12.Bölüm

2072 Kelimeler
Sabaha kadar deliksiz bir uyku uyuyan Nazlı erkenden kalktı. İçi huzur doluydu Asil'in beyaz meleği olmak için dolabını açıp baktı. Bugün gezmeye gideceklerdi beyaz üstünde soluk renklerde desenler olan dizi altında biten mini yirmaci olan eteğinin üstüne kalın askılı beyaz tişört giyip kıvırcık saçlarını açık bırakıp sadece bir bandana ile bağladı. Resmen koşarak mutlu bir şekilde dışarı çıktı. Hanım ateş başında oturmuş otlu gözleme yapıyordu. Nazlı günaydın diyerek yanına oturdu etrafta Asil'i görmemişti. "abla Asil'i gördün mü?" "yok canım daha çıkmadı evden ben namazdan beri uyandığım çıkan olmadı" Nazlı tedirgin oldu "acaba uyuyor mu yada hasta mı?"diyerek telefonu aldı eline hemen Asil uykulu sesiyle açtı "günaydın meleğim " "Günaydın . Sen iyi misin?" "iyiyim tabiki ne oldu?" "sen bu kadar uyumazdın " "demek çok huzurluyum" "bahçedeyim hadi gel" "beni mi özledin sen " Nazlı "hanım abla ile oturuyoruz hadi gel " "utangaç sevgilim bekle geliyorum" Nazlı bu arada Hanım'a yardım etmeye çalışıyordu onun gösterdiği gibi hamuru açmaya çalıştı ve içine ot karışımını koyup kapattı sonrada sacın üstünde pişirdi. Asil gelince birlikte kahvaltıya oturdular Hanım , Nazlı'nın yaptığı gözlemeyi Asil'in önüne koydu "ağam bilirim sen sevmezsin ama gelin ağam yaptı bunu" Asil "çok severim abla "diyerek iştahla yedi. Kahvaltı bittikten sonra ormana doğru yürüyüşe çıktılar. Dün gördükleri berrak suyu takip ettiler oldukça uzağa gittiler ve şırıl şırıl su sesini duyduklarında Nazlı " sanırım bu su yüksekten dökülüyor hadi ağa hadi hızlan da gidelim çok yavaşsın." Asil hızla onu kucağına aldı Nazlı bir anlık tepki ile çığlık attığında sesi ormanda yankılandı. " ne bağırıyorsun hatun gören duyan yanlış anlayacak" "ne hatun mu?" deyip kaşını çatınca "sen bana ağa dediğinde kızıyor muyum?" "ama sen ağasının ve herkes ağa diyor" "tamam sende kadınsın ve kadınlara ait bir sıfat kullandım" "tamam hadi indir beni gidelim " "yok sevdiğim çok yorulmasın ben taşırım" " saçmalama ben yorulmadım ve burası yokuş zorlanırsın" "sen saçmalama hadi sus ve boynuma sarıl" "tamam kendin kaşındın " Nazlı'nın dediği gibi Asil oldukça yorulmuştu neredeyse 10 dakika olmuştu kucağında taşıyordu ve yokuş olduğu için nefes nefese kalmıştı. Nihayet yokuş bittiğinde ileride düzlükte muhteşem bir manzara vardı. Berrak bir su etrafı kayalıklar ve şelale . Asil Nazlı'yı kucağından indirdiğinde nefes nefese kalmıştı. Nazlı hadi gel oturalım dedi ve kayalıklarda oturup ayaklarını suya koydular. Biraz dinlendikten sonra Asil tişörtünü çıkarıp şelaleye doğru gitti. " sende gelsene çok güzel" Nazlı kafasını iki yana sallayarak "hayır ben ıslanmak istemiyorum" Asil yavaşça gelip onun yanında durdu" bak bir kezde itiraz etme çok eğlenceli" Nazlı "asla gelmem ıslanmaktan nefret ederim" Asil elinden tutup çektiğinde birlikte suya düştüler Nazlı sinirle elini suya vurup " kendini beğenmiş ağa bozuntusu sana sevmem dedim" Asil " başımın belası hadi gel çok güzel nasılsa ıslandın,sen demez miydin anın tadını çıkarmak lazım ne oldu?" Nazlı " tamam da ne yapayım " Asil elininden tutup kaldırdı ve şelalenin altına geldiler arkasına getip elini iki yana kaldırdı ve suyun yüzlerine değmesini sağladı. " huzurun sesini dinle" dedikten sonra sessizce ormanı ve suyu dinlediler. Sonra Asil başını onun omzuna koyup " huzur seninle mümkün " deyip boynunda öptü. Nazlı başına ona doğru iyice getirince onun da etkilendiğini anladı yavaşça kendine döndürdü. Kapkara gözlerini yosun yeşili gözlerine kitledi.Birbirlerine uzun uzun bakılar ve anlık bir refleksle dudakları birbirine değdiğinde Asil onu öptü ama karşılığını alacağını hiç düşünmemişti. Nazlı ona karşılık verdiğinde birbirlerine sıkıca sarılmış iki aşık dakikalarca şelalenin altında öpüştüler. Bu öpüşme şehvetle değil özlemle gerçekleşmişti. İkisi de bu yaşadıklarına inanamıyordu.Nazlı başını öne eğip Asil'in göğsüne bastırdı. Asil onun yüzüne bakması için eliyle kafasını tutup "pişman mı oldun?" Nazlı gözlerine bakamadan nefes nefese "hayır " diyebildi. "çıkalım o zaman üşütme "diyerek elinden tuttu ve kayalıkların üstüne oturdular. Nazlı saçlarını eliyle sıkılarak kurutmaya çalışıyor üstündeki tişörtü buruşturup sıkıyordu. Asil çıkardığı kuru tişörtünü verip arkasını döndü" üstündekini çıkar bunu giy " Nazlı en çok onun bu düşünceli tavrına aşık olmuştu ve yine karşısındaki adam kendinden çok onu düşünmüştü. O kadar pişman olmuştu ki onu kırdığına ondan vazgeçtiğine. Keşke en baştan savaşmayı bilseydim diye içinden geçirdi. Asil " hadi alsana şunu " Nazlı "tamam " dedi ve üstündeki tişörtü çıkarıp onu giydi. Bir süre hiç konuşmadan oturdular. Sonra Asil kalkıp gidelim artık dedi ve önce Nazlı'nın spor ayakkabısını getirip elleriyle ayaklarındaki kumları temzeyip Nazlı'nın tüm ısrarlarına rağmen ayakkabısını giydirdi. Sonra kendi giyindi ve bir süre şelaleye baktı. Nazlı "nereye bakıyorsun" "bu şelaleyi hiç unutmayacağım ve her yıl aynı tarihte seninle burda " deyip gözlerinin içine baktığında Nazlı hızla gözlerini kaçırdı. Asil tekrar onun görüş alanına girince " şimdi bu yaşadığımızı inkar etmeyeceksin değil mi?" Nazlı "hayır inkar etmem ama sende utandırma olur mu?" Asil gülerek utandığın için mi bu kadar sessiz kaldın? Ben senin pişman olduğunu düşündüm" Nazlı " seninle yaşadığım hiç birşeye pişman olmam " tamam gidelim dediğinde Nazlı kendi kuruyan tişörtünü giymek istedi ve Asil o söylemeden arkasını dönmüştü. Asil tişörtünü giyindikten sonra buraya geldikleri gibi yine Nazlı'yı hiç beklemediği bir anda kucağına aldı. Nazlı "bu sefer yokuş aşağı istersen bırak çünkü düşebiliriz." Asil "ben tuttuğumu bırakmam" Nazlı "bu laflar hep bana mı ?" Asil kendinden beklenmedik bir kabalıkla "yok sarı çizmeli Mehmet Ağa'ya " Nazlı "ay çirkinleşme " Asil " beni sevmez misin böyle ?" Nazlı " sen benim sevdamsın nasıl olduğunun bir önemi yok" Asil " başına güneş mi geçti?" Nazlı gülerek hayır " kalbimden Asil geçti" Asil durup onu indirdi " artık sen ve ben değil biz olarak devam edelim mi hayatımıza?" Nazlı " evet ve sen çok haklıydın ben seni yarı yolda bıraktım ama bu sefer söz veriyorum asla bırakmam" Asil " sen benim kara sevdamsın " Nazlı " beyaz meleğe ne oldu" Asil " o hep var olacak meleğim " dediği gibi elini omuzuna atıp arada saçlarına öpücük kondurarak yürüdüler. Asil " seni seviyorum kıvırcık koyunum" Nazlı gülerek " sevdin sanırım kıvırcık saçlarımı " Asil "senin herhalin güzel aslında kara melek olarakta oldukça iyiydin ama çok esrarengiz bir havan vardı" Nazlı gülerek " dikkat et başına bela olmayayım " Asil " senden gelecek belaya razıyım kıvırcık koyunum" diye diye kendilerini evde buldular. Akşam yemeği için evden çıkmadan önce Asil " yarın burdan gidiyoruz" Nazlı "ama bir hafta dedin daha üç gün oldu" "burayı sevdiğini biliyorum dediğim gibi seneye 24 ağustosta yine bu şelalede olacağız" Nazlı " hani utandırmayacaktın" Asil " tamam güzelim seneye kadar bu konuyu bir daha açmayacağım söz. Yarın İzmir'e gidiyoruz." "neden " "bu sefer ben herşeyi en baştan anlatacağım dedene ve sen hiç birşeye karışmayacaksın" " ya ikna olmazsa" "olacak eminim ama yine de olmazsa seni kaçırırım" "ya ciddiyim ben ama " " valla güzelim ben daha ciddiyim olmazsa kaçırarak evlenirim. Sen benimle kaçmaz mısın?" Nazlı gülerek " seve seve kaçarım" Sabah olduğunda herkesle vedalaşıp çıktılar. Bu sefer yolculuk oldukça zevkli geçiyordu. Asil müziği açtı yol boyunca güzel aşk şarkıları çaldı. Gelirkende Asil radio diye açmıştı ve bu Nazlı'nın dikkatinden kaçmadı " bunun radio olduğundan emin misin? Asil " neden sordun" Nazlı " gelirken hep unutmama üzerine tüm şarkıları defalarca dinledik şimdi ise aşk şarkıları bu kadarı tesadüf olamaz değil mi?" Asil " ilahi işaret güzelim hala anlamadın mı" Nazlı gülerek " tabi canım sen ve yapma ilahi isaretler " Asil " sen ve muhteşem dikkatin" Başını sevdiğinin omuzuna koyup yola devam ettiler. İzmir'e geldiklerinde Hikmet Bey'in kocaman malikanesine geldiler. Nazlı kapıdaki güvenliğe dedesini sordu evde olduğunu öğrenince eve geçtiler. İçerde Belma hanım oturuyordu Nazlı'yı gördüğünde mutluluktan havalara uçtu. Bu değişimin sebebinin Asil olduğunu gördüğünde şaşırsa da torunu için çok sevinmişti. Asil saygı ile eğilip ellerinden öperek halini hatırını sormuştu. Belma hanım Asil'i aynı Demir gibi çok sevmişti. Asil "Hikmet Bey ile konuşmam gerek " " tamam yavrum dur ben bu bakayım müsaitse gir içeri " Nazlı " kimin geldiğini söyleme içeri girdiğinde görsün lütfen " Yaşlı kadın Hikmet beye misafirin var dediğinde Asil içeri girdi . "merhaba efendim " "hayırdır evlat ne işin var burda" "sizinle konuşmak istediğim bir durum var" "buyur dinliyorum" " Sizi böyle sağlıklı gördüğüm için çok mutluyum. Ama Nazlı için aynı şeyi söyleyemeyeceğim sizde farketmişsinizdir çok değişmiş 6 ay sonra onu bu halde görmek beni çok üzdü. O zaman bizi gördüğünüz gün sizinle konuşmak için geliyorduk ve sizin düşündüğünüz gibi eskiye dayalı birşey yoktu . Nazlı size çok değer veriyor ve sizi kaybetmekten çok korktu sizin için herşeyi yapabilir ve bunun için kendinden ve benden vazgeçti. Ama ben ondan hiçbir zaman vazgeçmedim onu ikna etmek için elimden gelen herşeyi yapacağım ama o sizin onayınız olmadan bana yaklaşmaz. Bugün bunun için buraya geldik" Hikmet Bey " bak evlat ben bir kızımı kaybettim ve onu acısı hala içimde çok taze Nazlı benim göz bebeğim onun beni hayal kırıklığına uğratması beni çok üzdü. Yoksa sen benim için uygun damat adayısın ve buna karşı çıkmam mümkün değildi kızdığım şey beni yok saymasıydı. Emin ol onun bu hali ben çok üzüyor . " şimdi görmek ister misiniz?" " burda mı" " evet" birlikte salona geçtiler Nazlı dedesini görünce ayağa kalktı. Yaşlı adam gözyaşlarına hakim olamadı torunu yine eskisi gibi güzel gülüyordu. Kucağını açtığı gibi Nazlı hızla kucağına girdi ve adam çok mutluydu. Asil' e bakıp bunu sana borçluyuz evlat . Sonra elinden tutup Nazlı'nın elini tutmasını sağladı ve " bir daha sakın bırakma " dediğinde Nazlı dedesine minnet dolu bakışlarla " seni çok seviyorum dede" . Bir süre oturup sohbet ettiler. Nazlı dedesinin Asil ile konuşmasına sadece bakıyordu. Sonra Asil " izniniz olursa bizim gitmemiz gereken bir yer daha var " Nazlı " nereye" Asil " mezarlığa " Nazlı hemen kalkıp "tamam " dedi ve çıktılar arabaya bindiklerinde Nazlı " seni çok çok çok seviyorum" Asil " bende seni çok seviyorum ve bu sefer emin ol herşey daha güzel olacak" Mezarlığa geldiler Nazlı babasının mezarının yanına oturup " babam sizi çok özledim keşke şimdi yanımda olsaydınız. " ağlayarak iç çekti.Asil hemen Nazlı 'nın ayağının dibine oturarak onun gibi mezar ile konuştu. " merhaba Demir amca ben Asil . Ali ile Reyhan'ın oğlu . Ben sizin kızınızı çocukluğumdan beri çok seviyorum ve onu asla yalnız bırakmayacağım. Nazlı " anne senin dediğin gibi bende simsiyah gözlerine hapsoldum. Bir girdap gibi çekti beni içine vazgeçemedim aynı senin gibi. " Asil " sizlerin huzurunda Nazlım'a bir söz vermek istiyorum . Ben onu hep seveceğim ,hiç bırakmayacağım ,gözünden mutluluk dışında tek damla yaş dökülmeyecek ve ömrüm boyunca hep ona sadık kalacağım. " dedikten sonra cebinden bir kutu çıkarıp uzattı " Nazlım, sevdam ömrümün kalanını seninle yaşamak istiyorum benimle evlenir misin?" Nazlı hıçkırarak ağlıyordu sevdiği adam onun annesini ve babasını unutmamıştı. Nazlı "ömrümün sonuna kadar olmak istediğim tek yer senin yanın. Tabiki seninle evlenirim" Asil elini tutup kaldırdı ve yüzüğünü parmağına takıp sarıldı. Mezarliktan elele çıktılar ve çok mutluydular. Nazlı 'nın telefonu çaldı anneannesi akşam yemeğine birlikte gelmelerini söyledi. Ardından Asil'in telefonu çaldı ses arabadan çıkıyordu ve arayan Asya " söyle güzelim" "Abi plan ne durumda " Nazlı bakınca Asil "öyle bakma herkes herşeyi biliyor seni ikna etmem için neredeyse tüm ülke plana dahil " " Asya annneme söyle hazırlıklara başlasın" " kabul etti mi" " beni reddetmesi mümkün mü ?" Nazlı " tabi Asya abin muhteşem bir adam mümkün mü reddetmek sonuçta ağa" Asya "abla çok mutluyuz annem ağlıyor babam gelince hemen söyleyeceğim " Asil " anneme söyle uzatmaya niyetim yok biran evvel hallolsun hadi işim var kapatıyorum" Nazlı gülüp camdan dışarıyı izledi. Evin kapısına gelince Arda kapıda bekliyordu. Nazlı Asil ile tanıştırdığında çok soğuk davranmıştı. Sonra Sema ile tanışıp yemeğe oturdular. Hikmet Bey yemek boyunca Asil ile ekonomi üzerine sohbet etmişti. Arda yemekten sonra Nazlı ile konuşmak için bahçeye çıktı " gerçekten seviyor musun ?" Nazlı " evet " Arda " ama senden bir söz istiyorum" Nazlı şaşırmıştı " ne sözü" " seni üzerse ilk bana söyleyeceksin" Nazlı gülerek "sen büyüdün ve bana abilik mi yapiyorsun ufaklık" Arda " kimse benim ablamı sahipsiz sansın istemiyorum" " sen o yüzden mi soğuk davrandın Asil'e " "evet " "merak etme çok iyi biri ve beni asla üzmez". İçeri geçtiklerinde dedesi telefon ile konuşuyordu. Asil'in babası aramış ve müsait oldukları en kısa zamanda hayırlı bir iş için gelmek istediklerini söylemiş. Hikmet Bey "kızıma sormam lazım " deyip Nazlı'ya döndü "kızım Ali amcan aramış hayırlı bir iş için gelmek istiyorlar ne dersin ?" Nazlı Asil'e baktığında telefonuna mesaj geldi " hemen de aşkım" hemen telefon ekranını kapatıp " siz nasıl uygun görürseniz dedecim" " haftaya diyorum o zaman uygun mu senin için " "Uygun dedecim" Saat geç olmuştu ve Asil Hikmet Bey'den izin alıp kalkmak istedi ama Hikmet Bey asla olmaz diyerek evde kalması için ikna etti.Herkes uyumak için odasına geçmişti. Nazlı sevdiğine hemen mesaj yazarak iyi geceler dilemek istedi " iyi geceler iç güveysi damadım" " iyi geceler benim güzel hatunum"
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE