Hastanede yatış günü için verilen tarih gelmişti. Sabah hazırlanıp çıktılar. Yatış işlemleri için gerekli olan evrakları hazırlamak için oldukça yorulmuşlardı. Son iş doktora gidip göstermekte kalmıştı. Tüm hastane çalışmaları yemek molasına çıkmıştı. Hastanenin kafeteryasına oturtup birlikte çorba içip beklemeye başladılar.
Annesi daha önce ameliyat olmamıştı. Korktuğu her halinden belli oluyordu. Ne kadar onlara yansıtmak istemese de Kader annesinin gözlerindeki korkuyu görebiliyordu. Yemek noktasının bitirmesine az bir zaman kalmıştı. Birlikte kalktılar, Kader annesinin koluna girdi. Doktor beyin odasının yanına gittiler. Annesini banklardan birine oturttu.
“Anneciğim sen burada otur ayakta kalma zaten bugün çok yoruldun” dedi
Annesi yorulmuş, ayaklarındaki ağrıdan bir adım daha atacak gücü kalmamıştı. Çok geçmeden doktor bey odasına geldi. Kader annesinin yanına geldi. Koluna girdi. Babası ile birlikte içeriye girdiler. Çekilen röntgen ve yapılan kan testlerine baktı. Annesine dönüp koşmaya başladı.
“Geçmiş olsun Hasibe hanım ameliyat için aksi bir durum göremiyorum. Ben elimden geleni yapacağım . Ağrılarınızdan kurtulacaksınız hiç merak etmeyin” dedi
Hastane yatış işlemi onaylanmıştı. Babası aynı hastanede hasta bakıcı olarak çalışıyordu. Babası annesi ve Kader hastane odasına çıktı. Ortopedi kliniği üçüncü kattaydı. Camdan baktığında acilin giriş kapısını görüyordu. Bu gece hastanede kalacaklar sabah erken saatte ameliyata girecekti. Babasının burada bir işi kalmamıştı. Yapacak işleri vardı. Babası bu servisteki hasta bakıcıları tanıyordu. Odadan çıktıktan sonra onların yanına gitti.
“Benim hanım ameliyat olacak bir şeye ihtiyarları olursa ilgilenirsiniz" diye rica etmişti.
Kader annesinin yatağını hazırladı. Çantaya koydukları eşyaları çekmeceye yerleştirdi. Kolonyasını, peçetesini, havlusunu yerleştirmeden önce tozunu alıp sonra yerlerinde koydu. Annesi o kadar yorulmuştu.
“Anneciğim biraz uyumaya çalış, bu gün çok yoruldun” dedi
Kendisi de çok yorulmuştu. Sabah erkenden kalkmışlardı. Akşam olmak üzereydi. Annesi uyurken oda sandalyeyi çekip oturdu yatağın yanına, basını annesinin yatağına yasladı uyuya kaldı. Kapının tıklanma sesi ile kendine geldi. Akşam yemeğini getiren görevli;
“ Herkes yemeğini alsın” diye sesleniyordu.
Kader öncesinde ne olduğunu anlamadı. Bugün hastanede geçirdiği zamanı rüya sanıyordu. Kafasını kaldırdı. Etrafında söyle bir baktı, annesi yatakta uyuyordu. Birden toparlandı. Yemeği aldı çekmeceli dolabın üstüne bıraktı. Yatağın başına geldi. Ne kadar güzel uyuyordu. Uyandırmaya kıyamadı . Biraz daha uyusun dedi kendi kendine , üstündeki örtüyü yavaşça düzeltirken annesi uyandı.
“Canım kızım”
“Annem iyi uyudun"
Saate baktı annesi
“Neredeyse gün batmış akşam olmuş”
“Evet anne akşam yemeği getirdiler.”
“Senin içinde yemek var mı kızım”
“Evet anne refakatçılara da veriyorlarmış”
Annesi kalktı ellerini yıkadı. Ayakları yatağın altına, masası yatağın üstüne giren hastalara yemek yerken kolaylık sağlamak için ne iyi bir yemek masası yapmışlar. Anne kız yemek tabldotlarını karşılıklı koydular. Yemekler bittikten sonra götürüp yerine bıraktı. Odada onlardan hariç iki tane daha hasta vardı. Yan tarafındaki teyzenin ayağı kırılmış dün gece acil ameliyat olmuştu. Karşısındaki yatakta trafik kazası geçirmiş bir genç kız yatıyordu. Yapılan test sonuçlarında bazı sorunlar çıkmış doktor beyi bekliyordu. Onunda kalça kemiğinde hasar oluşmuştu. Herkesin yanında refakatçi bulunuyordu. Annesi yarın ameliyat olacak erken kalkacaktı. Odadaki diğer kalanlar yemekten sonra sohbete başladılar. Yan tarafındaki yatakta yatan teyze;
“Geçmiş olsun bacım neyin var" diye sordu
“Sağ olun size de geçmiş olsun”
“Geçecek inşallah dün gece banyoda düştüm. Ayağım kırıldı. Acil ameliyata aldılar. Senin neyin var"
“Benim de bebeklikten kalça yerinden çıkmış. Şimdi ağrıdan adım atamıyorum. Sabah ameliyata alacaklar.”
“Tekrar geçmiş olsun bacım içini ferah tut. Buradaki doktorlar çok iyi ilgileniyorlar.”
Anlaşılan hastane odalarındaki arkadaşlıklar hep böyle başlıyordu. Karşı yataktaki kız pek konuşmadı elindeki telefon ile ilgileniyordu.
Akşam saat dokuz gibi içeriye hemşire girdi. Hastaların yataklarına tek tek uğrayıp dosyalara baktı. İlaçlarını bıraktı. Kader annesinin uyulduğunu görünce odadan çıktı. Koridorun bir ucundan diğer ucuna yürümeye başladı. Bir kaç kez turladıktan sonra odaya girdi. Camın önüne oturdu. Pencereden dışarıyı izlemeye başladı. Acil kapısında ambulansların biri gelip diğeri gidiyordu. Siren sesleri ve ışıkları gecenin sessiz karanlığını ortadan kaldırıyordu. Saat geç olmuştu ki yanına birinin geldiğini fark etti.
“Sabah annen ameliyat olacak sende yat dinlen yorucu, hareketli bir gün seni bekler.” Dedi
Teyzenin geliniydi gelen kişi, kızı ölmediği içim kendisi kalıyormuş.
“Evet doğru söylüyorsun bende biraz uyusam iyi olacak” dedi Kader
Sandalyeyi annesinin yatağının yanına ses çıkarmadan bıraktı. Başını annesinin yatağının yanına, kollarını da yastık gibi başının altına koydu. Gözünde bir damla uyku yoktu. Odanın ışıklarını erkenden kapatmışlardı. Odanın tavanına yansıyan ambulans ışıkları Kader'i çocukluğuna götürmüştü. O tek katlı evde sobanın üstünden tavana yansıyan ışıkları izlerken gibi ışıklara bakarak uyuya kaldı.
Koridordan gelen tekerlik sesleri ile uyandı. Gelen kahvaltı servisiydi bir yandan arabadan çıkan o ses, diğer yandan “kahvaltınızı kapıdan alın” diyen bayanın sesi sabah kurduğu saatten daha fazla gürültü çıkartıyordu. Bu sese uyanmayan kalmazdı. Ameliyat olacak hastalara yemek verilmiyordu. Kader kendine kahvaltı aldı annesi uyurken camın önüne oturup kahvaltısını bitirdi. Kapı tıkladı. İçeriye babası üstünde hastane üniforması ile girdi. Babası;
“Bir şey ister misin? Kantinden alıp geleyim” dedi
“Kahvaltı getirdiler aldım babam sen yedin mi”
“ Yedim kızım”
Gece sandalyede uyumak zorunda kalmıştı. Odada boş yatak yoktu. Aradan biraz zaman geçti. Yaşlı bor doktor ve arkasında üç dört tane beyaz önlüklü doktorlar odaya girdiler. Her biri hasta hakkında yaslı olan doktora bilgi veriyordu. Bizim yatağın basına geldiklerinde anlaşılması güç kelimeler kullanarak doktor bey bir şeylerden bahsetti. Anlaşılan tıp dilinde konuşuyorlardı. “Birazdan operasyona alınacak” dedi en son olarak
Yaşlı doktor önde diğerleri arkasında tek tek çıktılar. Yaklaşık yarım saat sonra içeriye bir hasta bakıcı girdi. Elinde ameliyat önlüğü ve bölmesi vardı. Yatağın ayak ucuna bıraktı.
“Operasyon için hazırlayın hastanızı birazdan almak için geleceğim” dedi
Kader yatağın üstünde çevreleyen perdeyi iki taraflı kapattı. Annesini giydirdi. Elindeki yüzüğü, kulağındaki küpeleri de Kader'e verdi.
Biraz önce önlüğü getiren adam kapıyı tıklayıp içeri girdi.
“Bacım sen Mustafa abinin eşiymişsin, geçmiş olsun" dedi
Getirdiği sedyeye annesini yatırdı.
“Annecim sakın korkma, her şey güzel olacak sen çıkana kadar kapıda bekliyor olacağız. Bol bol dua et.” Dedi Annesinin elini öptü. Ameliyathane asansörünün önüne kadar sedye ile gitti. Diğer asansör ile alt kata indi. Ameliyatta dört saate yakın kalmıştı. Bu kadar uzun kalkmasından endişe etmeye başladı. Abisi de yanında bekliyordu. Babası sürekli ameliyathanenin kapısındaki görevliye ameliyat nasıl gidiyor ters bir durum olup olmadığını kontrol etmesi için rica ediyor, kapıdaki görevli de babama bilgi veriyordu. Dört saat sonunda annesinin ameliyatınım bittiğini yakınlarının servise çıkıp hastasını karşılaşmalarını istediler. Kader dizlerinin üstüne çökmüş beklerken bunu duyunca hemen asansöre koştular. Abisi de yandan ayrılmıyordu. Üst kata çıkıp annesinin gelmesini beklediler. Kapı açıldı annesini görünce kendini tutamadı ağlamaya başladı. Annesi yarı baygın bir şekilde kendinde değildi. Babası ve diğer hasta bakıcı yatağına yerleştirdiler.
“Doktor bey gelip bilgi verecek” dedi
Az bir zaman sonra doktor geldi. Annesi de biraz daha kendine gelmiş hala üzerinde sersemlik vardı.
“Hasibe hanım nasılsınız? Ameliyatınız çok iyi geçti. Bu gece biraz ağrınız olabilir ben hemşireler ile konuşacağım. Ağrımız olduğunda seslerin size yardımcı olacaklar” dedi
Annesi zar zor konuştu;
“Sağ olun doktorum” diyebildi sadece
Doktor bey odadan çıkarken;
“Hastanın başında kim refakatçi kalacak?” diye sordu
Kader cevap verdi. Doktorun arkasından odadan çıktı.
“Ben kalacağım doktor bey” dedi abisi de yanındaydı
Kader'e baktı doktor;
“Bu çocuk mu kalacak? Senin yaşın kaç?” dedi
“On sekiz"
“Bu gece anneni sakın yerinden oynatma çok dikkat etmelisin” dedi
“Tamam dikkat ederim doktor bey" dedi
Doktorun dediği gibi yaptı. Gözü sürekli annesindeydi, hiç kıpırdamadan sabah etti. Sabah doktorlar tekrar gurup halinde hastaları ziyaret ediyordu. Sıra annesine geldiğinde doktor bey geldi. Yaşlı doktora ameliyatın başarılı geçtiğini ameliyat esnasında yapılan işlemleri anlattı. Ameliyat dikişlerimi göstermek istedi. Örtüyü kaldırdı birden batırmaya başladı
“Bu hastayı nasıl bu halde kalmasına izin verirsiniz. Dikişleri çok taze enfeksiyon riski çok yüksek hemen temizlensin” dedi
Kader neden bahsettiğini anlamamıştı. Doktorun dediğini yapmıştı. Annesinin dikişleri mi patlamıştı? Ters giden neydi? Onu kızdıran neydi?
Koridorda başına bir çocuk koyarsanız olacağı bu dediğini duydu. Doktorlar odadan çıktıktan sonra annesinin yanına gitti. Örtüyü kaldırdı. Dikişlere bakmak için, annesi regl olmuştu gece belden aşağısı uyuşuk olduğu için fark etmemiş. Kader de yanlış bir şey yaparım dikişlerine zarar veririm diye annesini hiç yerinden oynamamıştı. Annesine baktı. Gözlerinden yaşlar akıyordu. Hiç bir şey söyleyemedi. İçinden sürekli “özür dilerim anne sana güzel bakamadım benim yüzümden doktor bağırdı” diyordu annesi de Kader'in ne kadar üzüldüğünü görmüştü. Annesi daha fazla ağladığını görmesin diye odadan çıktı. Kapının önüne çöktü sessizce ağlıyordu kendine kızıyordu.
“Salak Kader hiç bir şeyi beceremiyorsun işte annene bile doğru düzgün bakamadın.” Diye kendi kendine kızıyordu. Abisi geldi o anda yanına;
“Ne oldu niye ağlıyorsun” dedi
Abisine söyleyemedi doktor kızdı dedi sadece
Sonra tuvalete gidip elini yüzünü yıkadı. Oradaki hasta bakıcı bayanın yanına gitti.
“Bana yardım edebilir misin? Annemin yatağının çarşafını değiştirmek için” dedi
Kadın Kader'e baktı.
“Sen biraz önce kapıda ağlayan kız değil misin? Canını sıkma olur böyle şeyler. Nereden bileceksin dimi böyle olacağını hadi gel değiştirelim” dedi
Birlikte çarşafı değiştirdiler. O gün annesine böyle bir olay yaşattığı için kendine çok kızdı. Halbuki annesine zarar vermemek için elinden geleni yapmıştı. Ertesi gün doktorlar aynı kadro hastaları ziyaret ediyorlardı. Odaya geldiler. Sıra annesine geldi. Bu hastamızı iki gün sonra taburcu etmeyi düşünüyoruz. Dikişlere gayet iyi görünüyor. Parmak hareketleri de mükemmel , hocam diye bilgi verdi. Odadan çıktılar.
Hayatında unutulmayan senin en çok canının yandığı yada mutlu olduğun andır. Kader'in de hayatında asla unutmayacağım dediği anlardan bir tane daha eklenmişti not defterine, kim bilir daha neler not alınacaktı.
Yan tarafta yatan teyze o gün taburcu oluyordu. Kader yatağını hatta evde demlenmiş çayı özlemişti. Neyse ki yandaki yatak artık boş olacaktı en azından gece sandalyede değil yatakta uyuyacaktı. O gece boylu boyunca yatağa uzandı. Sabah yine gürültülü kahvaltı arabasının ve o bayanın sesiyle uyanmıştı. Dinlenmiş bir şekilde uyanmak ona çok iyi gelmişti. Artık bu gün hastanede son günleriydi. Yarın sabah evine gideceklerdi. Annesi de daha iyiydi, en azından oturabiliyordu. Doktor bey gelip yapılması gerekenleri konuştu. Üç ay ayağa hiç kalkmaması gerekiyordu. Ters giden bir durum olmadığı için o gün taburcu olabileceklerini söyledi. Kader hemen babasına haber verdi. Eşyaları topladı, doktordan ilaç reçetesini aldı. Babası odaya geldi. Abisini bekliyordu. Abisi hasta arabası ile geldi. Annesini de alıp eve götürdüler. Babası işine geri döndü.