Çölün ortasında savaş vermekte olan küçük bir ormanın amansız bir savaşçısı olarak doğdum. Çöl ejderleri ülkemi kalplerinin ortasında kaynayan korkunç lavlarla yakmaya çalışırken ben Hayat Suyunun boyun eğdiği ender orman perilerinden olarak en ön saflarda savaş vermekteydim. Geride daha tomurcuk olan peritozları, binlerce çeşit canlının hayatı bana bağlıyken ve sayımız giderek azalırken vermem gereken en zor kararı verip tüm yaşam enerjimi ülkemi çölün ortasından koparıp bambaşka bir boyuta sayfaların arasına sakladım.
Şimdi hapsolduğum bu garip evrende benimle yuvamı arayışıma eşlik etmek istemez misiniz:))
Gelin o büyülü diyarı birlikte arayıp bulalım. Yavru peritozlarının yumurtadan çıkışını izleyelim ve acele edelim. Ejderhaların lavları bulmadan bulalım ülkemi. Her şey bize bağlı....
Serdar Binbaşı gece gök yüzündeki dolunaya baktı, öyle ihtişamlı ve öyle parlaktı ki efsunlu olduğu düşünülebilirdi. Başını hafifçe yanına çevirdi. Yanında oturan Üsteğmen Elif'te tıpkı kendisi gibi gökyüzüne bakıyor ve dolunayın Munzur Dağlarının zirvesinden tırmanışını seyrediyordu. Yüzünde hafif bir gülümseme vardı, her zaman kararlı bakan gözlerinde tatlı bir ışıltı vardı. Silahı bir türlü yakıştıramadığı elini kaldırıp karşıda ki Ağlayan Kaya Tepesini gösterdi.
"Biliyor musunuz Binbaşım, şurada insanın bir evi olmalı..."
Kendisine dönen ışıl ışıl bakışları genç adamın yüreğine işlerken Serdar soluğunu tuttu. Belki ayın parlak ışığından belki Munzur'un insanı hemen etkileyen bu büyülü manzarasından Serdar olmadığını sandığı kalbinin çoktan Elif Üsteğmenin egemenliği altına girdiğini hissetti. Belki benliği hala Serdar'dı ama artık kalbi tek bir ismi haykırıyordu.
"Neden Elif Üsteğmen?" dedi nefesini yavaş yavaş belli etmeden vererek.
Dişlerini göstererek gülümsedi.
"İnsan burada huzurdan başka hiçbir şey hissetmez de ondan," dedi.
"İnsan doğru kişinin yanında değilse Elif Üsteğmenim, o huzuru cennette bile bulamaz," tüm bedeniyle kıza dönüp hafifçe eğildi Elif hafifçe yutkunduğunda Serdar gözlerinin içine baktı. "Doğru kişinin yanında cehennemde bile huzurlu olabilirsin..."
Kahramanlar...
Ezeldan beri süre geldiği gibi şanlı bir savaş vermiş ve gitmişlerdi...
Yedi boyutun beş kahramanı artık yoktu.
Üstelik Erret boyutlar arasında artık serbestti.
Kadim koruyucuları ancak gerçek bir mucize kurtarırdı!
Şimdi o mucizeyi bulmalıydılar, gerçek bir mucize yada...
Tutsak bir Efsane!
Zamanın Efendisi, Kader'in kız kardeşi, Avcı Kraliçe...
Sessizce geliyordu!
Kahramanlar gittiğinde
Efsaneler doğar!
Asırlardır süren bir mücadele, hiç bir zaman böyle dinamik bir yapıya sahip olmamıştı...
Aydınlık ve Karanlık...
Her iki tarafta büyük savaş için hazırlıklarını tamamlıyor.
Asya...
Bu iki tarafın ortasında zoraki bir seçim kapısını çaldığında kendisine sunulmayan tek seçenek normal bir hayat sürmekti.
Güçlenmeli ve hazır olmalısın Asya çünkü kimse merhametli olmayacak!