Bölüm 9

2207 Kelimeler
Araba şehrin çıkışında olan küçük bir çay evinde durmuştu. Ortalık yerde içemezdik . Beni kimse tanimazdi ama Berzan'ı herkes tanırdı. Masaya oturup siparişleri almak için birinin gelmesini bekledik. Etrafı incelerken, Berzan'ın gözleriyle kesiştim. Gülümsedim... Karşılık verip o da gülümsedi. "Bahar... İsmin çok güzel kim koydu?" Diye sordu. "Annem koymuş. Dedem anlatırdı çocukken çok sevdiği bebeğinin adı Bahar'mış. Büyüyüp gerçek bir anne olduğunda bile bebeğine Bahar ismini koymuş." Canım annem... "Anneni tanımak isterdim." "Ben de...." Dedim burukca. Dikkatimi başka yöne verip yaşlarımı kuruttum. Bugün olmaz ! "Herkesin dilindesin Bahar... Çoğu kişi seni merak ediyor" güldüm. Benim neyimi merak ediyorlardı. "Neden?" "Rahman aşireti çok büyük. Tek varisi var o da abin Kerim. Bir amcası ya da başka kardeşi yok. Herkes bunu böyle bilirken sen çıktın geldin." "İlgi odağı olmayı hiç sevmem. Düşünsene her an gözler üzerinde. Ne yapsam bundan sonra dışarı gözlük şapka takıp mi çıksam.." "Mardin'in gerçek yüzünü görmedin daha Bahar. Herkesin kötü bir tarafi vardır, Mardin'in kötü tarafı felaket getirir." Çay ve kurabiye masamıza getirildiğinde teşekkür ettim yaşlı kadına. "Zeliha neden sana bunu yaptı bir fikrin var mı?" Gözlerimi devirip "Hayır! Konağa geldiğim ilk gün aramizda soğuk savaş başladı ama bu kadar abartacağını bilmiyordum. Geçti gitti, herkes hakettigini bulur." Dedim benim aksime Berzan başını olumsuzca sallayıp. "Yanılıyorsun Bahar.... Onun yaptığı seni ölüme götürebilirdi!" "Kim beni öldürecek? Onlar benim ailem.." "Töre aileden önce gelir. Son raddeye geldiğinde senin arkanda kimse olmaz yalnız savaşırsın. Ondan uzak dur töreleri senden daha iyi biliyor . Seni nereden vuracağını da iyi bilir. " Çaylarımızı içip dışarıdaki küçük derenin kenarına doğru yürüdük. Yan yana gidiyorduk. Sallanan ellerimiz birbirine çarpıyordu. Tenimiz değdikce Alev alev yanıyordu ellerim. Parmaklarım kenetlenmek istiyordu ellerine. Ama daha erkendi! Ellerimi önüme getirip yoluma devam ettim. Onun önünden yürüyordum. Dereye vardığımızda temiz suyu beni şaşırtmıştı. Ayaklarımı içine koydum. Dışarıdaki ikiyüz derece sıcaklığa rağmen su buz gibiydi. Yüzüme sıcratılan suyla tek kaşımı kaldırıp bana gülerek bakan Berzan'a döndüm. Dereden çıkmak için yardım eli istedim. Hiç tereddütsüz elini uzattığında onu suya çektim. Boş bulunup düştüğünde suya değilde üzerime düştü. İkimiz birden sırıl sıklam ıslanmıştık. Kızgınlıkla bana baktığında üzerime doğru yürüdü. Gülerek geri geri adımlarken yüzünün ifadesi değişti "Timsah!" Gözlerimi kocaman açıp hızla kendimi bedenine sardım. "Ne ! Nerde?Berzan bırakma beni Tim-sah!" Diye korkuyla bağırdığımda aklıma nerede olduğumuz geldi. Onu bırakıp dereden çıktım. Arkamdan kahkahalarını duyabiliyordum. "Derede neyin timsahı? Sen misin timsah!" Dedim. Saçlarımdaki suyu sıkıp dere kenarına uzandım. Tepemizdeji ağaç gölgsi uykumu getirmişti. Yanıma uzanan Berzan'a çevirdim bakışlarımı. Gözlerinde şefkat ve sevgi vardı bunu hissediyordum. "Güzel serinledik..." Dedi. Gözlerim uykuya yenik düşmeden önce. "hı, hı" demekle yetindim... ? Gözlerimi açtığımda karşımda uyuyan Berzan'ı gördüm. Tebessüm ettim.. Ellerim bedenimden bağımsız hareket edip yanağında yerini aldı. Baş parmağım gamzesinin izi olduğu yeri okşadı. Gözünü açtığında elimi çekmek istedim ama buna müsade etmeyip elini elimin üzerine koydu. "Burası senin yerin olabilir" dedi. Geçen güne ithafen. Gülümsedim... Sonra aklıma gelen saatle hızla uzandığım yerden kalktım. Telefonuma baktığımda bir sürü arama gelmişti konaktan saat 1e geliyordu. "Hemen gitmeliyiz ben düğünü unuttum." Berzan 10 dakikada beni evin arkasına bırakmıştı. Onunla vedalaşıp koşarak konağa girdim. Nefes nefese kalmıştım . Herkes avluya toplanmış gitmek için hazırlanıyordu. Beni görmeyeceklerdi yani!.. "Bu halin ne keckamın. Kamyon çarptı sana." Üzerimdeki elbise kurumuştu ama yere uzandığım için çamur olma ihtimali vardı. "Düştüm daye . Hemen değişip geliyorum." Dedim bir şey demelerine müsade etmeden odama koştum. Aynadan kendime baktığımda saçlarım birbirine girmiş tel tel ayrılmıştı. Kremle tarakla olacak iş değildi. 5 dakikalık kısa bir duş alıp üzerime gelişi güzel siyah elbise giydim. Saçlarımı kurutup taradım. İncili tokam kafamda değildi derede düşürmüştüm büyük ihtimalle. Kelebek tokamı takıp aşağı indim Gelin, gittiğimizde kapıda hazırdı. Zılgıtlar eşliğinde gelini aldılar. Bir taraf kör kıyametken, bir taraf cennet bahçesiydi... Emine'nin ne hissettiğini umursayan yoktu. Kabul ! Kibirliydi ama onun durumunda olmak istemezdim. Üzülüyordum... Herkes arabalarındaki yerini alıyordu yavaş yavaş. Mirza abim gelinin koluna girmesine izin vermişti ama yüzündeki tiksinti içimi acıttı. Esila'nın suçu değildi. Nefret etmesi gereken onları buna mecbur edenlerdi. Hate Daye oğullarıyla aynı arabaya binmişti. Dünürü arabaları olmadığı için ayıp olmasın diye yanına oturmuştu. E ben ne yapacaktım diye düşündüğümde, Mesut'un beni çağırdığını gördüm. Anlamaz bakışlarla ona baktığımda arabasının ön kapısını açtı. Ha arabasına bineyim istiyordu. Yok ya çok beklerdi! Kafamı çevirip boş araba var mı diye bakındım. Bütün kapılar kapanmıştı ortada bir ben kalmıştım damat tarafından. Birbiri ardına korna sesleri yükselince el mahkum Mesut'un arabasına yürüdüm. Öne değilde kapıyı açtığımda arkada Ufuk ve Emir oturuyordu. Oflayip kapıyı kapattım ve öne bindim. Hiç onun tarafına bile bakmadan emniyet kemerimi bağladım. Arkada oturan ikizlere dönüp. "Siz neden öne binmediniz?" "Anlaşamıyoruz! Ya o binecek ya ben. Çözümü de arkada oturmakta bulduk" şaşkın hallerine güldüm. Üç gün önceki olayı ha deyince unutacak değildim. Saç diplerim hala sızlıyordu. Masum olduğum halde bana şiddet uygulamıştı. Berzan müsade etmiş olsaydı vuracaktı! O günden beridir Mesut'la asla konuşmuyordum. Zeliha'yi gördüğüm an yönümü değiştiriyordum. Diğerlerine de kırıktım. Hate Daye hariçti insan anne gibi gördüğü kadına küsebilir miydi? Zeliha yılanı zehirlemisti. Arabalar bir bir fren yapmıştı. Patlayan silah seslerinden GÖRSEL FELAKET yaptıklarını anladım. Çocuklar meraktan arabadan inip öne doğru koştular. Arabaya binmediğim için konvoyun en arkasında biz kalmıştık. "Sen inmiyor musun?" Diye sordu Mesut. Şuanda mecbur olmasaydım ya da araba baskasi olsaydı. Bana söylenmemiş gibi yapardım. "Hayır!" Dedim kısaca ona bile bakmadan. Arabadan inmek yerine çalıştırdı. Konvoyu sollayıp herkesi ardımızda bıraktı. "Nereye sürüyorsun!" "Eve gideceğiz..." "Onları bekleyebilirdik." "Daha yeni başladılar." Dedi. Sustum. Dakikalar sonra eve çoktan varmamız gerektiğini düşündüm. Ama biz hala önümüzdeki uzun yolda gidiyorduk. Tedirgin olmaya başladım. "Nereye gidiyoruz?Eve gitmiyoruz! Burası başka ! Derhal eve döndür arabayı yoksa dedemi ararım." "Deden burada değil. Sadece eve gitmeden seninle konuşmak istiyorum. " Dedi hayretle ona baktım. Benimle ne konuşacakmis beyefendi! "Manyak mısın sen! Ne bu senden ve kardeşinden çektiğim! Deliyseniz gidin tımarhaneye bana bulaşmayın. " Diye bağırdım. Arabanın ani fren yapmasıyla öne savrulup kafamı çarptım. Acıyla inlediğimde öfkeyle kemerimi açıp arabadan indim. Arkamdan onun indigini kapı sesinden anladım. "Konuşmak istiyorum!" "Ne konuşacaksın benimle konuşabileceğin hiç bir şey yok ! Uzak dur benden!" Diye bağırdım. Bir yandan elimi alnıma götürüp yaraya bastım. Daha çok canım yanınca elimi çektim. Gözüme çarpan elimdeki kanla çantamdan peçete çıkarıp üzerine bastırdım. "Seni seviyorum!" Diye bağırmasıyla sinirle güldüm. "Öyle mi! Bende snei seviyorum. Hadi evlenelim sonra sen kızarsın, beni döversin. Sinirlenince kaza yaptırırsın kolumu bacağımi falan kırarsın. Ne güzel mutlu bir evlilik değil mi?" Dedim. Üzgünce bana bakıp iki adım attığında geri yürüdüm. "Bunlari yapmak istemedim. Özür dilerim. " Gözümde asla masumiyetini ispatlayamazdı. İgrenerek ona baktım. Ben onu abim gibi görmüştüm onun yaptığına bak! "Biliyor musun? Umrumda değil! Benden uzak dur yeter!" Çantamdan telefonumu çıkarıp kimi arayabilecegime baktım. Kimse yoktu, Berzan dışında. Aile üyeleri düğündeydi. Büyük ihtimalle şimdi eve varmışlardı. Dedem evde değildi zaten başka tanıdığım kimse yoktu. Çalan telefon kısa süre içerisinde açıldığında "Alo Bahar." "Beni atacağım konumdan alabilir misin?" "Hemen geliyorum!" Mesajlara girip ona konum attım. Mesut arkada arabasına yaslanıp beni izliyordu. Her geçen dakika tedirginliğim artıyordu. Elimdeki peçete kandan gözükmüyordu. Yeni bir peçete çıkarıp alnıma koyduğumda çok az bulaşmıştı. Uzaktan gelen arabayı görünce hemen tanıdım. Yanımızda durduğunda içinden Berzan çıkıp bana yaklaştığında kanlı peceteyi elimde buruşturdum. "Ne oluyor burada?" Diye soru yönelttiğinde. Mesut yaslandığı arabadan kalkıp yanımıza geldi. "Yoldan mı geçiyordun kardeşim?" Diye soru yöneltti Mesut. Berzan'ın gözleri alnıma kaydığında. Eli yarama gitti. Acıyla geri çektim kendimi. "Ne oldu burada?" "Kaza-" demesine müsade etmeden. "Değil! Gidelim buradan. " Dedim arabasına doğru ilerlediğimde arkadan gelen "Ağh!" Sesiyle hızla onlara döndüm. Mesut sere serpe yerde inleyerek burnunu tutuyordu. "Berzan!" "Bunu daha geçen gün saçlarından çekiştirdiğinde yapmalıydım. Bir daha bu kıza elini sürersen andım olsun seni yaşatmam Mesut! Seninle kardeşliğim bitti!". Dedi. Yanıma gelip elimden tutarak beni arabaya bindirdi. Mesut'u arkamızda bırakıp yola çıktık. Yarım saat sonra "İşte bitti!" Dedi son dokunuşunu yapıp bana gülümsedi. Gerçekten eli çok hafifti. Başımdaki yarayı inceleyip çok derin olmadığına kanaat getirip arabadaki sağlık malzemelerini kullanıp pansuman yaptı. "Dikiş gerekmediğinden emin misin? Bir daha Kanarsa uğraşmak istemiyorum." Dedim. Tereddüte düşüp. "Eminim. Karşınızda doktor var Bahar hanım. Berzan Ayma'yi hafife alıyorsunuz." Dedi gülerek bir yandan sağlık çantasını topluyordu. "Hadi canım ordan." "Bir gün evimize gelirsen sana diplomalarımi gösteririm." Dedi ., Alaycı tavrı onu ciddiye almama engel oluyordu. "Hı, hı tabi." Yeniden yol aldığımızda kısa sürede öğlen bıraktığı yere vardık. "Ne diyeceğim onlara?" Daha çok Berzan'a değilde kendi kendime yönelttiğim bir soruydu. "Gerçeği söyle nene . Ve olabildiğince Mesut'a karşı dikkatli ol. Aklım sende kalacak. " "Tamam, herşey için teşekkür ederim." "Teşekkür etme. Her zaman yanında olmak istiyorum her anında..." "Görüşürüz." "Dikkat et kendine. Müsait olursan ara beni " dedi.. başımla onaylayıp onun gidişini izledim. Ne demek istediğini anlıyordum... Yanımda olmasını istiyordum, onun da istediği gibi ama korkularımı yenemiyordum... Sokağı geçip evin önüne geldiğimde tam dibimde Mesut'un arabası durdu. Onu es geçip eve girdim.Erkekler avluda oturuyorlardı. Hızla aralarından geçip kadınların olduğu salona girdim. Hate Daye baş köşede oturuyordu . Bazı genç kızlar oynuyor bazıları geline eşlik edip oturuyordu. Esila'nın bana baktığını gördüm. Onun son umudu bendim biliyorum ama olamamıştı, Eslem'in bu kadar cani olduğunu bilemezdim. Esila gözlerimin içine bir umutla bakarken başımı saga sola olmadı manasında salladım. Gözlerini sıkıca yumup, kaderine boyun eğdi. Hate Daye'ye baktığımda beni fark etmesi kısa sürmüştü. Endişeyle ayağa kalkıp yanıma geldi. "Ne oldu sana kızım?" "Hate Daye seninle konuşmam gerekiyor.!" Dedim. Kafasını sallayıp önden yürüdü. Onu takip edip üst kata giden merdivenlerin başına geldiğimizde Mesut'un bana seslendiğini duydum . Dönüp bakmadım! Hate Daye odasına girip bana kapıyı açtı. "Bismillah!" Odası çok ferahti. Duvarda asılı bir kaç Kur'an vardı. Masasının üzerinde tesbihleri ve seccadesi vardı. Duvarda asılı tek bir resim vardı, rahmetli eşi olan büyük dedemin. Üzüntüyle baktım tıpkı dedem babasına benziyordu. "Ne oldu keckamın. Halin ne böyle." "Daye biz kaza yaptık.." korkuyla üzerimi incelediğinde "Nasıl? Sen Mesut'la değil miydin?" (Şiveli yazmayı beceremedim için normal yazıyorum teşekkür ederim) "Mesut sebep oldu kazaya . Bir şey yok korkma sadece kafam yaralandı. Daye aklını yemiş o psikopat. Zorla kaçırdı beni neymiş konuşacakmış benimle. !" Dedim öfkeyle soludum. Hate Daye kaşlarını çatıp. "Ne konuşacakmış lawe kera! Hele kızımı ne hale koymuş. Dur ben ona edeceğimi bilirim!" "Konuş onunla lütfen benden uzak dursun. O da , kız kardeşi de!" Odasından çıkıp kendisi salona ben ise odama geçtim. Üzerimdeki elbiseyi çıkarıp ellerimi banyoda yıkadım. Dolabımdan başka bir siyah elbise çıkarıp giyindim. Fazla dikkat çekmek istemiyordum ama kahvaltı da giyindigim dahil bugün dört oluyordu. Salondaki kadınların yanına geçtim. Esila'nın yanındaki kızdan rica edip yanına ben oturdum. Burukca tebbesüm ettiğinde kulağına yaklaşıp fısıldadım "Söz veriyorum mutlu olman için elimden geleni yapmaya çalışacağım." Dedim küçükte olsa icimde bi umut vardı en azından bu evde mutlu olmasını saglayabilirdim. Bütün aşiretimiz ve gelinin bazi akrabaları gelmişti konağa. Yemekler tatlılar derken herkes dağılmıştı. Esila'yı yatak odasına ben ve yengem getirmiştik bir de sanirim kuzeni. Yengem zaten kötü kötü bakıyordu kiza ben olsam bende korkardım. Kuma olmak yetmezmiş gibi kötü kaynana vardı! Yengem ve genç kız çıkınca yalniz kaldık. Yatağın üzerine hemen yanina oturup ellerini tuttum. Ne kadar yapabilirsem destek vermek istiyordum. "Esila ablanın yardım etmediğini anlamışsındır. Herşey için çok geç ama bu evde olduğum sürece elimden geldiği kadar yanında olacağım. " Dedim o ise gözyaşlarıyla kafasını zorda olsa aşağı yukarı salladı. Umudu yoktu artık benim gibi kaderine razı gelmişti. Yanından kalkıp odadan çıktım. Mirza'yı bulup konuşacaktım . Gökte ararken yerde bulmuştum. Tam da bu kata varmıştı. "Abi.." "Söyle Bahar!" Dedi bağırmasada siniri kendini belli ediyordu. "Abi Esila'yı üzme.. O da en az sizin kadar suçsuz. Babası zorla vermiş ve sende bunun farkında olmalısın. Lütfen ona Emine-" daha lafimi tamamlamadan öfkeyle susmam icin elini kaldırdı. Sustum... "Sakın! Sakın bu servet avcısı kızla Emine'yi ayni yere koymamı bekleme onu asla karım olarak görmeyeceğim. Şimdi git aşağı babam seni çağırıyor." Dedi. "Abi başka çaresi yoktu belki önyargıyla yaklaşma olanlara!" "Çare vardı! Benimle evleneceğine ölmeyi seçebilirdi.!" Dedi . Sesindeki tını tüylerimi diken diken yapmıştı. "Senin de çaren vardı abi! Karını aldatmak yerine ağalığı bırakabilirdin. Nasılsa sana ihtiyaçları yok değil mi? Mesut var o olmazsa Ufuk , Emir. Ama sen ağalığı seçtin kendinizi masum görmeyi bırakın. Bu yalnızca esila'nın suçu değil. Hepiniz suç ortağısınız." Dedim . Birilerinin gerçekleri yüzüne vurması şarttı. Daha çok şey söylemek istiyordum ama yüzüme bile bakmadan kapıyı çarparak içeri gitti. İç çekip sakin olmaya çalıştım. Aşağı indiğimde dayım salonda divanda oturuyordu. "Buyur Dayı beni çağırmışsın?" Dedim. O ise gülümseyerek yanıma geldi. Ellerini saçlarıma değdirip usul usul okşadı. "Baharım.." dedi heyecanla ve merakla ne diyeceğini bekliyordum bir yandan aklım Esila da kalmıştı. "O gelmiş.." dedi tebessüm ederek. Kalbim göklere uçup gitti. Aklımdaki bütün düşünceler, dertler , insanlar herşey. "Ge-gerçekten mi?... ben gidiyorum." Dedim ve bi hışımla evden çıkıp arabama bindim. Cok heyecanlıydım mutluydum, hüzünlüydüm.. bütün duygularım karman çormanolmuştu ne hissedeceğimi ben bile bilmiyorum. Rahman konağına vardığımda kapıda kimse olmadığı için alacaklı gibi kapıyı çaldım. Yerimde duramayacak kadar heyecan vardı içimde. İçeri girdiğimde onu gördüğümde ilk ne derim onunla ne konuşurum düşünememiştim. Kapinin sert bi sekilde açılmasıyla hizla o yöne döndüm. Adamlar icerdekilere "Bahar hanımağam gelmiş.." dedi. Ilk heyecanim azalmış simdide yerini çekingenliğe bırakmıştı. Yavas adımlarla konağa ilk adımımı attım. Avuçlarım su dökme derecesine gelmişti. Gözlerim etrafı tararken arkası dönük olan biri avlunun tam ortasinda duruyordu, elinde bavuluyla... Adımlarım o yöne gittikçe yavaşlıyordu taki duruncaya kadar. Arkasini dönüp benimki gibi okyanus mavisi gözleri, gözlerime değdiğinde yanaklarımdan usulca bir damla gözyaşı aktı. Ilk defa mutlulukdan dökülen yaşlar... "A-abi.." dedim. Zoraki çıkan sesimle hayattaki tek aileme seslenmiştim... "Kardeşim.." diyip ait oldugum yere kollarının arasına almıştı beni... Hayatın beni yine üzecegini düşünürken gün geçtikçe daha da mutlu ediyordu. Yaşamak ilk defa böylesine güzel geliyordu...
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE