BÖLÜM 15

1510 Kelimeler
Zeliha'dan devam... Merhaba ben Zeliha Taşkıran. Taşkıran aşiretinin tek ve yegane kızı.. Yani öyleydim! Ta ki Bahar hazretleri gelinceye kadar. Onu sevmemiştim. Kıskançlık mi bilmiyorum ama daha gelmeden Mardin'in en cok konuşulan kızı olmuştu sadece mardin olsaydı iyidi de bütün doğu onu konuşur olmuştu. Kimi görsem "Geldi mi halanın kızı?" Artık bu soruyu duymaktan sıkılmıştım.. Annemle ve hate dayeyle çarşıya çıkmıştık. Bahar hanım için bir kaç şey alacakmış hate daye . Istemesemde zorla beni getirmişlerdi. Çarşının içine girdiğimizde dar sokakta her iki yanında tezgah üzerinde renk renk çeşit çeşit örtüler. Tezgahın üzerinde gördüğüm beyaz tülbenti elime alıp baktım. Kenarlarında ince ve zarif papatyala döşenmişti bana beni al diyordu. Yanında pembesi ve açık mavisini de elime aldim. Bir kaç namaz örtüsü de beğenip elime aldim. "Anne ben bunları almak istiyorum çeyizime." Dedim gülümseyerek. Hate daye yanıma gelip. "He çok güzeller keckamın bir kaç tane Bahar'a da begenisen o da genç kızdır çeyiz lazımdır ona.." dedi . Yüzüm düşerken her aldığımız şeyde onu da düşünmesi zoruma gidiyordu bende onun torunuyum. Elimdekileri satıcıya verip paketlettim. Gözlerim Dolu dolu hate dayenin yanina gelip elimdeki paketi ona verdim. "Al Daye bunlar onun olsun , ben istemiyorum artık..." Dedim ve arkamı dönüp kalabalığa daldım. Arkamdan annemin seslenişini duymuştum ama dönüp bakmadım. Hevesim kırılmıştı... Birine çarpmamla kafamı kaldırıp kim diye baktım. Berzan Ayma... Yıllardır platonik olarak aşık olduğum adam. Abimlerin arkadaşı Ayma aşiretinin ağası... Yakışıklılığını anlatmaya kelimeler yetmez. Onu her gördüğümde utanır yüzüne bile bakmazdim nadiren gözlerim gözleriyle kesişirdi. O kadar aşıktım ki ona, bana bir adım gelse ben ona koşardım. Ama yok! O bana kardeş gözüyle bakıyordu. Ben onu delicesine severken o beni kardeşi yerine koyuyordu. Nasil kötü hissettiriyor biliyor musunuz? "Iyi misin Zeliha.." dedi . Çok uzun zaman olmuştu adını ağzından duymadığım. Ne kadar güzel söylemişti öyle , en güzel o söylüyordu adımı... "I-iyim " dedim kekeleyerek. Annemin çağırdığını duydum , sesin geldiği yöne çevirdik ikimizde kafamızı. "Nasılsınız hate hanım, Meryem hanım?" Dedi. Ah nasıl kibar... "Iyiz oğlum, sen nasilsen iyi misen? Ananlar nasıldırlar " Dedi hate daye annemde "iyim oğlum" demişti sadece. "Allah daha iyi etsin inşallah. Anamlarda Antep'e gitmişler ne yapsınlar bizim Zişan'in çeyizini sermeye gittiler. Yarın övür gün dönecekler inşallah. " dedi Berzan. Böyle biraz sohbet edip yanımızdan ayrıldı. Öylece arkasindan bakakalmıştım ki annemin cimciklemesiyle önüme döndüm. Çok yakışıklıydı çok... İstanbul da onu, Bahar'ı yaklaşmıştım. Tamam belki o adama sarılmamıştı. Ama resimde tam aksi görünüyordu. Onu sevmiyordum.. Adamı itiklemişti. Hararetli konuşup çekip gitmişti. Ben yapacağımı yapıp abime resimleri attım. Böylelikle Istanbul'lu Bahar'ı Mardin'den ait olduğu yere göndereceklerdi. İstanbul'a... Uçakta Mardin'e döneceği için pek mesut olan kuzenime bakıp yüzümü buruşturup , istemsiz... Ben olsam o hapishaneye gideceğime , İstanbul da özgürce kalmak isterdim. Tabi o olacaklardan bir haber... Konağa girdik.. Ve ilk darbe, ilk adımda oldu... "NAMSUSSUZ!" Abimin bağırışı konakta yankılanmıştı ardından yanağına indirdiği tokatla düştü. Ah masum melek... Sen daha kiminle dans ettigini bilmiyorsun... Hate Daye "Ben sana güvendim. Herseyim, Aselimin emaneti dedim. Seni yavrularımı bile koymadığım yüreğimdeki en güzel yere koydum. Her lafina her sözüne itimad ettim. Beni hayal kırıklığına uğrattın!" Dedi küçük papatyaları ise ""B-be-ben h-hic bi şey ya-yapma-dim ye-yemin ed-erim.!" Dedi ağlıyordu. Ona asla acımıyordum. Abim onu kilere kilitleyerek sinirle çıktı konaktan. Bir gün gecmisti hala ordaydi. Her ağızdan ses çıkıyordu. Mehmet amcam Mardin'de değildi yoksa asla ona dokundurmazdi. Firsattan istifade gibi bir şeydi.. "Infaz!" Dedi sertçe Mirza abim. Şoka uğramıştım. Kesinlikle bir insanin ölmesini isteyecek kadar cani olmamıştım. Böyle olsun istemiyordum. Ama sustum... "Abi ne infazı! " Diye bağırıp tam karşısında durdu Mesut abim. Ona ne oluyorsa... Hate dayenin kalbini tutmasıyla endiseyle ona atıldık. Bahar'ı cok seviyordu. Mehmet amcamin tek çocuğu, torunu herseydi onun için. Bu ondan nefret etmeme sebep oluyordu. Hate daye hastaneye getirdiğimizde hızla içeri aldılar. Kısa süre sonra doktor geldiğinde Anju yapacaklarını söyledi. Kalp krizi geçirmişti. Eger ona bir şey olursa gözümü kırpmadan Bahar'ı öldürürdüm! Hastane koridorunda görünmesiyle atılmamak icin zor tuttum kendimi. Daha dogrusu annem tutmustu. Gerci yeterince dağıtmışlardı onu acınacak haldeydi. Ezik! Yogun bakim penceresinin önüne geçip kendince bir seyler geveleyip koridordan cıktı. Lavaboya gidecegimi söyleyip annemde izin aldim. Şansa bak oda lavaboya giriyordu. Pesinden girip saçına yapıştım. "Ne yüzle geldin buraya ha şıĺlık. Hate Daye bu haldeyse senin yüzünden. Geldiğin günden beri konağımîzda ne huzur kaldı ne mutluluk. Istanbul'da sürterken burayı unutmuştun ama ben güzel hatırlattım. Herkese aslında ne olduğunu gösterdim. Hate Daye de senin derdinden bu hale geldi. Lanet gibi üzerimize abandın kurtulamıyoruzda. Ne geliyorsa başımıza senin yüzünden geldi." Dedim . Beni itikleyip "Ben bir şey yapmadim" dedi ve çıktı gitti bir daha da hastaneye gelmedi. Neyseki hate daye iyidi. Aynı gün taburcu edilip eve gönderildi. Hate Daye'nin yastığını düzeltip sırtının yerini yaptım. Hiç gülümsemiyordu bütün hüznü Bahar denen salak yüzündendi. Berivan'ın heyecanla salona girip "Hate hanımağam Ayma aşiretinin ağası , Bahar hanımı getirmiş avludalar" dedi Kalbimde hissettiğim sızıyla etraftaki sesleri duymazdan gelip, izin istedim. Odama çekildim... Pencereden avluya baktim. Ordaydı işte... Ilk aşkım.. Beni görmüyordu yine baskasina bakıyordu. Bahar'a! Öyle güzel bakiyordu, hep hayal ettigim gibi! Öfkeyle perdeyi çekip masamdaki herseyi yerle yeksan ettim. Herşeyi kabul edebilirdim ama Berzan'ı kaybetmeyi asla !. Uzak tutmalıydım onu Berzan'dan. Aylardir onun icin uğraşıyordum. Zişan'in teyzesinin kızı Hacireyi aradim benim en yakın arkadaşımı. O beni Berzan'ın annesinin aklina sokacaktı. Hayir anlamiyordum nasıl oluyorda benim gibi bir kiz akillarina gelmiyordu. "Alo. Zeliha ne oldu?" Dedi belli ki işi vardi ama öğrenmeliydim hemde hemen! "Ne yaptın? Annesi ne dedi Hacire? Lütfen bana güzel haberler ver" Dedim Sonlara dogru sesim kısık çıkmıştı. Bu kadar hasret yeterliydi benim için. "Üzgünüm.." "Ne demek üzgünüm!" "Bu defa duymakla kalmayıp bizzat şahid oldum. Berzan abi sertçe red etti istemediğini.. üzgünüm " Telefonu yüzüne kapatıp, duvara fırlattım. Allah'ım ne yaptim da mutlu olmak haram olmuştu bana... Herşeyiyle benden üstündü, kabullenmiştim... Akıllıydı, güzeldi, saygılıydı, uysaldı... Bu yüzden Berzan beni deģil onu seçmişti.. Ona attığım iftiradan hiç pişman olmadım. Keşke gerçekler ortaya çıkmasaydi da öldürselerdi onu! O geceden beri Berzan'ın bana nefret dolu bakışlarını iliklerime kadar hissediyordum. Ben sadece onu sevdim! Defalarca onları yan yana gördüğüm halde korkup söyleyemedim. Bahar'dan ya da ailemden değil. Berzan'dan korktum... Onu hiç görememekten korktum. Eskiden bir yerde gördüğünde selam veren adam şimdi nefretle bakıp geçiyordu. Mersin'e birlikte gitmişlerdi kimse bilmediği halde ben Bahar'ın kapısını dinlemiştim. 3 gün (!) Tam 3 gün Mersin'de kalmışlardı. Kim bilir aralarında neler geçmişti. Eve döndüğünde çok mutluydu. Ve ertesi gün gelen haberle yıkıldım. Onu istemeye geleceklerdi. Delice kıskandım onu ama hiç bir şey yapamadım... Yavaş yavaş öldürüyordum benliğimi. Berzan elimden kayıp gidiyordu düşmanımın avuçlarına... Bağ evine gidene kadar sessiz yaşlarımı akıttım. Içimde feryat figandı kalbim.. Nişanlanıyorlardı... Çok acı çekiyordum... Görmek istemiyordum.. Berzan o kadar güzel bakıyordu ki ona , hep güzel bakıyordu... Benim hayallerim ise bir bir yanıp kül oluyordu... Alacaktım onu kaç çocuğu da olsa Bahar'ı yok edip , Berzan'ın olacaktım. Elbet bir gün... ? Buranın havası çabuk çarpmazdı ama normal günlere göre biraz soğuktu bu gece. Avludan çıkıp odama gittim. Sıcak duştan sonra üzerime pijamalarımı giyinip yatağıma girdim. Kısacık Bir sürede aşırı ısınıp uykuya daldım. Sabaha gözümü açtığımda kan ter içinde kalmıştım. Gece klimayı kapatınca bir de uzun kollu pijama giyinince Mardin'in çöl sıcağında yandım. Üzerindekileri çıkarıp kısacık duş alıp üzerime elbiselerimi giyindim. Telefonumu elime alıp bildirimlere baktığımda Berzan'dan mesaj vardı. Mesaj Günaydın Papatyam... Öğlene kadar geleceğiz konağa... Seni seviyorum Ne için geleceklerdi bilmiyordum. Herşey bahane olsun bize yeterki onu göreyim. Aşağı inip avluya geçtim. Dün olduğu gibi konakta yine telaşa vardı. Hate daye'nin yanına oturup. "Ne için bu telaşe nişan bitti ya daye." "He bitti keckamın. Bugün de hayırlısıyla imam nikah yapacaz.," Ne(!) "Ne dini nikahı Daye. Ben hemen evlenmeyecegim. Hem yangından mal mı kaçırıyoruz daha dün sözlendik." Sinirlenmeme karşı,Elimi tutup gülerek. "Bizde seni hemen e vermiyoruz kecamin. Amma velakin uygun değildir. Yan yana geliyorsunuz günahtır, haramdır. Dini nikahı şimdi yapacaz düğünde devlet nikahı yaparız " "Daye istemiyorum. Ya kötü bir şey olsa!" "Kolay mı kecamin. Burada nişan atmak, ayrılmak boşanmak kolay mı? Kan dökülür namus için. Nişanıda evlilik sözü kabul ederiz. " Dedi. Cevap vermek yerine sessizliğe gömüldüm. Nedendi bu acele ! Kahvaltıdan sonra üzerime daha uzun bir elbise ve mevlüt örtüsü örttüm. Ev erkeklerinin işe gitmemiş olması bundan mütevelliti. Mesut görünmüyordu. Keşke yok olsa Zeliha'yla. Zeliha'nın, Berzan üzerindeki bakışları beni çıldırtıyordu. Sevdiğim adama aşkla bakıyordu. Kıskançlık damarımın çatlayacağını düşünüyordum. Kapı çaldığında bu defa kimseye bırakmayıp ben açtım. İçeri sırayla kaynanam, kayınbabam, Zişan. Yanlış hatırlamıyorsam amcasının eşleri ve bir kaç kız, oğlan gelmişti. Her birinin elinde çeşit çeşit hediyeler. Bohçalar. Ardından korumalar tepsi tepsi tatlıları mutfağa götürdü. Büyüklerin ellerinden öpüp, küçüklere sarıldım. Herkes salona yol alınca en arkada ben ve Berzan kaldık. Elindeki hediye çantasını bana uzatıp "Bu senin için Papatyam." Dedi Güzel gülümsemesini bana sunup. ,"Teşekkür ederim" dedim elindekini aldım. Bir kaç adım attıktan sonra durup ona döndüm. "Nikahtan haberin var mıydı?" "Evet. Sen. Haberin yok muydu?" "Hayır (!)" Dedim burnumdan soluyup. "Adetler böyle papatyam. Nişandan sonra nikah kıyılır ki günaha girilmesin." Dedim. Güzel bir düşünceydi ama zaman kötüydü ve kimse kimseye tahammül etmiyordu. Korkuyordum... "Ya biterse..." Dedim üzülerek. Çok korkuyordum, yine aynı şeyleri yaşamaktan. Beni kolları arasına alıp başıma öpücük kondurdu "Şştt! Papatyam biz birbirimizi bulunca hayata yeni başladık. Ayrılmaktan bahsetme! Sağ olduğum müddetçe yemin ederim senden asla vazgeçmeyeceğim. Evleneceğimiz güne kadar sana elimi bile sürmeyecegim. Söz...."
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE