iyi okumalar!
-
Escanor'un babasının adının King değilde John olduğunu ama öyle seslenilmesini tercih ettiğini 3 dakika önce öğrenmiştim. Bizi en iyi tanıyanlara verselerdi gücümüz daha cabuk ortaya çıkmaz mıydı? Bu çok saçmaydı.
"Sinirini hissediyorum Merlin. Ben de senin yerine oğlumu tercih ederdim. Neyse, başlayalım mı?" Dedi. Bu öğretmenlerin bu auraları sezmesi benim canımı sıkmaya başlamıştı. Kafamı onaylar anlamda salladım.
Başlayalım bakalım.
Kai'nin ağızından
Gri saç tutamlarımı alıp, elimle arkaya doğru düzelttim. Karşımdaki öğretmene baktım. Elaine'nin annesi ile gözümüzü birbirimizin üstünden ayırmıyorduk. Ortam çok gergindi.
"Eee..." dedim, hoşlandığım kızın annesine ne diyecektim ki? Utanıyordum bir kere. Üstelik gücümü bulmamı sağlayacak öğretmendi.
"İstersen başlayalım, Kai." Dedi. Sesi çok naifti, ipeksiydi. Böyle sakin ve dingin insanlar her zaman hoşuma giderdi. Kişilik olarak, Elaine'de öyleydi. Gülümsedim ve başımı onaylar anlamda salladım,"Başlayalım."
Uzun boş odanın duvarına yavaş adımlarla ilerledi. Leydi Umrena'nın(Elaine'nin annesi) neden boş duvara doğru yürüdüğünü merak ediyordum. Bu da bir test miydi?
Tuhaf gözlerle ona bakarken duvarın içinden geçip kaybolunca panikledim,"Leydi Umrena? LEYDİ UMRE-" dememe kalmadan havadan bir ses geldi,"Sakin ol, Kai. Simülasyon odasındayız. Seninle buradan konuşacağım ama odaklanmak gerekli, sesime değil olaylara."
Beni görebildiğini düşünerek kafamı onaylar anlamda salladım ve etraf bir anda değişmeye başladı. Etraf ormanlık bir alana dönüşünce biraz şaşırmıştım. Gri saçlarımı yine elimle dağıttım. Hazırdım.
"Kai, şimdi yere otur ve gözlerini kapatıp beni dinle." Dedi Leydi Umrena, aynen onun dediğini yapıp yere oturdum ve gözlerimi kapattım.
"Derin derin nefesler al ve doğanın, elementlerin seninle bir bütün olduğunu düşün ama bunu yaparken sadece senin varlığın olsun, anılar veya duygular değil, sen."
Bu dediği benim için çok karmaşıktı. Ben duygulardan ibaret birisiydim.
"Bunu nasıl yapacağını düşünüyorsun... Ama bu düşünüp yapılacak bir şey değil." Dediği zaman derin bir nefes aldım ve karanlığı düşündüm. Sonra tüm o sessizliği beynimde topladım. Gri saçlarımın rüzgarda dalgalandığını hissediyordum. Bu çok rahatlatıcıydı.
"Gözlerini aç." Dediği zaman, gözlerimi açtım ve dehşet içinde paniğe kapıldım. Karşımda birisi yaralı duruyordu.
"Leydi Umrena, bu da kim? Bu kişi yaralı." Diye bağırdım fakat geri bir dönüş alamadım. Yabancı adamın gözlerine bakıyordum, çok panik olmuştum. Hayatını kurtarmam gerekliydi.
"Dostum, sakin ol, derin derin nefes al." Derken ne yapacağımı düşünüyordum, o kadar rahatlamıştım ki aklıma hicbir fikir gelmiyordu. O sırada bir kükreme sesi duydum, adamı yaralayan kaplan buraya doğru geliyordu.
"Leydi Umrena, yardım edin." Derken yaralı adamın tam önüne geçtim, ne olursa olsun onu korumam lazım diye düşünüyordum. Ayrıca, Leydi Umrena hala bana cevap vermiyordu.
"Lütfen!"
Çok korkuyordum. Kaplan karşımda kükreyip duruyordu. Kaplanın gözlerinin içine doğru baktım. Pençesi ile yeri kazıyor, üstüme atlamak için uygun bir pozisyon bulmaya çalışıyordu.
"Bak, anlaşabiliriz." Dememe kalmadan kaplan üzerime doğru atladı. Ani bir hamle ile onu tuttum fakat pençesi ile yüzümü kanatmıştı.
"SOKAYIM BU NASIL SİMÜLASYON LAN!" diye bağırdım ve çok sinirlendim, kaplanı üzerimden atmaya çalışıyordum fakat ben buna çalıştıkça o benim üzerlerimi ve bedenimi yırtıyordu.
Kan beynime sıçramıştı artık,"YETER!" diye bağırdığım sırada etrafımda bir ışık süzmesi belirdi ve dönmeye başladı. Etrafımda ve adamın etrafında bir bariyer oluştuğunda, kaplan bu bariyerin dışında kalmıştı.
Çok iyi hissediyordum. Sanki, sanki cennete gibiydim. Hafif bir rüzgar meltemi etrafımda süzülüyordu. Sanki yapmam gereken her şeyi, aslında önceden yapmış gibi hissediyordum. Elimle yaralarımın olduğu yere dokununca, yaralardan beyaz bir ışık süzmesi çıkıp olan yeri hızlı bir şekilde iyileştirdi. Gördüğüm karşısında şoka girmiştim.
Hemen yanımdaki adama doğru ilerledim ve ellerimi yaranın olduğu bölgeye doğru bastırdım. Adamın tüm yaraları iyileştiği zaman çok mutlu olmuştum.
"Kai, Tanrı ırkından iyileştirme ve koruma gücüne sahip bir tür. Yaratma yeteneğine sahip değil, alt seviye bir tanrıça ama çok fazla iyileştirme yeteneğine sahip. Gelişebilir." Diyerek Leydi Umrena her şeyi bir yere kayıt ediyor gibi konuşuyordu. Simülasyon yok oldu ve Leydi Umrena kapıdan çıktı.
"Üzgünüm Kai, sana yardım edemezdim." Dedi.
"Sorun yok."
"Baban, özelliklerini verdiği zaman hepimiz senin bu güce sahip olduğunu anlamıştık." Dediğinde şaşkın şaşkın ona baktım.
"Bu testlere sokulmadan önce özelliklerinize göre hazırlıyoruz ki işimiz kolay bitsin. Tahminler doğru çıkmazsa diğer testleri sırayla deniyoruz." Dedi.
"Tahmininiz ilkten doğru çıktığı için şanslıyım o zaman." Diyip gülümsedim.
Elini omzuma attı,"Evet güzel öğrencim, öylesin."