Hastanenin bahçesinden çıkarken havada hâlâ ilaç kokusu ve antiseptiğin keskinliği asılıydı. Tarık arabaya yönelmiş, cebinden anahtarını çıkarmıştı. Kayra ise düşünceli bir şekilde gökyüzüne bakıyordu; gri bulutlar aralanmış, güneş kırık ışıklarla yeryüzüne süzülüyordu. Arabaya bindiklerinde birkaç saniye sessizlik oldu. Motor çalıştı, tekerlekler ağır ağır asfaltı tırmaladı. Kayra camdan dışarı bakarken birden konuştu. “Tarık, Mehmet Naim Karaosmanoğlu’nun kim olduğunu bulabilir misin?” Tarık direksiyona odaklanmıştı, adın ağırlığını kavrayamamış gibi bir kaşını kaldırdı. “O da kim?” Kayra başını çevirdi, sarı saçlarının bozulan topuzundan ucu omzuna düştü. Gözleri, bilmediğini bile bile Tarık’ınkine dikildi. “Kasaba hakkında bazı… teorileri varmış.” Tarık kısa bir kahkaha attı, gözle

