Melodi mağaradan taşarak ormana yayıldı. Bu kez saklı bir fısıltı değil, açık bir cümleydi. Her nota bir sınır çiziyor, her akor “Buradayız” diyordu. Piyano tuşlarının altından yükselen sesler, mağaranın nemli duvarlarından sekip dışarı sızıyordu; önce hafif bir esinti gibi, sonra giderek güçlenen bir rüzgâr gibi. Orman, bu beklenmedik müziğe kulak kabartmıştı. Yapraklar titreşiyordu, dallar hafifçe sallanıyordu, sanki ağaçlar da bu melodiye eşlik etmek için hazırlanıyorlardı. Gece havası, nemli toprak kokusuyla karışmış çam reçinesi aromasını taşıyordu; ama şimdi, bu kokulara bir de eski ahşabın ve tozlu tuşların kokusu eklenmişti. Aurora'nın parmakları piyanoda dans ederken, her vuruşta mağaranın taş zemininde hafif bir yankı oluşuyordu. Işık, mağaranın girişindeki ay ışığından sızıyordu

