Sonunda ikisi de tükenmiş halde halıya yığıldılar. Aurora Viktor’un göğsüne kıvrıldı. Kalp atışı yavaşladı: yüz ondan yetmişe, yetmişten altmış sekize… hâlâ güçlü, hâlâ canlı, hâlâ onun için atan bir ritim. Viktor’un soğuk parmakları kızın kızıl saçlarını tarıyordu; ıslak teller parmaklarının arasında kayganlaşıyor, kan ve ter kokusu birbirine karışıyordu. Aurora’nın nefesi hâlâ düzensizdi, göğsü inip kalkıyordu. Viktor’un eli yavaşça aşağı kaydı, kızın bel çukurunda durdu, sonra kalçasının kıvrımını okşadı. Parmak uçları hâlâ titriyordu; savaşın adrenalini ve arzunun ateşi hâlâ damarlarında dolaşıyordu. Aurora başını kaldırdı. Yeşil gözleri hâlâ yarı vahşi, yarı yorgun bakıyordu. Dudakları şişmiş, Viktor’un ısırıklarından hafifçe kanamıştı. “Durma,” diye fısıldadı. Sesi kısık ama kara

