Can’ın içinde, sabah saatlerinden beri kıpır kıpır eden huzursuzluk büyüyerek dayanılmaz bir hâle gelmişti. Avcı Kayra’nın bu kadar uzun süre ortadan kaybolması, üstelik geride en ufak bir iz bırakmadan yok olması normal değildi. Kalbinde ağır bir şüphe, aklında kötü senaryolar dönüp duruyordu. Arka bahçede hâlâ solgun yüzle oturan Hazan’a döndü. “Sen evine git,” dedi. “Bekle. Eğer bir şey öğrenirsem sana haber veririm.” Hazan, gitmek istemiyormuş gibi duraksadı ama Can’ın bakışlarındaki ciddiyet onu susturdu. Başını eğip kabul etti ve ağır adımlarla uzaklaştı. Can eve girdiğinde salon sessizdi. Yukarıya çıktı, Bade’nin odasının kapısını tıklattı. Bade gözleri merakla açtı kapıyı. Can kısık sesle, neredeyse acele eder gibi anlattı. “Hazan’dan bir şeyler öğrendim. Kayra kütüphanede sisle

