Yiğit gitmişti. Gittiğinden beri zaman durmuş, akmaz olmuştu. Saniyeler benim dünyamda asırları bulurken, yüreğim endişeden spazm geçirecekti neredeyse. Onu, sesini duyduğum ilk anda affetmiştim. En güzel ezgilere bile taş çıkaran sesinin tonu karşısında, buzdan bir kale gibi erimemem işten bile değildi. Kale korunaklı olabilirdi, eğer yakmasaydı gözleri... Bu küçük evin içindeki bir odada, yatağın içinde uzanıyordum ve Yiğit'in bana geri dönmesini bekliyordum. Kırmızı bültenle, arananların en popüler isimleriydi; Defne Tanyeli ve Yiğit Yekta. Buna rağmen dışarı çıkmış olması beni delirtmeye yetiyordu. Sırf bunun için bile Yiğit'in gittiği her sokağın, çıktığı her caddenin mobeselerini Hackleyebilirdim. Tanrım! TSK ona bir şey yapmazdı, biliyordum ama Yüzbaşı Yiğit Yektanın adının bir su

