8.Bölüm

1447 Kelimeler
Yemyeşil bir orman içinde patikadan yürüyen Asil ve Nazlı tepelerinde ki devasa ağaçların arasından sıyrılan güneşin ışıklarının altında elele huzur ile yürürken yolun sonunda küçük ve koyu yeşil bir göl gördüler hemen gölün yanında bir masa vardı beyaz tüllerle süslenmişti. Masaya doğru yürüdüğünde arkalarından gelen müzik ve alkış sesi ile kendilerini dans ederken buldular. Herşey kusursuzdu ama biranda "annen gibi sende beni yok saydın" diyen Hikmet Bey , Nazlı'ya öfke dolu bakışlar atıyordu ve Nazlı dedesine yalvarıyordu "hayır ben seni yok saymadım bu mümkün değil ama uygun zamanda söyleyecektim kızmandan korktum" dedesi "hangi uygun zaman şu haline bak " Nazlı hemen üstüne baktığında gelinliğiyle duruyordu " "hayır seni yok saymadım diye bağırıyordu" ve hiç durmadan çalan telefon sesi ile uykudan uyanarak " oh rüyaymış derken" canı çok yanmıştı çünkü o dedesinden bunu nasıl gizleyecekti daha fazla ve olurda öğrenirse onun ilişkisini onaylar mıydı? Bu düşüncelere dalmışken telefon yine çalmaya başlamıştı arayan Asya mi?Ne oldu sabah sabah ve açtı. Nazlı -Asya hayırdır Asya -abla dedem bizi Mardin'e acil çağırdı ve gitmek zorundayız ama abim ve babam ilk defa konuşmadan ve vedalaşmadan ayrıldılar lütfen onunla ilgilen iyi değildi onu öyle bırakıp çıkmak zorunda kaldık ve annemde çok üzgün. Nazlı - merak etme canım abin iyidir ve ben onu yalnız bırakmam size iyi yolculuklar. Asya -sen iyi ki varsın Nazlı -sizde canim iyi ki Nazlı hemen kalkıp giyindi hastaneden önce ona uğraması lazımdı önce ofise gitti henüz gelmemişti sonra evine gitti ve kapıyı çaldı. Asil kapıyı açtığında karşısında Nazlı'yı görünce çok şaşırdı " bişey mi oldu neden hastanede değilsin" Nazlı " bişey olmasına gerek yok seni görmek istedim " Asil gülerek kolundan çekip içeri aldı o hızla sımsıkı sarıldı "sen beni kendine daha fazla bağlamak mı istiyorsun ?" Nazlı gözünün içine bakıp " olabilir" Asil " keşke hep burda kalsan evin her yerinde sen vardın ve ben senin kokunla uyudum ve yine gözümü açtığımda ilk seni görmeyi çok istiyorum " Nazlı -yok canım bu sefer sen geleceksin Asil -Cansu rahatsız olur belki bu iyi fikir değil Nazlı -o bu gece Ömer'de kalacak ve artık gitmem lazım geç kaldım akşam gecikme seni bekleyeceğim diyip içine derin nefes çekerek gamzesini öptü tam kapıdan çıkacakken tekrar dönüp diğer yanağını da aynı şekilde öptü ve hızla çıktı Asil arkasından "bekle ben bırakayım " derken "gerek yok sen işini hallet ve erken gel " herşey bir rüya gibiydi Nazlı geldi ve geçti. Akşam olduğunda Nazlı çıkıp eve geldi ve önce Cansu'yu halletmesi lazımdı ve hemen aradı Cansu -söyle kuşum Nazlı -Asil'in bana ihtiyacı var ailesi ile arası biraz bozuk vedalaşmadan ayrılmışlar bu gece burda kalsa ve sen de Ömer de kalsan olur mu? Cansu - yani beni sepetlemek için aradın vay be romantik bı gece mi? derken sinsi sindi gülüyordu. Nazlı -saçmalama ciddiyim çok kötü Asya sabah aramasa bende bilmeyecektim. Cansu -tamam aşk böceğim öpüyorum Ardından yemek yapmak istese de onun iyi bir karar olmadığını düşünüp sipariş verdi ve mükemmel bir sofra kurdu . Saat 18.00 di ve hala ses yoktu hızla üstünü değiştirmeye gitti koyu yeşil elbisesi hem mini hemde sırtı açıktı tamda Asil'in hoşlanmayacağı tarzdaydı geri çıkarsam mi diye düşünürken ama ben varken istediğini giyebilirsin dediği için çıkarmadı ama sırt dekoltesini kapatmak için uzun dalgalı saçlarını toplamadı ve kapının sesiyle koşarak kapıya gitti. Asil elinde çiçekle kapıdaydı. Nazlı -hoşgeldin diyerek elindeki çiçekleri aldı Asil -seni çok özledim dedikten sonra hasretle iki yanağından öptü eli sırtına değdiğinde "yine giyinmeyi unuttun mu sevgilim" Nazlı -ben varken istediğini giyebilirsin dedin ve burda öyle kötü düşünceli kimse olmadığına göre Asil -ben de bir erkeğim Nazlı yutkunarak -sen bana o gözle bakmazsın Asil gülerek -hangi gözle Nazlı -açık açık konuşabildiğimi biliyorsun tıpta utanma yoktur ve istiyorsan devam ederim ama yok sonra sana hiç yakıştı mı falan diye sorma. Asil -ooo ne fesat düşüncelerin varmış ben bunları hiç kastetmedim Nazlı -iyi o zaman sende benimki gibi fesat düşünce olmadığına göre bu gece kapını kilitleyip yat insan hali belli olmaz Asil -tamam sevgilim kesinlikle kilitleyeceğim derken kurulu masayı görünce tekrar Nazlı'ya bakıp bana yemek mi yaptın? Nazlı -aslında yapacaktım ama sana kıyamadım. Asil - senin elinden zehir olsada yerim Birlikte oturup güzelce yemek yediler ardından birlikte sofrayı toplanyıp içeri geçince Nazlı " film izleyelim mi ?" Asil -olur Nazlı -sevdiğin bir film var mı Asil -korku ve gerilim izlerim genelde seveceğini sanmam Nazlı -ben izleyemem o zaman kalsın. Aa fotoğraf albümü var odamda bakalım mi sende varsın Asil -hadi canim Nazlı elinden tutarak odasina getirdi sonra koca bir kutuyu yere koydu ve içinden bı kaç tane albüm alarak yatağına oturdu Asil ayaktaydı ve Nazlı elini tutup çekerek "hadi otur " Asil -tamam kızma oturdum deyip sarıldı ve birlikte baktılar Nazlı bebekliğinden itibaren hepsini göstermişti en son onların evinde hep birlikte çekildikleri fotoğrafta Asil Nazlı'yı sarılmıştı. Asil -baksana ne güzel sarılmışım ve şimdi yine aynen kollarımdasın. Nazlı -ilahi işaret bu olsa gerek Asil -sen inanmıyorsun ama kısa bir süre sonra benimle evleneceksin ve bizimde böyle güzel gözlü bir kızımız olacak Nazlı sessizleşti ve rüyasını anlattı hemen daha bu sabah rüya görmüştü. Asil "dedenle birlikte konuşalım ister misin?" Nazlı -olmaz benim tek konuşmam lazım Asil -tamam sevgilim Saat çok geç olmuştu Nazlı misafir pijamalarından Asil'e verdi ve nevresimlerini değiştirmek için eline aldığında Asil izin vermedi ve yatağına uzandı Nazlı hemen yanına oturup saçlarını okşayarak biraz daha oturduktan sonra hemen karşısındaki misafir odasına geçtip uyudu. Sabah erken uyandığında Asil tam karşısında giyinmiş ve onu izliyordu. Nazlı -günaydın neden bu kadar erken uyandın Asil -seni izlemem lazımdı Nazlı -saat çok erken sanırım Asil -evet ama işe gitmeden sana doymak istedim Nazlı kenara çekilip örtüsünü açınca Asil yanına uzandı ilk defa aynı yastığa baş koymuşlardı. Nazlı Asil'in göğsüne başını yaslamıştı ve kalbinin deli gibi çarptığını duyabiliyordu . Asil ellerini saçlarının arasından geçirip koklayarak öptü " ben artık sensiz uyuyabileceğimi düşünmüyorum" Nazlı - bende Asil -o zaman bu işi fazla uzatmasak ve sen biran evvel dedenle konuşsan hem bende konşurum ardından onu ikna etmek için herşeyi yaparım. Nazlı -tamam söz veriyorum konuşacağım. Güneş doğduğunda ikiside kendi işine gitmişti. Asil'in babası Nazlı'yı aramıştı ve hastanenin bitmek üzere olduğunu ve açılış yapılması gerektiğini söylemişti. Nazlı ,dedesi ve Cansu Mardin'e gitme kararı aldılar iki günlüğüne gidip geleceklerdi.Asil sevdiği kadını yalnız yollayamazdı ve onlarla gidecekti. Bir hafta sonra Mardin'e gittiler. Hava alanının kapısında bir kaç arabadan oluşan güvenlik konvoyu vardı. Yanlarına gelen adamlar hoşgeldin ağam dediklerinde Cansu şaşırmıştı gelen arabalardan birine geçtiler Hikmet Bey önceden gelmişti. Önce otele yerleştiler ardından öğlen saatlerinde milletvekilleri ,Vali,il sağlık müdürü ve birçok kişinin katılımıyla babasının hayali olan Mardin Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesinin açılışı yapılmıştı. Akşam birlikte yemek yenirken Asil ve Nazlı arada birbirine güzel bakışlar atmışlar ve bu Reyhan hanımın gözünden kaçmamıştı. Nazlı tamda onun istediği ,oğluna layık gördüğü gelin adayıydı. Onları böyle mutlu görmek onu da ziyadesiyle mutlu etmişti. Oğluna dönüp "kızları akşam gezisine çıkarsana oğlum Mardin gece bir başka güzeldir". Cansu - gerçekten çok merak ediyorum hani gece gerdanlık gündüz seyranlık dedikleri manzara Asil -isterseniz tabiki gidebiliriz Hikmet Bey -Asil sana güveniyorum kızlarım sana emanet Asil - başüstüne siz hiç merak etmeyin efendim Nazlı dedesinin bu sözleri ile hüzünlenmişti ama bu güzel bir gelişme demek güveniyorsa bir şansı vardı. Dışarı çıktıklarında yine bir güvenlik konvoyu eşliğinde bir minibüse bindiler.Herkes Asil'e ağam diye hitap ediyordu ve Asil de burda İstanbul'dakinden farklı davranıyordu. Cansu -ağam seninle de tanıştığımıza memnun olduk Asil -yapma lütfen bende bundan hoşlanmıyorum ama dedem ve babamdan sonraki adam ben oldum elimden gelse asla istemem Nazlı -reddetmek neden mümkün değil Asil -aslında mümkün töreye göre son sözü aşiret lideri verir eğer bu güç başkasında olursa vereceği kararlar daha farklı olabilir. Cansu -hukuk var kanun var bunlar kimin adına karar veriyor. Asil -burda onlar yok berdel var , kan davası var , ölüm kararı var Nazlı -bence bir yol illaki bulunur. Asil -belki birgün bulunur ama şimdilik en iyi yol bu. Arabadan indiklerinde manzarayı seyredaldılar ve Nazlı "çok soğuk yazın izlemek daha zevkliydi hadi gidelim dondum" Asil sıkıca sarılıp "seninle burda ilk kavgamızı etmiştik " Nazlı kulağına fısıldadı "şimdi ise sana aşığım Asil ağa" Asil onu havaya kaldırıp döndürdü "sana aşığım Nazlım" Asya ve Cansu onları izlerken gülüyorlardı. Asil onu indirip ellerini tuttuğunda da " çok üşümüşsün güzelim diyip defalarca öptü ve hemen adamlarının olduğu yere doğru yürüyüp minibüse bindiler. İstanbul'a dönünce Ali ile Hikmet Bey'de gelmişlerdi Asil ile babasının arası düzelmisti. Nazlı dedesiyle konuşmaya karar verdiğinde Asil de yanında olmak istiyordu. İş çıkışı Asil'in ofisine uğrayıp birlikte dedesine gitmeye karar verdiler. Nazlı kapıda beklerken Asil geldi ellerinden tutarak öptü sonra anlından öptü " hoşgeldin aşkım" Nazlı'da "hoşbuldum aşkım" diyerek karşılık verdi.Artık herşeyi planladıkları gibi yapacaklardı ama hiçbir şey düşündükleri gibi olmamıştı arkadan Hikmet Bey "Nazlı" dediğinde ikisinde olduğu yerde kalmıştı Asil karşısında Hikmet Bey ve babasını gördüğün de şok geçirmişti. Nazlı gözleri dolu dolu hem çok utanmış hemde çok korkmuştu.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE