Ders erken saatte değildi ama sabah erkenden uyanıp iki saatte anca hazırlanabildim. Çantamı koluma geçirdikten sonra oturma salonuna doğru yöneldim. Salonda sadece annem vardı. "Anne ben kaçtım!" dedim kapının eşiğinden ve anneme öpücük attım. "Kahvaltı yapmadan gitmeseydin." "Geciktim, yolda atıştırırım. Çakır'ı aradım ama açmadı. Gördün mü hiç?" "Çakır babanı şirkete götürdü. Dikkatli dikkatli git kızım." "Arabam var sanki," diye söylenip koşar adım evden çıktım. Allah muhafaza karşıdan karşıya geçerken arabaya çarpar ve dikkatsiz yürüyücü olduğum için hapse atılırdım. Ana yola çıktığımda "Taksi!" diyerek elimi kaldırdım. Saçlarımı savurarak önümde duran taksiye bindim. Oh may asfalt! Bu taksi saatte 40 kilometre bölü hızla gidiyordu. Asfaltın derdinden ağlarken, 'bi yür

