81. Bölüm Part:4

4946 Kelimeler
"Fazla iğrençsiniz!" Diyen Özgür ters ters bakıp bigisayaraın başına geçti. "Bence bizi kıskandı." Dedim. "Siktir et!" Dedi Boran hiç takmayarak. Eli karnımı okşarken eğildi üzerime, "Hiç hareket ediyor mu bebeğimiz onu hissedebiliyor musun?" Diye sorunca gülmemek için harbi zor tuttum kendimi şimdi kırılacaktı alay ediyorum sanıp. Yanağını avuçladım. "Kocam benim, hayatım şimdi onu hissetmem zor epey bir büyümesi lazım." Gözleri karnıma düştü huysuzca, baş parmağı ile okşadı karnımı elbisemin üzerinden sonra eğildi ve öptü karnımı. "Sen iyi ve sağlıklı olda yavaş yavaş büyü sorun değil, bekleyeceğim mecburen." Ama bu yaptığı benim gözlerimi doldurmuştu şimdi, oysa ben daha hormonlara teslim olmamıştım ki. Saçlarını okşadım hafifçe. O başını kaldırdı ama elini çekmedi karnımdan. Meyve suyumu alıp içtim kana kana. "Yarım saate bir toplantım var girmem gereken yavrum, benimle gelsene sende." Diyince olumsuzca salladım başımı. "Hiç gelemem kusura bakma iki saate çarşıya çıkacağız bizimkilerle malûm ne kına elbisem var ne de düğün için bir gelinlik Boran! Allah belanızı vermesin hiçbiriniz mi bunları düşünmediniz! Ben iki gün için de istediğim gibileri nereden bulayım oysa benim için çok güzel olacaktı bu günler ama elbisem bile yok ortada!" Ani çıkışımı beklemediği açıktı, afalladı ve biraz geri çekildi. "Aşkım benim kolay iş bun- "Neresi kolay be dalgamı geçiyorsun Boran benimle! Dilediğim gibi bir gelinlik bulamazsam yemin ederim düğün falan olmaz!" "Tamam sakin ol bebeğim." "Ben zaten sakinim!" "Yavrum lütfen bir izin ver bana," diyerek kavradı ellerimi ve öptü her ikisinide. Özgür beyde uzaktan uzağa izlesin anca. Kıskanç. Lan inşallah göz yoktur bu adamda Vallahi nazar olursam ilk bunun kapısına dayanırım ben. "Bugün gidip istediğin kadar dene kına elbisesi gelinlikte bak, ben senin için senin ölçülerine uyan bir sürü hem gelinlik hem de kına gelinliğini getireceğim yarına kadar tamam mı elbet beğendiğin çıkar ama sen sakın sıkma o güzel canını." "Nereden getireceksin ki?" Diye sordum omzumu kırarak. Öptü kıvrilan dudaklariyla ellerimi yine. "Karım nereden istiyorsa oradan getirtirim hepsini." Diyince gözlerim bir irileşmedi değil. "Şey ben o zaman sana mesaj atayım şimdi bir kaç tane gelinkçi markası vardı onlardan getirt olur mu?" Dedim gözlerimi kırpıştırarak, derin bir iç çekti, "Birde masum masum konuşmuyor mu gören ne efendi kadın diyecek." Kendi kendine dediklerini üstüme alınmadım hiç. "Tamam yavrum at sen bana mesaj ben onları yarın buraya yığarım." Heyecanla alkış tuttum. "Ama erkenden gelsinler bak yarın akşam bekarlığa veda partisi düzenleyeceğim otelimizde, kızların hepsini çağıracağım siz nasıl sıra gecesi yapacaksanız bizde parti yapacağız." "Ben sana yapma mı dedim yavrum niye çıkışıyorsun?" Diyince kabaran omuzlarımı indirdim. "Karşı çıkmayacak mısın yani?" Dedim biraz afallamış şekilde. Ne bileyim ben genelde hep tartışarak hellediyorduk biz konularımızı. Gözleri yoğun bir şefkat ve sevgiyle tutundu gözlerime, yanağımı okşadı sıcak eliyle. "Ben sana ne dedim yavrum bu süreç sen nasıl istersen öyle olacak dedim parti vermek mutlu edecekse ver ama ufak şartlarla tabi ki." İçim yoğun sevinçle dolunca uzanıp yüzünü avuçladım, yanağını yine öptüm üst üste. Hoşuna gidiyordu tabi. Belimi kavrayıp kendiyle birlikte beni de kaldırdı. "Gidelim konağa bırakayım seni yavrum." Ayaklanmıştık ki Özgür dibimizde bitti elindeki çaylarla. "Gidiyon mu Boran'ım çay getirdim o kadar." Çayları sehpaya bıraktı ama ben ters ters bakmayı bırakmadım çünkü benden bile iyi söylüyordu boranım diye, öyle dolu dolu ve içten söylüyordu ki boğmak istiyordum bu adamı! "Bak Özgür bir daha uyarmam seni lütfen Boran'a Boran'ım deme artık." Diye uyardım. Sırıttı pislik. "Senden önce ben vardım ve hamilesin diye sana tolerans tanıyacağımı sanıyorsan yanılıyorsun bu adama Boran'ım demekten vazgeçmeyeceğim oldu mu Bo-ra-nım!" Dedi bastıra bastıra. boran kolunu göğsümün altından sararak beni tuttu ve, "Boş ver yavrum bu şerefsiz laf söz dinlemiyor yorma kendini hadi." Dedi ama sesini algılayamıyordum onun. Gözlerimden ateşler çıktığına emindim çünkü bu pislik daha da sırıtıyordu. "Demeyeceksin!" Dedim sinirle. "Diyeceğim işte Boran'ım benim." O öyle dediği an ciddi anlamda gözlerim döndü ve Boran'ın tutmasına rağmen atılarak sarı saçlarına asıldığım gibi çekmeye başladım. Özgür, "Saçlarım benim her şeyim cadaloz karı!!" Diye bağırınca Boran şaşkınlığından daha yeni çıkarak beni daha sıkı tutarak çekmeye başladı. Özgür sadece ellerime yapışarak çekmem için uğraşırken ben asla bırakmadan çekiyordum saçlarını. "Seni uyardım değil mi ben!" Diye bağırdım. "Benim kocamı öyle sahiplenecek adam anasının karnından çıkmadı daha!" "Yavrum bırak adamı tamam anladı bir daha demeyecek!" "Adıma konuşma lütfen Boran'ım!" Allah'ım hâlâ devam ediyordu, çığlık atarak daha da asılınca acıyla inledi Özgür küfrederek. "Bu nasıl kadın be gel erkenden boşa şunu görmüyor musun bir süpürgesi eksik!" "Kes ulan sesini!" Diyerek gürledi adeta Boran. "Gece sende bırak lan elin adamının saçını sikerim yapacağınız işi!" Başımı hiddetle beni tutan adama çevirdim, burnum yanağına sürtündü hafifçe, "Konumuz onun saçlarına dokunmam mı Boran!" Diye bağırdım sinirle. Yüzünü buruşturdu sesim yüzünden. Bir eliyle tutarken diğer eliyle elimi çözmeye çalışıyordu ve, "Evet ulan evet tutamazsın elalemin saçını! Bırak yoksa kökünden keseceğim bu piçin saçlarını!" "Gerçekten mi?" Dedim hevesle. "Hayır!!" Diye bağırdı Özgür. "Saçlarım her şeyim dokundurtmam onlara!" "Bir daha Boran'ım demeyeceğine söz verirsen bırakırım seni." "Bırakmıyorum kızım inadına bırakmıyorum, Boran'ım işte Boran'ım!" Boran parmaklarımı zor bela çözüp beni çekiştirince öfkeyle çığlık atarken bir tekme savurdum ve topuklu ayakkabım Özgür'ün tam bacak arasına denk gelince anında orasını tutarak öne doğru büküldü, "Ananı avradını!" Diye inleyerek diz üstü çökünce sırıttım. Boran dış kapıya kadar çekmişti bile beni bırakmayarak. "Bu sana ders olsun!" Diye bağırdım dükkandan çıkarılmak üzereyken. "Bende sana bunun hesabını sormazsam bana da Özgür demesinler çırpı bacak!" "Boran bacaklarıma laf ediyor!" Diye çıkışınca halinden bezmiş gibi. "Özgür!!" Diye kükredi adeta bir aslan gibi. Sonunda beni arabaya bindirmiş kemerimi kendi takmış ve güzel bir öpücükle kapımı kapatarak kendi yerine geçmişti. Öpünce öfkem yavaşça dağılmaya başladı. Çok yakışıklıydı bu adam insanın gözlerini ayırmadan seyredeceği kadar hemde. Konağa gidene kadar elimi bırakmadan kullanmıştı arabayı, konağın önünde durduğumuz da ise kehribar hareleri bana döndü. "Kendine dikkat et olur mu yemeklerini kaçırma ve düzgün ye telefonunda açık olsun arayınca aç, bebeğim." Başımı usluca sallayarak onaylayınca bir anda çenemi tek eliyle kavrayıp kendine çekmesini beklemiyordum beni. Öne doğru büzülen dudaklarıma sertçe bastırdı dudaklarını. Öyle sersemletici ve tatlı bir öpücüktü, ilk bir kaç saniye kendime gelemedim. "Yerim senin şu tatlığını yerim!" Dedi ısırmamak için zor durur gibi. "Şey bende buradayım da sanırım unuttunuz." Duyduğumuz kısık sesle hızla birbirimizden ayrılırken arkaya döndük aynı anda Boran'la. Zara kıpkırmızı olmuş suratla büzülerek oturuyordu arka koltukta. E çüş yani bu kızı nasıl unuturduk biz. Kızardım elma gibi önüme döndüm hemen. Niye sürekli basılıyorduk biz? "En iyisi ben gideyim." Diyerek kapıyı açıyordum ki durdum. Boran'a baktım. "Gelinlikçi markalarıyla birlikte birde çok beğendim ünlü bir makyöz adam var benim makyajımı ve saçımla ekibi ilgilensin istiyorum onu da ayarlasan olur mu?" "Hangisi Mustafa aktaş olan mı? Ay yenge benimde makyajımı o yapsın n'olur!" Ay Zara bir dur kendi makyajimı kabul ettirmedim. "Ben yanlış mı anlıyorum yoksa sen bana bir erkek benim makyajımı yapacak saçlarıma mı dokunacak dedin?" Al işte yine başlıyorduk. Derin bir nefes aldım ve en şirin gülümsememi kondurdum dudaklarıma, kesinlikle ve kesinlikle bu mağara adamına medeniyet nedir öğretecektim. Kendi kararlarımı kendim verirdim ben! Gözlerimi kırpıştırarak koluna yapıştım, "N'olur Boran n'olur n'olur lütfen izin ver gelsin adam belki randevusu bile yoktur ama sen ikna edersin biliyorum ben lütfen izin ver gelsin. Ben o adamın makyajını istiyorum sonra herkes o adamdan bahsedecek bak bu adam yaptı makyajı diye anlamıyor musun çok önemli bu lütfen Boran lütfen!" Boran neye uğradığını şasırmış vaziyette zor bela çekiştirerek kolunu benden kurtarınca kapıya yapışarak benden uzak köşeye sığındı. "Bir adam için bu kadar dil döktüğüne inanamıyorum Gece!" Dedi sinir ve şaşkınlıkla. "Anlamıyorsun adam çok iyi makyaj yapıyor." Ellerimi birbirine kavuşturup çenemin altında tutarak. "Lütfen." Dedim uzatarak. "Yavrum sen salak mısın?! Aynaya bakınca nasıl bir yüz görüyorsun?! Ulan senin makyaja mı ihtiyacın var bu adam zaten güzel olan birini nasıl güzelleştirsin, ben karımın yüzüne saçlarına dokunan bir metre yakına bile giren bir erkeğe izin verirmiyim sanıyorsun sen!! Yok öyle bir dünya olmayacak!" Diye yükselince ellerimi ağırca indirdim çenemin altından, omuzlarımı dikleştirdim çenemi yukarı kaldırdım ve gözlerinin içine baktım. "Bana bak Boran Ağa." Dedim işaret parmağımı tehditkâr bir şekilde ona sallayarak. Afalladı. "Seni medeniyet yoksunu mağara adamı, o makyöz buraya gelecek ve bana istediğim makyajı yapacak!" Diye bağırdım bir anda. "Düğün ve kına benim için çok önemli ve istiyorum o makyözü bu da benim son sözümdür ama sen yok ben getirmem karımın yanına, dokunamaz falan diyeceksen de sen billirsin bunu senin burnundan bizzat bebeğimle birlikte fitil fitil getiririm!" Ağzı hayretle açılmış az önce çocuk gibi yalvaran kızla aramdaki farkı ölçmek ister gibi bakıyordu, sertçe yutkundu tabi ki ama kusura bakmayacaktı güzellikle istemiştim ben ondan değil mi? Çantamın kulpunu sertçe kavrayıp arabadan indim ve gözlerinin içine bakarak kapıyı kırmak istercesine küt diye kapattım. Saçlarımı geriye atarak arabanın önünden dolaşarak konağa girdim bir daha arkamı dönmeden. Avluda elinde meyve tabağı ile gezen yengemi görünce durdurdum, "Pare döndü mü?" Diye sordum. Tuhafça baktı bana. "Yoo gelmedi siz ikiniz birlikte çıkmamış mıydınız zaten?" İyi de bu kadın bizden önce çıkmıştı şimdi neredeydi, abim kesin bağırıp çağırmıştır kadına oysa suçumuz yoktu bile. Benden cevap bekleyen kadına, "Benden önce ayrıldı abim geldi aldı onu onunla döndü sandım ben." Diyince gözlerini iyice kıstı bir dilim kiviyi ağzına atarken. "Sen kiminle geldin?" "Kocamla." Dedim rahatça. Kınar gibi baktı. "Zaten iki güne evleniyorsunuz ne bu böyle götle don gibi habire birliktesiniz." "Kocam değil mi ya Allah Allah istediğim gibi gezerim!" Yüzünü buruşturdu tepkime. "Ne dedim ki ben şimdi sen de iyice kafayı bulmaya başladın bak benden demesi." Diyerek meyve tabağıyla gidince şaşkınca baktım ardından. "Bir tane akıllı yok ya bir tane bile yok Allah'ım bir tane bile!" 🔗🗝️🔗 Ferman, arabayı sürerken direksiyonu sıkıca kavramıştı sinirden. "Aklım almıyor seni uyarmama rağmen o piçin karşısına nasıl çıkarsın Pare!" Dedi öfkeyle kadına saliselik bakıp. Bağırmıyordu ama bağırsa daha az etki ederdi herhalde. Pare iyice bunalarak başındaki şalı çekerek çıkartıp arabanın ön kısmına koydu sinirle. "O adamın karşısına çıkmadım ben Ferman niye anlamıyorsun, kaç defa söylemem gerekiyor benim derdim o Sevgi denen pislikleydi!" Dedi. Tamam Ferman'a hak veriyordu ama o da kendisini anlamalıydı biraz olsun. Araba sertçe fren yapıp durduğunda kadının kemeri takılı olmasına rağmen Ferman yine de kolunu ona uzatarak tuttu. Cidden bu da normal değildi. Pare geldiği yeri farkedince yutkundu zorlukla. Burası onların eskiden sürekli geldiği tepeydi, biraz ilerisi ise uçurumdu. "Niye geldik ki buraya?" Diye sordu titrekçe Pare. En güzel ve son anılarının olduğu yerdi burası. "Rahat rahat konuşalım diye geldik in hadi." Dedi Ferman, ardından kendisi indi önce sonrada arabanın önünden dolanarak karısının kapısını açıp kendine gelmemiş olan kadının kemerini açarak arabadan indirdi kolunu tutarak. Arabanın önüne geçtiklerinde karşı karşıya durmuşlardı. "Ben seni öfkelendirmek istemedim Ferman." Dedi Pare titrekçe. "Yaptıklarım için pişman da değilim aklım hâlâ yapamadıklarım da." Ferman sabırla nefes aldı, "Sana bu işlerden uzak durmanı söylemiştim ama değil mi?" Diye sordu ciddiyetle. Gözlerini kaçırmadı Pare, aksine gözünün içine bakıyordu adamın. "Evet dedin, ama tutamadım kendimi işte." Şalını çıkardığı için güzel saçları esen hafif rüzgar yüzünden yüzüne savruluyordu. Kadının omuzlarını kavrayarak eğildi ciddiyetle yüzüne ancak içten içe kendini de zor tutuyor sorunlarını siktir edip kollarına alıp "Onlara ne yaptığın ya da oraya gittiğine değil benim tek derdim o piç oradayken onun karşısına çıkmandı! Biliyorsun deliriyorum o pislik seni artık bir saniye bile olsun göremez anlıyor musun?" Dedi tehlikeli bir sakinlikle. Yutkundu Pare ama kaç kere bilemedi çünkü Ferman fazla yakındı ve nefes bile alamıyordu. "Tamam." Diye mırıldandı kısıkça Pare. "Çekilir misin artık?" Kalçası arabanın kaputuna yaslanınca irkildi çünkü arkası ne ara arabaya dönmüştü bilmiyordu. Ciddiyetinden ödün vermeyen Ferman, "Sen beni anlayana kadar geri çekilmek gibi bir düşüncem yok." Dedi. "Anlamıyorum kızmanı gerektirecek bir şey yok ki tek derdin Kadir'se boş çünkü beni hiç sevmiyor aksine nefret ediyor kıskanmanı gerektirecek biri bile değil asla." Dediği an sakin ciddiyeti anında büyük bir öfkeye dönüştü Ferman'ın. "Sen sevilmeyecek bir kadın değilsin ki!" Diye bağırdı ilk defa Ferman. "Kahretsin ki sevilmeyecek bir kadın değilsin sen! O şerefsize yüz verseydin eğer sevmeye kalksaydın sana karşılık vermez mi sanıyorsun sen?! Nefret ettiğini düşündüğün adam en çok onu sevmediğin için nefret ediyor senden çünkü seni seviyor! Gözlerine bakınca bile sana sahip olduğum için benim karım olduğun için deliriyor! Gelmiş bana benden nefret ediyor diyorsun Allah aşkına bir git aynaya bak olmadı dön bir karakterine bak öyle bir şeysin ki herkes seni sevebilir!" İşittiklerini kolaylıkla sindiremedi Pare. Geçen yıllara rağmen birbirlerinden ayrı olmalarına ve ihanete uğradığını düşünmesine rağmen kalbindeki sevgisinin böyle diri kalması çok fazla hoşuna gidiyor ve yaralarla dolu ruhuna ilaç gibi geliyordu. "Övüyor musun dövüyor musun belli değil Ferman." Dedi titrekçe. Ferman daha da eğildi kadının yüzüne dudakları temas etmek ve etmemek arasındaydı. "Ben seni dövmem, övüyor muyum onu da bilmem ben sadece doğrular neyse onu derim sana." Derin bir iç çekti ciğerlerini yakacak kadar. "İstediğin o pisliklere ders vermek acını çıkarmaksa tamam. Bundan böyle bana söyle ben kendim götürürüm seni o piçin seni görmesini engellerim böylece o bende biliyorsun." Buna sevindi işte Pare çünkü o kadınla, Güneş'le ve kaynanası olacak topalla işi bitmemişti henüz. "Bu arada o kadına yaptıkların," Muzır bir ifadeyle baktı kadına. "Fenaydı, iyi anlamda fenaydı tıpkı eskisi gibi." "Of Ferman." Dedi sitemle. "Ne zaman öpeceksin beni öpmüyorsan çekil." Göğsüne baskı uygulasa da asla çekilmedi Ferman. "Sen neden öpmüyorsun?" Diye sordu çapkınca. Ters ters baktı Pare güzel gözleriyle. "Zaten bütün öpüşmelerimizi ben başlatıyorum sen hiç yapmıyorsun sanki sadece ben istiyormuşum gibi." Neredeyse küçük bir kız gibi kollarını göğsünde bağlayacaktı şimdi. Güldü Ferman dayanamayarak, ellerini arabanın kaputuna yaslayınca Pare geriye doğru eğilmek zorunda kaldı ve ellerini arkasındaki kaputa yasladı mecburen. "Sen hep cüretkar olan taraftın zaten Pare unuttun mu, beni yoldan çıkaran daima sen oldun." Yanakları değil yüzünün tamamı kıpkırmızı olmak üzereydi kesinlikle. "Ben seni yoldan çıkarmadım Ferman ama öyle olsa bile sende hep yoldan çıkmaya meyilliydin! Çekil şimdi üzerimden!" İttirmek istedi ama yine etki etmedi, Ferman ise sırıttı sonra kadının belinden ve kalçasından tuttuğu gibi kaldırıp kaputa oturttu. Pare daha ayaklarının yerden kesilişini anlamadan Ferman bacaklarının arasından üzerine eğilmişti bile. "Ben." Dedi hırlayarak kızın dudaklarına doğru Ferman. "Ben hiçbir zaman başlatan taraf olmam kolay kolay çünkü başlarsam bırakmayacağımı devamını getireceğimi bilirim. Çok doluyum sana karşı Pare kendimi zaptetmek inan bana çok zor artık bu yüzden sana dokunamayışımı yanlışa yorma." Derken kadın daha iyi kavrayabilsin diye bacaklarının arasına bastırdı sertçe kendini. Neden hep araba ve araba etrafındayken yükseldiklerini de bilmiyordu asla Pare ama artık adamın derdini anlayabilmişti. Kendisini ona teslim etmek istiyor muydu tabi ki evet ama korkuyordu o birleşme anında Kadir'i ve yaptıklarını hatırlamaktan krize girmekten yanlış tepkilerle Fermanı'ı kırmaktan deli gibi korkuyordu. Doktoru sayesinde yavaş yavaş bu yolları aşmaya başlasa da henüz vakti vardı Ferman'a sağlıklı bir şekilde gitmek istiyordu her yeri yaralı bedeniyle değil. Her gece koynunda yattığı adam henüz Pare'nin bedenindeki yaraları bile görmemişti ve tiksinmesinden de ölesiye korkuyordu. Evet Ferman'dı bu ama insandı da işte tiksinedebilirdi. Doktorunun yardımıyla yakın arkadaşı cilt uzmanı diğer doktordan da yaraları ve izleri için tedaviye başlamış bir sürü serum ve krem almış kullanıyordu gizli gizli doğrusu henüz bir etkisini göremese de kullanacak ve yaraları iyileşmeden Ferman'a kendini açmak istemiyordu. "Devran'ı fazla yalnız bıraktım babaannen de biraz hoyrat seviyor, gitsek iyi olur." Diyince Ferman'ın tüm ateşi sönmüştü ama kadına kızmak gibi bir şey asla yapmadı aksine onu sabirla karşıladı. Yanağını okşadı ve alnına bastırdı dudaklarını, "Seni hep sevdim hepte sevmeye devam edeceğim Pare." Sıkıca sarıldı Pare, yakında dedi içinden yakında her şey daha da güzelleşecekti. 🗝️🔗🗝️ "Yavrum bak uyarıyorum fazla yorma kendini çokta oynama." Telefonu kulağıma tek elimle tutarken öte yandan üzerime verdikleri bekarlığa veda yazısı geçiriyordum, tek omuzumdan çapraz taktım. "Bu geceyi eğlenmek için kurdum oturup dedikodu yapmak için değil Boran ve evet oynayacağım kusura bakma." Dedim bilmem kaçıncı kere onu reddederken. Hayranlıkla, "Ama sen çok güzel dans ediyorsun." Diyince kaşlarımı hafif çattım. "Sen sanki biraz fazla sevmeye başladın benim danslarımı hayır korkuyorum dansöz aşkı falan depreşir sende." "O aşk seninle ortaya çıktı ve senden başka kimsede güzel durmadığını bildiği için bir tek seni istiyor öyle dans ederken." "Sen nereden biliyorsun başkalarında güzel durmadığını hayırdır?" Diye sorduğum an bir küfür savurduğunu duydum ancak telefonu uzaklastırdığı için net değildi. "Efendim bir şey mi dedin?" "Yok yavrum ne diyeceğim." Dedim hemen. "Seni görene kadar hoşuma gitmeyen o dansları bir tek sende seviyorum aklını bulandırma boşuna yavrum." Tamam ona güveniyordum ve zaten ciddiydi sorgulayacak değildim. "Sana söz evlendiğimiz Gece kucak dansı yapacağım sana Boran ama şimdi izin ver kızlara döneyim başlamak üzere-" "Dur dur!" Dedi hızla. "Sen kucak dansını nereden biliyorsun bakalım hayırdır?" Diyince dumura uğradım. Ne diyor lan bu adam? "Boran ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu senin ne demek nereden öğrendin!" "Nasıl oluyormuş öyle adam sıkıştırmak Gece hanım?" Omuzlarım gevşeyerek düştü, şerefsize bak sen iki saniyede ayarlarımla oynadı. Tamam hakkı vardı laf yok. "Of tamam Boran kapatıyorum ben." "Kapat yavrum ama sözümü aldım düğün gecesi kucak dansımı yapacaksın. Seviyorum seni." Dedi ve kapattı telefonu, güldüm başımı iki yana sallayarak bu adam bir başkaydı kesinlikle. Tüm kızlar toplanmıştık. Evet bugün bekarlığa veda partim vardı yani zaten evli ve hamile bir kadın olarak gerek var mıydı tartışılır ancak sadece eğlenmek için vardı. Kına gecemde büyükler çok fazla olacağından orada dilediğimiz gibi eğlenemezdik bu sebeple kız kıza yaptığımız bu etkinlik bence harikaydı hep hatırlayacağım bir anı olacaktı. Maria, hamile haliyle Yasmin, Zara, Mara, Diljen, Pare, Hevdem, Fisun, Leyla yengem ve tabiki ben. Fazlasıyla güzel bir gurup olmuştuk. Boran'ın otelinin diğerlerine göre en küçük ama bize göre büyük olan salonunu kapatmış güzelce süsletmiştik. Her tarafta balonlar bekarlığa veda partisi pankartı yanı sıra karaoke yapmak için bir sahne ve tatlılarla dolu birde yemek vitirinimiz vardı bize servis edecek olan iki kız vardı ve onlarla belirli aralıklarla etrafta dolaşıp ilginecekti bizlerle. Her birimiz fazla iddialı fazla şık ve fazla güzeldik kesinlikle. Benim üzerimde pasparlak pullardan oluşan sarı tonuna yakın mini bir elbise vardı. Kalçamın biraz altında bitiyor, göğüs dekoltesi fazla yoktu ve kare yaka uzun kolluydu, bileklerden büzgülü ve boldu kolları. Bedenimi tamamiyle sarıp bütünleşmiş olan elbisenin içinde fazla cürektar ve havalı duruyordum. Saçlarımı da açık bırakıp hafif dalgalandırmış öndeki tüm tutamlarımı başımın arkasına tutturmuştuk tokayla. Topuklularımın üzerinde kızlara ilerlerken her biri de en az ben kadar güzeldi, Pare bu geceye özel şal takmamış ufak yüzüne yakışır bir şekilde saçlarına jilet gibi bir fön çekmiş bordo dizlerinin üzerinde biten uçuş uçuş bir elbise giymişti, o göğüslerde elbisenin içinden firlayacak gibi durmasa tamamdı aslında. Bu karı zorlasa beni bile tahrik edecek haldeyken acaba abim gibi biri nasıl izin vermişti böyle giyinmesine diyecektim ki... Buraya kadar üzerinde uzun siyah bir kabanla geldiği geldi aklıma, bu sıcak havada ona palto giydirecek tek kişi abim olurdu zaten. Zara ve Mara'ya değinmiyorum ikiside maşallahtı, Leyla yengem o beş aylık karnına göre bir elbise giymiş ve Jiyan amcamı deliteceğini düşünürken adamı arkasından kedi gibi getirdiği hatırlayınca güldüm. Kim bilir neler vaadetmişti amcamada kabullenmişti böyle giyinmesini. Yengem mürdüm renginde dizlerinin bir karış altında biten bir elbise giymişti. Elbise satendi ve bedenini saran kumaş her kıvrımını gözler önüne seriyordu, kalçasının iki parmak altına kadar uzanan bir yırtmacı vardı ve her yürüdüğünde biraz eğilse tüm kasayı göreceğim diye ürküyordum. İnce askılı ve göğüs kısmı dökümlü olduğu içinde hareket ettikçe fazla sallanıyordu o göğüsler. Siktir, bu kadınlar insanı taşa çevirirdi yahu. Ve evet erkeklerimizde tıpkı bizler gibi sıra gecesindeydi şu an. Onlar çiğköfte yoğurup urfalıyam ezelden diye dursunlar bizde burada Allah ne verdiyse her telde çalıp kurtlarımızı dökelim. Boran ne kadar telefonda dil döküp fazla oynama dese de inadına oynayacaktım. Sanki ben iki kıvırınca çocuk allttan düşecekti! Tövbe estağfurullah Allah göstermesin. Bende kanguru gibi zıplayacağım demiyordum ki zaten. Önce pop şarkılardan başlayınca herkes elindeki kola meyve sularıyla eşlik ederek oynamaya başladı. Karaokeye önce yengem çıktı kulaklarımızı rezil etti ama sustuk alkış tuttuk sonra kızlar tek tek çıkarak şarkılar söyleyince çok eğlendik ama en iyi sesin Diljen'den çıkması küçük çaplı bir şoka uğrattı bizi o nasıl bir yükselmekti öyle. Hanım efendi zaten epey bir güzeldi birde sesini de öğrendik artık rahat bırakmazdık. Pop şarkılardan kürtçe şarkılara oradan halaylara ordan roman havalarına derken mezdekeye kadar girmiştik ve kabul böyle eğlendiğim bir gün yoktu kesinlikle. Hele de arkadaşların her tele uyuyorsa gerisi boş zaten. Bir anda herkes Boran'ın yüzünü maske yapıp takıp üzerime üzerime yürüyüp durunca çok gülmüş sonra ise, "Ben kocamı özledim!" Diyerek her birine sarılıp öpmeye kalkınca korkudan maskeleri çıkarıp imha etmişlerdi neyseki bolca fotoğraf çekip atmıştım Boran'a maske takarken. Maria ve ben sahneye çıkınca yüzümüzdeki gülücükler eksik olmuyordu. "O kadar iyi geldi ki harikasın sen Gece." Diyince buna ne kadar ihtiyacı olduğunu haykırıyordu zaten gözleri. Bu kıza o evde ne yapıyorlardı Allah aşkına, hayır doğru dürüst anlatmıyordu birde ama en büyük sorunun bebeği olmayışıydı kesinlikle. Normalde hamileyim diye diye dolaşırdım ama bu kadının yanında hamilelik lafını bile açmaya korkuyordum üzülür diye. Anlamıyorum insanlar neden bir kadın doğurması kadar doğuramamasını da doğal bir şey olduğunu kabullenmiyordu. Bu gidişle bu kadına bir şey olursa o zaman görürdü o kaynana müsvettesi şimdi bile sırf beni uyardığı için karışmıyordum ya zaten. Elindeki beyaz peçeyi takınca sadece gözleri ortadaydı şimdi, aynı peçeden bendede olduğu için bende takıldım ve ikimizde gülerek sahnenin ortasına yan yana gelmiş durmuştuk. Her türlü rezilliği yaptığımız için utanma duygusundan muaftık şu an ki zaten utanılacak bir şeyde yoktu. Bellerimize Shakira kemerlerini de takınca birbirimize bakıp yine güldük ama toparladık gelen alkış ve ıslıklarla. Maria çok güzel oynadığını söyleyince ikimizde yan yana buradaydık işte. Bilindik mezdeke müziği arka fonu girince hazıra geçtik. Shik shak shok'tu şarkının ismi. Ellerimizi gözlerimizin üstüne ve altına hizanaldırıp kıvırarak başladık önce ikimizde aynı anda sonra ben durup Maria hafifçe titretti kalçasını ve bana attı topu bende onun gibi belimi önce sağ ve sonra sol sonra tekrar sağa kırdıktan sonra bedenimi baştan aşağı titreterek durdum ve ona geçti sıra önce göğüslerini yukarı aşağı oynatıp kalçasını sağa doğru bana atınca fazla iyi oynattığını farkettim kalçasını. Sıra bende olunca ellerimi ve bedenimi aynı anda kışkırtıcı bir edayla baştan aşağı kıvırırken kalçalarımı oynattım ve sonra aynı anda nakarat kısmında hareket ederek sonrasında hep birlikte oynadık. Gülüşlerimiz eksik olmazken habersiz yaptığımız bu koreografi fazla iyi olmuştu. Daha da unutmazdım bu anı. O kadar oynamıştık ki terden saçlarımız ensemize yapışmış bıraksak alnımızdan dökülecekti. Edis'in şarkısına geçiş yapıldığı sıra masaya yaklaşıp kendimi sandalyeye bıraktığım gibi bir bardak suyu kana kana içtim. Telefonumu çantamdan çıkarıp kontrol ettiğimde ise on dakika önce attığım fotoğrafıma, "Beni özledin galiba geleyim mi?" Diye yazıp atmıştı. Ona cevap yazacaktım fakat bildirim panelinde iki dakika önce Özgür'den gelen mesajı görünce kaşlarımı çattım ve hemen de açtım kısa bir videoydu bu. Videoyu açınca ise tam anlamıyla beynimden vurulmuşa döndüm. Yedi tane dansöz saymıştım tam yedi tane dansöz sıra gecesi yapılan mekanın ortasında üzerlerindeki dansöz kıyafetleriyle oynuyor ve bizimkilerin üzerine üzerine yürüyorlardı. Oha o kadın Jiyan amcamın omuzuna elini mi sarmıştı? Ne! Abimin masasının üzerine hemen önüne oturanda bir kadın mıydı?! Ve hayır! Boran'ı saran ve ellerini ona uzatan kadınlar gerçek olamazdı! Tamam erkeklerin hepsi neye uğradığını şaşırıp gözlerini kapatarak bakmayı reddettiklerini görsemde o kadınlar orada ve bizim erkeklerimize dokunmaya çalışıyorlardı!! Kamera Özgür'e dönünce ise, "Sana bunun hesabını soracağım demiştim çırpı bacak." Diye gülerek bağırmış video burada bitmişti. Ayağa kalktım sakince ve bir an da tüm salonu müziğe rağmen dolduracak güçte bir çığlık attım. Müzik anında kesilirken kızların hepsi etrafıma doluştu. Hepsi bir ağızdan ne oldu diyince videoyu açıp verdim ellerine ve izledikten sonra benden farksız tepki vermediler. "Cahit." Diye mırıldandı Mara dudaklarını büzerek. "Dansöz arkasından yaklaşıyor ve hissetmiyor bile oysa ben uyurken dokunacağım an hemen hissedip engel oluyordu." Ne diyor be bu kız? Leyla yengem şalını başına örterken, "Bende omzuna dokunan o eli kırıpta seninde omuzunu çürüğe çıkarmazsam bana Leyla demesinler Jiyan efendi." Diyerek sesli mesaj atmıştı amcama. Fisun ateş saçan gözleriyle ekrana bakarken bukle bukle yaptığı saçlarını yolacak gibi bakarken, "Bende seni elinde çicek çikolatayla yine kapımdan göndermezsem bana da Fisun demesinler Adar!" Dedi. Bunlar sanırım hep bu döngüde dolanıp duracaklardı. Maria ise büyük bir sakinlikle ince yazlık kabanını kollarından geçirirken, "Aranızda herhangi bir tabanca tercihen pompalısı olan ve ödünç verebilecek olan var mı acaba?" Diye masumca sorunca gözlerimi şokla açtık bu kız apayrı bir deliydi. "Amil en son pompalıyla Özgür ve onlara saldırınca tüm silahları ortadan kaldırdı da." "Ben de var sen merak etme babamın zulasından çalabiliriz hemen!" Diyen Hevdem'den başkası değildi. "Ama lütfen Merih'i de aradan çıkar çünkü bizimkiler ona yaklaştırmıyor ona olur mu?" Pare ise dolu dolu olmuş gözlerle telefona bakarken fönlü saçını kulağının arkasına sıkıştırdı. "Ferman ekranda görünmüyor ama umarım yanlışlıkla bile bakmaz bir tane kadına yoksa yemin ederim Ağa falan dinlemem atarım onu konaktan!" Abim yanlış bir şey yapmazdı da işte Pare yanlışlıkla bile olsa seni bitiririm diyor resmen. Milletin üzerinde sigara söndüren abimin üzerinde neleri söndürmez ki. "Bittin sen Bahoz!" Diye çığlık atan Yasmin'di! "Bebek yüzünden dokundurtmuyorum diye karıları görünce sırıtan suratını sikmezsem bana Yasmin demesinler be!" "Sanırım bir tek ben ve sen kaldık Zara hanım ölüm tehditleri yağdırmayan." Dedi Diljen Zara'nın kulağına. Zara dehşetle bakıyordu bize. "Çok şükür Diljen çok, bizi ilgilendiren kimse yok orada." "Bittin sen Özgür!!" Diye hepimiz bir ağızdan bağırdık çünkü tüm bunlar onun başının altından çıkmıştı. "Bunların yerini bilen var mı açmıyorlar telefonlarımı!" Diye sordu sinirle yengem. "Ben biliyorum merak etmeyin giyinin hemen gidiyoruz uzak değiller buraya." Der demez hizmetli kızlara döndüm. Korku içinde bakıyordu zavallılar. "Hemen haber verin otelin araçlarını hazırlasınlar!" Kızlar anında onaylayıp giderken herkes üzerini giyinip çantalarını topluyordu. Ve sadece yedi dakika sonra iki minübüs halinde oldukları mekanın önündeydik. Nasıl oldu bilmiyorum ama yengem elinde bir sopayla arabadan inip fırlarken Yasmin ne ara otelin mutfağına girip satırı arakladı ve ya Maria mekana girer girmez duvarıdaki tüfeği ve kurşunları alıp tüfeğe koymaya başladı bilmiyorum. İki katlı mekanın üst katı terastı ve kapıdaki korumalar bizi görünce şok olsalarda engel olmaya cüret edemediler. İlk katta oturan insanlar dehşet, saşkınlık ve gülerek bakarken bir çoğu kaçmaya başladılar. Ben masaların her hangi birinden içki şişesini tuttuğum gibi merdivenlere yönelince kadınların hepsi arkamdan koşarak geldiler. Terasa girer girmez bizi gören erkekler ise tam da bunu bekliyor gibi küfürler ederek kendilerini açıklamaya koyuldular ama artık çok geçti, saniyeler içinde ortalık birbirine girdi. Pare bir şey yapamadan abim tarafında kollarıyla sarılarak imha edilip kenara çekiştirilirken Bahoz elinde satırla kendisine koşan karısında kaçıp duruyor açıklama yapmaya çalışıyordu. "Yemin ederim karılar geldi diye sırıtmadım Özgür'ün başına gelecekleri düşündüğüm içindi. Vallahi bir tane bile karıya dokundurtmadım temizim diyorum lan koşma artık oğlum çalkalandı içinde iyice." "Senin değil benim oğlum sadece heketmiyorsun onu, dur artık yemin ederim firlatacağım üzerine göreceksin!" Diye bağırarak koşuyordu Yasmin. Bir eliyle tüfeği Alaz Amil'e doğrultan Maria diğer eliyle bir kadının saçını eline dolayarak tutuyordu. "Anan kuma diye tutturdu diye aramalara mı başladın Alaz! Hepinizi kurşun manyağı yapacağım!!" İki elini havaya kaldıran Alaz Ağa ciddiyetle, "İndir o silahı bir tarafına zarar vereceksin şimdi! Kimseyi de kuma almıyorum amına koyayım yeter artık şunu demeyi kes senin üzerine gül koklayacağıma elin kızını getireceğime kendimi öldürürüm lan iyi anla artık şunu anla!!" "Bağırma bana!" Sabır çekerek onu ikna etmeye devam etti Alaz Ağa. O sırada Mara iki kadın, Fisun bir tane kızın hakkından gelmeye çalışırken Cahit neye uğradığını bilmez halde Mara'yı tutmak için ona ellerini uzattığı an Mara başını saçlarının arasından öfkeyle kaldırarak, "Dokunma sakın bana!" Diye bağırdı. Birinin üzerine oturup tek eliyle iki kolunu tutarken diğer kadının saçlarını eline dolayarak altındaki kadının üzerine atarak aynı anda halletmeye çalışıyordu. "Bıraksam namusum iki paralık olacak resmen, Cahit efendi karısına dokundurtmuyor, elin karısına dilediği gibi dokunabiliyor ama değil mi?! O yüzünü paramparça edeceğim şu beğenmediğin tırnaklarımla!" Cahit neye uğradığını şaşırmış halde geri çekilerek dokunmaktan vazgeçti kıza ve tek kelime bile etmeden işini bitirmesini bekledi. Oysa birazdan Mara onun üzerine atlayacaktı. Fisun kızları dövmek yerine dayak yemeye başlayınca şaşırmadım benden de az dayak yememişti zamanında. Adar tahammül edemeyerek altta kalan Fisun'un başına çöktü, "Öyle değil böyle yumruk atıp sersemleteceksin sonra devirip sen üzerine bineceksin ve mümkünse saçlarını tut şu kadının, kadın kavgasının püf noktalarını da ben mi öğreteceğim sana Fisun! Nasıl asker karısı olacaksın kızım sen?!" Fisun yüzüne yediği yumrukla sersemlerken inledi acıyla. Adar'ın yumruk taktiğini Fisun'dan önce üzerindeki kız uygulayınca Adar dansöz kıza baktı. "Tebrik ederim ilk sefere göre çok iyiydi." Diyerek gülümseyince kızda ona sırıttı ve bunları göre Fisun çıldırarak bir an da üzerindeki kızı alaşağı ederek altına aldı ve durmadan yumruklarını indirmeye arada da tokatlarını yapıştırmaya başladı." Elimdeki şişeyi kullanmaktan vazgeçerek Diljen'in eline tutuşturdum. Boran'la göz göze gelince elindeki silahı indirdi çünkü ona doğru koştum ve üzerine atladım, nasıl oldu bilmiyorum kalçamın altından tutunca bacaklarımı beline sarmış bulundum. "Yavrum?" Dedi korku ve endişeyle. "Yemin ederim dokundurtmadım kimseye." Biliyordum çünkü içeri girer girmez etrafını saran üç kadına doğru silahını doğrultarak, "Evliyim ulan ben hem aşığım hamile karıma! Yaklaşmayın yoksa cinsiyet ayırt etmem sıkarım bacaklarınıza!" Diye bağırmıştı. Yüzünü avuçlarımın arasına aldım, "Biliyorum Boran gördüm seni ama çok korktum namusumuza bize şey olacak diye, çok korktum ya dokunsalardı sana?" Sarıldım sıkıca boynuna. "İyisin değil mi?" Diye sordum. Allak bullak olmuş bir ifadeyle onayladı beni, "İyiyim yavrum iyiyim." Diyince rahat bir nefes verdim. Yanaklarını öptüm sıkıca. "Sakın korkma ben varken kimse dokunamaz sana parmaklarını tek tek kırarım o orospuların!" Alnından öptüm bacaklarımı belinde sıkılaştırırken. "Benim namusum benim namusum senin namusun benim namusum tamam mı? Sakın korkma." "Özgür puştu!" Diye bağıran Maria ile ben dahil tüm kadınların odağı sırıtarak rakısını yudumlayan adama döndü. "Bütün bunlar senin başının altından çıkıyor zaten sana kocamdan uzak dur demedim mi ben! Kim alacak şimdi elimizden seni!" Yüzündeki gülümseme silindi Özgür'ün çünkü tüm kadınlar ona doğru adımlamaya başlamıştı ve o hemen yanında duran kızı yani Diljen'in kolunu tuttuğu gibi önüne çekerken arkası teras balkonuna dönük olduğundan kaçacak yeri yoktu. "İşte o puşta ne yaparsanız arkanızdayım." Diyince Boran kucağından indim yavaşça ve bende hemen kızların yanına gittim. "Hanımım beni kurtarın." Diyen Diljen'in omuzlarına öyle bir tutmuştu ki kız kurtulamıyordu. "Bana bak cüce kılıklı beni bunlardan kurtarırsan eğer beni öpme şerefine nail olabilirsin? Nasıl teklif bence fazla iyi!" Dedi. Tabi Diljen anında korkak halinden vazgeçip topuklularını onun ayağına öyle sert geğirdi ki Özgür sekerek küfretti. Diljen anında yanımıza geldi. "Siktir hem korkak hem cüretkar, tamam o zaman tek geceliğe de varım hemen reddetmeseydin-" başını kaldırınca hemen dibindeki onca kadını görünce sertçe yutkundu. Kurtuluşu bu gece bizden asla yoktu. ••••••Bölüm Sonu•••••• Bu bölüm en sevdiğiniz sahne ve karakter neydi bakalım? İsteğim düğün kısmına kadar yazmaktı ama cok fazla uzayacaktı çünkü sahneleri fazla dolu dolu karakterlerin. Umarım beğenmişsinizdir hesaplarımdan takip ederek duyurulardan haberdar olabilirsiniz, sizi seviyorum kendinize çok iyi bakın canlarım 🩷
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE