36. BÖLÜM

1662 Kelimeler

Gece, köyün üzerine bir örtü gibi değil, bir mühür gibi indi. Ay yükselmişti ama ışığı soğuktu; taşların üstünde gümüş değil, soluk bir kemik rengi bırakıyordu. Meydanın ortasındaki taşlar ay ışığı altında gri-beyaz bir matlık kazanıyordu; sanki köyün tüm taşları aynı anda soluklaşmıştı. Üç yapraklı ağacın gövdesi hafifçe şişip iniyor, kabuğu altında ince damarlar belirip kayboluyordu. Kalp yaprak dakikada doksan iki kez atıyordu. Bu artık huzurlu bir ritim değildi. Savaşın eşiğindeki bir nabızdı; her atışta yaprağın kenarları hafifçe titriyor, damarları koyulaşıyor, sonra yeniden soluklaşıyordu. Kulak yaprak doğuya dönük, neredeyse hareketsizdi. Işık yaprak ise yarı sönük, titrek bir gümüşsü parıltı yayıyordu; sanki ağaç kendi içindeki ışığı korumaya çalışıyor, dışarıya fazla vermemeye ça

Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE