81. Bölüm Part:3

2551 Kelimeler
Yana doğru devrilmesi an meselesiydi çünkü yüzünün rengi zaten yoktu da dediklerimden sonra iyice sarardı, gözlerindeki acıya şahit olduğum an buna inanamadım çünkü sinir eder çıldırtırım diye düşünürken hâlâ Boran'ı seviyor olması ciddi anlamda normal değildi. Canını fena şekilde yaktığımı görebiliyordum. Ne yazık ki çok daha fazlasını hakediyordu. Gözlerinden akan yaşlarla bir karnıma bir yüzüme bakarken sanki inanmak istemiyor gibiydi. "Boran." Dedi zorlukla. "Babamı oluyor şimdi hemde senin bebeğine?" Tamam galiba devreleri iyice yanmıştı. "Tabi ki de benim bebeğime baba olacak!" Dedim sinirle. "Saf mısın, Boran benden başkasından çocuk yapacak kadar aptal biri mi? Şurada gül goncası gibi karısı varken hemde." Derin bir iç çektim, "İkimizin bir bebeği olacak ve biz artık sizden uzakta bize asla uzanamayacağınız kadar uzak da çok mutlu ve huzurlu olacağız." Titremeye başlayınca umursamadım histeri krizine girmiş gibiydi. "Sakın merak etme Boran izin verdiği sürece gelir ziyaret ederim seni bebeğim de daha da büyür tabi ama şimdi gitmem lazım artık." Yavaşça doğruldum çünkü Safir ve Zara bir yandan bağırışıyorlar, Pare Sevgi'nin üzerinde bir paket sigarayı söndürürken ayrı ses çıkarıyordu ayrıca yanık ten kokusu iyice midemi bulandırmaya başlamıştı. Bu kadından artık korkuyordum. Ve kahretsin ki Boran buraya geliyorsa bittim demekti. Güneş hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlayınca uzaklaştım hemen ondan, alnını yere bastırarak o iğrenç sesiyle ağlıyordu zamanında Pare'de oğlu da bende çok ağlamıştım ama hiçte umurunda olmamıştı. Pare'nin yanında bittim hemen, "Kalk gidiyoruz hemen abim ile Boran buraya geliyorlarmış bizi görmeden gitmemiz lazım hadi!" "Ne, nasıl geliyorlar kim haber verdi ki?!" Dedi korkuyla. "Nasılını sonra anlatırım kalk hadi!" Sevgi acıdan bayılmak üzere bir haldeyken bu sefer tartışan diğer ikiliye ilerledim hemen tabi hepimizi keyifle seyreden Özgür gözümden kaçmamıştı elbette. "Sana seni ilgilendirmiyor diyorum bunun neyi basmıyor senin kafan teğmen bozuntusu!" Zara'nın öfkeli sesiyle dediklerine hayretle baktım. Böylesine bir adama denilecek laf mıydı bu şimdi? Adamın boyu dalyan gibiydi, geniş omuzları sert ve güçlü bedeninin karşısında bir tavuktan farksızken neyine güveniyordu bu kız diyemem zira Zara fena bir kızdı. "Laflarına dikkat et!" Diye uyardı Safir sesini yükseltmeden dişleri arasından. Gözleri birbirine hiddetle tutulmuşken bizi pek farkettiklerini sanmıyorum. "Bu piç sana benim üzerimden şantaj yapıp tehdit ettiği an bu işin içine ben de girdim ve en az diğerleri kadar onu gebertmeye hakkım var!" "Yok!" Diye bağırdı Zara şiddetle. Bu kızı böyle öfke dolu ilk defa görüyordum dahası gözleri dolmuştu ama niye? "Senin üzerinden şantaj yapıyorsa bu benim ve zaaflarımın suçuydu senin ona dokunmaya hakkın yok buraya gelip beni abime rezil etmene izin vereceğimi mi sanıyorsun! Şimdi defol git ve sözünde durup karşıma çıkma bir daha!" Safir ne kadar sakin olmaya çalışsa da kendini dizginleyemiyor gibiydi. "Ben senin değil sen kendin çıktın karşıma!" Dedi öfkeyle Safir, keskin yüz hatları hafifçe çıkmaya başlayan sakalları alnına düşen siyah saç tutamları ile ciddi anlamda nefes kesiciydi bu adama taş bebeğim demekte haklıydı Zara ama hiç biri benim kocamı geçemezdi. Sakin kalmak kendine gelmek için adamdan uzaklastı alve arkadını donerek yüzünü sıvazladı Zara, Safir ise Zara'nın uzaklasmasına karsı sertçe yutkunmuştu. Fazla tuhaftı bu adam çözülmesi zordu hem Zara'yı basından atmaya kalkmiş hemde gelmiş kendi kızı rahat bırakmıyordu. "Sanırım en iyisi başka bir şehire taşınmak olacak." Zara'nın sözleri bomba etkisi yaratmıştı Safir gibi duygusuz daha dogrusu tek duyguları öfke huysuzluk ve negatif olmak dışında dumura uğraması şasırtmıştı o kadar hazırlıksız yakalanmıştı ki bu sözlere geriye doğru çok ufak bir adım sendeledi. "Ne şehri?" Diye sormuştu ona göre kısıkça. Sertçe döndü ona Zara. "Senden uzak her şehir Safir Noyan belli ki burada olmuyor ama birimizden biri gidince olur!" İşaret parmağını adama doğrulttu sallayarak, "Senin gibi bir hiç yüzünden yeterince acı cektim ve daha fazla ailemin gözünden düşmek istemiyorum adım seninkiyle yan yana gelsin hiç istemiyorum üsteğmen anlıyor musun? İstemiyorum!" Gözü ciddi anlamda donmuş gibiydi Zara'nın ve söyledikleriyle ilgili en ufak bir pişmanlıkta göremedim Safir bile kızın gözlerinin içine pişman olduğuna dair en ufak şey görse dediklerini anında unutacak gibi göründü gözüme. Umarım Zara çekilince kıza ilgi duymaya başlamamıştır bu adam çünkü aşırı cringe ve klişe bir durum olurdu bu. "Noluyor lan burada!" Duyduğum sesle anında çelik kapıya dönünce gözlerim irice açıldı. Lanet olsun gelmişlerdi! Abim de hemen arkasından hiddetle içeri girince gözleri arkamdaki kadına kaydı. Elimle anında Pare'yi gösterdim, "Yemin ederim tek bir suçum yok her şeyin suçlusu o, hamile halimle hiç düşünmeden beni buraya sürükleyen oydu!" "Gece." Diye hayretle soludu bana şok içinde bakarak. Gözlerimi çektim hemen gözlerinden. "Tehdit etti beni kaldıkları yere götürmezsen kendimi merdivenlerden yuvarlar başta abin olmak üzere herkese bunu senin yaptığını söyler herkesi sana doldurur düğününe engel olurum dedi. Ben mecbur kaldım geldim yoksa efendi efendi konakta oturmuş kendime kıyafet seçiyordum." Abim ve Boran bana öfke ve hayretle bakarken Pare, "Sana inanamıyorum Gece bütün suçu bana yıktın resmen." Dedi şaşkınlıkla. "Zaten seni savunacaktım ki ben niye böyle yaptın?" Hüzünlü bakışları yüzünden çevirdim hemen gözlerimi ve Boran'a yaklaştım hızla. "Kardeşin göründüğü kadar masum değil Boran az önce neler gördüğümü tahmin bile edemezsin! O kadının üzerinde bir paket sigara söndürdü ve korkuyorum lütfen buradan uzaklaşabilir miyiz?" Koluna girerek sarıldı, alttan alttan masumca attığım bakışlarıma karşın derince çattı daha da kaşlarını. "Adamlarımı tehdit ederek girmişsin içeri Gece?" Dedi dış kapının önündeki adamlardan bahsederek. Onlara sertçe bakarken hemen kendimi düzelterek Boran'a döndüm. "Beni beni karını sana mı ispinyonladı bu adamlar?" Sabırla sıktı dişlerini, "İşleri bu çünkü Gece bana haber vermek zorundalardı." Dedi. "Sevmedim ben bu adamları değiştir derhal Boran." "Sevmek zorunda değilsin zaten Gece!" Kıskançlık damarlarının kabardığını görünce masumca sırıttım. "Tabi ki kocam benim haklısın çok haklısın hatta! Ben senin için dedim bak bana engel olamadılar bile iki tehdide hemen açtılar kapıyı ya başkası olsaydı ne yapacaktın?" "Allah'ım sen sabır ver!" Dedi burnunu sıkarak. "Amin." Diyince öyle bir baktı ki sustum hemen. "Birincisi hiçbir adamım ya da çalışanım bana ihanet etmemesi gerektiğini bilir! Yerinde başkası olsa içeri asla almazlardı ki zaten bir tek sana yasaktı burası sana da dokunamayacaklarını bildikleri için önünden çekilip bana haber verdiler oldu mu?" Kolundan çıktım hafifçe, "Milletin içinde bağırmana gerek yoktu Boran." Kırık çıkan sesim ve bakışlarımla kaşları havalandı bu sefer. "Sana bağırmadım Gece." "Hayır bağırdın sesinin bir tık yüksek çıktığına eminim." Kaşları hayretle daha da yükseldi ağzı açıldı fakat ciddi manada ne diyeceğini bilemeyerek kapattı. Sert bir nefes vererek yüzünü sıvazladı, "Şaka gibisin cidden yavrum, suçlu sen iken nasıl bana döndü çark anlamadım. Yürü yukarı hadi." Kolumu tutup çekince ona engel olarak kendimi çektim, sabırsızca gözlerini bana çevirince kaşlarımı kaldırarak gözlerimle uyardım onu. Anlamayarak gözlerime bakınca sessizce kıpırdattım dudaklarımı, "Bana hemen güzel sözler söyleyip öp yoksa düğünü unut!" Dedim dişlerimin arasından. O kehribar gözleri bana öcü görmüş gibi bakakaldı, muhtemelen aklımı kaçırdığımı zannetti ama neyseki arkada kalanları yani o kadını farkedince sanırım amacımı anlamıştı. Başını hafifçe iki yana salladı ama dediğimi de çiğnemedi yemin ederim yapmasaydı dediğimi o düğünü rüyasında görürdü. Gerçi büyük konuşmayayım şimdi bu adamın üzerimdeki hakimiyeti azımsanamayacak türdendi. Üzerime eğilerek yüzümü sıcak parmaklarıyla avuçladı ve alnımdan öptü derince. "Yavrum seni ne kadar sevdiğimi bilmiyormuş gibi böyle bir yere nasıl girersin ya krizin tetiklenseydi?" Elini belime atıp kendine çekti ve diğer elini karnıma yaslayınca sertçe yutkundum. "Kendini düşünmüyorsun bari bebeğimizi düşün o da senin hastalanmanı babası gibi istemez. Üzmesen olmaz mı bizi?" Oha. Harbiden tam düşmelik durumdaydım şu an. Ben istiyordum bir göz o veriyordu iki göz aynı o durumdu. Güneş şırfıntısı zaten mahvolmuşken bu duydukları ve gördükleride ona oh olsun! Gözlerimi kırpıştırarak başımı salladım hızla. "Tabi ki kocam benim üzmem ben sizi asla hem dedim ya beni buraya Pare sürükledi yoksa ne işim var burada." Dudakları kıvrılacak gibi oldu ama durdu. "İnanamıyorum sana Gece." Pare'nin kırgın sesini duysamda bakmadım ona. Boran'a hafifçe yaklaştım, "Kusura bakma ama ablandan korkuyorum Boran söyler misin benimle konuşmasın bir müddet." "Seni duyuyorum Gece!" Diye cıkışan Pare ile irkilmedim değil. "O kadar ağayı bombalarla rehin alan ben değilim konaklarını yakanda ben değilim Fisun'a, Derzan ve diğerlerine daha neler yaptığını da söyleyeyim mi?!" Korkuyla geri çekilerek Boran'ın arkasına geçtim hafifçe, "Görüyor musun Boran sen olmasan resmen üzerime atlayacak! Anlamıyor musun bebeğim ve ben tehdit altındayız neden buradan çıkıp evimize gitmiyoruz?" "En büyük tehdit senken mi bebeğim?" Boran'ın dediğiyle Özgür'ün kahkahası depoda yankılandı. Koluna vurarak uzaklaştım hemen Boran'dan. "Konuşma benimle Boran bu adamın önünde beni nasıl rencide edersin!" Daha da gülen Özgür'e tersçe bakınca sustu ama her an patlayabilirdi. Pare titreyen dudaklarıyla kolunu tutan abime döndü, "Ferman gerçekten korkunç biri değilim ben kardeşine söyler misin bana böyle davranmasın ben ona zarar vermem." Ben pek emin değilim hatta abimi de uyarmalıydım ciddi manada. İnsanın teninde sigara söndüren bize neler etmezdi. Neyse ki böyle bir cani değilim kesinlikle. Abim Pare'nin burada bulunmasından dolayı öfkeden küplere binmiş haldeyken pek bu konu üzerinde duracak gibi değildi. Gözleri kitlenmiş gibi Kadir pisliğinin üzerindeydi ve o pislikte zorlukla açık tuttuğu gözleriyle abimlere bakıyordu. Sanırım abim Sevgi'ye yapılanları umursamıyordu onun umurunda olan bu adam ve Pare'nin aynı ortama girmesiydi. "Sen önce bana cevap ver Pare bu piçin seni görmesine nasıl izin verirsin!" Hayır bağırmadı abim aksine sesi normal sesinin altında kısıktı ama bu öfkeli çıkmasına engel olmamıştı. Üstelik haklı da çıkmıştım. "Ferman." Diye uyardı Boranım onu. "Yukarı da konuşalım burası yeri değil, hadi." Abim başıyla onaylarken Pare'nin kolunu bırakmış belini kavrayarak kendine çekmiş ve kimse bakmasın diye başını da göğsüne bastırarak çıktı buradan. Bu defa Zara ve Safir'e döndü. Zara tir tir titrerken Safir oldukça rahattı, dövsek eyvallah diyecek bir hali vardı. Bu arada ağzındaki jopu kim çıkardı bilmiyorum ama bilincini yitirmiş bir halde baygın yatıyordu Derzan pisliği yerde. "Bu adam bana diri lazım Safir bey dahası seni de ilgilendirmez vaziyeti bu ilk müsamahamdı ama bir kez daha seni kardeşimin yanında görmeyeyim aksi halde bu kadar sakin olmam bilesin!" Buz gibi sesiyle yutkundum Boran nadir anlarda bu kadar duygusuz olurdu ve o anlarda bu haline hiç maruz kalmadığım için şükrediyordum. Bir kere abim yüzünden ayrilma noktasına gelince bana çok kötü bakmıştı ama onlar bile bu halleri ile kıyaslanamazdı. Bu adamlara işkence edip bu hallere getirmesinden belliydi ki kalbini dış dünyaya kapatınca bir infaz robotundan farksız olabiliyordu. Safir gözlerini Boran'dan kaçırmadan cesurca ona bakarken oldukça cüretkardı. "Benim üzerimden Zara'yı tehdit etmesi bile ona hesap sorma hakkı doğurur bana ayrıca Zara istediği sürece onun yanında olur ayrılmam buna kimse karışamaz." Gözleri irice açılan tek kişi ben değildim Zara da dehsetle Safir'e bakıyordu. Boran ise hâlâ duygusuzca bakarken alayla kıvrıldı dudakları. "Zara benim değerlim, gözünden akan tek yaş için yapamayacağım şey yok ve aynı şekilde o da abisini böyle sayar sever benim onaylamadığımın yüzüne dahi bakmaz. Demem o ki sen kardeşime layık değilsin Safir, haddini ve yerini bil bu bir tehdit değil uyarıdır kardeşimi rahatsız ettiğini gördüğüm an kim olduğuna bakmam bilesin!" Safir konuşacaktı ki Zara girdi araya. "Aramızda hiçbir zaman bir şey olmadı abi biliyorsun asla da olmayacak onu istemiyorum ve o da peşimde dolanacak biri değil yani sadece kendisini öldürmeye kalkan adamdan hesap sormak için burada. Benim böyle bir adamla bir işim olmaz lütfen kafana takma onu." Zara acaba söylediklerinin bu korkusuz adamı içten içe yaraladığının farkında mıydı?. Safir Zara'ya bir kez daha bakmadan, "Kardeşiniz haklı Boran Ağa benden yana içiniz rahat olsun kardeşinizle işim olmaz. Bir daha da gelmem buraya aklımdan da sildim burayı endişeniz olmasın." Dedi ve askılığa astığı siyah tişörtünü kaparak seri adımlarla terk etti burayı. Boran, "Yukarı çık arabaya bin geliyoruz birazdan." Diyince Zara beyaz kesilen suratıyla hızla gitti yanımızdan. "Tuhaf." Diyen Özgür'le irkilerek döndüm ona, Boran'da beklemiyordu hâlâ burada olmasını. Sırtını yasladığı duvardan ayırdı, "Zara ve siz gelmeden önce yakama yapışarak bu piçin yanına götürmezsem fotoğraf makinemi çekinmeden ağzıma sokacağını söyledi. Kim olduğunu bildiğimden girmesine izin verdim ve Derzan piçini gösterdiğimde yakasına yapışarak, "Takıntılı olduğun, tehdit ettiğin, dokunduğun ve gözünü değdirdiğin kız bu dünyada asla yanaşmaman gereken tek kızdı. Onun gözünden tek damla yaş akıtıyorsan eğer kendi ölümünü de sen getirmiş olursun dedi ve adamı dövmeye başladı. Ağzına jop soktu fantezi dünyası geniş olduğu için ona birazda kendi fikirler vermek istemiş. Yani bana kalırsa bu adam Zara'ya karşı boş değil ama niye böyle davranıyorlar onu da anlamış değilim?" Dedikleri tahmin edilebilirdi aslında ama bana göre kızın arkasından sessizce seveceğine yüzüne karşı söylemeliydi. Yine de o ikisi için bir gelecek görmüyordum ikisi de fazla tuhaf karakterlilerdi. "Kes sesini o herif kardeşimi sevemez sevse de ben izin vermem! Millete tek göz yaşı mek göz yaşı diyor ama kendisi döktürdüğü yaşları sorun etmiyor!" Boran da haklıydı. Özgür omuz silkti, "Şahsen ben olsam bana gelen kızları asla geri çevirmeden değerlendiririm hiç öyle kaprislere girmem. Yüce Rabbim kadınları boşuna mı yarattı biz gidip onların gönlünü hoş tutalım sevelim diye yarattı." Diyince kıkırdadım. "Özelliklede kısa boylu, şöyle esmer güzeli, kiraz dudaklı dolgun hatları olan tercihen doksan beden gögüslü-" "Kapa çeneni bana küfrettirme!" Boran'ın kükreyişiyle irkilerek hülyalardan uyandı. Bana kalırsa bu serefsiz Dijen'den bahsediyordu ama neyse... Yine de rahat durmadım. "Sen hani kızıl ve uzun bacaklılardan yanaydın kriterlerin ve sevdiklerin bu türlerdi esmerler pek sana göre değildi sanki. Öyle demiyor muydun?" Sanki pot kırmış gibi ensesini kaşıyıp gözlerini kaçırınca gülmemek için çok zor tuttum kendimi. Bu adamı etse etse Diljen iflah ederdi o da isterse. Boran kapıdaki korumalardan birini çağırınca ters ters bakmaya başladım ona. "Şu piçi kaldırıp yerine bağlayın tekrar diğerlerini de kontrol et ağızlarını kapat. Yemek bugün de vermeyin sadece su verin." Dedi Boran acımasızca. O an acı dolu homurtular yükselince arkadakilerden anladım ki güzel bir şey değil. "Peki yine ilaçlayalım mı suyu?" Diye sorunca adam Boran ağırca salladı başını. İki dakikanın ardından merdivenleri çıkarken dayanamayarak sordum. "Ne ilacı koyuyorsunuz sulara Boran?" Elimi bırakmadan çıkarken, "Kemiklerinin tek tek kırıldığını hissediyorlar ama felçli gibi gözlerini bile kırpamıyorlar bile. Fazlasıyla acı veren bir zehir ama bunlar seni ilgilendirmiyor onlara ne yaparsam yapayım sorgulamak yoktu hani Gece?" "Zaten yok ki ben sadece merak ettim. Peki ne zamana kadar tutacaksın burada onları?" "İçimizdeki acı geçip öfkemiz soğuyana kadar." "Yani hiçbir zaman." Diye mırıldandım kendimi tutamayarak. Yukarı çıkınca abim ve Pare yoktu muhtemelen gitmişlerdi ama abimi nasıl yatıştıracaktı Pare bilmem, ben kendi kocama bakarım arkadaş. Yukarı çıkınca müşterilerin beklemek için oturduğu koltuğa geçince iki kadın vardı fotoğraf bekleyen onları da buranın çırağı olan genç çocuk hallediyordu. Boran elimi bırakıp mutfak kısmına geçti ve beş dakikaya kalmaz geri dönünce elinde bir bardak meyve suyu ve kurabiye vardı. "Al ye bakalım sonra hesap vereceksin gücünü topla istersen." Kurabiyeyi ve meyvesuyunu alırken homurdandım, "İyi de biz onu geçmemiş miydik ya." Diye. Yanıma çökmeden önce, "Tabi ki de hayır!" Dedi tok sesiyle. "Ama ben hamileyim." Dedim hemen. "Hamile oluşun hesap vermeyeceğin anlamına gelmiyor." Elimdekileri sehpaya bırakırken o iki kadın ayaklanarak hesaplarını ödemeye gidince rahatladım. "İyi ama hamileliğim bana bir takım avantajlar sağlamak zorunda!" Dedim dişlerimin arasından. Bana hayretle baktı kısa bir an. "Neden her haltı yedikten sonra o ufacık bebeğin arkasına sığınacağını düşünüyorum?" "Kim!" Dedim teessüf edercesine. "Benim gibi bir kadının kimsenin ardına saklanmasına gerek yoktur hâlâ öğrenemediniz mi bunu?" "Boran'ım bence sen haltı iyi yemişsin bu kadın seni bebeğiyle birlikte harcayacak." Dedi gülerek Özgür karşımıza otururken. "Bak kaçtır sana Boranım deyip duruyor dün istemede de dedi ama kendimi zor tuttuyorum bilesin Boran! Sonra bana gelip hesap sorma!" "Zaten sormama da izin vermiyorsun ki!" Diye çıkışınca olduğum yere sindim. Sert bir nefes verdi. "Tamam lanet olsun tamam bir şey demiyorum bununla ilgili ama bir daha benden habersiz sakın böyle bir şey yapma Gece." Derin bir nefes verirken hemen salladım çocuk gibi başını. "Sen yeter ki iste kocam benim." Diyerek boynuna sarılıp yanağına üst üste öpücük bıraktım en sıkısından. Elini belime sardı ve diğer eli de karnımın üzerinde durdu sanırım bebeğini fazla seviyor bu adam. "Tamam dur artık." Dedi keyfi yerine gelmiş gibi. "Hadi ye şunları aşağısı kokulu ve havasız olduğu için rahatsız etmiş olabilir iç şu meyvesuyunu." Ya ben bu adamı yerdim ama.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE