6. DAĞDA BİR BAŞINA

1126 Words
Söyledikleri beni epey rahatlattı. İlla bir gün olacaktı ama ne zaman olucağını en azından ben belirleyebilecektim. Bugün burada olmamız da ailenin ilk geceyle ilgili saçma sapan adetleri uygulamasının önüne geçicekti. Mirza gibi bir adamdan beklemediğim kadar ince bir hareketti. Gelinliği çıkartıp güzel bi duş aldım. İlk gecenin gerginliği atlatmış olmanın verdiği rahatlıkla duşun altında fazladan biraz vakit geçirdim. Duştan çıkıp odaya döndüğümde Mirza’yı göremedim. Salona inmiş olduğunu düşünerek oraya indim. Ama oradada bulamadım böylece tüm evi gezdim ama hiçbir yerde yoktu. Resmen ilk geceden beni öylece dağ başında bir evde bırakıp gitmişti. Daha önce hiç yalnız kalmamıştım. Ailem bir yere gittiğinde dahi en azından Mehmet amca ve Hatice teyze evde olurdu. Şimdi ilk kez yalnızdım. Hem ruhen hem bedenen yalnız… Girişi gören camlardan birinden dışarı baktığımda arabayı bıraktığımız yerde göremedim. Artık tek kaldığıma kesin emindim. Belki bişeyler almaya gitmiştir veya unutmuştur umuduyla telaşa iyice kapılmadan bir süre oyalandım. Mirza’yı gördüğüm anda telefon numarasını kaydetmeliydim. Saçlarımı tarayıp kuruttum, televizyon karşısına geçtim ve sırf ses olsun diye saçmasapan programlar açtım. Bir saate yakın vakit geçmesine rağmen hala gelen giden yoktu. Salondaki koltuğa yastık ve çarşaf getirip uyuyabileceğim hale getirdim. Evin tüm kapılarını pencerelerini kontrol ettim. Telefonumuda yanı başıma aldım ve televizyon karşısında uyumaya başladım. Epey dinlenmiş hissederek uyandım, muhtemelen öğleni dahi geçmişti. Kalkıp hemen evi gezmeye başladım. Yatak odasına gittiğimde Mirza’yı gördüm. Yatağın çarşaflarını bile kaldırmadan öylece kendini yüzüstü yatağa atmıştı. Giderken giydiği kıyafetler vardı hala üstünde. Ses çıkarmamaya dikkat ederek odadan çıktım ve kahvaltı hazırladım. Masayı hazırladıktan sonra Mirza’yı kaldırıp kaldırmamak konusunda biraz çekindim. Saat kaçta geldiği hakkında bir fikrim yoktu, belki de daha yeni gelmişti. Neredeyse bir haftadır tam bir kahvaltı hatta tam bir yemek bile yiyememiştim. Tanımadığım bir adamla birlikte kahvaltı yapmakta istemiyodum zaten. Tanımadığım adam ne kadar kocam olsa da... Üstelik kahvaltıyı da haketmiş sayılmazdı. Son kararımı verip masaya oturdum. Tam kahvaltıya başlayacakken Mirza geldi. "Neden kaldırmıyosun beni?" yine çatık kaşlıydı. Normal konuşması bile hesap sorar gibi hissettiriyordu. "Kaçta geldiğini bilmediğimden rahatsız etmek istemedim” dedim Cevap vermeden masaya oturdu. Gece nerede olduğunu çok merak ediyodum. Severek evlenmemiş olabiliriz ama ilk geceden yalnız kalmak kırıcıydı. Üstelik sev sevme bir kadını çiftlik evinde gece yalnız bırakmakta düşüncesizceydi. En çok aklıma sevdiği birisi olması ihtimali geliyordu. O da benim gibi mecbur kalmıştı ve belki de sevdiğiyle evlilik planları yaparken kendini benimle evli bulmuştu. Ama sonuçta artık biz evliydik ve bu saatten sonra yaptığı aldatmaya girerdi. Kafamda bir sürü soruya dayanamayarak sordum "Gece neredeydin?" "Sen hep böyle sorguya mı çekiceksin?" "İlk gecemizde beni dağın başında yalnız bırakıcak kadar önemli olan ne diye merak ettim." "Merak edilecek bişey yok. Böyle sorguyuda sevmem." "Karı koca olduğumuza göre böyle şeyleri bilmem gerekmez mi?" "Sence normal bi karı-koca mıyız?" "Gözlerinde sevgi görmüyorum ama sonuçta karınım bilmeliyim" "Senin İstanbulda biraz aklın bulanmış. Zamanla toparlarsın inşallah." Boşa kürek çektiğimi anlayınca sustum ve kahvaltıya devam ettim. Telefonunun çalmasıyla cebinden çıkarttı ekrana bakıp telefonu açtı ve odadan çıktı. Ne kadar merak etsem de dinlemeye cesaret edemedim. Tekrar salona döndüğünde ceketini almıştı. "Gidiyor muyuz?" "Hayır. Bir işim çıktı. Bir kaç saate gelirim" "Tamam" Arkasına bakmadan çekip gitti. Galiba ailemin evinden daha büyük bir cehenneme düşüyordum. Yine evde yalnız kalmıştım. Kahvaltıyı kaldırdım etrafı biraz toparladıktan sonra sıkıldım ve biraz gezintiye çıktım. Bahçeyi gezerken uzaktan sesler duydum. Sese doğru ilerledim, biraz ilerde başka bir ev daha vardı. Büyükçe çevrilmiş arazinin bi köşesinde içerisinde 6-7 atın olduğu alan vardı. Diğer köşesinde büyükbaş hayvanlar vardı. Atları çok sevdiğimden koştura koştura yanlarına gittim. Yaklaşır yaklaşmaz bir kaçı uzaklaştı. Kenarda uysal duran bir tanesine yanaşıp sevmeye başladım. İçeriden yaşlıca bi adam çıktı. Selam verdi ve sohbet etmeye başladık. Hayvanların bakımıyla ilgileniyolarmış eşi ve çocuğuyla birlikte. Atlarla epey vakit geçirdim, Mirza’nın öküzlüklerini unutmamı sağladılar, Karanlık çökmeye başlayınca eve dönmek için kalktım. Yürüyerek dönmek üzere kalkmıştım ki adam kızının atıyla beni bırakması konusunda ısrar etti. Onca yolu gözümde kesmemişti zaten, tekliflerini kabul ettim. Güçlü ve uzun boylu bir at vardı çok beğendiğim. Ben binmeye cesaret edememiştim, Hilal kendinden emin bir şekilde onu aldı. Beraberce bindik ve yavaş yavaş çiftlik eve doğru gitmeye başladık. Ev görüşüme girdiğinde hala hiç bir ışık göremiyordum. Eve epey yaklaşınca bahçedeki hareketlilik dikkatimi çekti. Karanlık çöktüğünden tam seçemedim. "Nariin!" diye Mirza’nın bağırma sesini duydum. O kadar kızgın ve yüksek sesle bağırmıştı ki at bile korktu ve şaha kalktı. Üzerinde düşmeden zorlukla tutunduk. Atı sakinleştirdikten sonra indim ve Hilali herşeyin yolunda olduğuna dair ikna edip geri gönderdim. Arkamı döndüğümde öfkeden delirmiş gözlerle bakan bir Mirza vardı. Yanına kadar yaklaştım. Beni yine yalnız bıraktığı için sinirliydim o yüzden hiç geri adım atmak istemedim. Bende imalı bir ses tonuyla cevap verdim. "Hoşgelmişsin Mirza ağam" dedim. "Nerdesin bu saate kadar" "Sıkıldım biraz yürüyüşe çıktım." "Öyle kafana göre izin almadan yürüyüşe çıkamazsın” "Nasıl izin alabilirdim ki. Telefon numaran dahi yok” "Neredeydin?” "Az ilerde çiftlik vardı atların sesini duydum ona gittim" "Ver telefonunu!” cebimden çıkartıp şifremi girdim ve eline verdim telefonu. "Bir daha habersiz iş yapma" "Tamam" telefonu alıp numarayı Mirza diye kaydettim. Arkasını dönüp eve doğru ilerledi bende arkasından takip ettim. "Toparlan eve gidiyoruz" dedi. Yukarı çıkıp küçük valizi topladım. Aşağı indiğimde salonda volta atar gibi elinde telefonla yürüyordu. Beni görünce telefonu cebine attı ve koltuğun üzerindeki ceketinide alıp kapıya ilerledi. Elimde valizle ardından gittim. Arabaya bindik ve konağa dönüş yolculuğu başladı. Evde beni ne kadar süre beklediğini merak etmiştim. Aslında bekletmek hoşuma bile gitmişti. "Ne kadar bekledin beni?" "Yarım saat" "Yarım saat içinmi o kadar kıyamet kopardın" "Beklediğim için değil sen evde olmadığın için sinirlendim" "Anladım" "Bundan sonra bir daha böyle birşey olmayacak" "Tamam demiştim zaten" Cevap vermedi ve bir daha da konuşmadan yola devam ettik. Eve gittiğimizde saat epey geç olmuştu herkes odalarına çekilmişti. Kimseyi görmeden Mirza’nın yönlendirmesiyle odamıza gittik. Büyük bir odaydı içinde çalışma masasının olduğu ayrı bi bölüm vardı. Kendi banyosu ve güzel manzaralı bir balkonu vardı. Ben elimde eşyalar öyle etrafı izlerken Mirza banyoya girdi. Elbise dolabının yanında benim eşyalarımın olduğu koli vardı. Kıyafetlerimi yerleştirmişlerdi ama özel eşyalarıma dokunmamışlardı. Mirza banyodan çıktıktan sonra bende girdim. Atlarla ilgilendiğim için biraz kokmuştum. Çiftlikten çıkmadan yıkanmadığıma pişman oldum, arabada yol boyu kokmuşumdur muhtemelen. Duşun ardından kıyafetlerimi almadığım için banyodan bornozla çıkmam gerekiyodu. Odaya girdiğimde Mirza yatağın başlığına yaslanmış ayaklarını uzatmış yine elinde telefonla oturuyodu. O telefonla sürekli ne yaptığını çok merak ediyodum. Artık içten içe başka bir kadın olmasından şüpheleniyodum. Kafasını kaldırıp bir kez hızlıca baktıktan sonra tekrar önüne döndü. Kıyafetlerimi alıp tekrar banyoya döndüm. Giyinip çıktığımda Mirza arkasını dönüp yatmıştı. Bende yatağa girdim ve aynı Mirza gibi arkamı dönüp uyumaya çalıştım. Yalnız olduğumu, kendi yatağımda olduğumu düşünmeye çalıştım ama pek başarılı olamadım. Uykuya dalamadığım için yatakta dönüp durdum. "Uyu artık" Mirza’nın isyanıyla bir süre sabit kalmaya çalıştım. Tekrar daldığını düşündüğüm zaman yüzüstü yatmak için yine hareketlendim. Bir anda Mirza kolunu üzerime attı ve sıkıca bastırıp hareket etmemi engelledi. Temas etmesiyle donup kaldım. Mecbur olduğum pozisyonda kalıp uyumaya çabaladım.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD