HEMDEMGüncellenme zamanı Feb 26, 2026, 11:49
HEMDEM
Aşkın, kaybın ve yeniden doğuşun en çıplak hali…
Eylem ve Alp, birbirlerini sevmeyen iki yabancı olarak aynı yatağa mecbur bırakılmışlardı. Ailelerin kapıları kapanmış, gelecekleri bir bebekle zincirlenmişti. Ama o bebek, henüz nefes almadan sustu. Bir ultrason ekranında minik bir kalp atışı söndüğünde, ikisi de öldü. Yalnız kaldılar. Kırıldılar. Yoksulluğun, uykusuz gecelerin, faturaların ve sessizliğin içinde birbirlerine tutunarak hayatta kalmaya çalıştılar.
Eylem karnındaki boşluğu her sabah yeniden keşfederken, Alp mutfakta bıçaklarını keskinleştirerek acısını kesmeye çalıştı. Birbirlerine “arkadaş” dediler. “Ev arkadaşı” dediler. “Emanet” dediler. Ama zaman, kelimelerin ötesine geçti.
Aileler silmişti. Kapılar kilitlenmişti. Ama kalpler… kalpler susmayı reddetti.
Bir gün Eylem, Alp’in yorgun gülümsemesinde bir sığınak bulduğunu fark etti.
Bir akşam Alp, Eylem’in gözyaşlarında kendi yalnızlığını gördü.
Hemdem, mecburiyetten doğan bir evliliğin, acıyla yoğrulmuş bir aşk hikâyesidir.
Kayıp bir bebeğin bıraktığı boşlukta, iki yaralı insan birbirine yeniden doğar mı?
Yoksa o boşluk, ikisini de sonsuza kadar mı yutar?
Aşk bazen en beklenmedik anda, en beklenmedik kişide başlar.
Bazen de bir çift eldiven, bir kırmızı gül, bir mezuniyet pastası ve “seni seviyorum” diyememenin acısıyla.
HEMDEM
Çünkü bazen “beraber olmak” yetmez.
Bazen “hem-dem” olmak gerekir.
Yalnızlığın, özlemin ve yeniden başlamanın romanı…
Şimdi başlıyor.