Bölüm 9

2560 Words
İyi okumalar dilerim... Yazardan anlatım... Uyuşmak; İçinde bulunduğu durumu düşünüyordu genç kadın. Nelerin hayalini kurarken neler yaşıyordu. Genç adamla gülüşüp kaynaşmıştı, hoş Melisa zaten sıcak kanlı bir kadındı fakat göğsündeki sargı her seferinde gözlerinin dolmasına sebep oluyordu. Kartal; o ise günlerini öç almak için geçiriyordu resmen. Onu hayata bağlayan ve kaldığı yerden devam etmesini sağlayan en temel olay Melisa'nın sağlığına kavuşmasıydı. Hemşiresi Eliz ile düz yürüyüşlere başlamış günlük rutin işlerini zorlansa da kendi başına yapar hale gelmişti. Erdal Bey; bu süreçte oğlunun hata yapmaması için yanında yer alsa da edindiği bilgiler ile kötü günlerin kapı eşiğinde durduğunu biliyordu. Toplantı odasından çıkan beylerin istikameti her akşam olduğu gibi Kartal'ın yaşadığı köşktü. Köşk deniliyordu çünkü Avrupai havadan yoksun tamamen Türk işçiliğinin konuştuğu eski yapıttı yaşadığı ev. Herkes araçlara bindiğinde Mario konuşmaya başladı. "Kartal'ın durumu hiç iyi değil Daniel. En son Kumru'nun ölümünde bu hale geldi. Şimdi yeni bir savaş başlayacak ve o eline silahı almadan durmayacak". Mario haklıydı. Güzeller güzeli Kumru bir suikast sonucu aynı Melisa gibi kanlar içinde kalmıştı kolları arasında. Kardeşinin soğuk bedenine bir kez daha bakamamıştı Kartal. Erdal Bey ise o günleri karanlık odasında geçirip hayata gün ışığına mola vermişti. Aynı sonu tanımadığı bu tatlı genç kadın yaşamasın diye oğluna destek oluyor ve kızının intikamını almak istiyordu. Fakat yanında gergin halde oturan oğlunun duruşu bile yapacaklarının kanıtı niteliğindeydi. Kısa süre sonra köşkün önüne geldiklerinde hızla araçtan inip yürümeye başladı Kartal. Aldığı soluklar boğazına takılırken güçlü bir öksürük koptu boğazından. Geçmiş ve bu gün birbirine karışmış gibiydi. Büyük kapı açıldığında içeriden gülüşme seslerinin gelmesi ile kaşları çatıldı genç adamın. Hizmetli kenara çekilip dudaklarını birbirine bastırırken Melisa'nın kahkahası bir kez daha yankılandı evde. Kartal hızla yemek salonuna girerken karşısında gördüğü manzara ile daha çok çattı kaşlarını. Gürsoy; amcasının oğlu yani haz etmediği o ukala kuzeni gelmişti. Üstelik Melisa ile de uzun bir süredir vakit geçirdikleri belli idi. "Kuzen öldürecekmiş gibi bakmayı kes istersen. Onca yolu böyle karşılama için gelmedim". Kartal ağır adımlarla içeri girip sadece elini uzattı. Gürsoy bunun ne anlama geldiğini biliyordu. Zamanında yediği haltların bedeliydi bu samimiyetten yoksun karşılama. Eyvallah diyerek kendisine uzatılan eli samimiyetle sıktı. "Ha bu arada tebrik ederim. Yengem çok güzel ve espriden anlayan bir kadın". Kartal'ın bakışları bu sefer yerinde rahatsızca kıpırdanan Melisa'yı buldu. Mahcubiyetle oturduğu yerden yavaşça kalkıp "şey ben bir lavaboya gidip geliyorum" diyerek yarasına rağmen hızla salondan çıktı. Koridorda biraz önceki konuşmalara şahitlik eden beyler ise tebessümle izliyorlardı tatlı telaşa kapılan genç kadını. Zira Erdal Bey bu durum karşısında mutlu olmadan edemedi. Yeğeninin nasıl bir çapkınlığa sahip olduğunu bildiği için bu genç kadının böylesine ufak bir yalan uydurduğunun farkındaydı. Güven onların dünyasında her şeydi ve Melisa onca yaşadığı badireye rağmen Kartal'a güvenmeyi tercih etmişti. Üstelik bir kurşun yarasından fazlasını bilmediği halde. Kartal kuzeninin gözleri içine baktı. Ters giden bir şeyler olduğunu sezinlemişti. Yoksa Melisa neden bu kadar basit bir yalanın ardına sığınsın. Salona giren Erdal Bey ve Kartal'ın yol arkadaşları ile havadaki gerilim kırılırken Kartal herkesi ardında bırakıp Melisa'nın peşinden giderek merdivenlere yöneldi. Göğsündeki ağrı neticesinde hareketleri yavaştı. Genç kadın nefes nefese merdivenleri bitirip kaldığı odaya doğru yönelirken koluna dokunan el ile yerinden sıçradı. Başını kaldırıp ürkek bakışlarını karşısındaki adamın gözlerine iliştirirken haddini aştığı için çekiniyordu. Kartal tebessüm ederek "konuşabilir miyiz?" diyerek izin istedi. Karşısındaki kadının ürkek bakışları onu keyiflendirdi. Elinden tutup sakince aynı kattaki oturma odasına götürdü. Yavaş hareketlerle oturmasını sağladı ve yanına oturup derin bir soluk aldı. Bu kadınla baş başa kaldığında sadece gözleri içine bakmak istiyordu. Sessiz sakin ve dikkatli. Terleyen avuç içlerini toy bir delikanlı gibi pantolonuna sürtüp dudaklarını araladı. "Gürsoy seni rahatsız mı etti Melisa?". Genç kadın bu ses tonunu beğenmemişti. Pürüzlü ve sert çıkan bariton sese karşı "rahatsız demeyelim de fazla samimi diyelim. Ayrıca ona senin kız arkadaşın olduğunu ben söylemedim. O benim suskunluğum karşısında 'sen benim yengem olmalısın' diyerek kendini tanıttı. Kesinlikle böyle bir durumun içerisine girmek ya da sana emri vaki yapmak değildi amacım. Bir anda gelişti her şey ve göğsümdeki sargıyı görünce ardı ardına sorular sordu. Ben olayları ona anlatmak istemedim. Her ne kadar kuzeninde olsa bu olayları bilmeyerek geldiğini anladım ve sadece küçük bir kaza diyerek geçiştirdim" dedi ve derin bir nefes alarak ekledi. "Yemin ederim böyle bir durumun içine ikimizi de çekmek değildi amacım. Sadece tek başıma köşeye sıkışmışlığın verdiği panikle sorduğu her sorunun üstünü kapatmaya çalıştım". Kartal bu uzun açıklamayı dinledikten sonra ayağa kalkıp ellerini arkasına alarak odanın içinde volta atmaya başladı. Maksadı kesinlikle bu tatlı kadının mahcubiyeti ile oynamaktı. Uzun uzun açıklama yapması, panik halde olması, kızaran yanakları ve cam gibi parlayan gözleri ona muhteşem bir görsel sunuyordu. Melisa yerinden yavaşça doğrulup Kartal'ın karşısına geçti. "Aslında oldukça iyiyim. Rutin kontrollerimi de hastanede yaptırabilirim. Demem o ki, yarın kendime bir ev tutup buradaki misafirliğimi bitirmek istiyorum". İşte Kartal bu düşünceyi hiç beklemiyordu. Bir gün Melisa'nın gitmek isteyeceğini ihtimal dahili olarak bile görmemişti fakat genç kadın haklıydı. Onun bir hayatı vardı üstelik yeniden başlamak adına yeminler verdiği güzel bir hayat. Kartal sertçe burnunu çekip "henüz iyileşmedin Melisa. Bir süre daha misafirim olacak ve sağlığına kavuşmuş bir şekilde çıkacaksın bu evden. Aksi halde seni yalnız bırakmam mümkün değil" dedi. Genç kadın itiraz edecekken Kartal sağ elini kaldırıp işaret parmağı ile dolgun dudaklara dokundu. "Ve kesinlikle itiraz hakkın yok". Bu sözlerden sonra Melisa derin bir iç çekip gülümseyerek hafifçe başını salladı. İkili yan yana odadan çıkıp yavaş adımlarla koridorda yürüyerek merdivenlerin başına geldiler. Melisa basamaklara bakıp sıkıntı içinde nefes alırken Kartal onun canının yandığının farkındaydı. Genç adam gerginliğini hayali bir askılığa asıp yanındaki kadının koluna girerek basamakları inmesinde yardımcı oldu. Melisa tebessüm ederek birer birer basamakları inerken onları aşağıda karşılayan Erdal Bey gülümseyerek bir adım geri çekildi. "Sizi merak ettim çocuklar. Nasılsın kızım bugün daha iyi gibi görünüyorsun haksız mıyım?". Erdal Beyin babacan tavırları karşısında gözlerinin içine biraz hüzün bir tutamda özlem çöreklendi genç kadının. Baba kokusunu unutmuştu yüreği. Derin bir iç çekip "daha iyiyim efendim" diyerek yanıtladı karşısındaki adamı. Erdal Bey buruk çıkan sese ve hüzünle dolan gözlere içerlendi. Kalbi yaralı olanlar bilirdi bu sesin büyüsünü. Oğlundan izin alarak "güzel kızıma ben eşlik etmek isterim oğlum" dedi ve Melisa'nın koluna girerek yemek salonuna doğru yürümeye başladı. Bu yakınlık, koca evin içini saran sıcaklık genç kadının kalbini ısıttığı kadar korkutuyordu da. Çünkü alışmak istemiyordu. Yemek salonuna giren ikiliyi Kartal takip ederken aklına bir anda odasında çekmecesine sakladığı zarf geldi. Yemekten sonra masmavi gözlerin içine çöreklenen hüznün kaynağını öğrenmek adına o zarfı açıp genç kadının geçmişini okuyacaktı. Yemek salonuna girenlerden sonra masadaki yerlerini alan beyler ayağa kalkıp genç kadının yerini almasını beklediler. Erdal Bey bir değişiklik yaparak masanın başına Kartal'ın oturmasını gözleri ile işaret ederken genç kadını onun sağ tarafına oturttu ve Kartal'ın yerine kendi geçerek Melisa'nın karşısındaki yerini aldı. Gürsoy bir tuhaflık olduğunun farkındaydı fakat şimdilik olayları izleme kararı almıştı. Evin hizmetlileri yemek servisini yapmaya başladıklarında Melisa derin bir nefes alıp oturduğu yerde kıkırdamaya başladı. Erdal Bey "ne oldu kızım?" diye sorarken Melisa "şey İspanyada et sulu ezogelin çorba hiç içmemiştim de ona gülüyorum" diyerek karşılık verdi. Erdal Bey bu itiraf karşısında kayıtsız kalamayarak gülerken Melisa yarasının canını yakmaması için sakinliğini korumaya çalıştı. Çorba servislerinden sonra afiyet olsun diyerek yemeği başlattı Kartal. Aynı babasını gibi. Gürsoy gözlerini Melisa'dan alamıyordu. Bunu fark eden Kartal elini yumruk şekline alıp hafifçe üç kez masaya vurdu. Melisa başını kaldırıp Kartal'ın gergince kuzenine baktığını fark etti. Ne yapması gerekirdi şuan? Uzun soluklu ilişkisi pislik bir istekle bitmişti. Hoş Agustin zaten kıskanç bir adam değildi ve bu tarz konular onların arasında hiçbir zaman sorun olmadı. Yani birinden sevdiğini korumak hiçbir zaman Melisa'nın yaşayabildiği hisler arasına girmedi. Şimdi tanımadığı bir adam onu tüm gözlerden koruma çabasına girmişti. Farklı hissediyor ve bu durum onu ister istemez rahatsız ediyordu. Kartal'ın eli hala daha yumruk şeklinde masada dururken çatal bıçak sesleri susmuş ve derin bir sessizlik almıştı evin içini. Melisa gayri ihtiyari elini kaldırıp Kartal'ın yumruk şeklini alan elinin üzerine koydu. Bu etkileşim herkesin dikkatini çekerken tatlı ses yankılandı. "Bir sorun varsa bunu yemek sonrasında da çözebilirsin. Yapılan bu muhteşem çorbadan içmeni şiddetle tavsiye ediyorum canım". Genç adam usulca başını sallayıp elinin üzerine baktı. Melisa kendini yavaşça geri çekip tabağı ile ilgilenmeye başladığında herkes onun gibi normale döndü. Erdal Bey bu tatlı kadının oğlunun üzerinde yarattığı etkiye hayran kalmıştı. Uzun zamandır oğlunu böylesine itaatkar görmediğini anımsadı. Gönlünü kimseye kaptırmamış olan genç adam bu sefer farkında olmadan giriyordu mavi sulara. Gürsoy kuzeninin durumunu kısaca analiz ederken seneler önce arkasında bırakıp gittiği o adam olmadığının kanaatine varmıştı. Duygularını hala daha ustaca saklasa da yanındaki kadının değeri gözlerine bakıldığında anlaşılıyordu. Sıkıntıyla soluk alıp bildiği gerçekleri bu kadar insana nasıl aktaracağını düşündü bir an. Kalbine yenilmenin ve korkaklığının bedeliydi bu sevgisizlik fakat 'onun için değer' demekten alamıyordu kendini. Melisa her ne kadar Gürsoy'a ufak bir kaza dese de genç adam buraya gelirken yaşanılan tüm olayların haberini alarak gelmişti. Karşısında oturan çiftin aslında sevgili olmadığını da tahmin ediyordu fakat acaba diye bir soru yankılandı zihninde. 'Acaba aşk başladı mı?' "Gürsoy daha fazla Melisa'ya bakmaya devam edersen gözlerini oyup Carlos'a yedireceğim. Tabağına dön ve sevgilimden gözlerini hemen çek". Bu kıskançlık Kartal'ın işi değildi. Bu saf öfke sadece haz etmeme meselesi de değildi. Gürsoy ellerini havaya kaldırıp "sen gerçekten de aşık olmuşsun kuzen. Bu düşüncemi doğruladığın için teşekkür ederim" diyerek karşılık verdi. Daniel daha fazla gerginliğin uzamaması adına "Erdal amca Sendur abi nerede?" diye sordu. Melisa duyduğu ismin enteresanlığı ile şaşırırken "Sendur ismimi gerçekten?" diye sordu. Erdal Bey tebessüm ederek başını salladı. "Birazdan aramıza katılacak. Onun isminin öyküsünü kendi anlatsın isterim". Melisa gülümseyerek karşılık verdi Erdal Beyin söylediklerine. Yemek biraz gergin biraz sohbetli geçerken nihayetinde bitmişti. Herkes yerinden kalkıp diğer salona geçerken Kartal Melisa'ya yardımcı olmak adına koluna girdi ve birlikte yürümelerini sağladı. Gürsoy "amca seninle konuşmak istediğim konular var. Ne zaman müsait olursun?" diyerek sordu. Erdal Bey ise yorgunluğunu göz önünde bulundurup "yarın kahvaltıdan sonra konuşabiliriz" diyerek karşılık verdi ve ekledi. "Kızım İspanyada bir de bol köpüklü Türk kahvesi içmek ister misin?". Melisa genişçe gülümseyip "yanında damla sakızlı lokumda olacak mı?" diyerek karşılık verdi. Herkes tatlı sohbeti gülümseyerek izledi. Erdal Bey genç kadının isteğini iletmek adına yerinden kalkıp salondan çıkarken Kartal babasındaki bu değişikliği algılamaya çalışıyordu. Mario "Üzgünüm Türkçem oldukça kötü ama bu evde genel olarak yabancı dil ile konuşmak yasak" dedi. Ardından yerinden kalkıp "dostum yengemiz gerçekten de çok güzel bir kadın. Siz bir şey diyorsunuz ya ne gözdü" dedi ve düşünmeye başladı. "Kem göz olabilir mi?". Melisa'nın söylemi ile "evet evet kem göz. İşte o değmesin" diyerek Kartal'ın yanına oturdu. Genç adam gergin olsa da karşısında güler yüzü ile insanlarla konuşan kadını izliyor ve o mimikleri ezberlemeye çalışıyordu. Erdal Bey salona dönüp yerine oturduğunda anılar açılmıştı bir bir. Gürsoy "nasıl dalardık erik ağaçlarına" diyerek Kartal ile yaptıkları haylazlıkları anlatmaya başladı. Kartal ise ağırca yutkunup "o ağaçtan düşerken sen kurtarmıştın beni" dedi. Aslında onlar kardeş gibiydiler. Gürsoy Kartal'ın ve Kumru'nun üvey olduğunu öğrendiğinde hiç değişmemişti tavırları. Ta ki Kumru büyüyüp serpilene kadar. Kendini çok frenlemeye çalışsa da kalbini onunla doldurduğunu üniversite yıllarında anladı. Bu bir sır olarak kalbinin en gizli yerinde kalmalıydı fakat o sırlarının üzerine daha büyük sırlar ekledi. Şimdi taşıyamadığı bu yükün altında ezilirken nasıl olacakta bildiği tüm gerçekleri anlatacaktı? Zaman her yaraya şifa, her derde devaydı. Haklı sebepleri vardı genç adamın. Aşk insanı yolundan şaşırtacak kadar kör bir duyguydu. Gürsoy herkese etrafında yaşanılan o saf acılara kör ve sağır olmayı tercih etti. Kalbini kasıp kavuran aşk için. "Allah'ın bu lokum harika". Melisa'nın keyifle yediği lokum herkesin ilgi odağındaydı. Küçücük bir kız çocuğuydu sanki. Masum ve büyüleyici. Halbuki yüzünde bir gram makyaj yoktu. Üzerinde salaş bir elbise vardı ve saçları oldukça kötü görünüyordu. Fakat beyler özellikle de Kartal pek bu görünümle ilgilenmiyordu. Sevemediği o damla sakızlı lokumu tıpkı Melisa gibi ilk önce Türk kahvesinin içine batırdı ve ardından dudaklarını aralayıp ağzına alarak çiğnemeye başladı. Bunu gören Daniel gülümseyerek hafifçe başını sağa sola doğru salladı. Can dostunun gerçekten de bir kalp taşıdığına ikna oldu. Zira yaşadığı o endişe sadece vicdan azabından kaynaklanmıyordu. Genç adam karşısında oturan kadından fazlasıyla etkileniyordu. Salona Erdal Beyin sadık adamlarından Sendur geldi. "Gel bakalım kadim dostum". Erdal Bey her daim ona kadim dostum diyerek hitap ederdi. Yan yana omuz omuza bu hayatı birlikte yaşayan ve en derin yaşanmışlıklarına şahitlerdi. Sendur herkese selam verdikten sonra Erdal Beyin yanında bulunan tekli koltuğa oturdu. Kısa bir konuşmanın ardından "şu isminin gizemini Melisa kızımı da anlat. Çok merak etti fakat ben senin anlatmanı uygun buldum" dedi Erdal Bey. Her daim ince düşünen biriydi. Sendur kendi hayatını anlatmaktan çekinmezdi ama her anlatış eski yaraları da gün yüzüne çıkartıyordu neticede. Derin bir nefes alıp arkasına yaslandı. Gözlerine yerleşen hüzün ile araladı dudaklarını. "Aslen Erzurumluyu kızım. Ailemin beşinci fakat hayata tutunmayı başaran tek evlatlarıyım. Babam büyük baş hayvancılığı ile ilgileniyordu. Annem ise ev hanımı. Benden önce dört çocukları olmuş fakat ilk bebekleri ölü dünyaya gelmiş. İkinci bebekleri bir yaşında salgın hastalıktan vefat etmiş. Üçüncü bebekleri ise düşük. Benden önce dünyaya gelen ablam da işkembe kazanının içine düşerek hayata veda etmiş. Annem dünyaya küsmüş konuşmayı hatta kendini unutmuş kokusuna kurban olduğum. Babam pes etmeden uğraşmış annemle. Tekrardan hayata döndürmek için mücadele etmiş ve kazanmış. Aradan uzun bir zaman geçtikten sonra annem bir kez daha hamile kalmış. Altı aya kadar herkesten gizlemişler. Bende biraz erken dünyaya gelmek istemişim ve yedinci ayın sonunda dünyaya açmışım gözlerimi. Annem 'doğduğun gün sende öleceksin diye yağlı urgan astım tavana. Kapattım ikimizi bir odaya dünya yansa umurumda değildi. Dikildim başına sadece sen dur sende beni bırakıp gitme diye yalvardım' diyerek anlatırdı o günleri. İki ay sonra şehre inip doktora göstermişler beni. Kayıt memuru nüfus işlemlerine başladığı için ismimi sormuş. Annem hiç düşünmeden Sendur demiş. Babam ilk önce anlam verememiş ve içerlenmiş. Erkek evlat neticede ve bizim oralarda erin olduğu yerde kadınlar konuşmaz ama annem başka kadındı. Babama dönüp 'o gitmesin diye Sendur olacak ismi' demiş. Babam annemin gözleri içindeki acıyı gördükten sonra kabul etmiş kızım. O acılı ana bana yıllarca gözlerimin içine Sendur diyerek baktılar". Derin bir sessizlik çöktü salona. Melisa'nın nefesi boğazına tıkanırken gözleri yanmaya başladı. Burnunu çekip "o zaman iyi ki sen durmuşsun Sendur abi. O yağlı urgan bir canın daha celladı olmamış" diyerek karşılık verdi titreyen sesi ile. Kartal ayaklanıp "izninizle bu gece erkenden dinlenmeye çekiliyorum" dedi ve ekledi. "Melisa da oldukça yorgun görünüyor". Genç kadın itiraz edecekti fakat ortamdaki gerginlik fazlasıyla belli olduğu için emri vaki durumu es geçip ona uzatılan eli nahif bir şekilde tutup yavaşça oturduğu koltuktan kalktı. Herkese iyi geceler dilerken bakışları Sendur da takılı kaldı. "Abi diyorum çünkü hikayen beni fazlasıyla etkiledi. Umarım yarın sabah seni de o kahvaltı masasında görürüm. Yaşanmışlıkların geri kalanını da dinlemek isterim". Sendur karşısındaki kadının konuşmasından sonra ayağa kalkıp ceketini önünde ilikledi. Yüzüne samimi bir gülümseme yerleştirip başını usulca salladı ve dudaklarını araladı. "Seve seve yenge hanım". Bu söylemden sonra tekrardan iyi geceler dileyen ikili salondan yavaş adımlarla çıktılar. Merdiven basamakları görüldüğünde Kartal "asansörü neden kullanmıyorsun?" diye sordu. "Aslında kullanabilirim fakat vücudumun tembelleşmesini istemiyorum. Eliz de benim gibi düşünüyor. Bir an önce iyileşmek adına çabalıyorum diyelim". Kartal aldığı cevapla sadece başını salladı. Bu kadın bir gün gidecekti. Bunun bilincinde olmak bile nefesini keserken sebebini anlamıyor olmak onu daha da geriyordu. Nihayet genç kadına tahsis edilen odanın önüne geldiklerinde Kartal zorlukla ellerini Melisa'nın teninden çekti. İyi geceler dileyen genç kadın odasına girerken Kartal aklına kazınan o zarfı hatırlattı kendine ve emin adımlarla odasına geçip sakince kapıyı kapattı. Yatağa oturup komodinin çekmecesini açtı ve sarı büyük zarfı elleri arasına aldı. "Daha şimdiden içimde ağırlığını hissettiren, avuç içlerimi yakan gerçeklerin ne mis kokulu kadın?". Her sorunun cevabını bir bir alacağı o zarfı açmak üzere olan genç adam karşılaşacağı geçmiş hayatla gitmek isteyen kadını sahiden de bırakacak mıydı?
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD