GEÇEN GÜNLER DEĞİL ÖMÜRDÜR

1604 Words
Nihayet eve gelmişlerdi. Annesine oturma odasına güzel bir yatak hazırladı. Televizyonu açıp kumandayı yatağına yanına koydu. “ Anneciğim sen yat dinlen ben ocağa çay koyayım. Önce güzel bir kahvaltı yapalım.” dedi   Hastane kokusu sanki üstüne sinmişti. Çay demlenene kadar banyoya gitti. Banyo yaptı. Sanki daha da hafiflemişti. Duştan çıktığında  kahvaltının hazır olduğunu gördü. Abisi hazırlamıştı. İnsanın kendi evi gibisi var mıydı? Annesine şimdi her zamankinden daha fazla dikkat etmesi gerekiyordu. İlaçlarını tam zamanında verilmesi çok önemliydi, birde evin bütün işleri Kader'e kalmıştı. Annesinin ilaçlarını verdi. Koltuğa oturup ayaklarını uzattı. Biraz dinlenip ev işlerini yapacaktı. Uzandığı yerde az bir şekerleme yapıyordu ki kapının zil sesi ile uyandı. Kapıyı açtı. “Kim o" diye seslendi. Gelen kişi Gülser teyzeydi, annesinin geldiğini görmüş geçmiş olsun demek istiyordu. “Kader benim kızım aç kapıyı”  Zilin sesine annesi de uyanmıştı. Gülser teyze elinde bir poşetin içinde süt ve bisküvi ile içeri girdi. Poşeti Kader'e verdi. “ Çok geçmiş olsun komşum, nasılsın iyi misin ağrın sızın var mı?” diye arka arkaya soruyordu. Annesinin yüzünde  yeni uykudan uyanmanın verdiği sersemlik vardı. Elleri ile önce saçlarını arkaya doğru topladı. Saçlarından kayan yazmasını düzeltti. Halâ hastane yorgunluğu gitmemişti. “Hoş geldin Gülser abla sağ olasın. İyiyim çok şükür biraz ağrım var oda geçecek. İnşallah” dedi Kader elindeki poşeti masanın üstüne bıraktı. “ Hoş geldin Gülser teyze" “Hoş buldum canım” dedi Yaşadıkları mahallede neredeyse bütün komşular böyleydi, biri hastalansın, doğum yapsın yada mahalleye yen birileri taşınsın hemen ziyarete gider hal hatır sorulurdu. Kader; “Ben bir çay koyayım ocağa” dedi Gülser teyze “Yok kızım bırak çay koymayı ben anneni görmek için geldim. Ocakta yemeğim var. Sonra tekrar gelirim.” Dedi Gülser teyzeyi kapıya kadar yolcu etti. Odaya geldiği sırada telefon çaldı. Arayan ablasıydı, sesini duymak çok iyi gelmişti. Annesi ile konuştu. Sonra kader aldı telefonu hastanede olan olayı ağlayarak anlattı. Ablası da çok üzüldü. Sonrasında kendini toparlayıp ablasını da üzmemek için bebeği sordu. “Abla sen nasılsın bebek nasıl” “iyiyim canım bebek te iyi şu mide bulantısı olmasa daha iyi olacak" “doktora gittin mi abla kız mı geliyor erkek mi?” “Kızım olacak inşallah canım” Kader o kadar sevindi ki elinde telefon ile “anne duydun mu bebek kız olacakmış.” Diye seslendi  Annesi: “Hayırlı olsun inşallah sağlıkla gelsin ömrü uzun olsun” diye dualar ediyordu Bugün daha güzel bir haber alamazdı. Akşam olmak üzereydi, daha önce mutfağa girip yemek yapmamıştı. Buz dolabını açtı. Acaba yemek ne yapsam? Diye düşündü. Annesi anlamıştı yenmek yapmak için mutfağa girdiğini. Seslendi odadan; “ Kader kızım mutfakta ne yapıyorsun?” “Yemek yapacağım anne acaba ne pişirsem?” Bu güne kadar annesi ve ablası yemekleri yapardı. Kader mutfak olayına fazla karışmaz daha çok evin temizliği düzenlemesi bunlarla ilgilenirdi. İş başa düşmüştü artık, akşam babası işten gelmeden yemekleri yapmak için kolları sıvadı. Annesi; “ Benim güzel kızım kalkamıyorum da ayağa ben sana tarif edeyim neler yapacağını” dedi Öncelikle hangi yemeği yapacağına karar vermesi gerekiyordu. En kolay yemek makarna diye düşündü. Yanına da patates yemeği yaptığı zaman her şey tamam diye düşündü. Annesinin yanına geldi. “Anneciğim benden bir isteğin var mı?” diye sordu “Yok kızım” “Patates yemeği ile makarna pişirsem  akşam yemeğine olur mu anne? “ Olur tabi güzel kızım ben sana anlatayım nasıl yapıldığını. Annesi tek tek anlattı. İlk başta ne yapmasını neler içine konulacak hepsini söyledi. Kader de mutfağa gidip annesinin anlattığı gibi hazırlıyordu her şeyi, arada bir mutfaktan sesleniyordu. “Anneciğim soğanlar biraz kavrulunca mı salçayı ekliyordum” diye Annesi de hiç cevapsız bırakmıyordu. Nihayet akşam yemeği faslını da bitirmişti. Babası geldi. Sofrayı da hazırlatıp abisini babasını sofraya çağırdı. Annesinin yemeklerini küçük  bir tepsiye hazırlamıştı. Yatağın üstüne örtü serip annesinin yemeğini de verdi. Kendisi de mutfakta sofraya oturdu. Yemeği tabaklara koydu. Abisi yemekten bir kaşık aldı. “Bu yemeğin tadında değişiklik var. Tuzu mu eksik?” Kader de yemeğin tadına baktı. Annesinin yaptığı yemeğe benzemiyordu ama ilk kez yapmış olmasına rağmen gayet başarılı bir yemek ortaya koymuştu. Abisinin huyu her zaman aynıydı, her yemeğe bir eksik bulur beğenmezdi. Kader içinden kendi kendine “ seninle evlenecek kızın vay haline” diyordu. Babası yemek seçmezdi Kader hem annesi ile ilgileniyor hem de evin temizliğini yapıyordu. Akşam için yemek bile hazırlamıştı. “Eline sağlık sen mi yaptın. Çok güzel olmuş” dedi babası “Afiyet olsun baba" dedi Yemekler yendikten sonra mutfağı topladı. Yatakları hazırladı. Annesinin temizlik zamanı gelmişti. Ayağa kalkması yasak olduğu için tuvalet temizliği ile de Kader ilgileniyordu. Bunu yaparken hiç rahatsız olmazdı. Annesi kızına yük olduğunu düşünürdü. Kader de annesinin yüzünde tebessüm oluşturmak için temizlik zamanı geldiğinde; “ Benim bebeğim neredeymiş, aman da aman” diye şakalar yapar annesini güldürmeye çalışırdı. Annesi onları bu yaşlarına kadar nasıl koruyup kollayarak bakmıştı. Onun bu kadarcık yaptığı bir işe mi büyüklenecekti. Tabi ki öyle bir şey olamazdı. Son olarak pansuman yapılması kalmıştı. Ellerini yıkadıktan sonra bir hemşire edası ile eldivenleri eline takmıştı. Canını yakmaktan çok korkuyordu. “Canım annem pansumanı da yapayım olur mu?” dedi Dikişlerin üzerindeki gazlı bezi yavaş yavaş kaldırdı. İlk defa bu kadar büyük bir yara görüyordu. Kalçasındaki kaba etinsen aşağı yaklaşık otuz santim bir kesi açmışlardı. Daha küçük bit yarayla karşılaşacağını tahmin ederken gördüğü karşısında şok olmuştu. Dikişleri gayet temiz görünüyordu. Normal iplik ile dikilmemiş âdeta bir kağıdı zımbalar gibi annesinin etini zımba teli ile dikiş atılmıştı. Eline aldığı gazlı bezin üstüne bir miktar eczaneden aldıkları sıvıdan döktü. Yavaşça sildikten sonra bu işlemi tekrarladı ve steril gazlı bezi büyük bir titizlik ile yaranın üstüne kapattı. Bantlama işleminden sonra eldivenleri çıkarıp tıpkı hastanedeki hemşire hanımın konuşmasını taklit edercesine; “Geçmiş olsun Hasibe hanım dikişleriniz gayet iyi görünüyor” dedi gülümsedi Annesine sarılıp “Canım annem ben her zaman senin yanındayım ağrılarında eser kalmayacak merak etme" dedi yüzünü okşadı öptü Artık odasında değil annesinin yattığı odada diğer kanepeye kendine yatak açıp orda yatmak istedi. Gece annesinin bir isteği olurda seslendiğinde  duymamaktan korkuyordu.  Yatağına yattı. Kendi kendine “aferin sana Kader sen her şeyin üstesinden gelirsin. Bak yemekte yapmayı öğreniyorsun. Aferin kız sana” diye kendisini motive ediyordu. Sabah erken kalktı. Babası ile birlikte kahvaltı yaptı. Annesinin yaptığı gibi babası sokağın başından gözden kaybolana kadar camdan bakar sonrada yatağına yatar bir kaç saat sonra tekrar kalkardı. Annesi ile birlikte kahvaltı yapıp ilaçlarını verdikten sonra evi toparlardı. Abisi işe giderken kahvaltı yapmayı sevmezdi. Üstünü giyinip giderdi. Bugün annesini görmek için Nuriye teyzesi gelecekti. Nuriye teyzesi aynı zamanda İbrahim'in abisi ile evliydi. Bir alt sokakta oturuyordu. Yani İbrahim'in yengesi oluyordu. Saat öğlen vaktini geçmişti. Nuriye teyzesi ve kayınvalidesi ile birlikte geldiklerini gördü. Zil çaldı. Kader annesine; “ Nuriye teyze ile kayınvalidesi geliyor” dedi Kapıyı açtı. İçeri davet etti. “Geçmiş olsun abla maşallah seni iyi gördüm” “Hoş geldin canım iyiyim çok şükür, sende hoş geldin Munise yenge” dedi Munise yenge aynı zamanda annesinin dayısının eşiydi. “Hoş buldum Hasibe nasılsın” dedi “İyiyim yenge sağ olasın, seni de ameliyat olacak diyorlardı karar verdin mi? Ameliyat olacak mısın” diye sordu annesi “Ameliyat olacağım da çok korkuyorum hastane yatış gününü verdi bir ay sonra ameliyata alacaklar. Sen ameliyat oldun kurtuldun bak, birde ben olabilsem inşallah” “ Hiç korkma yenge bak bana benim ne kadar çok ağrım vardı. Şimdi ağrımıyor. Ayağa kalkana kadar biraz sıkıntı çekilecek sonrasında iyi olacak inşallah” dedi Kader çay demleyip yanına ikramlık bir şeyler getirdi. Biraz oturdular. Sonra; “Hasta ziyaretinin kısa olanı makbuldür biz kalkalım sen de yat dinlen biraz” dediler çıktılar İbrahim'in annesi de aksıyordu yürürken, oda ameliyat olmayı kafasına koymuştu. Beş kız iki oğlu tam yedi tane çocuğu vardı. Büyük oğlu ile Kader'in Nuriye teyzesi evlenmiş üç tane kızı vardı. Mahalle genel olarak hepsi birbirinin akrabası oluyordu. Biri diğerinin teyzesi, halası yengesi dayısı vs.. İbrahim abisinin yakın arkadaşlarından biriydi, akşam olunca hepsi mahallede toplanır otururlardı. Kader İbrahim'den hoşlanıyordu ta ki ablasının düğününde yaşattığı o ana kadar, ama bunun hesabını bir gün mutlaka verecekti. Sadece o günü bekliyordu. Dün akşam yaptığı yemekler daha bitmemişti. Annesi Kader'e; “Kızım otur biraz dinlen kalan yemekler bu akşamda yeter” Annesinin dediği doğruydu, akşama yemek yapmadı. Annesi uyuduğu zaman arka balkona geçip sigara içiyordu. Aslında annesi anlamıştı ama bir şey belli etmedi. Arka balkona çıktığında İbrahim'in evinin balkonu görünüyordu. Onların evinin yanındaki binada Sevil'in oturduğu bina idi, “ acaba her balkona çıktıklarında birbirlerini görüyorlar mıdır” diye düşünmekten kendini alamadı Günler birbirinin neredeyse aynısı ilerliyordu. Annesi daha iyi görünüyordu. Doktor kontrolüne  gittiğinde artık yürüme aparatı ile ayağa kalkabileceğini  ayağına fazla yüklenmeden adımlarını atabileceğini söylenmişti. Annesi artık kendini daha da iyi hissediyordu. Akşam iş dönüşü babası doktorun söylediği yürüteci almıştı. Akşam annesini önce yatağa oturttular. Sonra bir koluna abisi diğer koluna babası girdi. Yürüteçten destek alarak annesi ayağa kalktı. Ameliyat olduğu ayağı üzerine basmadan odanın içinde yavaş yavaş adımlar atmaya başladı. Yeni yürümeye başlayan bebekler gibi korkuyordu. Uzun bir süreden sonra ilk kez ayağa kalkmıştı. Artık tuvalete de gidebilirim diye sevindi. Bir ay bu yürüteç ile yürüyecek sonrasında azar azar diğer ayağına da basmaya başlayabilecekti. Neredeyse dört buçuk ay geçmişti ameliyatın üzerinden, şuana kadar olumsuz bir durum yoktu. Kontrole gidildiğinde dikişler de alınmıştı. Annesinin ağrılarının son bulduğu için Kader ayrıca bir mutlu olmuştu . Akıl ve vücut sağlığından daha önemli olan bir şey var mıdır? Cevap kesinlikle yoktur bence ,” dünyalar senin olmuş milyon dolarlık arabaların olmuş bir kez olsun direksiyona oturup yol almadıktan sonra, deniz gören lüks binalarda otursan ne olur denizin mavi rengini göremedikten sonra, kuş sütünün eksik olmadığı sofralara otursan ne olur zehir zemberek sözler ile sofraya buyur edildikten sonra” buna benzer örnekler arttırılabilir. Zenginlik denildiğinde en büyük olanı beden ve akıl sağlığı en başta gelir. Sonrasında gelenler ihtiyaç değil istektir sadece, geçen günler değil ömürdür....
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD