5.Bölüm {Rüyanın Esiri}

1993 Words
Blayne, kendini ailesinin yanında ve ait olduğunu hissettiği yerdeydi. Cadılarla tanıştıktan sonra hayatı biraz daha kolay olmuştu. Kızlar, Blayne için pantolon gömlek dikmişlerdi. Onun için yemekler yapıyorlardı. Kendi aralarında kimin ne eksiği varsa gidermeye çalışıyorlardı. Blayne da kış için odunlar almış ve onları kırıp cadılar arasında paylaştırmıştı. İyiliklerine iyilikle karşılık vermek istemişti. Gloria, Blayne'a koruyucu ruh ve cevherlerle ilgili bilgi edinmesini rica etmişti. Blayne, insanlarla iletişim kurmakta biraz çekingen olsa da çalışkan bir genç olduğu için iş bulması kolay oluyordu. Çalışırken insanlara sorular soruyordu, muhabbet ediyordu. İnsanlar onunla konuşurken gülüyordu. Blayne komik birisi olduğunu hiç düşünmezdi. Ailesinde gülme eylemi çok fazla gerçekleşmezdi çünkü. Doğal davranışları ve tavırları komik geliyordu. Blayne hep ciddi olması gerektiğini düşünürdü. Bir gün askerler için kılıç teslimatını yapmaya kaleye gitmişti. Bir aydır cevher çocuk bulmamışlardı. Farklı davranışlar sergileyen çocuklar hemen fark ediliyordu. Ya köylüler askerlere çocukları teslim ediyordu ya da çocuklarından korkan aileler bizzat evlatlarını ölüme sürüklüyordu. Blayne kalenin içine girip cevherlerle ilgili kayıtları almak niyetindeydi. Ak cadıları bu işe bulaştırmadan, hatta giriştiği işten kimselere söz etmeden yanaştı kaleye. Kaytların nerede tutulduğunu bilmeden, hangi odada arayacağını bilmiyordu. Yalnızca cesareti vardı yanında. Askerlere baktı. Kendi aralarında konuşurlarken kaleye girmek için adımlarını attı. ... Çiğ eti gözünün üstüne yapıştırdı Amy. "Yavaş ol." Diye sızlandı Blayne. Kaleye girip kayıtları almak kolay sanmıştı. "Sen haber etmeden kendi başına iş yaparsan sonu böyle olur. Dua et kale askerleri seni öldürmemiş hırsız sanıp." Karnını cimdirdi Blayne'nın. Tekme yediğini anlatmıştı. "Sizin de başınızı yakmak istemedim. Girer alırım sandım ama... Askerler kale içinde ne işim olduğunu sorunca ne diyeceğimi bilemedim. İnsanlarla konuşmaya alışkın değilim. Beni bilenlerle rahat rahat konuşurum ama, sıradan insanlarla zor." Amy'i kardeşi gibi görmeye başladığından derdini açtı ona. Amy, Blayne'nın yediği dayağın sebebini şimdi daha iyi anlamıştı. "İşte bundan sebep yardım alman gerekirdi. Askerlere erzak bıraktık derdim." Blayne acıyla doğruldu yerinden. "He bir de seni götürecektim yanımda öyle mi? Güldürme." Amy, Blayne'nın alayına sinir olsa da bir şey demedi. "Peki büyü kitabına baktın mı?" Bakışlarını devirdi. "Baktım tabi. Koruyucu ruhtan da cevherlerden de bahsetmiyor." "Gloria'nın kitabına baksak?" Amy bir şeyler yapmak istiyordu. Blayne, Amy başından gitsin diye onu onaylayıp Gloria'nın yanına gittiler. Onun kitabına baktığını tahmin ediyordu. Eğer Gloria bilgi sahibi olsaydı Blayne'dan araştırma yapmasını istemezdi zaten. Amy'nin çenesinden kurtulmak için hevesini kırarsa başında daha çok konuşurdu. Gloria evinin bahçesinde oturmuş dinlenirken misafirlerini gördü. Blayne hiç uzatmadan neden geldiklerini açıkladı