KARMAŞIK DUYGULAR

1638 Words
On beş gündür annesi ablasının yanında kalmıştı. Hem annesini özlemiş hem de bebeği görmek için hafta sonu geldiğinde ablasının yanına gitmek için hazırlandı. Ablasının kaynanasından hiç hoşlanmıyordu. Her söylediği söz sinir bozucu her bakışı imalı idi. Ablası da pek haz etmiyordu. Ablasının evinin bahçesinden girdi. Hanife teyze bahçede sandalyeyi çekmiş otuyordu. Ne zaman ablasına gitse her zaman aynı yerde aynı şekilde otururdu. Ablasının yanına çıktı. Ağrısı vardı. Ama ayağa kalabiliyor bebeği ile dolaşabiliyordu. Hele o bebeğin kokusu, nasıl güzel bir koku ne bir çiçeğe ne de bu zamana kadar aldığı hiç bir kokuya benzemiyordu. Bambaşka bir şeydi. O akşam ablasında kaldı. Sabah kahvaltıdan sonra annesi ile birlikte döneceklerdi. Abisinin askerliğinin bitmesine bir ay kadar zaman kalmıştı. Annesi abisini evlendirmek istiyor, daha askerden gelmemiş olmasına rağmen kimde evlenme yaşına gelmiş kız var araştırmalara başlamıştı. Bir erkek askerden geldiği zaman hemen evlenmesi gerekiyordu. Aslında ne kadar yanlış bir düşünce olduğu tartışmasız ortadaydı. Annesinin aklında bir kız vardı. Yaşlandığında kendisine bakacak temiz bir aile kızı diye düşünüyordu. Bu düşüncesini sadece kendi içinde bir süre tutmaya kararlıydı. Sabah ablasında kahvaltıyı yaptılar. Kader biraz evi toplayıp yapılacak ev işlerini bitirdi. Ablası kızına Özge adını vermişti. Ablası Özge'nin kıyafetlerini değiştiriyordu. Mis gibi bebek kokusu kıyafetlerine de sinmişti. Kader'in aklına bir şey geldi. Ablasına; “ Abla çıkardığın kıyafetleri eve götürsem Özge'yi özledikçe bunları koklarım” dedi Ablası gülümsedi. “ Götür tabi canım” “ Bir poşete koyalım da kokusu kaybolmasın” dedi Hemen bir poşet getirdi. Önce kokladı sonra katlayıp poşetin içine koydu. Sonra annesi ile birlikte evden çıktılar. Zaman ilerliyordu. Abisinin askerliğin bitmesine sadece bir gün kalmıştı. Ertesi gün sabah askerlik şubesinden teskere kağıdını alacak sonrasından otogardan otobüs ile dönüş yapacaktı. Annesi günü gününe takip ettiği için geliş gününü biliyordu. O akşam abisi aradı. Telefonda konuşurken annesinin ne kadar keyifli olduğu ses tonundan belli oluyordu. “Canım oğlum canının çektiği bir yemek var mı? Geldiğinde hazır edeyim” “Canım anam senin yaptığım her yemeği çok özledim. Sizi daha çok özledim.” Dedi   Sabana kadar uyku tutmamış olacak ki erkenden uyanmıştı. Abisinin en sevdiği yemekleri yapmak için hazırlık içerisindeydi. Babasını işe gönderdikten sonra Kader'de hazırlanıp evden çıktı. İş yerinde öğlen saatinde usta başı Arzu hanım depoya gitmiş ürünlerin düğmesini kontrol ediyordu. Kader'e seslendi “Kader buraya gelir misin?” Kader makinede iş gelmesi için bekliyordu. Arzu hanımın seslendiğini duyunca yerinden kalktı depoya doğru yürüdü. “Efendim Arzu hanım” Elinde tuttuğu kumaşı göstererek “Bu kumaştan dikilen eşofman takımının düğmeleri kalmamış. Sayısını kontrol edelim. Makinede biraz bu kumaştan düğme yapmak  gerekli” Kader her işten anlardı. Arzu hanım düğmelerin kumaşlarını kalıp halinde çıkarmak için makineye oturdu. Oturduğu gibi öyle bir bağırdı ki tüm atölye ne olduğunu anlamak için depoya doğru geldi. Kader yanı başında oturan Arzu hanıma baktı. Gördükleri karşısında âdeta şoka girmişti. Arzu hanımın parmağına kalıp makinesinin bıçağı düşmüştü. Kopan parmak makinede kalmıştı. Senelerdir tekstilde çalışmıştı fakat ilk defa böyle bir olaya şahit olmuştu. Depoya gelen diğer çalışanlar kazayı gördükleri gibi ilkyardım dolabını alıp getirdiler. Arzu hanım kendisinde değildi akan kanı gördüğü gibi bayılmıştı. Kader hareketsiz halde oturdu yere kalmıştı. İş yerinde herkese ilkyardım eğitimi verilirdi. Çalışanlardan Hacı abi hemen müdahale etmek istedi. Arzunun parmağına temiz bir gazlı bez ile sıkıca sarıp avuç içine aldı. Kanamayı durdurmak istedi. Diğer taraftan yanındakilere buz ve birde poşet getirmelerini söyledi. İstediklerini hemen getirdiler. Kopan parmak önce poşete konuldu sonrasında başka bir poşete buz küpleriyle doldurup iç içe koydular. Kapıda bekleyen servis aracı  ile hemen en yakın hastaneye gitmek için çıktılar. Tüm çalışanlar en çokta Kader etkilenmişti. Kader’e kendisine gelmesi için bir bardak su verdiler. Dönüp makineye tekrar baktı her yer kan olmuştu. O sırada İbrahim aradı. Sesi titriyordu telefonda , yolunda gitmeyen bir şeyler olduğu belliydi. İbrahim; “Sesin hiç iyi gelmiyor neyin var?” “Bir kaza oldu iş yerinde” İbrahim o an çok k korktu. Telaşlı ses tonu ile; “ Ne kazası Kader sen iyi misin?” “Ben iyiyim merak etme ”dedi Olanları ağlayarak anlatmaya başladı . Ne kadar korktuğu ses tonundan belli oluyordu. Biraz olsun kazanın etkisinden kurtarmak için konuyu değiştirmek istiyordu . “Abin bu akşam geliyormuş. Askerliği bitirdi.” “Evet bu akşam geliyor.” “Benimde askere gitmeme az kaldı.” Dedi Kader şöyle bir düşündü evet İbrahim’de askere gidecekti. Kısa bir süre sessiz kaldı. “Öyle mi ne zaman peki” dedi “Sekiz ay var daha bir an önce gidip gelmek istiyorum. Dedi İbrahim ile arasındaki görüşme daha da hız kazanmış gayet güzel ilerliyordu. Ne onun ailesinden ne Kader'in ailesinden kimsenin haberi yoktu. Askerlik işi kafasını kurcalamaya başlamıştı. Düşünmek istemiyordu. Akşam olduğunda birbirlerine görmek için balkona çıkar sonra evdekiler fark etmeden içeriye girerlerdi. Askere gittiğinde onu özleyecekti. Akşam bahçe kapısından içeriye girdiği anda yemek kokuları geliyordu. Karnı öylesine acıkmıştı ki içeri girer girmez mutfağa girdi. Tek tek tencereleri açıp bakmaya başladı. Annesi çeşit çeşit yemekler, börekler, tatlılar yapmıştı. Sonra gidip elini yüzünü yıkadı. Kıyafetlerini değiştirdi. Odaya girdi annesi çok yorulmuştu ama hiç şikayet etmiyordu. “Hoş geldin kızım” “Hoş buldum annem, nelerde yapmışsın öyle canım annem çok yoruldun mu” “Yorulur muyum hiç hem zaman daha çabuk geçti hem de severek yaptım hepsini" Abisi her izine geldiğinde o akşam çeşit çeşit yemekler yapılırdı. Abur cubur çerez çekirdek ne varsa getirilirdi. Hatta abisi buna öylesine alışmıştı ki geldiğinde hemen gülümseyerek “kurun masayı” derdi  Akşam kapı zili çaldı. Beklenen kişi gelmişti. Kader hemen kapıyla koştu. Annesi ve babası da kapının önünde bekliyordu. Abisi içeri girdi. Anne babasının elini öptü, Kader'e sarıldı. Annesi öyle çok özlemişti ki tekrar tekrar sarılıp öpüyordu. Odaya geçip oturdular. “ Hoş geldin oğlum” dedi Annesi “Hadi kızım sofrayı kuralım abin acıkmıştır.” Dedi Kader hemen mutfağa gitti. Sofrayı hazırladı. Yemekte abisi sürekli askerde başına gelen komik olaylardan bahsediyordu. Geç saatlere kadar sofra başında sohbet uzadı da uzadı. Annesi; “Oğlum yol yorgunusun sen yatağını hazırladım. Önce bir duş al sonra yat uyu" “Tamam canım anam" Kader sofrayı toplamaya başladı. Sabah erken kalkacaktı. Mutfağı toplayıp odasına geçti. Balkonda bir sigara içtikten sonra yatmayı huy edinmişti. Balkona geçti sigarasını yaktı. Tahmin ettiği gibiydi İbrahim balkonda onu bekliyordu. Kafası karmakarışık duygularla dolu doğru mu yoksa yanlış mı  yapıyor bilmiyordu. Ne zamana kadar sürecekti. Karar verdi son bir kez buluşup onunla artık görüşmek istenmediğini söyleyecek bu konu da burada kapanacaktı.  Sonra yatağına yattı. Seviyor ama kendisine bunu itiraf edemiyordu. Bir kızgınlıkla başladı bu oyuna kendisi yenik düşmüştü. Avcıyken av olmuştu. Bundan sonra aradığımda açmayacak, mesajlarına cevap yazmayacaktı. Zaten kimseyle de konuşamıyordu. Kime söylese haksız olduğunu söyleyecekti.   Ertesi gün Hayriye teyzesi geldi. İzzet'in askerden geldiğini duymuştu. Zeliş annesi ile birlikte gelmişti. Kader Zeliş’e anlatmaya karar verdi. Odasına geçtiler. “Sana bir şey söyleyeceğim çok önemli” Zeliş şaşkın bir yüz ifadesi takınmış Kader'e baktı. “Sende bir hâller var kaç zamandır söyle bakalım ne anlatacaksın” “Ben İbrahim ile görüşüyorum.” Zeliş ne duyduğundan emin olsa da inanamadı. “Yanlış duymuş olamam Sen İbrahim ile görüşüyor musun?” “Evet altı ay olacak neredeyse” “E anlatsana nasıl yaptın senden korkulur” dedi “Beni nasıl üzdüğünü en iyi sen biliyorsun" “Evet unutur muyum o gün Sevil'in etrafında pervane olmuştu.” Kader kafasını salladı. Yüzüne takındığı kararsız ifadeyi görmemek imkânsızdı. Zeliş; “Peki şimdi ne olacak? Seni çok mutsuz görüyorum.” “ Sanki bir çıkmazım içindeyim, bir yandan çok kızıyorum diğer yandan sanki..” Cümlesini tamamlayamadı. Zeliş konuşmaya devam etti. “ Sanki ne neden durdun yoksa sen aşık mı oldun ona?” Kader cevap veremedi. Susmasından belliydi kendini kaptırmış ama kabul etmek istemiyordu. “Eğer seviyorsan devam ettir ama ben sevgimden emin değilim diyorsan daha fazla uzatma  bence bak sonra daha büyük sorunlar yaşanır haberin olsun.” Dedi “ Kader alaycı bir tavırla ne sevmesi ya sevmiyorum ben onu sadece bir oyun” Dil böyle söylese de kalbi başka söylüyordu. Yemekler yendi çaylar içildi. Teyzesi ile Zeliş evlerine gitti. Onları yolcu ettikten sonra annesi ile Kader oturuyorlardı. Annesi kararlı bir ses tonu ile konuşmaya başladı. “Zeliş'i abine istesek nasıl olur. Tam gelin olacak kız” Kader annesine döndü gözlerini açarak; “Ciddi olamazsın anne abim kabul etmez" “Eder niye etmesin. Ben onunla konuşurum” Abisi eve geldiğinde annesi yanına oturttu. “Bak oğlum askerliği yaptın geldin. Sana bir şey söyleyeceğim. Artık evlenip yuva kurma zamanın geldi. Hayriye teyzenin kızı Zeliş'i biliyorsun ben isterim ki gelinim olsun. Sen ne dersin oğlum?” İzzet annesi konuşurken lafın nereye geleceğini tahmin etmişti. Net tavrını ortaya koydu. “Olmaz anne kesinlikle olmaz. O benim gözümde Kader nasılsa o da öyle sayılır. Kardeşim gibi görüyorum ben onu bana bir daha söyleme ”dedi odadan çıktı Kader abisinin kabul etmeyeceğini zaten biliyordu. Ama annesi söylemekte kararlıydı. Aldığı cevabın üstüne bir daha bu konuyu açmadı.  Kader İbrahim'e artık görüşmek istemediğini söylemek için bir zaman aralığı ayarlamıştı. İbrahim'e mesaj yazdı. “Görüşebilir miyiz?” “Tamam nerede" “Aynı yerde” Kader yine iş yerinden bir saatlik izin istedi . Her zaman aynı yerde buluşuyorlardı. Çay içerler biraz oturup kalkarlardı. Kader pastaneye gitti. İbrahim orada onu bekliyordu. Oturdu. Önce İbrahim'e baktı. İçinden sürekli aynı cümleyi tekrar edip duruyordu. (seninle artık görüşmek istemiyorum) Bu cümleyi ne kadar söylemeye niyetlense de sanki dili tutuşmuştu. Olmadı söyleyemedi. Zaten az bir zamanı vardı. Her sefer olduğu gibi servisle eve gitti. İbrahim bu buluşmada Kader'in bir şey söylemek isteyip de dile getiremediğini anlamıştı. Belki de sorduğunda gelecek olan açıklamadan korktu zamana bıraktı. Servisten inip sokağın başına doğru yavaş adımlarla yürümeye başladı. Sanki biri ile tartışır gibi hem soru soruyor hem de cevaplıyordu. “Hani söyleyecektin korkak neden sustun?” “Evet korktum” “Sana yaptığını ne çabuk unuttun" “Unutmadım tabi” “Tam zamanıydı işte söyleyecektin bak oyun böyle olur sen beni üzdün şimdi sen üzül demeliydin" “Kader kendine yenildi" Beynindeki bu savaş aslında aklı ve kalbi arasında olan kavga idi. Kalbi  çok kırıldığı için üzgün ama aklında her an onu düşündüğü için suskun kalmıştı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD