Gece tam çöktüğünde köy ikiye ayrılmadı. Üçe ayrıldı. Akışın tarafı, barajın tarafı ve bekleyenler. Bekleyenler en kalabalıktı; pencerelerin perdeleri hafif aralık, kandillerin titrek ışığında gölgeleri duvarlara uzayan, nefeslerini tutmuş, ne olduğunu tam anlayamadan içlerinde bir ağırlık hisseden insanlar. Bazı evlerde mumlar söndürülmüştü bile. Bazılarında ise bütün lambalar yanıyordu, sanki ışıkla karanlığı kovabileceklerini sanıyorlardı. Dere hâlâ akıyordu ama sesi değişmişti; artık özgür bir mırıltı değil, temkinli, dikkatli bir fısıltıydı. Kuzey kanalı düzenliydi ama derinlerde bir şey çekiliyordu, suyun kendisi bile tereddüt eder gibiydi. Aurora meydanın ortasında duruyordu. Ayakları çıplak toprağa basıyordu; soğuk nem tenine işliyordu ama o soğuk artık yabancı değildi. Uzun siy

