Kayra sabah erkenden kalkmış, evin giriş katındaki salonda kahvesini yudumluyordu. Yağmurdan sonra toprak kokusu camdan içeri süzülüyordu. Gözlerini dosyalardan kaldırdığında, arabadan inen iki silueti fark etti. Can ve Bade. İkisi de birer sır saklıyormuş gibi gülümsüyordu. Kayra’nın kaşları hafifçe çatıldı. İkisinin yüzündeki o belli belirsiz parıltıyı hemen yakalamıştı. Ne gerginlik, ne stres… Tam tersine, üzerlerinden bir yük kalkmış gibiydiler. “Yalnız iki gün size iyi gelmiş olmalı,” diye düşündü içinden. Ama o tip gülümsemelerin bir açıklaması olurdu ve Kayra bunu öğrenmeye niyetliydi. Kapı açıldığında Bade’nin elinde birkaç dosya, Can’ınsa kahveye hasret bir hali vardı. Kayra onları oturma odasına davet etti.“Evet,” dedi göz ucuyla ikisine bakarak. “Enstitüde neler yaptınız, anla

