AZRA
Duvara yaslanmış arsızca beni süzen adama baktıkça bakasım geldi. Onun bu hallerini çok özlemiştim. Hayata küsmüş yorgun bir Bora değildi benim sevdiğim.
" aşk olsun ne kadar korktum haberin var mı?"
"Mahir az daha doktorunu arayacaktı. Biraz dinlesin geçmezse ararız dedik."
yanıma gelip belimden kendine çekti.
"bebeğim özür dilerim. Ağrım yok evet ama çok yoruldum eskisi kadar güçlü değilim. Az daha kalsak belki de başlayacaktı ağrı."
"Allah korusun haklısın aşkım . Hemen bi duş al ilaçlarını içersin kremini sürer egzersizlerini de yaparız. " Yanağıma büyük ıslak bir öpücük bıraktı.
" bu gelinlik çok fena bir şeymiş yavrum ama sırtı çok açık . Onu gördükten sonra bu gelinliği bu gece yırtmadan uyumayacağımı bil" Kollarının arasından çıkıp ellerine vurdum.
" Aaa delinin zoruna bak asla yapmana izin vermem. Bu benim şaheserim be. İnanki düğmesi kopsun salonda yatarsın."
Gözleri far görmüş tavşan gibi açılıp bana baktı .
" inanamıyorum sana evliliğimizin ilk günü otuz yıllık karı kocalar gibi salonda yat kavgası mi edeceğiz?"
Birde üste çıkıyor odun. Benim emek verip çizdiğim gelinliği yırtacakmış.
" bu eşi ve benzeri olmayan bir tasarım . Bunu benden sonra kızım yada gelinim giyecek tamam mı ben bunu tasarlarken zamana yenilmeyecek şekilde yaptım."
Gerçekten öyle düşünmüştüm. Tüm dönemlerde modası geçmeyen klasik Fransız dantel ve ince işlemecilik . Oldukça romantik bir gelinlik tarzı seçmiştim.
"Neyse tamam kesinlikle yırtmam ilk gece nefesinle uyumadan olmaz sonuçta ilk hani"
deyip imalı göz kırpmasıda cabasıydı.
" ha bu arada oğlumuz az da olsa babasına çektiyse bu gelinlik o gece çöpü boylar bilesin."
Dedikleri gülmeme sebep oldu.
"ben oğlumu kibar kadın ruhundan anlayan bir adam olarak yetiştirmeyi planlıyorum. Ayrıca kibar ve romantik adamlar yırtmak yerine alır " deyip imalı bir şekilde bende ona gönderme yaptım.
"onu bunu geçte çocuğu yapma aşamasına geçsek mi?" diyerek tekrar beni kollarına çekip boynuma derin ateşli bir öpücük bıraktı. Bu adam beni ciddi anlamda yakıyordu .
Odamıza doğru el ele ilerleyip yatağın önünde durduk. Önce ben onun ceketini alıp askıya astım. Ardından kravatını gömleğini çıkarıp sepete atmak üzere yere koydum. Arkamı dönmemi sağlayıp arkadan enseme minik minik öpücükler kondurdu. Ellerimi koyacak yer bulamıyordum. Bu seferki heyecan çok daha farklıydı. Nazikçe fermuarı açıp gelinliğimi kollarımdan çıkardı ve benim yaptığım gibi askıya asıp bana döndü. Üzerimi inceleyip gözlerini kapatıp açtı ve daha çok yüzüme odaklandı.
" bak çok nazikçe dokundum eserine oldu mu bebeğim."
Üzerimdeki ince beyaz dantelli mini şort ve straplez sütyenle karşısında olmak beni de gerse de normal davranıp duvağımı saçımdan çıkarmak için oturup ona döndüm.
" oldu aşkım. Pantolonunu çıkar ve banyoya geç bende sana kıyafet çıkarıp geliyorum." Beni onaylayıp üstünü çıkarıp banyoya geçti. Bende ona ve kendime kıyafet çıkararak kirlileri alıp banyoya geçtim . O duşunu alırken bende saçlarımı açtım ve makyajımı temizledim. Duşu bitince bornozunu uzattım o çıkınca bende duşa girdim.
BORA
Güzel gelinimi utandırmamak ve rahatça hazırlanmasını sağlamak adına banyodan çıktım.Daha önce yakınlaşmış olsakta karanlıkta olduğu ve ileri gitmeyeceğimizi bildiğimiz için daha rahattık. Bugün ise ikimizde daha çekingen davranıyorduk. Bu gece bizim için dönüm noktası olacaktı. Bundan sonra daha rahat olacağımızı biliyordum. Kapının çalınması ile daha üstümü giymeden kapıya gittim. İki annemde ellerinde tencereler kapıdaydı.
"hayırdır hatunlar "
Onlarda benim duştan çıkmış halimi görünce epey şaşkınlardı .
Yok artık bu kadar hızlı olacağını düşündüklerini düşünmek istemiyordum. Kapıyı ardına kadar açıp ellerimle içeriyi işaret ettim.
" şaşkınlığınız geçtiyse buyrun içeri" dememle ikiside terliklerinin çıkarıp içeri geçti.
" ne öyle şaşkın bakıyorsunuz. Tövbe tövbe yorgunluktan anamız ağladı bı duş alıp dinlenelim dedik."
Sezen annem " ay oğlum valla biz bişey düşünmedik öyle birden seni çıplak görünce ".
Dizimin altına kadar inen bornoza rağmen çıplak olduğumu düşünen al yanaklı kayınvalidemin dedikleri gülmeme sebep olunca annem araya girdi. Tabi kadın oğlunu tanıyor.
" Ben ısıtayım yemekleri Sezen sende sofrayı kur "
anneler işe giriştiği sırada Azra'mın sesini duydum. Tüm seksiliği ile salınarak koridordan mutfağa doğru geliyordu. Nemli saçları , mini beyaz derin dekolteli gecelik ve önü açık uzun sabahlığı ile içeri girdi bir yandan elindeki kremlere bakıp bir yandan da benle konuşuyordu tabi annemlerin burda olduğundan bı haber.
"aşkım nerdesin gelsene şu kremleri sürelim. Hem sen neden ayaktasın...... Anne " Şaşkınlık ve utanç bir arada elleriyle hemen sabahlığının önünü kapatmaya çalışıp bana baktı. Al al olmuş yanakları ile bize bakıyordu.
" ay kızım sen sabah kahvaltı da yapmayınca hem Bora da ilaç içmesi lazım yemek yemeden olmaz diye geldikte siz yorgunsunuz diye sofrayı da kurup çıkalım dedik"
Sezen anne de kızı gibi al al olmuştu. Annem tam acil durum adamıdır.
" ee sen geldiğine göre biz çıkalım artık. " Sezen annem ondan da önce mutfaktan çıktı Azra öylece dururken annem yanımdan geçerken bende ardından kapıyı kapatayım diye çıktım.
" anlayışlı ol oğlum ,namazını kılmadan da niyetlenme . Allah birlikteliğinize, evinize huzur versin.. Abdestsiz de uyumayın ha...." deyip terliklerini ayaklarına geçirip çıktı. Bu kadın hep böyleydi. Bakalım bizi nasıl bir evlilik bekliyordu.
Azra'm mutfakta masaya oturmuş beni bekliyordu. Bende hiç birsey olmamış gibi karşısına geçip oturdum. Yemeğimizi yedikten sonra birlikte masayı toplayıp odamıza geçtik.Azra bardağa su doldurup ilaçlarımı verdi. Bende annemin dediğini yapıp oturarak iki rekat şükür namazı kılıp seccademi topladım.
" uzan bitanem " diyerek kremi eline aldı.
" sende yorgunsun dinlen güzelim ben sürerim." Kaşlarını çatınca el mahkum uzandım. Narin güzel elleri ile kremi sürüp biraz ovduktan sonra fizyoterapistin dediği egzersizleri yaptık. O elini yıkayıp dönerken ben kapı önünde onu bekledim.
" niye burda bekliyorsun."
Aklımdan geçeni hızla yaptım ve ellerimi bacaklarının altından geçirip diğer elimle sırtından destekleyerek kucağıma aldım.
" Bora lütfen bak bişey olacak " panikle bana bakıyordu.
" olmaz çiçeğim hiç birşey olmaz çok yavaş yürüyeceğim merak etme diyerek yatağa adımladım ve onu yavaşça yatağa bıraktım .
O güzel yüzünün her yerini öptüm . En sona bal gibi dudakları kalmıştı. Gözleri ışıl ışıl bana bakıyordu. Şehvetle dudaklarımız birleştiğinde bir yandan da sabahlığının kuşağını açıp omuzlarından çıkardım. Biraz doğrularak onu izledim. Saçları yatakta dağılmış mini beyaz geceliğinden taşan dolgunlukları ve pürüzsüz bacakları aklımı oynatmama sebep oluyordu. Askılarını omuzundan düşürdüğümdeki manzara beni daha da heyecanlandırdı. Boynundan göğsüne doğru öptüğümde inlemesi ile daha da sabırsızlanmaya başladım. Zorlu yolardan geçmiş ve sonunda kavuşmuştuk. Tam anlamı ile onunla bir olduğumda yaşadığım hazzın tarifi imkansızdı. Her inlemesi benimde inlememe sebep oluyorudu. Nefes nefese yan tarafa geçtiğimde onunda benden farkı yoktu. Kollarımı kaldırıp kucağıma çektim . Terden anlına yapışan saçlarını çekip derin derin öptüm.
" iyi misin?"
"hihim"
Kafasını göğsüme gömüyordu. Anladığım kadarıyla utanıyordu.
" güzel karım bakmayacak mısın bana?"
güzel kıkırdaması ile elimi çenesine koyup hafif baskı yaparak kafasını kaldırdım. Yüzü kızarmış dudakları şişmiş gözleri buğulu bir afet vardı yatağımda. Hassas olduğunu bilmesem tekrarını isteyecek kadar çok arzuluyordum onu.
Eğilip şişmiş kızarmış dudaklarını tekrar tekrar öptüm. Aynı hazla o da bana karşılık veriyordu. Bu iş böyle devam ederse sabaha kadar onu uyutmazdım. Ama canı yansın istemiyordum. Hem sabah Antalya ya gidecektik bir haftalık balayında sonra İstanbul'a dönüp kalan tedavimize devam edecektik.
Son kez diye içimden geçirip içime çektiğim dudaklarını sesli bir şekilde öpüp geri çekildim. Tekrar başını göğsüme koyduğunda saçlarını okşadım.İkimizde yorgun ve halsiz düşmüştük.
" güzel karım abdest almamız lazım."
Biraz sessiz kalınca kafamı eğip baktım.Uyudu mu diye?
"niye ses vermiyorsun güzelim.?
" şey sen önce gir ben sonra girerim "
Al işte yine başa döndük.Almanya da ki cesur kıza ne olmuştu. Mahalleye dönünce havasından suyundan mıdır değişti ?
" yok öyle birşey birlikte gircez."
"ben şimdi kalkıyorum ve küvete su doldurup geliyorum. Artık ayrı gayrı yok. Karımsın sen benim."
Yüzünü tutup öptüm ve kalkıp banyoya geçtim. Sıcak suyu açıp güzel kokulu esanslardan döktüm suya . Küvetin yarısı dokduktan sonra kapatıp içeri geçtim.Azra yataktan kalkmış üstüne sabahlığını geçirmiş nevresimi değiştiriyordu. Yerdeki kirli nevresimlere gözüm takıldığında hayretler içinde kaldım. Beklediğimden fazla kan vardı.
" güzelim iyi misin bu kadarı fazla değil mi?"
Dudağını ısırıp gözlerime baktı.
"hiç bir fikrim yok ama ağrımda yok hafif bir sızı var sadece."
Sımsıkı sardım kollarımı. Öyle alışmıştım ki onun göğsüme sığınmasına her sarılmamızda hemen yerini buluyordu.
"çok özür dilerim ben sanırım hayvan gibi davrandım gerçeği söyle ağrın varsa hastaneye gidelim."
Kollarımın arasından çıkıp kaşlarını olabildiğince çattı
"yok artık Bora gazetelerdeki saçma haberlere konu olan insanlardan mi olalım.?" dediğini düşününce bı ara bende öyle bir haber okumuştum. O halde ambulansla hastaneye getirilen ilk gecesini becermeyen çift haberleri. Aman Allah korusun hiç öyle bir duruma karışmak istemezdim.
" Devam ediyor mu ?"
"şimdilik birşey yok"
"tamam sıcak su ağrını alır sonrada güzelce dinleniriz." Banyoya geçip birlikte küvete girdik . Sımsıkı sardım bebeğimi.
" nasıl hissediyorsun?"
" iyi. Peki sen nasıl hissediyorsun?"
Beklenti ile yüzüme bakıyordu.
"cennet bağışlanmışcasına mutlu" çenemden öpüp tekrar göğsüme sığındı.Sanırım bu durum benim için favoriydı. Hep bana böyle sığınsın istiyorum.
"canım kocam" deyip kalbimden öptü.
Bunu ondan ilk duyuşumdu.
"ne" Şaşkın sesime gülümseyerek tekrar etti.
"canım kocam dedim seni çok seviyorum canım kocam"
Kızım sen benim mutluluğumun sebebisin. İçime sokarcasına sarılıp saçlarını öptüm. Bir yandan kasıklarına ve alt karnına masaj yapıyordum. Benim içinde su oldukça iyi gelmişti. su soğumaya başlayınca yavaş yavaş toparlanıp abdestimizi alıp çıktık. Sabaha sadece dört saat kalmıştı. Mert'e geç uyuduğumuzu ve biz aşağı gelene kadar kimse bize uğramasın diye mesaj atıp yatağa geçtik. Güzel karımı kollarımla sarıp sarmaladım.
.
.
.
Sabah ilk iş kahvaltı yapmak üzere bahçeye inmek oldu. Selim Tuğra Mahir ve Mert oturmuş kahvaltı yapıyorlardı. Günaydın deyip yanlarına geçtim
".O taze damat hele şükür uyandın saat 11 oldu. "
Mert'in koyduğu çaylardan birini önüme alıp bende onlara laf soktum.
" hadi ben taze damat olduğum için geciktim siz niye bu saate kadar aç kaldınız." Selim etrafa bakıp kısık sesle konuşmaya başladı.
" sorma vallahi Nazım amca sabah üç defa geldi uyandınız mı diye? Adam kızını alıp gideceksin diye odu kopuyor. Baban onu alıp gezmeye çıkardı"
yüzümdeki sırıtma büyüdü.
" aldım oğlum kızını tabiki istediğim yere götürecem. Bunca yıl beklemişim şimdilik bir haftalık balayı yapsakta eski sağlığıma bir kavusayım enaz bir üç aylık balayına gideceğim."
Hepsi benim sözlerime gülerken bende onlara eşlik ettim. Nazım amca cidden biraz abartıyordu.
Bahçe kapısının gıcırtısı ile hepimizin gözleri o tarafa döndü. Babam ve Nazım amca gelecek diye düşünürken Dilara ve Elif kucaklarında çocukları ve yanlarında da Gülse ile Gülfem içeri girdiler. Gözüm ilk olarak Mahir'e kaydı. Bu adam cidden aşık olmuştu. Bu bakışı nerde olsa tanırım. Ama sert kayaya çarpmış belli . Kızlar yanımıza gelince kalkıp hoşgeldiniz deyip yer verdim. Dilara ve Elif kocalarının yanına geçince Gülse de benim yanına oturdu Gülfem ise Dilara'ın yanına ve tam olarak Mahir'in karşısına oturdu.
Gülse Mert'e bakarken Mert oldukça ciddi bir şekilde kahvaltısını yapıyordu. Bunlar ne ara rolleri değişmişti. Genelde Mert kovalar Gülse kaçardı.
Mahir ise boğazını temizleyip söze girdi
" dünya küçükmüş değil mi Gülfem hanım .Burda da karşılaşmak nasip oldu."
Hayatımda bu kadar ciddi bir insan tanımamıştım . Başını kaldırıp Mahir'in yüzüne kısaca bakıp
" haklısınız Mahir bey öyle. Azra teyzemin kızı mecburen burdayım. "
" Nasılsınız yeni okulunuzda rahat mısınız?"
" İnsanları ilgilendirmeyen konularla sıkmak istemem. Neyse ben Azra'yı görüp çıkmam lazım. Tanıştığımıza memnun oldum Bora . İstanbul'da görüşmek üzere."
" bende memnun oldum Gülfem inşallah daha sık görüşürüz."
yanımızdan kalkıp eve doğru gitti.
Azra'ya nerdeyse ikizi kadar benzeyen ama soğuk ve duygusuz halı vardı karşımda . Buz gibi bir sesle konuşması ile Mahir'e gerçekten acıdım . Bu işin oluru yoktu. Ama tanıdığım Mahir bu işin peşini bırakmazdı.
Mahir'e dönüp baktığımda sırıtıp duruyordu.
" ulan kız seni gömdü sen ne diye gülüyorsun?"
Tuğra'nın sorusu ile bana döndü.
" kardeşim valla bende size sık sık misafir olurum haberin olsun."
Anlaşılan Mahir şansını deneyecekti.
Elimi omuzuna koyup " her zaman kardeşim. Ama sanki biraz zor gibi . "
" hakettim ben bunu hatta daha fazlasını." düşünceli ve kederliydi sesi
"hayırlısı olsun dedim"
" inşallah olacak."
Şaşkınlıkla Mahir'e baktım. En sevmediği laftı. Biz her inşaallah dediğimizde kızar benim inşallahla maşallahla işim olmaz ben kendi işimi kendim hallederim derdi. Şimdi ise inşallah.
Çok şükür kardeşim gibi sevdiğim adamda hak yolu bulmuştu.
.
.
.
Azram ile Antalya ya gelmiş ve otelimize yerleşmiştik. Oldukça yorucu geçen bir haftanın ardından bu tatil bize ilaç gibi gelecekti.