadar imkansız olmuştu her şey. Her şey neyi Saygı ? Zaten siz olamazsınız unuttun mu? İç sesime şaplak attıktan sonra gerçek hayata dönüşüm zor olmuştu fakat doğru olan buydu. Hem girdiğin tripler ne Saygı sanki adama kör ktütük aşıksın ! Alt tarafı beğendin knedine gel.! Yemek servisini yaptıktan sonra biz Erva'yla mutfağa geçerken Fulya teyzede üstünü değiştirmek adına aşağı inmişti. Masaya oturmadan önce yemeklerin altını kısık bir şekilde açtım. Yemek dediğin sıcak servis edilirdi yahu. "Şişt." Erva'nın seslenmesiyle ona döndüm. Sinsi sırıtışı yerinde, munzur bakan gözleriyse fellik fellikti. Yine o cadı aklından neler geçiyordu kim bilir. "Berhan beyin seni nasıl kestiğini gördün mü.? Dün akşamdan beri adam seni gözleriyle yedi yahu. Hayat'la sen sohbet ederken, gözleriyle vücudunu keşfe çıkmıştı resmen. Ama en çok dudaklarına bakıyordu. " Yanına bir kaç adımda ulaşıp poposuna vurdum. Birisi duysa kesinlikle yanlış anlaşılacak bir konuydu. "Adam evli Erva. Sakın başkasının yanında da böyle şeyler söyleme. Yanlış anlaşılır." Surat assada kafasını sallamıştı. Onun bu haline gülüp oturdum. Aklından geçen düşünceleri tahmin etmek zor değildi. Berhan bey yakışıklı biriydi. Hatta haddinden fazla yakışıklıydı. Ama dünyada yakışıklı bir sürü erkek vardı. Tek değildi ya. Ah neler düşünüyordum ben böyle. Bir daha asla düşünmek yoktu. Asla. Asla. Asla. *^*^*^*^*^*^ Yemek faslı bittikten sonra kahvelerde içilmiş ve salonda koyu bir sohbete başlanmıştı. Berhan bu ortamı ne kadar özlediğini düşünürken, eşi ise ne kadar güzel bir aile olduğunu düşünüyordu. Geldiklerinden beri hepsi pervane olmuşlardı. Berhan ile evli olduklarını düşündükleri için biraz kızmışlardı. Başta düğün vs. olduğunu düşünüyorlardı elbette. Fakat öyle değildi. Düğün, nişan hiç biri olmamıştı. Aralarında resmi bir nikah bile yoktu. Sadece bazı sebeplerden dolayı bir arada olmak zorundalardı. Fakat şimdilik bunu kimsenin bilmesine gerek yoktu. *^*^*^*^*^*^ Mutfağı topladıktan sonra kendimize de kahve yaptım. Ervanın ki tabiki şerbeti aratmayacak şekilde şekerliydi. Fulya teyzeyle ikimiz için orta yapmış, şimdi de keyifli keyifli içiyorduk. Sohbetimizi mutfağa Berhan bey'in eşi Sırma'nın girmesiyle bölünmüştü. Hemen ayaklanıp bir iki adımda ona yaklaştım. "Bir isteğiniz mi vardı efendim.?" Sorum üzerine mahçupça gülümsemiş elleriyle oynamaya başlamıştı. Bu kadın ne kadar güzel olduğunun farkında mıydı acaba.? "Rahatsız ediyorum ama lavabonun yerini soracaktım." "Ne rahatsızlığı estağfurullah Sırma hanım. Gelin ben size eşlik edeyim." Kafa sallayıp teşekkür ettikten sonra mutfaktan çıkıp, üst kata çıktık. Ben önde o arkada ilerlerken sorusuyla ona döndüm. "Adınız nedir.?" Gülen yüzü, ışıl ışıl parlayan gözleriyle çok güzel bir kadındı. Gerçekten. Berhan bey çok şanslıydı. "Saygı efendim." "Saygı . Çok güzel bir adın var. Aynı senin gibi çok güzel oda. Gözlerine dicek birşey bile bulamıyorum." Şimdi mahçup olma sırası bendeydi. Karşımda kendi güzelliğinin farkında olmadan, karşısındakini içtenlikle öven bir kadın vardı. Gerçekten tam donanımlıydı yahu. Hem güzel, hem akıllı, hemde iyi. Her telden vardı kadında. Eksik olan bir yanı sanmıyorum ki olsun. "Teşekkür ederim efendim. O sizin güzelliğiniz." Oda teşekkür ettikten sonra lavaboya girmişti. Onu orda yalnız bırakıp tekrardan mutfağa indim. Erva meraklı gözlerle bakıyordu. Öğrenmek için kuduruyordu ama misafirlerin hatrına gıkını çıkaramıyordu garibim. "Hadi sor Erva. Biraz daha kendini sıkarsan ortadan ikiye çatlayacaksın." Fulya teyze dediklerimi kahkaha atmıştı. Erva ise başta somurtsada merakı ağır bastığı için hemen heyecanla sorularını sıralıyordu. Hepsine büyük bir sabırla cevap verdikten sonra almış olduğu cevaplardan memnun olmuş olmalı ki şerbet gibi olan kahvesini höpürdeterek içiyordu. Benim bu kızlarla çekeceğim var ama hayırlısıydı bakalım.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD