Bölüm 16

1286 Kelimeler
? Az önce imam nikahımız kıyılmış, Allah katında karı koca olmuştuk. Mehir için bir şey istemesem de damadın babası konak vermişti. Kadınlı erkekli oturup sohbet ediyrorduk. Berzan'la yan yana değilde karşı karşıya oturmak da ayrı bir eziyetti. Görüyorsun ama dokunamiyorsun. Gözlerim çoğu zaman ona döndüğünde bana bakıyordu. Tebessüm edemeden duramıyordum biri görecek diye ödüm kopuyordu. "Düğünü de çok uzatmayalım diyoruz. Bedirhan ağa." "Ben bilmem Şirvan ağa siz ne zaman isterseniz yapabilirsiniz.!" Dedi amcam. Hey o da ne demek. Buna benim ve Berzan'ın karar vermesi gerekmiyor muydu? Berzan'a imali bakışlarımı attığımda göz kırpıp ne oldu dercesine başını salladı. Onlar düğün tarihini tartışırken benim kalktığımı fark eden olmamıştı. Üst kata odamın oldugu kata geldiğimde Berzan'ın da peşimden geldiğini gördüm. Odama girip, geçmesi için kenara çekildim. ? "Buna bizim yani sadece ikimizin karar vermesi daha uygun Berzan!" Dedim. Son 5 dakikadir duydugum sacma şeyler yüzünden sevdigim adamla tartışıyordum. Ne demekti ya ! ' "Hayırlı işler uzatilmaya gelmez Bahar!" "Ha simdi de Bahar olduk! Ben neyim burda o zaman eşşekçi başı mı! !? " dedim Artik sesimin tonuna hakim olamayacak kadar sinirliydim. Önceden fikrimi alabilirdi degil mi ? Bunu herkesle birlikte duymasam olmazdı değil mi? "Sevgilim , papatyam saçmalama istersen. Çocukça davranıyorsun." Dedi sesindeki naiflik maalesef beni sakinleştirmiyordu.. "Tamam Berzan ben çocukça davranıyorum. Sizde ne zaman isterseniz o zaman yaparsınız düğünü!" Dedim odadan çıkıp Zeliha'yla karşılaştım. Bende nerede , ne kötülük yapıyor diye düşünüyordum. Bu kızla neden odam karşılıklıydı. Ardımdan gelen Berzan'ın kolunu belimde hissettim. Yaptığınız kral hareketti Berzan bey. Size küskünlüğüm geçti. :D "Ne yapıyorsunuz yalnız odada. Hiç utanmaniz yok mu!" Diye cırladı. Gözlerim merdivenlere kayıp birinin olmasından korktum. "Kes sesini!" Diye bağırdım. Berzan beni biraz daha kendine çekip. "Sanane Zeliha! Karım o benim ne yaptığımız seni ne alakadar eder." Dedi. Utançla yüzüm kızardığın da Berzan'a baktım. Zeliha'nın gittiğini gördüğümde. "Çok utanmazsın Berzan!" Diye onu uyardım. "Arsızın teki bu! Hoşgörüyü hak etmiyor" dedi. Haklıydı. Zeliha'yi günahım kadar sevmiyorum. Aşağı inerken merdivenlerde "Yarın İstanbul'a gideceğiz. Yeni hastanemizin açılışı var. Açılıştan sonra akşam davet vereceğiz. Benimle gelmek ister misin?" "Yalnız mı?" "Hayır , Zişan da gelecek. Annem ve babam bu tür davetleri sevmez. Kuzenlerimden gelmek isteyen olur mu bilmem ama şuan ben ve Zişan. Sende gelmek istersen yanımda ol isterim. " Dedi. Üzgünce dudak büzdüm. "İzin vermezler ki..." "Sabah 6 da hazır ol. İzni bana bırak Papatyam.." dedi. Salona bir kaç adım kala elini belimden çekti. İkimizde arka arkaya girince bütün gözler üzerimize döndü. Utanarak başımı eğdim. Ay bir şey yapmadık aklınızdan çıkarın o naneleri... Gece hoş sohbetlerle sonlandığında evden en son Berzan çıktı. Ona sarılarak uğurlamak istiyordum ama sadece uzaktan bir görüşürüz diyebildim. Etrafın kalabalığından. Herkes gidince biz bize kaldık. Hate Daye yanına çağırdığında gittim "Bahar'ım, Berzan az önce yanıma geldi. Yarın hastane açılışı varmış. İzin istedi seni de götürmek için.." "Öyle mi Daye?" Bir şeyden haberim yok canım. Ben tertemizim "Eee keckamın. Gitmek istiyor musun?" "İznin olursa daye, giderim..." Dedim başıyla onayladığında gülümsedim. İnsanlara ne düşündüğünü değil , duymak istediklerini söyle. Zeliha öne atılıp. "Bende İstanbul'a gitmek istiyorum Daye! Neden hep onu gönderiyorsunuz! Ben neden Mardin'e haps oldum!" Diye daye'ye bağırdı. Hate Daye ayağa kalkıp bastonunu kaldırıp koluna vurdu. "Benim kararlarımı sorgulama hakkını kim sana verdi Zeliha!" "Daye yapma" diye öne atılan Meryem yengeme, Bedirhan amcam tepki gösterip itinayla "MERYEM!" Dedi. Yengem istemeyerek yerine sunup burnunu astı. Bana baktığı nefret dolu bakışlar inanın umrumda değildi. "Zeliha benimle değil İstanbul'a kapının önüne gelemezsin. Yalnız gidersin amenna ama ben bir daha seninle yola çıkmam.!" Dememle lafa karışan Mesut "Daye kız başına gitmesi münasip değil. Ben de gideyim. " Dedi. Öfkeyle ona döndüm. Onun işi ne ! "Doğru der ana." Dedi Bedirhan amcam. Üzgünce onlara baktım. Hayır Mesut'la nereye gidiyorum ! Berzan'la öldürür birbirlerini. "Emir ve Ufuk gelsin." Dedim son çare ikizlere bakıp. Her ikisi aynı anda ellerini kaldırıp. "Valla Bahar abla bu fırsatı kaçırmazdık ama yarın önemli sınavlarımız var ." Dedi. Çaresiz kaldım. İstemiyordum! Burada yeterince yüzlerini görüyordum. Hate Daye başını onaylayarak salladığında düşen yüzüme engel olamadım. "Mesut da gelsin. Laf söz etmesin kimse nişanlısıyla yalnız gönderdiler diye." Dedi. İçimden HAYIR diye çığlık atmak geliyordu. Sessiz kaldım. Herkes dağılmaya başlayınca odama çıktım. Arkamdan birinin geldiğini hissediyordum. Odamın önüne geldiğimde kapıyı açmadan arkama döndüm. Mesut'u gördüm şaşırmayarak. Odama girmeyi düşünüyor olduğunu biliyordum ama hayal kursun. "Çok eğlenceğiz güzelim..." Dedi gülerek. Bende eğlencektim. "Tabii... Berzan senin burnunu kırdığın da eğlendiğim gibi..." ? ? Ertesi sabah uyandığım da kısacık duş alıp çıktım. Üzerime pantolon ve bluz giyindim. Uzun zamandan sonra pantolon giyindim. Geceden hazırladığım bavulu alıp aşağı indim. Umarım Mesut uykuda kalır duaları onu kapının önünde görmemle son buldu. Berzan'a onun geleceğini söyleyemedim. Vereceği tepkiden çekinerek. Araba sesini duyduğumda konağın kapısını açıp dışarı çıktım. İki araba gelmişti. Büyük ihtimal kuzenleri de geliyordu. Neyse sıkıntı yok Mesut'un varlığı hepsini örüyordu. Arabadan Berzan indiğinde yanıma geldi gülümseyerek. Mesut'u gördüğünde vereceğin tepki ne olacak bebem... Gülümsemesi yüzünde solduğunda beklediğim finalle karşı karşıyadım. "Senin ne işin var !" "Hate Daye Bahar'ın kız başına ta İstanbul'a gitmesini münasip görmedi. " "Başlarım münasipliğine.!" "Berzan , tamam." Dedim elini tutup onu arabaların arka tarafına çektim. Mesut'a dönüp baktığımda bavulları bagaja yerleştiriyordu gurursuz. "Berzan eğer istemezsen gelmeyiz. Mesut'un gelmesi son dakika olan bir şeydi. Gerçekten bak kırılmam onunla aranın olmadığını biliyoruz keyfin kaçmasın." Dedim. Yüzümü avuçlarınin arasına aldı. Şefkatle yüzüme baktı. "Ben senin için herkese tahammül ederim, yeterki yan yana olalım. Bunlar çok yakında son bulacak sevgilim." Dedi alnıma öpücük bıraktı. Elimi tutup arabanın yanına yürüdük. Ön koltukta şoför vardı yanı boştu. Mesut arkaya binmek için kapıya uzandığında Berzan elini itip "Sen öne bin" dedi. Mesut inatla kapının kolunu bırakmayınca Berzan çenesini tutup "Öne bin yoksa burada kalırsın.!" Diye tısladı. Sabah sabah felaket yaşansın istemiyordum. Berzan haklıydı yanımıza otursun istemiyordu bende istemiyorum. Oturmasin... Mesut yenilgiyi kabul etip öne bindiğinde Berzan geçmem için kenara çekildi. Teşekkür edip bindim. Zişan yüzündeki endişeyi silip gülümseyerek "Hoşgeldin yenge." "Hoşbuldum canım " dedim. Berzan yanımdaki yerini aldığında elimi tuttu sıkıca. Havalimanına gidene kadar Berzan'ın bacak sallama senfonisiyle bakışıp durdum. Ucağımız İstanbul'a iniş yaptığında saat öğlen 12ye geliyordu. Ben ve Berzan en önde giderken arkamızdan Mesut geliyordu. En arkada kalanlar Berzan'ın amca çocuklarıydı. Hatip, ablası Gamze, öbür amcasının oğlu Özcan, Mihriban ve İbrahim Halil geliyordu e tabi Zişan da eşlik ediyordu. Konağın ağası Berzan'dı eğri oturup doğru konuşalım ama babasının sözünden çıkmazdı. Hep birlikte karar verir doğruyu bulurlardı. Miras bir tek babasının değildi tabi canım amcaları da şirketin ortağıydı. Hepsinin eşit miktarda hissesi vardi ama bütün yetki Berzan'ındı. Yaşlı kurtlar şirkete gelmiyordu emekliliğin tadını çıkarıyordu. Kendisi ve hatip tek erkek çocukken. Ahmet amcasının iki oğlu vardı. Doğruyu söylemek gerekirse Özcan ve İbrahim Halil'in aklı beş karış havadaydı. İş dışında herşeyle ilgileniyorlardı bunu İstanbul'a adım atar atmaz anlamıştım. Hatip ise dışardan bakınca hırslı duruyordu ama aptaldı. Hırs değil kıskançlık deniliyordu onunkine. Her anlamda Berzan'la yarış içerisindeydi. "Rahat olur musun biraz..." Dedim kısık sesle. Elimi sıkmasından gerginliğini anlıyordum. Onunlaydım işte... "Mümkün olan bir şey söyle Bahar. Ben rahatım ama arkamızdakini öldürmemek için kendimle savaştığımı bilmiyorsun." "Yapma böyle!" Dediğimde olduğu yerde durup bana döndü. Sinirlenmişti, Mesut'a bakıp yeniden bana döndü. Söylemek istediklerini yutup beni çektirmeye devam etti. Aramıza mesafe girmiyordu bir türlü biz hızlandıkça o hızlanıyordu. Bavullarımızı adamlara taşıtıp önceden kiraladığı arabalara taşıdılar. Arabaya binmek için yürüdüğümde Berzan'ın eli beni durdurmuştu. Anlamaz bakışlarla ona baktığımda "Bizim arabamız onlar değil" Soldan gelen aracı gösterince ne demek istediğini anladım. Araba dibimizde durunca . "Hatip siz kızlarla otele geçin. Bizim 1 saat işimiz var geleceğiz. 2ye kadar hazır olun. " "He amca oğlu" dedi arabaya binip. Mesut bize yöneldiğinde, Berzan işaret parmağını tehditkâr sallayıp. "Sakın Mesut! Aklından geçirme defol git gözümün önünden. Arada Bahar olmasa seni İstanbul'a gömerdim. " "Kimi gömüyon lan sen!" Diye bir kaç adım attığında oluşabilecek tartışmaya karşı araya girdim. Özcan, Mesut'u tutuyordu ben ise Berzan'ı... Bir gün arada kaynayıp gideceğim. "Berzan durun artık kendinize gelin koskoca adamlarsınız. Yaptığınızı çocuk yapmaz."
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE