İZ Bölüm 6

1848 Kelimeler
 İyi okumalar♡ - "Nereye gittiğini sanıyorsun?" Dedi Escanor. Kalbim ağzımda atarken, bu saatte neden uyanık olduğunu anlamamıştım. Gözlüklerini aşağıya indirip kelimeleri bastıra bastıra konuştu,"Nereye gidiyorsun?" Bir şey demek zorunda mıydım ki? Evet değildim fakat tam olarak nasıl birisi bilmiyordum. Gözlerinin içine baktım, ona güvenebilir miydim? "Sana güvenebilir miyim?" Diye fısıldadım. Başını onaylar anlamda salladı. "Annem Elizabeth, beni kütüphaneye çağırdı... Bir şeyler konuşacakmış." Ben bunları derken Escanor birkaç adımla önümdeki kapıya geçti,"Bir şartım var." Dedi, "Ne anlatırsa bana anlatıcaksın yoksa seni salmam." Gözlerinin içine baktım. Buna söz veremezdim ama odanın kapısından da geçmem gerekiyordu. Bir süre bekledim, dediğinde ciddiydi. "Çekil." Dedim fakat yolumdan çekilmedi. "En az senin kadar her şeyi merak ediyorum ve Leydi Elizabeth bence sana bir şeyler anlatmaya meraklı." Dedi. Sinirlerim oynuyordu, ona annemin bana ne anlatacağını anlatamazdım. Çünkü sadece beni çağırmıştı ve daha ne anlatacağını bile bilmiyordum. Dikkat dağıtmalıydım... O yüzden aklıma gelen ilk şeyi denedim. Birkaç adımla Escanor'a yaklaştım,"Biliyor musun?" Diye fısıldadım kulağına yaklaşarak,"16 yaşımda olmama rağmen çok çekicisin ve bence..." yutkundum, bu yaptığım çılgınlıktı,"Ve bence biraz birlikte olabiliriz... Anlarsın ya başbaşa... Sadece." biraz daha yaklaştım, nefesim tenine değiyordu,"Sadece çekilmen lazım" Gözlerimin içine çok dikkatle bakıyordu. Gözleri çok güzeldi, parmaklarımı yanaklarına değdirdim, yutkundu. Dünyada izlediğim filmlere teşekkür ederim. "Eee?" Dedim, çok çok az daha yaklaşarak, "Ne diyorsun?" Dudaklarımızın arasında 1 parmak mesafesi bile yoktu hatta kalp atışlarını hissettiğime yemin bile edebilirdim. Bu yaptığım çok kötü bir şeydi ama gitmem lazımdı. "Şey ben... Merlin... Be-ben." Derken onun kolundan tutup kenara ittim. Normalde olsa bunu asla başaramazdım fakat aklı dağıldığı için yere atmaya başarmıştım. Kapıyı açarken konuştum,"Bunun için sonra özür dileyeceğim." Kapıyı kapatırken gördüğüm son şey Escanor'un şaşkın gözleriydi. Vicdan azabı duya duya sessizce koridorda yürümeye başladım. Bunu, böyle bir şeyi yaptığıma hala inanamıyordum. Belki duyduğum Escanor'un değil benim korkudan atan kalp atışlarımdı. Hiç bilmiyordum orasını fakat bildiğim tek bir şey vardı o da kütüphaneye yaklaştıkça anneme sarılma isteğimin artmasıydı. Merdivenlerden inerken sağıma soluma dikkatlice bakıyordum. Odadan çıkma yasağıyla ilgili hiçbir şey denmemişti evet ama bence mesafeli olmamız gereken öğretmenlerimizle gece 12'de buluşmak yasak olmalıydı. Yakalanırsak başımız derde girerdi, en azından ben öyle düşünüyordum. Uzun yuvarlak holde yürüyüp, diğer merdivene vardım. Bu sefer adımlarım daha hızlıydı, zaten yeterince geç kalmıştım. Merdivenlerden inip kütüphanenin kapısının önüne gelince, büyük bir nefes alarak kütüphane kapısını açtım ve içeriye girdim. Tabii ki diğer her yer gibi burası da acayip büyüktü. Filmlerde gördüğümüz büyük kütüphanelerden bile çok kitap vardı. Içeriye doğru bir adım attım, büyülenmiştim. Bilmediğimiz ne kadar çok şey var diye düşündüm. Çok fazla şey... İçeriye doğru yürürken annemi biraz uzaktan ayırt etmek zamanımı almıştı. Ona doğru koşmaya başladım,"Anne!" Diye bağırdım, sesim tahminimden fazla yüksek çıkmıştı. "Şş! Merlin, beni kovdurtmak mı istiyorsun?" Dedi ve güldü. Bunu derken beni kollarının arasına alıp sarmaladı, burnuma dolan nane kokusu... Bu kokuyu çok özlemiştim. "Hâlâ nane kokuyorsun" dedim. Başıyla beni onaylayıp gülümsedi ve yürümeye başladı. Ben de arkasından onu takip ettim. Büyük bir rafın arkasında bulunan masaya doğru ilerledi ve bir sandalye çekip oturdu. Karşısındaki sandalyeyi, yanına koyarak ben de onun yanına oturdum. "Merlin." Dedi ve yutkundu, sanki korkuyordu. "Sana birkaç şey daha anlatmam gerekli. Fakat korkmayacaksın ve bunlar tamamen aramızda kalacak." Ah evet, aramızda kalması için hangi kılıklara girdiğimi bir bilsen... Tabii ki bunu ona demeyecektim, Escanor'u ve kendimi daha fazla utandırmak istemiyordum. "Derste anlattığım iblis ırkını hatırlıyor musun? İşte anlatacaklarım onlarla ilgili." Dedi ve masada duran kitabı önüne çekip bir sayfa açtı,"Burada bir kehanet yazıyor. Fakat bilirsin, bazı şeyler sesli okunmaz." Dedi ve kitabı önüme ittirdi, "Oku." Kitabın sayfasına doğru yaklaştım. Çok eski bir kitaptı, sayfaları kirliydi. Kitabın üstündeki tozu yavaşça üfledim ve yazılanları içimden okumaya başladım. Onların gücü verilmiş aydan, yıldızdan, topraktan, havadan. 5 savaşçı birleşmeli, Yer yarılmadan, gökyüzü yere düşmeden. Bilinmeli gücün kaynağı alelaceleden. Yoksa gelir sonumuz, 7 kişinin elinden. Anlamsızca annemin yüzüne baktım, belli ki bizim zamanımıza ait değildi. Biz 10 kişiydik. "Bu kehanet kitaba savaş bittikten sonra işlendi." Dedi. Tuhaf tuhaf yüzüne baktım. "Bak," dedi ve kitabın boş sayfalarını gösterdi,"Bu bir gelecek kitabı, sadece yüreği saf ve iyi insanlara belli kehanetleri gösterir ve her yeni kehaneti işler. Bu sihirli bir kitap. Bu kehanet, savaş bittikten sonra işlendi." Dedi. Şoka girmiştim,"Yine de biz 10 kişiyiz." Dedim. "Biliyorum," dedi ve nefes aldı,"Bence 2. Grup hain. Fakat gelecek kitabı kendini şu ana kadar ben dışında sadece sana gösterdi. Bu yüzden bunu kanıtlayamam. Yardımın gerekli." Dedi. Nasıl yardım edebilirdim ki? Ben bu dünyaya yeni alışıyordum. "Gelecek kitabındaki kehaneti sadece kendi isteği ile bir başkasına gösterme hakkı kitap tarafından seçilmis savaşçıya aittir. Kitap her savaşçıyı maalesef seçmiyor." Dedi," Ama seni seçti. Buraya gelirken seni seçmeyecek diye çok korkmuştum ama seçti. İşim acayip kolaylaştı." "Neden sesli okumuyorsun?" Diye sordum. Güldü,"Gelecek kitabı yazılarını göstermediği gibi duyurmaz. Yani eğer seçilmeseydin ve sana bu yazıyı okumaya çalışsaydım yazıyı okuduğum süre zarfında sesim kısılır, duyulmazdı." Dedi. Bu kitap şu an beni en etkileyen kitap olmuştu. "2. Grubun hain olduğunu nerden çıkardın? Belki bizim grup hain?" Dedim. Olabilirdi, belki de benim grubum haindi. "Grupları bu kitap seçti Merlin. Senin sahtekar olmadığını biliyorum, benimle büyüdün." Dedi. Evet bu şu an bana çok mantıklı gelmişti. "Senelerdir, seni yanıma aldığımdan beri bu kitabın kehanetini işliyorum. Bence anlatmaya çalıştığı şey... " durdu, düşündü,"Umarım gerçek değildir veya yanılıyorumdur ama 7 Günahtan bahsediyor bence." "Ama onlar hicbir savaşta görünmedi." Dedim. "Evet yani güçlerini veya auralarını hissetmedik. Kimse nasıl bir his verdiklerini bilmiyor." Lafını kestim ve devam ettim,"Yani bu da onların olma olasılığını arttırır çünkü hissettiğiniz şey daha önce hiç hissetmediğiniz bir şey." Dedim. "Evet" dedi ve sonra suratı asıldı,"Bu sadece bir teori. Gerçekse sizi çok iyi eğitmeniz gerekir. Değilse, değilse hiç bilmiyorum." Dedi ve önündeki kitabı kapattı. "Zaten 10 reenkarne çok fazlaydı. Her jenerasyona en fazla 5 düşerken bu jenerasyona 10 düşmesi çok kötüydü. Üstelik komiğime giden herkesin bunu ciddiye almaması Aman Elizabeth her şeyi büyütüyorsun demesi. Gelecek kitabımdan bahsedince de delirdiğimi söyleyip duruyorlar." Son cümleleri söylerken gözünden geçen kıvılcım ateşini görmüştüm. "Bunu sadece sana söyledim. Gerçi kitap seni seçmeseydi bunu başka bir kişinin üstünde deneyecektim." Dedi. O sırada aklıma Escanor geldi. Üzüldüm. "Gelecek kitabı neden her şeyi göstermiyor." Dedim. "Gelecek çok ciddi bir olay Merlin. İsmi Gelecek Kitabı olabilir ama o bile her şeyi bilecek kadar kudretli değil. Kimse o kadar kudretli değil." Onu anlıyordum yine her şey benim üstüme yüklenmişti,"Senin yüreğinin saf olduğunu biliyordum kızım." Dedi ve bana sarıldı. "Ben işaret verdiğim zaman yine buluşuruz fakat şimdilik böyle olmalı. Seni seviyorum güzel kızım." Dedi. O bu kelimeleri sarf ederken ağlamamak için kendimi çok zor tutuyordum. Kollarımı onun beline sardım, "Güçlü olmam lazım" diye fısıldadım. Güçlü olmam şarttı. Kollarımı belinden çektiğim zaman yüzüne bakıp gülümsedim ve annemi kütüphanede bırakarak kütüphaneden çıktım. Merdivenlerden çıkarken düşündüğüm iki şey vardı, birincisi bu çok güzel bir anıydı. İkincisi, acaba Escanor ne yapıyordu. Açıkçası uyanık olabilme ihtimali benim ödümü kopardı. Boyu benden yeterince uzundu, eğer beni öldürmeye kalksa rahatlıkla yapabilirdi. Saçmalamaya başladığımı hissediyordum. Holü geçip diğer merdivenlerden çıkmaya başladım ama bu sefer çok yavaş davranıyordum. Ne olursa olsun son merdivene geldiğim zaman büyük bir nefes alıp kapıyı yavaşça açtım. Escanor yatağının üstünde elleriyle oynuyordu. Uyanıktı. "Merhaba." Dedim arkamdaki kapıyı yavaşça kapatırken. Kafasını ellerinden kaldırıp yüzüme baktı. Gözleri, çok güzeldi. Gözleri üzerimde gezinirken korku tüm bedenimi kaplamıştı. "Yaptığın şey beni çok kırdı fakat..." durdu, gözleri yaşlıydı,"Fakat ben hatalıydım. Zaten bana,bize güvendikten sonra anlatacaktın. Ben yine de seni zorladım. Ben bunun için, anlarsın ya... Özür dilerim." İnanamıyordum, o özür dilediği zaman kendimi çok hatta çok daha beter hissetmiştim. Yatağının yanına yaklaşıp oturdum,"Haklısın." Dedim," Ben de özür dilerim. Arkadaş mıyız?" Diyip yüzüne baktım. O ise gülümsedi ve kollarını iki yana doğru açtı. Ona doğru biraz daha yaklaşıp kendimi kollarının arasına bıraktım, sarıldık. Sarıldığım zaman burnuma dolan nane kokusu benim gözlerimi nemlendirdi,"Biliyor musun, hayatımda hiç arkadaşım olmadı ama sen şu 3 günde sahip olduğum en iyi arkadaşımsın." "Sen de öylesin Merlin." Dedi ve kollarından ayrılıp yataktan indim. Yatağıma vardığım zaman, ay ışığı ikimizin de yüzünü aydınlatmıştı. Birbirimize gülümsedik. Uykuya dalarken iyi bir arkadaş edindiğim için mutlulukla uyuyakaldım. -sabah- "Uyandı mı?" "Biz her sabah Merlin'i bekleyeceğiz sanırım." Yine tüm grubun soluğunu üzerimde hissediyordum ama bu sefer uyanamamamın bir nedeni vardı, gece geç uyumuştum. Gözlerimi kırpıştırdım ve yatakta gerindim. Bu sefer kimsenin üzerime atlamasını istemiyordum. "Uyandım, hemen hazırlanıp geliyorum." Diyerek yataktan kalktım ve banyoya doğru koşar adımlarla girdim. Yine aynı maratonla elimi yüzümü yıkadım ve bulduğum kırmızı tişört ile siyah şortu geçirip bu sefer saçımı arkada tutturdum. Kısa saçımı ne kadar tutturabilirsem o kadar tutturdum. Aynada son bir kere kendime baktım,"Of amaaaan." Diyerek çıktım banyodan. "Hafif toplu saçta yakışıyormuş sana." Dedi Elaine, "Aynen, yüzün açıldı." Dedi Kai. Onlara gülümseyerek teşekkür ettim. Sabah bu iltifatla uyanmak beni rahatlatmıştı. "Bugün ayrı sınıflarda olacakmışız." Dedi Escanor. Ona tip tip baktım, ne alaka ya? "Güçlerimizi keşfetmemiz adına denetlemeler varmış. Gerçi Elaine gücünü biliyor." Diyerek cümlesini bitirdi Escanor. Kai ona kas göz işareti çaktı fakat Elaine her şeyi anlayınca konuştu,"Sorun yok. Buna alışmam gerek, hem orman koruyucusunun büyüsü bence çok sevimli." Diyerek avucunun içini açtı. Avucunun içinde solmuş bir gül belirdi,"Yine de yapabildiğim tek şey bu." "Boşver Elaine, bu bile çok iyi." Dedim. Gerçekten iyiydi. Mutfak kapısının önüne geldiğimiz zaman dün annemle yaptığım konuşma aklıma geldi ve gerildim. Escanor bunu anlamış gibi bana bakıp gülümsedi ve kapıyı hepimiz adına açtı. Grup 2 yine bizden ayrı yemek yiyordu. Tek bir kelam bile etmiyorduk ve açıkçası bu artık beni mutlu ediyordu. Grup 2'den ayrı olan masamıza yine aynı şekilde yerleştik ve yemekleri yemeye başladık.  "Yine bizden ayrılar, tek bir kelam bile etmiyoruz." Diyince Elaine, yediğim yemek boğazımda kalmıştı. Aklımı okumuştu resmen. Acaba bir diğer gücü akıl okumak mıydı? Eğer öyleyse şu an aklımı okuyor muydu? Popo kafalı ördek. Gülmemişti. Demek ki aklımı okumuyordu. Bunun için rahatladım. "Aklımdan tam da bu geçiyordu." Dedim ve önümdeki domatesi ağzıma attım. Bugün bizden güçlerimizi kesfetmemiz için çalışma yapmamızı isteyeceklerdi. Çooook fazla heyecanlıydım. "Yemekler bitti mi?" Diye sordu bir adam sesi. Miles, sesi duyar duymaz kafasını çevirip evet dedi. "O senin baban mı?" Diye sordu Kai. Miles evet anlamında kafasını salladı, onlarla konuşmadıkları için herkesin morali çok bozuktu. Kendimi çok suçlu hissetmiştim. Ben de olsam ben de çok üzülürdüm çünkü. Bu beni daha da mahvetti. "Yemekler bittiğine göre, çalışmaya başlayabiliriz." Dedi Leydi Fiora(konuşma yapan yaşlı kadın.) Ve herkes ayaklandı. Grup 2 sınıflara dağılırken, eğer hainlerse güçlerinin nasıl ortaya çıkacağını merak ediyordum. Eğer güçleri ortaya çıkmazsa bir sorun olur muydu onlar için, onu da hiç bilmiyordum, belki güçleri olmazsa hain oldukları anlaşılabilirdi, kahretsin belki de herkesin gücü olmayabilirdi? HİÇ BILMIYOOORDUM! Sınıfıma doğru yürümeye başladım. Diğer arkadaşlarımda sınıflara girdiği zaman çok heyecanlanmıştım. Bu olay bittiği zaman herkes gücünü öğrenecekti! Kendi sınıfıma girdiğim zaman benimle annem, Leydi Elizabeth'in geleceğini düşünmüştüm fakat Escanor'un babası sınıfıma girince şaşkınlığa uğradım, tuhaf tuhaf yüzüne baktım. "Üzgünüm Merlin, aileler öğretmenleriniz olamazlar ama inanıyorum, çok iyi anlaşacağız." - Sanırım hikaye düşündüğümden ya kısa ya uzun sürecek, Bu bölüme güçlerini nasıl ve ne yaparak kazandıklarını yazcaktım ama fark ettim o zaman kısa sürüyordu. Uzatmanın bir yolunu buldum fakat hikaye yine de biraz-diğer hikayelere göre- kısa olabilir. Bu kitap bitince yeni bir kitap yazmaya başlayacağım, merak etmeyin♡ -Sizce Merlin'in gücü ne? -Grup 2 gerçekten hain mi? -Hikâye nasıl ilerliyor sizce? Diğer bölüm en kısa zamanda gelicek! Destekleri unutmuyoruz değil mi? Ayrıca kesme şekerler, beğenirseniz lütfen arkadaşlarınıza önerin♡
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE