16. Bölüm: Kavuşma

2922 Kelimeler
Ankara'ya döner dönmez babam ve Haluk amca yetkililer ile görüşmeye gitmiş bizde bizim evde oturmuş bekliyorduk. Mert annesini teselli ederken annem bana acıyan gözlerle bakıyordu. Acaba kızmış mıydı abim gibi görmem gereken adama olan sevgimi duyduğunda. İnsan kime aşık olacağını seçemezdi ki. Ama ben ondan başka kimseyi böyle sevemezdim. Her şeye rağmen iyi ki gönlüme onun gibi karakterli , merhametli, dürüst bir adamın sevdası düşmüştü. Babamlar geldiklerinde hepimiz bir umut onların ağzından çıkacak güzel bir haberi bekliyorduk. " orduda adamları varmış. Bora'nın önceki görevinde öldürdüğü örgütün o bölge sorumlusuymuş ve bilerek Bora'yı ve askerlerini pusuya düşürmüşler. Ama deneyimli askerler bunu farkedip karşı koyunca içerdeki adamları hedefi şaşırtıp üstünlük sağlamış. O hain aynı üniforma altında silah arkadaşlarını vurmuş sonrada kendi yaralanınca kaçamadığı için ifşa olmuş ama diğerleri Bora'yı almışlar giderken. Henüz bir haber yok . Kurtulan askerler bacağından vurulduğunu söyledi. İnşallah ciddi yarası yoksa haklarından gelir evladım." Haluk amcanın anlattıkları her ne kadar canımı yaksada onun gibi bende bir umuda tutunmak istiyordum. Şimdi tek isteğim onu iyi olması ve bir şekilde ordan kurtulması. . . . Hergün bir haber gelir umuduyla bekliyorduk. Ama neredeyse bir ay olmuştu ve hiç haber yoktu. Oğuz abiden süresiz izin çıkmıştı. Muhteşem bir tasarım ekibimiz vardı ben sadece bana mail olarak gelen projeleri inceleyip onaylayordum. Bunu uzaktan da yapabiliyordum.Bu süreçte ailemle olmak bana güç veriyordu.Artik herkes bizim geçmişimizi biliyordu farkındaydım.Ama kimse bunu dile getiremiyordu. İçimdeki yangını görmemeleri mümkün değildi.Hergün camın önünde uyuyup uyanıyor haber bekliyordum.Sanki yatağa girip uzansam o haber gelemeyecekti. Yine bir akşam olmuş ve Haluk amcaların bahçede hep birlikte oturuyorduk. Mert bir anda patladı. " Allah aşkınıza kendinize gelin abim ölmedi yaşıyor ve ben adım gibi eminim dönecek.Siz nasıl bu kadar güçsüz insanlar oldunuz . Hemende yıkıldınız. Kaldı ki ölse de adam sevdiği,değer verdiği bir yolda ölmüş olur bununla da gurur duyarız. Ha üzülmem demiyorum ama onun adına gurur duysamda benim adıma dünyanın en zor şeyi olur. Ama yıkılmak bize yakışmaz kalkın toparlanın dua edelim ki Allah onu bize bağışlasın. Hem Güneş sultan oğlunun mürüvvetini daha görmedin." Mert haklıydı toparlanmak lazımdı. Belkide bir yerde yardım bekliyordu yada kendi imkanları ile kurtulmuştu.Ama bende hissediyordum onun hayatta olduğunu. Nasıl çelişkiler yaşıyorum inanamiyorum bir karamsar ruh halim bir iyimser. . . . Bugün yine Tuğra ile konuştum çok sinirliydi. Bir iz bulduğunu fakat baştakilerin onu yapılacak operasyondan uzaklaştırdığını söyledi. Ama ne yapıp edip bir şekilde bulduğu ize ulaşacağını söyledi. Bu işte tek olmadığını bir kaç tane daha yakın arkadaşı olduğunu ve sadece sabretmek gerektiğini söyledi. Elif oğlu ve karnındaki bebeği ile tek kalmamak için Tuğra'nın ailesinin yanına yerleşmişt. Bu süreçte Selim abi de Tuğra gibi aktif olmak istemiş ve yıllık izne ayrılıp gizli bir şekilde onlara katılmaya gidiyordu. Anlamadığım koca ordu dururkenbir kaç kişilik ekip ne yapabilirdi. Ama umarım doğru iz üzerindedirler ve hepsi sağ salim yuvalarına dönerler. BORA Bugün üst bölgesine erzak ve su getirmek üzere yola çıkmıştık. Hava sıcak ve bunaltıcıydı. Kurak bir bölgeydi burası beyazımsı toprağı kum gibiydi. Karakola ayak basınca medeniyete uğradığımızı anladık . Herkes telefonlarına koştu. Benim öyle bir isteğim yoktu. Azra zaten beni arayıp sormazdı. Eskiden ilk işimi annemi aramakken son zamanlarda ona karşı da tavrım değişmişti. Benim fikirlerimi önemsemeden bencilce isteklerini yaptırmış ve rüya gibi olan mutluluğumu elimden almıştı. Bazen düşününce gerçekten rüya gibi geliyordu. " komutanım size mektup var." Elime aldığım mektubu evirip çevirdim. Üzerinde yazan Azra Aktürk benim Azra'm mıydı? Evet bana yazılmış benim adım yazıyor. Hemen açıp okumaya başladım. sana hitaben nasıl başlasam bilemedim şimdi. Bana kırgın gittin ya bende ardından hayata kırgınım . Annen sen gittikten sonra nişan olayını anlattığında tüm kırgınlıklarıma biraz daha ekledim.Sana güvenmediğim için kendime kırgınım.Seni dinlemediğim için . Sen benimle konuşmak için çırpınırken ben seni yok saydığım her an için kırgınım kendime . Seni ardımda bırakıp aramıza yollar yıllar koyan bana kırgınım . Yoruldum Bora çok yoruldum. Geçmiyor kırgınlıklarım hepsi yük oldu omzuma . Taşıyamıyorum. Ulaşmak istedim sen gitmeden enazindan biraz olsun hafiflesin yüküm dedim. Ulaşamadım. Diyemedim ki sana Çiçeğinin kanatlarını küçükken kırdılar . Güvenmez ki kendinden başka kimselere . Ama sen hiç kimse değildin ki . Sen benim Yüreğimin sahibiydin...Affet demeye dilim varmaz ama kalemim yazar. Sende güzel kalbinle affettiğini söylersin belki birgün . Ela gözlerine bakıp bende sana seni ne kadar çok özlediğimi söylerim . Senin umuduna sarılıyorum bu aralar. Sen benim kaderimsin. Elbet birgün kavuşuruz.... İçimde oluşan huzuru anlatmaya kelimeler yetmezdi.Azram bana ulaşmak için yollar denemiş aramış ulaşamınca mektup yazmış. Aramak istesemde gururum ilk kez el vermedi. Ben gidene kadar o da beklesin. Beklemenin ne demek olduğunu o da öğrensin. Evet ondan sakladım ama üzmemek için. Bir kez dinleseydi öğrenecekti herşeyi ama bana güvenmek istemedi. Biliyorum onun yaşadıklarını ama yinede ben onu üzecek birşey yapmam bilmesi gerekiyordu. Demek burdan dönüşte kavuşmak vardı sarışınıma. İçim içime sığmıyordu. Bu sefer herşey benim kurallarımla başlayacaktı. Önce ilişkimizi herkes bilecek ve bir iki ay içinde evlenecektik. Kafamda planını bile yaptım . Allah'ım şu karakola girerken yaşadığım umutsuzluk bir anda dağılmış yerini yeni umutlara mutluluk hayallerine bırakmıştı. Yıllardır Azra dışında tek hayalim olmamıştı. Kendimi tamamen ona ait hissediyordum.Hele onun tenine dokunup nefesinden öptükten sonra başka tenler bana haramdı. Dönüşte soluklanacağım tek yer Azra'nın mis gibi kokusu olacaktı . Mektubu buradaki eşyalarımın yanına koyup gerekli malzemeler yüklendikten sonra tekrar yola koyulduk. Değişim sırası gelen bazı asker değişmişti. Bir çoğu tanıdığım bildiğim kişilerdi. Birde yeni gelen ast teğmen . Pek bı ısınamamıştım. " komutanım şurdan köylülerin hayvanlar için yaptığı yol var daha kestirme ordan gidersek bir saat erken varırız." gösterdiği yol çok ortadaydı resmen açık hedef olurduk bir tehlike anında . " asker sen yeni gelmedin mi nerden bilirsin orda yol olduğunu. Hep bu güzergah kullanılmış kiminle bu yollarda yürüdün de bilirsin." " Komutanım ben bir buçuk yıldır burdayım sizin geldiğiniz dönem ben izindeydim. Annem böbrek nakli oldu başka kimse olmayınca ben baktım. Bu yola gelecek olursak biz bu yolda Binbaşı Ahmet Kara ile gitmiştik. Muhtar bize göstermişti ve eşlikte etmişti üst bölgesine kadar. Ben askerleri düşündüm zaten yükümüz ağır ve hava rüzgarlı tüm toz ağızlarına burunlarına girdi " Dönüp askerlerin haline baktım gerçekten öyleydi.Onlarda bizi dinliyor ve karar vermemi bekliyordu. Sormak istedim " asker siz o yoldan gitmek ister misiniz ? Ben bilmediğim yollarda gitmeyi sevmem siz eğer biz razıyız yol kısalır derseniz gireriz." Bir iki kişi sen ne dersen o komutanım derken geriye kalanlar kısa yoldan gidelim tozdan nefes alamaz olduk diye söylendi. Ee çoğunluğa uymak kaldı bize. " Çok içime sinmesede parça parça gidelim . En arkadan ben ve ast teğmen gelecek şekilde üçe bölümelim" Nedense içim rahat değildi. Sanki heran birşey olacak gibi. Biraz yol aldıktan sonra keşke bildiğimiz yoldan gitsek diye içimden geçirdim . Ast teğmenin tavırları hoşuma gitmemişti. " Asker kayalara doğru geçin ve aralardan gidelim." dediğim hoşuna gitmedigi belliydi. Açık açık hata ettiğimi anladım. Nerde görülmüş bir komutanın karar verirken başkasına sorduğu. Bugün ilk hatamı yaptım umarım kimsenin burnu bile kanamadan ulaşırız üst bölgemize. Çokta birşey kalmamıştı. Arkamdan gelen adamın hareketini farkettiğimde dönüp boynundan koltuk altıma çektim. " Elindeki silahı bacağıma ateşleyince can havliyle iyice sıkıp etkisiz hale getirdim.Dizime denk geldiği için hareketsiz kalmıştı bacağım. Önden gidenler sesimize dönüp gelince en öndeki iki askerin vurulup düştüğünü gördüm. " asker tuzak hemen mevzi al. Yardım iste. Ast teğmenin hain olduğunu bildir hızlı. " Herkes kayalıklara doğru ilerleyip kendini korumaya aldı. Telsiz ile yardım istediler ben ise haini sıkı sıkı tutuyordum. Yaralı askerlerin durumu ağır değildi şükür onlarda cesurca kayalıklara kadar sürünüp çatışmaya devam ettiler.Bir tek ben birşey yapamıyordum.Askerler kayalıklardan ilerleyerek giderken ben ve hain orda kalmıştık. yaklaşık bir saat süren çatışma hala devam ederken yanımıza bir topluluk geldi. " eee Komutan kısmet bugüneymis. Aramıza girip sırtımızdan vurduktan sonra bu kadar acemice bir şekilde elimize düştüğüne inanmak zor. Aptal adammışsın" Elimdeki silahı koz olarak kullanacağım hainin kafasına tuttum.Karşımdaki adam gülünce onun için hiç değeri olmadığını anladım.Arkamdan birileri kolumdan tutunca korumak için kendimi onu birakıp diğerine nisan aldım iki adamı yaralasamda kendimde omuzumdan vurulunca tek bacak tek kol kalıp bu halde direndim. Ama birden çok kişiye direnmek mümkün olmadı. Ellerimi arkadan kelepçeleyip etkisiz hale getirdiler. Ast teğmeni ise gözümün önünde göğsünden vurup ordan birlikte ayrıldık. " kendi adamını niye yok ettin?" " aptal olduğu için. Aptallara tahammülüm yok. Ha merak etmeyin seni de en kısa zamanda onun yanına göndereceğim." Sürükleye sürükleye topraktan mağara gibi yapılmış yer altında bir mahzene girdik. " yaralarını kontrol edin iylesmesin ama ölmesinden şimdilik. Acı çeke çeke ölecek. yada yalvarırsa belki bir şansı olabilir." "Rüyanda görürsün " . . Kaç gün geçti bilmiyordum ve sadece günde bir bardak su dışında içime giren birşey yoktu.Amaçları yaşatmak değil süründürürmekti. Hergün gelip omuzumdaki yarama tuz döküp giden bir cani ile karşı karşıyaydım. Dizim ise iyleşmeye yüz tutmuştu ama içindeki mermi hala duruyordu. Şimdilik sol bacağıma basamıyordum. Kaldığım yer sanırım hayvanlara aitti. Her yer hayvan dışkısı doluydu. Elim kolum bağlı hiç birşey yapamıyordum. Birden içeriye biri giridi. Oldukça yapılı esmerce bir genç ve etrafı gözetleyip yanıma sokuldu. " Albay Ali Şahin'in selamı var . Bebe de sen o anlar dedi. Bu gece sakın uyuyayım deme hep tetikte ol Tuğra sana geliyor." dediği gibi hızla çıktı. Ali Albay bizim babamız gibiydi. Tuğra kardeşim başka isimler verse asla inanmazdım. Ankara bebesi lakabını veren oydu. Sanırım bu izbeden kurtulacaktım. Ben içimdeki sevince sarılırken içeriye yine o canı girdi. Elinde bir kağıt vardı. Bakıp bakıp sakalını sıvazlıyordu. " eee yüzbaşı ağzının tadını da biliyormuşsun. Güzel hatun valla. Ne dersin özgürlüğün karşılığında bunu bana versene." dedikleriyle kan beynime sıçradı. Kamuflajların cebindeki Azra'mın fotoğrafını bulmuşlar demekki. " Tüm ülkeyi yakarım ama onun tırnağının bile incinmesine izin vermem .Sen o lanet elini çek o fotoğraftan ve ver bana . Yoksa inan burdan çıktığım an Azrail in olurum." Karşımda kahkaha attıkça tiksiniyordum. Sapsarı dişlerini göstere göstere resmen anırarak gülüyordu. " ya bu sizdeki özgüvene ne demeli geçenlerde yine birini ele geçirdik. Böyle asarım keserim dedi en son kafasına sıktık ve baharın azgın sularını yurt edindi kendine.Sense kötürüm bacağınla mı yapacaksın bunları. Ha birde sana kötü bı haberim var bizim burdaki doktor dedi bu sakat kalır yaşasa bile . Ulan şeytan diyo sal dağa artık kurda kuşa yem olsun. Valla bir düşüneyim bunu." diyerek elindeki fotoğrafa öpücük kondurup karşımda oturdu. Ağzıma gelen her türlü küfürü savurdum . Şeref yoksunu karşımda sadece kıkırdayıp duruyordu. Ahdım olsun burdan çıkmadan bunu öldürmezsem gözüm açık giderdi. " bı araştıralım bakalım bu süt gibi teni olan sarışını belki bı kaç gece takılıp rahatlariz ha ne dersin." dediği gibi arkasını dönüp çıktı. Ağzımdan tükürükler saçılıyordu. Çırpınıp bağırdıkça Sinirden ter içinde kalmıştım.Omuzum ve dizim tekrar kanamaya başlamıştı. Bu yaralar olmasaydı şimdiye çoktan burdan çıkış yolunu bulmuştum. Korkaklar yaralarıma rağmen beni bağlamışlardı. Sakinleştikten sonra bu geceye odaklandım uyumayacaktım. Neredeyse hava aydınlanacaktı ama gelen giden yoktu. İçeriye bir kadın girdi bu beni tedavi eden doktordu.Ne yani o da mi bizdendi. Şaşkınlığıma tebessüm edip " Bebe sakın hareket etme burda bekleyeceğiz 5 dakikaya Tuğra bizi çıkaracak." Allah'ım sonunda geldiler demek ki. Dışardan hiç ses gelmiyordu. Herhangi bir çatışma yoktu. Kapıdan bu sefer Tuğra ve yanında Ali Albay girdiler. Komutanım deyip ayaklanmaya çalışınca eliyle durmak işaret etti. " aslanım iyisin şükür seni bulduk." " komutanım ikiniz yalnız misiniz?" "uzun mesele acil çıkmalıyız. Doktor ve bana selam getiren kişi ile birlikte ordan uzaklaştık. Önce yer altı tüneli ardından nehrin üzerinden salla karşıya geçtik ve tüneli çıktıktan sonra imha ettik .Nehri geçmek için olan diğer sallarda nehirde akıntıya bırakıldı. Peşimizden gelme yetişme ihtimallerini de yok etmiştik. " Neredeyiz" " ırak" Yolda doktor yaralarımı kontrol etmiş ve Tuğra ile sarılıp hasret gidermiştik. " Kardeşim ben çıkmadan bir adamı öldürmek için yemin etmiştim . Yarım kaldı böyle ." Albay gülümseyip cebinden fotoğrafı çıkarıp bana uzattı. Şaşkınlıkla bakıyordum. " doktor senin yerine halletti." Kadına baktım ordayken tek bir kez gülmeyen kadın yüzü aydınlanmıştı resmen. " hem sizin sevdiğiniz hemde bir kadın. Bunun hesabını sormaktan zevk aldım." Böylece yarım kalan hiçbir şeyi yoktu. Sınırı geçtikten sonra Batman'a gelmiş ve askeri hastaneye giriş yapmıştık. Ali Albay gerekli irtibatları kurarken Tuğra telefonunu verip aileme haber vermemi istedi. Önce babamı aradım. " efendim Tuğra yeni bir haber mi var?" " Baba benim." " oğlum mmmmmm " yüksek sesli feryadına evde başka seslerde eklenmişti. Annem ve Mert'in sesini duydum.İyi olduğumu söyleyip kapattım." Tuğra yarın Ankara'ya gideceğimizi söyledi. Sanırım Askeri Mahkeme'ye çıkacakmışız. Ali Albay ve operasyona katılan diğer askerler emre itaatsizlikten yargılanacakmış. Beni kurtarmak için çok uğraştıklarını biliyordum. Sabah erken saatte helikopter ile Ankara'ya indik. Tuğra'nın yardımı ile inmeye çalışıyordum. Malesef bacağıma basamıyordum. Bı operasyon geçirmem gerekiyormuş. Tuğra'nın yardımı ile yürüyordum. " Boraaa" sesin geldigi yere baktığımda aşkın vücut bulmuş hali sarışınım bana doğru koşuyordu. Malesef tek kolumu açabildim. Hızla bana sarıldı. Bende onu sardım tek kolumla .İkimizde birbirimizin kokusunu içimize çekiyorduk. Boynuma derin bir öpücük kondurup kafasını kaldırıp yüzüme baktı. Gözyaşlarının izleri çıkmıştı yüzünde. Elimle silmeye çalıştım. " yaşıyorsun çok şükür . Döndün ve iyisin " Her sözünde tüm vücudumu inceliyordu. " döndüm güzelim." " çok korktum sana geç kalmaktan. Affet beni Boram ben hata yaptım." " şişt geçti herşey. Bugün bizim miladımız olsun." Gül yüzü aydnlınlanıp gülümsedi. " olsun herşeyim." Tek kolumla sarıp anlından öptüm. Yan taraftan öksürük sesi gelince dönüp baktım Tuğra sırıtarak karşıyı gösteriyordu. Gösterdiği yere baktığımda tüm sevdiklerim orda bizi izliyordu. Ama Nazım amca bir başka izliyordu. Adam bakışları ile kızımdan uzak der gibiydi. Aramıza biraz mesafe koyup Azra'nın elinden sıkıca tuttum. Azra da ellerimize bakıp yüzüme baktı. " kaybedecek vakit yok çiçeğim artık kavuşma vakti." Ağlarken güler gibiydi. Kafasını aşağı yukarı sallayıp onayladı. Birlikte ailemize doğru yürüdük hepsiyle sarılıp hasret giderdikten sonra GATA ya geçtik. Hızlıca tetkikler yapılıp yarına ameliyat olacaktım. Doktor son kez riskleri söylemek istedi. " Kurşun ağır tahribasyona sebep olmuş ve içerde kaldığı sürecede bağ doku incelmiş. Operasyon ile onu ordan çıkarsak bile eski halinize dönmeniz yıllarınızı alacak. " " başarısız geçme ihtimali var mı?" "tabi bu da bir ihtimal eğer başarısız bir operasyon olursa tamamen yürüme fonksiyonlarını kaybetme durumu söz konusu olabilir." Azra hemen atladı söze " çok şükür hayattasın ya bundan değerli hiçbir şey yok . Buna da çok şükür . Ameliyat sonrası yine bakarız." Ailem hemen onu desteklemeye başladı. Umarım başarılı geçen bir ameliyat olurdu ve bu ihtimaller hiç olmazdı. Yoksa çok sevdiğim mesleğimden ayrılmak istemiyordum.Ben başka iş bilmem ki. Asker olmak bir yaşam biçimiydi benim için. Sabah erkenden herkesle vedalaştım.Azra içeriye kadar elimi bırakmadı. " Seni bekliyorum herşeyim." Elini çekip öptüm . Yanakları kızardı ve babaisna baktı. Nazım amcaya baktığımda çatık kaşlarla bize bakıyordu." hadi evlat gir de çık konuşacak çok konu var iyleş ki hesabımızı görelim." Gülümsedim . " Çıktığımda konuşacağız Nazım amca hemde bir ömür birlikteyiz artık." Babam da elini omzuna koyup " çıktığı gibi kahve içmeye geliriz kardeşim çok zevkli olacak senden kız istemek." Nazım amca yüzünü buruşturdu. Beni sevdiğini bilmesem bu hareketlerini yanlış anlayacaktım. Ama ameliyata girmeden güzel moral olmuştu. Çıktığımda Azra'ma kavuşacaktım. Hemen iyleşmem lazımdı. . . . Eve çıkalı bir ay olmuştu. ;Hayatımın en berabet günlerini yaşıyordum. Şükür birlikte olduğum arkadaşlarım kurtulsada hain görev sırası gelen iki askeri vurmuş ve bizimle gelmek için kendini yazmış. Biz haber vermeden önce hain olduğu ifşa olduğu içinde adamlar ortada delil bırakmamak için vurmuşlar onu. Ölen iki askeri yakınen tanımasam da çok üzüldüm. Yaralı iki askerim ise çok şükür kurtulmuştu. Onlarla konuşup durumlarını öğrenmiştim. Benim ise ameliyat başarılı geçmiş olsada fizik tedavi süresi iki yıldan az sürmeyecekmiş. Bu yüzden malulen emekliliğime karar verilmişti. Çok üzülmüştüm. Ama ailem sevdiklerim her zaman yanımdaydılar. Bu akşam Azra ile isteme ve söz yapacaktık. Mert çiçek ve çikolatayı alıp merdivenlerden çıkınca bende değneğimle arkasından çıkıyordum. Kapıya gelince çiçeği elime verdi. Annemde ceketimin omuzundaki hayali tozları silkeler gibi yaptı.Babam zile basınca sanki daha önce hiç bu eve gelmemişim gibi heyecanlandım. Kapıyı Azra'm açtı. Gülen yüzü ve ışıl ışıl gözleri beni mest etmişti.Omuzlari düşük ışıltılı beyaz bir elbise giymişti.Cennetten buraya düşmüş bir melek misali uzattığım çiçeği aldı. " çok güzelsin deyip anlından öptüm." Nazım amca öksürünce ilerleyip onun ve Sezen teyzenin elini öptüm. Herkes içeri geçince havadan sudan konuşmaya başladılar. Babama kaş göz yapıp konuya gir dedim. İçerisi tıkabasa doluydu. Bizim taraf onların taraf mahalleden samimi olduğumuz kişiler derken enaz elli kişi vardi içerde. " Nazım sende bende dinledik hikayelerini uzatmanın anlamı yok on yıldır kavuşmayı bekleyen evlatlarımız var. Allah'ın emri peygamberin kavli ile kızının kızım olmasını istiyorum." Babam işte bilmem mi? Bana değil kendine istiyor. Adam yıllarca kız hasreti çekmişti. Amcalarımın halalarımın bile kızı yoktu. Bu yüzden Azra ve Gülse hep bizim evin kızlarıydı. Mert ve Gülse arasında henüz birşey yoksa da çok yakında olacağından emindim.Nazım amca çok yakında diğer kızını da babama kaptıracaktı. " dinledik kardeşim de kızım küçük daha nasıl olacak bilmiyorum. " Azra kızım kaç yaşındasın " Yirmi altı Haluk amca" Sezen sen kaç yaşındaydın evlendiğinde " on dokuz yaşındaydım abi" " sen evlendiğinde karın daha küçükmüş kardeşim bir aydır oyalıyorsun yok başım yok dişim ağrıyor . Şükür Sezen olmasa bugünde gelemezdik. Madem geldik kızımı almadan gitmem." Babam dediğim dedikti bakalım nasıl olacaktı. " iyi tamam " diye sessizce mırıldandı. " ne dedin kardeşim duymadım." " tamam ulan verdim verdim" deyip kalkıp balkona çıktı babamdan ardından gidip sarıldılar. Bu kız verme çok mu zor işti? Benim kızım olsa verir miydim? Yok düşünmek istemiyordum şimdilik. Geri dönüp yanımıza geldiler . Azra ile yan yana geçip yüzüklerimizin takılmasını bekledik. Babam Yüzükleri takıp ikimize de sarıldı.Daha öncede bu anı yaşamış ve kendimden nefret etmiştim Şimdi ise heyecandan yerimde duramıyordum yanımda sevdiğim kadın vardı. Çok şükür sevgilime kavuşmuştum.Herkesle kucaklaştıktan sonra hacı dayım imam nikahı şart bugün onu da kıyalım ki günah işlemesin çocuklar yanyana gelmek bile günah dedi.Canima minnet hemen onayladım. İkimizde abdest alıp odaya geçtik Azram beyaz oyalı bir tülbent örtmüş ve yanıma oturmuştu. Hacı dayım nihaki kıyıp çıktıktan sonra ben Mert Gülse ve cananım kaldık. Sımsıkı sarıldım sevdama . " ömrüme hoşgeldin helalim" " hoşbuldum " sesi cilveli tatlı kadınım. Artık geriye bir düğün birde çocuk kalmıştı. Neler neler yaşamış ve sonunda sevdama kavuşmuştum. ..
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE