İstanbul'a Dönüş
Yıllar sonra yine aynı şehirde aynı sokakta...
Tam tamına beş yıl sonra eskimiş raflara kaldırdığı anılarının sahibi o can yakan kaldırıma baktı. Çocukluğunu yaşadığı gençliğinin geçtiği soğuk kaldırımlara...
Onu burada kim bilir ne kadar çok beklemişti?
Kim bilir kaç kez bakmıştı o sokağın başına?
Bir zamanlar delicesine âşık olduğu adam gelecek mi diye kaç dakika heyecanla dikildi orada?
Kim bilir?
Çocukluğunu yaşadığı eve baktı suçlulukla. Bir zamanlar ona sıcaklık veren o hisler çok uzaktı şimdi.
Gözlerinde geçmişin hüzünlü hatıraları kendini belli edercesine parlıyordu.
Ellerine çevirdi bakışlarını kısa bir an. Heyecandan mıdır yoksa anılardan mıdır bilinmez, elleri titriyordu.
Titreyen elleriyle yavaşça kapıyı açtı. İçeri ilk adımını attığında yoğun bir ahşap kokusu karşıladı onu. Sonra yıllardır tozu alınmamış eski ayakkabı dolabı...
Parmaklarını dolapta gezdirdiği anda tozun silindiği yerde koyu belirgin bir iz kalırken içini geçirdi. Kendisi gibi bu evde tükenmişti demek ki.
Dolaptan uzaklaşıp etrafa baktığında duvarda duran boy aynasında ki aksi ile karşılaştı.
O an fark etti gözlerinin dolduğunu. Yüzünü dikkatle incelediğinde eski halinden eser kalmamış, aynadaki bu kadın kendisi değildi sanki. Gözleri neşeyle parlardı eskiden. Şimdi dinmek bilmeyen bir keder vardı orada.
Titremesi tüm bedenini sardığında ayakları daha fazla dayanamadı ve bıraktı kendini ahşap desenli zeminin üstüne.
Geçmişin bu denli acı vereceğini tahmin edememişti.