ve Amy ile birlikte Gloria'nın kitabını incelemeye başladılar. Gloria onlara elimde kalan biraz süt ve bir parça kek verdi. Kendisi de kitabına bakmıştı ama işe yarar bir bilgiye ulaşamamıştı. Ancak gençlerin cadılar için çalışmasına da mani olmak niyetinde değildi. Onları böyle görünce mutlu oluyordu. Umutsuzca sayfaları çeviren Blayne'nın aklına bir fikir gelmişti ama söylemeye çekiniyordu. Amy'nin yanında söylemeyi hiç istemiyordu. Amy gidinceye kadar Blayne sabırla bekledi. Diğer cadı kız kardeşlerine pazarda yardım etmek için gittiğinde Blayne, Gloria'nın yanına yanaştı. "Bir fikrim var. Ak cadılar koruyucu ruhun geldiğine inanıyorsa kara cadılar da inanır. Onlar için büyük tehdit. Benimde ailem kara büyücülerden oluşuyor. Ailemden ayrılırken büyü kitaplarını yanıma aldım. Mağaralarda yaşayan bir akrabamız var, onun mutlaka daha büyük bir büyü kitabı vardır ona ulaşırsam..." Anlatırken bile endişeliydi Blayne. "Hangi akrabanmış o? İnsanları öldürmesinler diye sarsıntı yarattığın akrabaların mı? Seni hoş karşılayacaklarını sanmam." Gloria, genç delikanlıyı düşünüyordu. Blayne, kendisini yanlarına alan aileye yalan söylemek istemiyordu. En azından Gloria'ya gerçekleri anlatmak istedi. Birkaç nesil uzaktan akrabası olan cadı Darmell'in peşinde olduğunu söyledi. Kara büyücülerin hep sorunlu olduğunu unutmuştu yaşlı kadın. Duydukları karşısında canı sıkılmıştı. "Darmell zaten peşimde eğer kitabına ulaşabilirsem size faydam olur." Blayne kendini yakmayı göze almıştı. "Kara cadılarla uğraşılmaz. Hem kitaba ulaşmayı nasıl düşünüyorsun?" "Rüya sayesinde. Darmell ile kan bağım var. Rüyasına girebilir ve yönetirsem kitaba ulaşırım. Planlarını bile öğrenirim." Blayne belki insanlarla konuşmak konusunda özgüvensizdi ama söz konusu büyü olduğunda ufak yaşına rağmen yapabileceğine inancı tamdı. Gözünü karartır en zor büyüleri bile yapabilecek cesareti vardı. Gloria bir şey söylemeden önce düşündü. Gencecik bir delikanlıyı da yakmak istemiyordu. "Başka bir yol buluruz. Kara cadılar kindar olur, unutmazlar. Çok güçlüdürler." "Tanıdığımız başka büyücü yok. Başka kimseden bilgi alamayız. Ben kara cadıların, büyücülerin arasında büyüdüm. Onların kanını taşıyorum. Bir Webster'ı ancak bir Webster yenebilir. Başka kimsenin gücü yetmez." Ailesinin güçlü olduğunu biliyordu. Gloria yaşlıydı, Darmell gibi bir cadıyla baş edemezdi. Ama kendisi aynı soydan geliyordu. Damarlarında aynı gücün kanı akıyordu. Zor olurdu belki ama başarırdı. "Hayır hayır. Çok tehlikeli. Kabul edemem. Başka bir yolunu buluruz." Gloria bu konuyu kestirip attı. Kimseyi kara cadılarla uğraştırmak istemiyordu. Blayne, Gloria'ya karşı çıkmamak için bir şey dememişti ama aklındakini uygulamaya da kararlıydı. Kimseye belli etmeden peşindeki cadının rüyasına girmeye çalışacaktı. Kulübesine gidip büyü kitabını çıkarttı. Kalın, içi yazı dolu kitabı karıştırdı. Aradığı büyünün olduğu sayfaya gelinceye dek işine yarar başka ne bulabilir diye de bakındı. O kişi yanındaysa rüyasına girmek kolaydı, zor olan rüyadan çıkmaktı. Blayne'nın zorluğu baştan başlamıştı. Darmell yanında bile değildi. Aynı kandan oldukları için kendi kanını kullanacaktı ama kanın kurumaması için devamlı sıcak ve sıvı halde olması gerekiyordu. Rüya Kapanı büyüsü için malzemeleri aklında tuttu. Ritüeli okudu ancak yapmadan önce yeniden okuyacaktı. *** Diğer cadılara belli etmemeye çalışarak kara bir kuş kafesi aldı rüyayı yakalamak için, biberiye ve sarımsak aldı rüyada daha uzun süre kalsın ve negatif enerjiyi uzaklaştırsın diye. Darmell'in rüyasına girerken kendisi de uyuyacaktı. Kanının devamlı akması için bir küçük bıçakta aldı. Aldıklarını kimseler görmeden kulübesine taşıdı. Amy ve diğer cadılar bazı geceler yanına uğruyordu eksiklerini gidermek için. Onların gelmeyeceğinden emin olduğu ilk gece büyüyü yapacaktı. Yaptığı her büyüyle kendine güveni artıyordu ve daha fazlasını istiyordu. Bu istek kanından mı geliyordu? Kendini dizginlemesi gerektiğini hatırlattı kendine. Daha fazlası demek kara büyü demekti. Amy gündüz gelmemişti, gece gelir diye bekledi ancak uğursuz saatlerin içindeyken de gelmemişti. Zamanı kaybetmemek için hazırlıklarına başladı. Rüyaya dalacağı alanın etrafına mumlar yaktı enerjiyi kontrol edebilmek için. Aldığı malzemelerden iksir yaptı yarısını içti yarısının içine de kanını akıtıp kafesin içine yerleştirip kapısını kapattı. Kafesi, kolunun hemen yanına koydu ve bıçağı koluna sapladı. Akan kanın kafese ulaşmasını sağladı. Hemen yere uzandı. "Kapansın gözümün perdesi, Açılsın Cadı Darmell'in gözlerine. Uykunun derinine, rüyalar alemine çağırıyorum seni kanımdan olan cadı. Bana istediklerimi göster, beni rüyana al..." Blayne'nın gözleri kapanıyordu. Etrafındaki mumlardan yanan ateş kıpırdamıyordu bile. Rüzgar kesilmiş gibiydi. Blayne sözleri tekrar ede ede uykuya teslim oldu. Gözlerini açtığında karanlığı gördü. Huzursuzdu, küf kokusu alıyordu. Rüyaya Darmell gelmeden önce etrafı inceledi. Mağara gibi bir yerdeydi. Rüyada olduğu için bir ateş yakabildi düşüncesiyle. Ortam karanlık ve pis olsa da çok düzgündü. Bu da Darmell'in zihninin net olduğunu gösteriyordu. Masa gibi duran kayalığın üstünde çeşit çeşit otlar, kemikler bulunuyordu. Ve dumanlar çıkan bir kara kazan vardı. İçinde ne kaynadığını anlamamıştı Blayne. Masanın hemen arkasında taş duvarların arasında bir kitap vardı. Kalın kitabı sıkıca tutup çekti sıkıştığı yerden. Darmell onu bilincinin altında bile koruduğuna göre içinde önemli ve değerli bilgiler olmalıydı. Ağır kitabı taş masanın üzerine attı ve içini açtı hemen. Sayfaları karıştırdı, gördüğü her sayfayı aklında tutmaya çalıştı. Kehanetler yazılı bölümü geldiğinde heyecanlandı. Yüzü olmayan bir insan suretinin etrafında yazılar olan sayfanın üstünde İye Kehaneti yazıyordu. Aradığını bulmuştu. Sevinirken olduğu yer sallandı. Nasıl olduğunu anlamadığı şekilde rüya hasara uğramıştı. Burada daha fazla kalamazdı ama sayfaya hızlıca göz gezdirdi. Ne zaman doğacağının belli olmadığı ancak senenin ortasında doğacağı; kız mı erkek mi olacağının belli olmadığı, ona yürekten inananların ortaya çıktığında hissedeceği, etrafına mucizeler yayacağı, ilk İye'nin masumları koruyacağı bildirilmişken sonrasında gelecek olanların neye ve kime hizmet edeceğinin belli olmadığı yazıyordu. Darmell planlarını da not almıştı kitaba. Niyeti ilk İye'yi henüz çocukken bulup öldürmek ve sonrasınds gelecek İye'yi bulup kendi istedikleri gibi yetiştirmekti. Onunla birlikte cadı krallığını kurmak istiyordu. Darmell'in bunu yapması yıllar sürerdi ama o şimdiden akrabalarıyla savaşa girmişti. Planını öğrenmişlerdi ve kabul etmemişlerdi. Belki de bu yüzden mağarada bir büyücüyü yakmıştı ve ortalığı karıştırmıştı. Babası bunu biliyor olmalıydı? Yer tekrar sarsıldığında kitabı kapattı ve rüyadan çıkmak için sözleri söylemeye başladı. "İstediklerimi gördüm, at beni rüyadan..." Derken bir el kolunu tuttu. Gözlerini açtığında çirkin suratlı bir cadı duruyordu ve artık rüyanın hâkimi oydu. Bu akrabası olan, onu öldürmek isteyen cadı Darmell olmalıydı. ~~~ Amy, tüm gün Blayne'ı görmediği için onu merak etmişti. Cadı kız kardeşlerine kıyafet dikiminde yardımcı olduktan sonra epey bir geç olmuştu ama yine de onu görmek istedi. Yaralı olduğu için durumuna bakacaktı. Kulübenin kapısını çaldığında açan olmadı. Uyuduğunu düşündü. Sessizce kapıyı açtığında Blayne'ı yerde uyur vaziyette buldu. Ama yer kan içindeydi. Amy kapıyı açınca mumlar titremeye başladı ve farkında olmadan Blayne'nın girdiği rüyayı hasara uğrattı. Ne yapacağını bilemeyen Amy kapıyı kapatıp Gloria'nın yanına koşturdu haber etmek için. Kapının kapanmasıyla oluşan rüzgar yüzünden mumlardan biri sönünce istemeden Darmell'i uyandırmış oldu. Amy nefes nefese Gloria'nın evine girdi. Gürültü yüzünden uyanan yaşlı kadın yatağında doğrulurken Amy yanına geldi. "Blayne bir büyü yapıyor, yerde uyuyordu... Kanlar vardı..." Ne gördüğünden de emin değildi aslında. Gloria'nın korktuğu başına gelmişti. Üstünden örtüyü atıp sopasına uzandı ayaağa kalkmak için. Amy ona yardım etmek istedi ama Gloria izin vermedi. "Git kızları Blayne'nın evine getir. Acele et, rüyanın esiri olmadan onu kurtarmalıyız." Amy koşturarak evden çıkarken Gloria da Blayne'nın kulübesine hızla yetişmek için süpürgesine bindi. İlerlemiş yaşından dolayı süpürge kendisi için tehlikeliydi ama Blayne'ı kurtarmak için kendini tehlikeye atmaktan çekinmemişti. Sağ salim varmıştı neyse ki. Kapıyı açtığında korktuğu manzarayla karşılaştı. Blayne'nın açıkta duran kitabına baktı ne yaptığını anlamak için. Okuduktan sonra sönmüş mumu tekrar yaktı ve Blayne'nın diğer elini tuttu ona güç vermek için. Çok gücü yoktu ama rüyadan çıkması için her türlü güce ihtiyacı olacaktı. Gloria için çok yoğun bir büyüydü bu. Amy ve diğer kızlar gelene kadar gücünü toplamaya çalıştı. Kızlar geldiğinde kanlar içindeki yeri gördüler. "Hemen geçin Blayne'nın başına. Kafesin arkasında bir kişi otursun, arkasına iki, onun arkasına üç diye gidin. Cadı merdiveni yapacağız." Kızlar hemen Gloria'nın dediğini yaptılar. Piramit şeklinde her sırada bir kişi artarak arka arkaya oturdular. Gloria ne yapacaklarını anlattı. "Blayne rüyada sıkıştı. Nasıl girdiyse tersini yaparak çıkması lazım. ...." Kızlar ne yapacaklarını anlamıştı. Gloria büyüye başladı. "Blayne gördü istediklerini, çık sıkıştığın rüya kapanından. Uykunun derininden, esiri olduğu rüyadan seni geri çağırıyorum Blayne. Kapansın Cadı Darmell'in gözleri, Açılsın Blayne'nın gözünün perdesi..." Sözleri tekrar ederken kafesin içindeki şişeyi kapıyı açmadan çıkarttı önünde oturan ak cadı. Açtı şişeyi Blayne'nın ağzına döktü ve kafesi açtı. Cadı kız kardeşler önlerindeki kardeşlerinin omuzlarına dokunup güçlerini aktardı. Eğer mumlar sönerse Blayne uyanacaktı. Eğer sönmez, yanmaya devam ederse cadı Darmell'in rüyalarında esir olarak kalacak ve bir süre sonra kimliğini unutacaktı. ~~~ Blayne, Darmell ile karşılaşmıştı sonunda. Onun gibi güçlü bir kara cadının rüyasına girmenin hata olduğunu yakalandıktan sonra anlamıştı. Kolunu öyle sıkı tutuyordu ki tırnakları derisinin altına girecekti sanki. "Benim inime girecek cesaretin varsa acıya dayanıklı olman gerek." Darmell, kitabını masanın üstünden elinin tersiyle attı ve rüyasına giren yeni nesil akrabasının kanını akıtıp rüyasına girdi. İkidir ayağının altında dolanıyordu. Rodney ile konuştuğunda istediği büyünün kitabında olduğunı söylemişti ama en küçük oğlu kitabı çaldığı için büyüye de ulaşamamıştı. Karanlık efendi ile arasına kim girerse girsin ezer geçerdi. Rodney'e yaptıpı gibi. Blayne'nın kulübesinde masasının üzerinde duran kitabın sayfaları çevriliyordu. Gloria bir terslik olduğunu anladı. Farklı bir enerji hissetmişti. Blayne'nın tuttuğu elini gevşetip arkasına döndüğünde kitabın bir sayfasının yırtılıyor olduğunu gördü. Gloria sayfayı tutup kitabı kapattı. Aynı zamanda mumlar söndü ve Blayne gözlerini açtı. Darmell, sayfanın bir köşesini alabilmişti. Karanlık efendiyi yeryüzüne çekeceği büyüyü almasına çok az kalmıştı. Şimdi elinde yarım bir büyü vardı. Blayne uyandığında kolundaki yarayı sardılar. Nerede olduğunu, yaşadıklarını idrak etmeye çalışıyordu. Gloria'nın eli ise kara cadının dokunuşu yüzünden kara bir leke ile kaplıydı. Ak cadılardan Rebecca kara lekeyi görünce eline bir bez alıp Gloria'nın elini sardı. Karanlık dokunuşun karanlık bir etkisi olacağını biliyordu Gloria. *** Yatak döşek yatan Gloria bir üşüyor bir terliyordu. Hayaller görmeye başlamıştı. Kara leke 2 günde kolunu kaplamış boynuna ulaşmıştı. Blayne kendine geldiğinde yaptığını hata olduğunu anlamıştı. Gloria'yı lekeden kurtarmanın da yolunu bulamadıkları için pişmanlık duyuyordu. Ama Gloria, Blayne'ı affetmişti. Cadı kardeşleri düşünerek, canını hiçe sayarak tehlikeli bir büyüye kalkışıp başarılı olduğu için onunla gurur duymuştu. Kendisi zaten yeterince yaşamıştı. Kızlarını ve içlerindeki tek erkek olan Blayne'ı Rebecca'ya emanet edip gözlerini yumdu bu yalan dünyaya. Blayne'nın yaptığı büyü yüzünden ondan korkanlar, kara cadının peşinde olduğunu saklaması ve Gloria'yı öldürmesinden dolayı korkan 5 ak cadı gitme kararı aldı. Rebecca onlara kızamıyordu. Darmell korkulması gereken bir cadıydı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD