7.Bölüm

1007 Kelimeler
Selamun aleyküm 🍂🍂 Keyifli okumalar...🍭🍭 -Feride hanım kasaya bakar mısınız? -Geliyorum. Çalışanlardan birinin bağırmasıyla depodan çıkıp ön tarafa gittiğimde yengemi ve bebek arabasında kendi halinde oynayan Ahsen' in görmüştüm. -Hoşgeldiniz. -Hoşbulduk canım. Yengemle sarılıp arabasında oynayan küçük hanımı kucağıma aldım. -Sen halayı ziyarete mi geldin prenses? Ama seni yerim ben. -Nasılsın Feride? -İyiyim yenge. -Dün akşam olanlardan haberim var. Ağabeyinle konuşsan? Buradan çıkışta bize gidelim. Akşam yemeğini beraber yiyelim. Sonra ikiniz başbaşa konuşun. Ne dersin canım? -Sakın! Onunla ilgili tek kelime bile duymak istemiyorum. Burada konuşulacak konu değil ama ona anlatmadığım o konuyu sen de annem de biliyordunuz. Adam karşıma çıktı. Sırf bu yüzden özür diledi. Adamı hastanelik etti. Elin adamı hadi neyse de ya bana da inanmadı o kocan olacak o adam. Eğer evde annem araya girmeseydi ne yapacağını söyledi mi? Ya da bana söylediği o müthiş (!) kelimeleri eve gelip tekrar etti mi? Söylesene onunla nasıl konuşayım? Bundan sonra birbirimizin suratına nasıl bakacağız? Ya da evine gelince aynı şeyleri duymayacağım ne malum? Dün annem olmasına rağmen gözü hiçbir şey görmedi. Bundan sonra da görmez. Ama benden buraya kadar. Babamlara geldiğinde saygı da küsür etmem ama benden eski Feride olmamı beklemesin. Çünkü ona bu saatten sonra eski Feride yok. Karşısında bambaşka bir Feride görecek. -Feride... -Yenge sakın. Taş çatlasın bir yıla düğünüm olmuş olur. Ondan sonra onun yüzünü bayramdan bayrama görürüm. Sonra da bu olay kapanır gider. Kimse de benden fazlasını beklemesin. -Ne düğünü? -Annem sana anlatır. Neyse benim depo da işim. İçeriye gitmem gerekiyor. -Sonra uzun uzun konuşuruz. -Tamam. Görüşürüz boncuğum. Ahsen' i bol bol öpüp arabasına koyup yengemle vedalaşıp tekrar depoya dönmüştüm. Depo da bir işim yoktu sadece dün ki konuyu konuşmak istemiyordum. Bıkmıştım. Daha doğrusu ağabeyimin tavrı beni hayal kırıklığına uğratmıştı ve bunu kimseyle konuşmak istemiyordum. Mesai bitimin mağazanın önünde ağabeyimi görsemde oralı olmayıp evin yolunu tutmuştum. Ne kadar ses verse de cevap vermemiştim. Bir ara kolumdan tutunca sinirle elinden sıyrılmış karşıma çıkan ilk taksiye atlayıp eve gelmiştim. Ona olan kalp kırıklığım kolay kolay geçmeyecekti. Çünkü insan en çok sevdiklerine kırılıyordu. -Abla çabuk git üstünü değiştir. Misafirler gelecek birazdan. -Ne misafiri durduk yere ? -Annem seni aramadı. Sarp ağabeyin annesi ve babası gelecekmiş. -Ne? -Şimdi şaşırmanın sırası değil. Hadi hazırlan. -İki gündür duş almıyorum. Kısa da olsa bir duş alacağım. Resmen kokmaya başladım. -Kıayeferleri al banyo da giyin. Olur da gelirlerse hemen orada hazırlanırsın. -Tamam. Ece' ye hak verip giyeceğim kıyafetleri alarak banyoya geçtim. Kısa bir duş alarak hızlıca hazırlanıp odaya geçtim. Daha gelmemişlerdi. -Abla gel şu yüzüne bir şeyler sürelim. Gözaltlarının hali fena. -Tamam ama çok abartma. Ece yüzüme hafif bir makyaj yapınca odadan çıkıp mutfağa gitmiştim. Annem ikramlıklarını hazırlamış çayı demliyordu. -Anne bu kadarı fazla değil mi? -Yok kızım. Belki yanlarında başkası da gelir. -Eeee babam nerede? -Ağabeyin yanına gitmiş. Konuşmuşlar. Dükkanı kapatmış şimdi eve geliyormuş. -Anladım. -Yengen yanına gelmiş. İş çıkışında da ağabeyin yanına gelmiş. Ağabeyinle konuşmamışsın. Dün ağabeyinle gerekli konuşmayı yaptım. Aranıza küslük sokma. -Anne bu konu hakkında konuşmak istemiyorum. Oğlunun söylediği lafların yenilir yutulur tarafı yok. Nasıl yok saymamı beklersin? İki özürle unutamam. Beni elalemin içinde rezil etti. -Babanla birlikte buraya geliyor. En azından millete belli etme. -Anne saygı da küsür etmem. Ama benden fazlasını bekleme. Zil çaldığında kapıyı açmak yerine odama geçmiştim. Muhtemelen gelenler babamlardı. Babamın yanındaki o şahsı görmek istemiyordum. Duyduğum seslerden yanılmadığımı anlamıştım. Babam gelip gelmediğimi soruyordu. Annem de yeni geldiğimi, odam da hazırlandığımı söylüyordu. Sarp' ın ailesi onlar gelene kadar odamdan çıkmayı düşünmüyordum. Dakikalar ardı ardına geçerken odamda bir sağa bir sola gitmekten başım dönmüştü. -Nerede kaldı bunlar? Vaz mı geçtiler yoksa? Arayacaktım. Düşünüp kafayı yemektense Sarp' ı arayacaktım. Çantamı alıp içinden telefonumu çıkardığımda Sarp' ın mesaj attığını gördüm. Neredeyse yarım saat önce mesaj atmıştı. Mesajı birkaç kez okuyup en sonunda klavyeye dokundum. {Ağabeyim evde. } {Gel. } Ekranda çevrimdışı yazısı belirince uygulamadan çıkmıştım. ..... Neredeyse on dakika sonra zil çalınca bu sefer odadan çıkmıştım. Odadan çıktığım da diğer ev halkının da antreye çıktığını görmüştü. Ağabeyim kapıyı açacakken annemin sesi onu durdurmuştu. -Feride gel kızım , kapıyı sen aç. Sesimi çıkarmadan ağabeyimin önünden geçip kapıyı açmıştım. Önde annesi Nigar teyze ve babası Metin amca vardı. Hemen arkalarında Sarp ' ın iki ağabeyi ve ablası vardı. Ağabeylerinin adlarını hatırlamıyordum ama ablasının adı Sevda' ydı galiba. Üçünün de eşi yoktu. Beşi içeri girerken Sarp en sona kalmıştı. İçeriye girenlere hoşgeldin diyerek sona kalan Sarp ' a baktığımda yüzüne dikkatli bir şekilde baktım. Dün gece karanlıkta pek bir şey görememiştim. Dudağı ve sol kaşında yara vardı. Onun dışında pek bir şey görünmüyordu. -Hoşgeldin. -Hoşbuldum. Elindekileri uzatınca beklemeden aldım. -Teşekkür ederim. Şey... İyi misin? Yüzün , yani canın yanıyor mu? -İyiyim. Sen merak etme. -Hastaneye gittin mi? -Hayır. Ufak birkaç sıyrık. -Keşke gitseydin. Benim yüzümden. Özür dilerim. -Özür dilenecek bir durum yok. Asıl birinin özür dilemesi gerekiyorsa burada özür dilemesini gereken tek kişi benim. -Neyse hadi içeriye gidelim. Ayıp olmasın. İçeriye girince kapıyı kapatmıştım. -İlk soldaki kapı. Elimdekileri Ece' nin eline tutuşturup Sarp' ın arkasından salona geçtim. Salona geçince erkeklere hoşgeldiniz diyerek Sarp' ın annesi ve ablasıyla sarılıp Ece' nin yanına oturdum. Heyecandan kalpten gidecektim. Önceden gördüğüm rüyalardan birinin içinde miydim yoksa. -Abla kalk çayları getirelim. Annem sabahtan beri kaş, göz yapıyor. Fark etmiyorsun. Ece ile ayaklanıp mutfağa geçmiş ikramlıkları tabaklamıştık. Hazırladığımız tabakları ağabeyim ve Ece götürürken ben de çay dolu tepsiyi alarak arkalarından gitmiştim. Güncel konular hakkında sohbet edilirken bizim konuya daha giriş yapılmamıştı. Spor, siyaset, ekonomi, piyasalar, bizim tamir dükkanındaki iş durumları, Metin amcanın emekli maaşı bile konuşulmuş ama bizim konu bir türlü açılmamıştı. En son kısık sesli oflayınca Sarp bunu duymuş gibi yanında bulunan ağabeyini koluyla dürtmüştü. Haline içten içe gülümsedim. -Baba artık konuya girelim diyorum. İçimden Yarabbi Şükür dedim. -Cengiz bey gelelim artık esas konuya. Bizim oğlanlar dün gece küçük bir takışmışlar ama kendi aralarında aralarında hallederler diye umuyorum. Değil mi delikanlı? Ağabeyime yönelik sorduğu soruda ağabeyim cevap vermek yerine çayından içmişti. -Neyse. Cengiz bey kaç yıllık kapı komşuyuz. Birbirimizi tanıtız ederiz. Kaç yıllık hukukumuz var. Herkes birbirini tanır, eder. Çocuklarda hanımlar vasıtasıyla birbirlerini görüp beğenmişler. Demem o ki laf söz olmadan sizinde müsait olduğunuz birgün hayırlı bir iş için tekrar kapınızı çalalım. 🦋🦋🦋
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE