8.Bölüm

1192 Kelimeler
Selamun aleyküm 🍂🍂 Keyifli okumalar... 🍭🍭 -İyi, güzel konuşuyorsun da Metin bey bir iki konuşma ile olacak iş mi? Çocuklar emin mi? Biliyorsun bunlar acele ile alacak kararlar değil. Zamane gençlerinin akılları beş karış havada. Bugün tamam derler yarın hayır derler. -Bilirim, bilmez miyim. Ama böyle de olmaz ki. Ne yapsak ki? -Metin, Cengiz beyleri de bir akşam bizim evde ağırlayalım. Bir de etraflıca bizim evde konuşalım. Malum kız evi naz evi. Nigar teyzenin söylemini annem de desteklemiş kasvetli hava dağılmıştı. Misafirlerimiz son olarak Ece ile yaptığımız kahveleri içerek ayaklanmışlardı. Misafirler kapıya doğru giderken Sarp ile salonda sona kalmıştık. -Yarın kaç da işe gideceksin? -Niye sordun? -Öğleden sonra emniyete geçip nöbet yerime geçeceğim. Eğer uygunsan bir yerde oturup konuşalım diyecektim. -Saat bir de markette olmam gerekiyor. Markete yakın bir kafe var. Orada buluşuruz. Ben de geç kalmamış olurum. -Saat on da kahvaltı için buluşuyoruz öyleyse? -Evet. Hadi git artık. Herkes fark etmiştir yokluğunu. -Yarın görüşürüz. Kendine iyi bak. -Görüşürüz. .... Sabah erkenden kalkmış oyalanmadan hazırlanmış ve evden çıkmıştım. Dün akşam konuştuğumuz kafeye geldiğimde Sarp' ın çoktan geldiğini gördüm. Beklemeden oturduğu masaya yöneldim. -Günaydın. -Günaydın. Hoşgeldin. -Hoşbuldum. Çok beklettim mi? Karşısındaki sandalyeye otururken beni cevaplamıştı. -Yeni geldim sayılır. -Anladım. -Kahvaltı? -Evet, çok iyi olur. -Pekiyi. Çağırdığı garsona siparişlerimizi vermiş ve garson gidince tekrar yalnız kalmıştık. -Şimdi mi konuşalım yoksa kahvaltıdan sonra mı? -Sonra konuşalım. Konuşulacak çok konu biriktirdik şu kısa zamanda. -Sen nasıl istersen. Kısa bir beklemenin ardından kahvaltımız gelmiş ara sıra Sarp' ın açtığı sohbet girişimleri dışında sessiz bir kahvaltı olmuştu. Masa toplanmış garson çay servisinde bulununca nihayet o âna sıra gelmişti. -Seni dinliyorum. Sarp konuşurken önümdeki çay bardağı ile oynuyordum. -O gün... Haklıydın... Şimdi düşününce, o gün söylediklerimin ne kadar kırıcı olduğunu fark ediyorum. Belki gururuma yenildim, belki de seni anlamaya çalışmak yerine kendimi savunmayı seçtim. Oysa seni karşımda görünce, kelimelerimi dikkatle seçmem, o anın ne kadar önemli olduğunu fark etmem gerekirdi. Ama ben, sanki her şey bir oyundaymış gibi davrandım. Gülüp geçtim, alay ettim, sanki hislerin hiç önemli değilmiş gibi davrandım. Şimdi o anları bir bir hatırladıkça içim sıkışıyor. Çünkü senin yüzündeki hayal kırıklığını, o sessizliği unutmam mümkün değil. Aslında o üç haftayı ben de boşa geçirmedim. Her hareketini izlerken kendimi susturdum, çünkü ne söylesem eksik ya da yanlış olur diye korktum. Ama sessizliğim seni daha da uzaklaştırdı, bunu şimdi anlayabiliyorum. Senin sadece bir açıklama, biraz samimiyet beklediğini fark etmem için bu kadar geç kalmamam gerekiyordu. Oysa ben, o savunma duvarlarını yıkmak yerine daha da kalınlaştırdım. Belki de bu yüzden her buluşmamız, her konuşmamız bir duvara çarpmış gibi oldu. Sana bu kadar kolay "çocukça" davrandığımı kabul etmek zor ama doğruyu söylemem gerekirse, içinde hâlâ o çocuğu taşıyorum. Ancak o çocuk, sana kendini anlatamamanın pişmanlığını da taşıyor şimdi. Biliyorum, o gün söylediklerim seni incitti. Belki de o yüzden senden bir daha haber alamadım. Ama bilmeni isterim ki, kalbini kırmak en son isteyeceğim şeydi. Ben sadece yanlış zamanda, yanlış kelimeleri seçtim. O günkü hâlimi düşünürken, masada bardağına su doldururken bile seni izliyordum. Ne kadar kırgın olduğunu, buna rağmen dik durmaya çalıştığını fark ettim. Ama hiçbir şey söylemedim. Keşke o an kalkıp sadece "özür dilerim" diyebilseydim. Belki her şey farklı olurdu. Şimdi söyleyemediğim o iki kelime için içim dolu. Özür dilerim... Seni anlamak yerine yargıladığım, dinlemek yerine sustuğum, dokunmak yerine geri çekildiğim için. Kendimi savunmayacağım. Sadece seni dinleyeceğim. Çünkü anladım ki bazı insanlar için doğru kelimelerden çok, doğru sessizlikler gerekir. Ve senin yanında ben hep yanlış sessiz kaldım. Şimdi tek isteğim, o sessizliği dürüst bir sözle bozmak: Kalbini kırdım, farkındayım. Ama bil ki, bunu telafi etmek için ne gerekiyorsa yapmaya hazırım. O an söylediklerini dinlerken içimden bir şey koptu. Sanki tüm o özürlerin, pişmanlıkların arasında bir yerde, kalbimde sessiz bir sızı yankılandı. Gözlerim doldu, ama bu kez ağladığım için utanmadım. Çünkü o gözyaşlarının içinde hem geçmişin ağırlığı hem de içimde doğan yeni bir güç vardı. Artık seni affetmiş bir kız değilim sadece; aynı zamanda kendi kalbini bana yeniden kaptıracak kadar güçlü bir kadınım. -Beni anladığın, hatta anlamaya çalıştığın için teşekkür ederim. Bu sözleri duymak sandığından daha fazla şey ifade ediyor. Çünkü ben de o gün, her ne kadar dışarıdan soğukkanlı görünsem de, içimde fırtınalar kopuyordu. Bir alışveriş merkezinde, tamamen tesadüfen, hatta hiç istemeden geldiğim bir yerde seni ilk kez gördüm. Annemin "Git, tanış, belki hayatının fırsatı olur," diye ısrar etmesiyle oradaydım. O kadar isteksizdim ki adını bile sormadım, sanki sadece bulunmam gereken bir görevmiş gibi davranıyordum. Onlar "O zaten seni tanıyor, senden hoşlanıyor," dediler. Bense buna inanmadım. Hatta biraz da tepki duydum. Çünkü biri beni gerçekten tanımadan, sadece başkalarının anlattıklarıyla bana hayran olamaz diye düşündüm. Ama seni görünce... o kadar emin olamadım. Belki senin o rahat tavırların, alaycı gülüşün, biraz fazla gelen özgüvenin beni hem meraklandırdı hem de uzaklaştırdı. Dışarıdan bakınca seni anlamak kolay değildi. Evet, belki ego doluydun, belki söylediklerin bazen kalbimi kırdı. Ama şimdi fark ediyorum ki o egonun arkasında aslında kendini korumaya çalışan biri varmış. Ben o duvarın ardına hiç bakmadım, sadece o duvarla konuştum. Belki bu yüzden birbirimizi hep yanlış anladık. Senin özrün... sıradan bir özür değil. Her kelimesi içten, her cümlesi geçmişin ağırlığını taşıyor. Ve bunu hissettim. Kalbimi kırdığını biliyorsun, ama benim de seni kırdığımı kabul etmem gerek. Çünkü ben de seni dinlemedim. Her konuşmanda bir savunma aradım, her gülüşünde bir küçümseme sandım. Oysa belki sen sadece beni gülümsetmeye çalışıyordun. Beni çocuklukla suçladığında içim sızlamıştı, çünkü ben de kendimi olgun sanırken aslında ne kadar çocukça davrandığımı fark ettim. Senden kaçtım, seni görmezden geldim, o buluşmalardan birine bile isteyerek gitmedim. Ama her seferinde bir şekilde karşımda buldum seni. Şimdi anlıyorum ki bazen kaderin planı bizim isteksizliğimizden daha güçlü olabiliyormuş. Senin bugün böyle konuşman, içini dökmen, hatanı kabul etmen... benim için yeterli. Çünkü ben affetmeyi, gerçekten pişman olan biriyle yeniden başlama cesareti gösterebilmeyi öğrenmek istiyorum. Kalbimi kırdın, evet. Ama kırılan şey her zaman sonsuza kadar eksik kalmaz. Bazen o çatlaklardan içeri ışık sızar. Ve ben o ışığı şu anda görüyorum. O yüzden, evet. Özrünü kabul ediyorum. Ama bu sadece bir affetme değil; aynı zamanda yeniden anlama, yeniden tanıma isteği. Belki geçmişi tamamen silemeyiz ama onu birlikte iyileştirebiliriz. Bu kez ne annemlerin ısrarı, ne arkadaşların bahanesi... Sadece senin isteğin ve benim kabulüm olacak. Belki geç kaldık, belki çok şey yaşandı. Ama bazen en güzel başlangıçlar, en karmaşık hikâyelerin sonunda olur. Ve ben... galiba artık yeniden başlamaya hazırım. -Ben ne söyleyeceğimi bilemiyorum. Çok teşekkür ederim. Herşeyi telafi edeceğim. İçimden geçenleri kimseye anlatmam, ama sana bir sözüm var. Beni ağlattığın için pişman olacaksın. Ama o pişmanlık, öfkeyle değil, hayranlıkla karışık bir pişmanlık olacak. Çünkü ben artık kendimi senden saklamayacağım. Her kelimemle, her gülüşümle, her bakışımla seni bana yeniden bağlayacağım. Sen, bir zamanlar beni görmezden gelen o adam, bir gün sadece bana bakmak isteyeceksin. Senin o soğukkanlılığını, o ukala gülümsemeni, o "umursamıyorum" tavrını bir bir çözeceğim. Gözlerinin içine baktığımda o maskelerin ardında ne kadar kırılgan olduğunu göreceğim. Ve sen, bir zamanlar kalbimi hiçe sayan sen, bu kez benim kalbime tutunmak isteyeceksin. Ben artık ağlamayacağım. Ama sen, beni ağlattığın her anı hatırlayacaksın. Ve işte o zaman anlayacaksın... Bu hikâyede kaybeden ben değilim. Çünkü ben seni kendime aşık edeceğim. Hem de öyle bir aşık olacaksın ki, bir daha benden kaçacak cesareti bulamayacaksın. 🦋🦋🦋 Diğer kitaplar final yaptığı için artık bu kitaba bölümler gelecek. Yorum sayısına bakacağım.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE