6

1097 Kelimeler
Utancınızdan yerin dibine girmek istediğiniz anlar olur ya bazen, işte tam da bu anı yaşamıştım Milas'ın sözlerinin üzerine. Cevap vermek adına ağzımı açmıştım fakat diyecek bir şey bulamamıştım. Kızaran yanaklarımla ona bakmayı sürdürürken hoca gelmiş ve bu utanç verici anı bozmuştu. O an kalkıp hocaya teşekkür edesim gelmişti ne yalan söyleyeyim. Hoca derse başlamadan önce Milas'a kendini tanıtmasını söylemişti. Onlarda bu civara taşındıkları için kaydını buraya aldırmış. Babası Asker, annesi ise bir bankada memurmuş. Hoca dersin son on dakikası test çözmemiz için serbest bırakmıştı. Kızlar Milas'la tanışırken ben uyumayı tercih etmiştim fakat uyuyamayarak konuşmalarını dinlemiştim. Duyduğuma göre Milas'ın yan sınıfta erkek kuzeni ve onuncu sınıflarda da bir kız kardeşi varmış. Öğle arasında onları kardeşi ve kuzeni ile tanışırabileceğini söylemiş Asel'de direk kabul etmişti. Diğer derslerde aynı şekilde geçmiş Milas'la fazla konuşmamıştım. Öğle arasından önceki tenefüs de Yargı ve sınıftaki diğer erkekler Milas'ı konuşmak için çağırmışlardı. Tam da tahmin ettiğim gibi kurallardan bahsetmişlerdi. Acaba onlara uyacak mı diye düşünürken "Saçmalık! Kiminle arkadaş olup olmayacağıma ve iyi davranıp davranmayacağıma kimse karar veremez,"demişti. Kızlarda bende bu tepkisini takdir etmiştik açıkcası. Yargı biraz sinirlenmişti fakat fazla üstelememişti. Bu da ayrı bir konuydu tabi. Anladığım kadarıyla Yargı istediği şeylerin yapılmaması konusunda sertti. Kurallara uymak ise istediği şeyi bırakın, mecburi gibi bir durumdu. Fakat Milas'ın bu konudaki tepkisine karşı fazla sakin kalmıştı. Tabii bu olay günün gündemi olmuştu. Son dersi de atlattıktan sonra öğle arasına girmiştik. Şimdi ise yemeklerimizi yemiş, kantinde oturuyorduk. Milas kardeşi ve kuzenine kantine gelmelerine dair mesaj attığını söylemişti. Kardeşini merak etmiyor değildim. Abisi bu kadar yakışıklıysa kardeşi nasıl güzeldir kim bilir? "Bence hafta sonu korku evine gitmeliyiz?"fikri sunan kişi tabikide gezmeyi çok ama çok seven Lila'ydı. Baygın bakışlarımla yüzüne baktım. Korku evinde karanlık ortam olacaktı mutlaka. Ve benim karanlık fobim vardı. Lila'nın bunu düşünmesi gerekirdi. "Saf mısın kızım? Çakıl'ın fobisi var!" Asel'i başımla onayladım. "Unuttum be! Ne saf olcakmışım?"ikisinin atışmaları benim için komedi filmi gibiydi. Bu hallerini çok seviyordum. "Karanlık fobin mi var?"Milas'ın sorusunu kafamla onayladım. Aslında kimseye bu gerçekten söz etmezdim. Lakin Milas iyi çocuktu. Yani ona söylemekte sakınca bulmuyordum. Kavisle havaya kalkan kaşları bir şey düşünürmüşcesine çatıldı. İlk önce hafifçe güldü. Daha sonra gülümsemesi sırıtmaya dönüştü. Kaşlarını çatma sırası bendeydi bu defa. Neye sırıttığına anlam verememiştim. Onu izlediğimi fark etmiş olacak ki ciddi tavrına geri büründü. "Aklıma bir şey gelmişti de,"diyerek açıklamada bulundu. Tebessüm etmekle yetindim. "Merhaba,"masamıza gelerek selam veren kıza döndü tüm bakışlar. Milas'ın yanağına öpücük kondurarak, uzun boylu çocuğun yan masadan aldığını sandığım sandalyeye oturdu. "Başta abim olmak üzere nasılısınız millet?"kardeşi olduğunu öğrendiğimde ne zamandır tuttuğumu bilmediğim nefesimi serbest bıraktım. Yaptığım şeyden sonra Asel ve Lila'nın bakışlarının odağı olmuştum. Asel gözlerini kısarak munzurca gülümserken, Lila'da kaş göz işaretleriyle Milas'ı işaret ediyordu. Milas'ın bizi izlediğini fark ettiğimde hafifçe öksürdüm. Sessizliği bozmak adına konuştum."İyiyiz ya sen?" "Bende iyiyim. Henüz tanışmadık ben Mira," Uzattığı elini sıkarak kendimi tanıttım. "Memnun oldum, Çakıl Erva bende,"gülümsemesini bahşedip kızlarla tanıştı. Mira'da olan bakışlarımı masaya oturduğundan beridir sesi çıkmayan çocuğa çevirdim. Kumrala çalan sarı saçları ve kemikli çene yapısının yanı sıra pembe dudakları vardı. Gözlerini gözlerime dikmesiyle gözlerinin renginin ela olduğunu fark ettim. Kantinde yankılanan çığlık sesiyle yerimden kalktım. Ne olduğuna anlam vermeye çalışıyordum. "Bırakın beni, sakın deneme bile!"sesin geldiği yer olduğunu tahmin ettiğim yere doğru ilerleyenleri takip ettim. İki kişi bir kızın kolundan tutmuş, diğerleri ise şişeyle üzerine birşeyler sıkıyorlardı. Neydi acaba? Kızın yüzünü bir türlü göremiyordum. Kalabalığı yararak öne ulaştım. Erkeklerin ortasında kalmış olan kişi Gökçen'di. Arkadaşımı koruma iç güdüsüyle hareket ederek Gökçen'in kollarını tutmuş olan ellerini ayırmaya çalıştım. "Bıraksanıza kızı!"diye bağırıyordum diğer yandan da. Asel, Lila derken kantindeki kızlar da gelmiş Gökçen'i çocuklardan kurtarmaya çalışıyorduk. Az önce dört kişi olan erkeklerin sayısı, neden şuan bana on katı fazlaymış gibi geliyordu? Bu işte bir terslik vardı. Şüpheli bakışlarımı etrafta gezdirirken dört bir yanımızın erkeklerde çevrili olduğunu fark ettim. Kızlara doğru hamle yapmama kalmadan, daha demin iki kişinin elinde olan şişe, tüm erkeklerin elinde belirdi. Ne olduğunu anlayamadan şişeleri üzerimize boca ettiler. Ne kokuyordu üzerimiz? "Pırasa mı? Kusacağım sanırım,"diyerek elini ağzına götürdü Asel. Erkekler çevremizi çepeçevre sarmışlar, kaçacak yer dahi bırakmamışlardı. Nihayet şişelerdeki pırasa suyu bitmiş olacakki, gösteri son buldu. Etrafımızı çevreleyen erkekler geri çekilerek şaheserlerine gülmeye başladılar. Kimisi ise çoktan telefonlarını çıkarmış bu halimizi ölümsüzleştirmişti bile. Harika! Pırasa suyundan dolayı ıslak ve yapış yapış olan saçlarıma attım ellerimi. Oysa daha sabah yıkamıştım onları. Saçlarına vitamin olur, boşver! İç sesime kalsa her şeyi boş verecektim. Umursamazlığı üstündeydi bugün. "Ah kızlar!"tabi ya hepsi elleri ceplerinde gülerek bizi izleyen Yargı'nın başının altından çıkmıştı. "Düşündük ki neredeyse yirmi gündür hiç birbirimizle uğraşmıyoruz, böyle bir şey yapalım. On beş gün tatilinde de sizinle uğraşmadığımız için üzülmüştük. Ama napalım, kısmet bugüneymiş,"sırıtan yüzüne yumruk atma istediğimi neden bastıramıyorum? "Bu arada yeni parfümleriniz sanki bir sebze gibi kokuyor,"kahkahalar tekrar uçuştu kantinde. Yaptıkları oyunun iğrençliği kadar iğrençti esprileri de. Sıktığım yumruğum ve dişlerimle kızlara 'gidelim' gibisinden bakış attım. Kalabalık yavaş yavaş dağılırken Yargı'ya doğru ilerledim. İstifini bozmadan sırıtmaya devam ediyordu, aptal. Amipbeyinliöglenagörünümlüparemesyum diye geçirdim içimden. Yanına gidiyordum gitmesine ama ne diyecektim? Pırasa suyu için teşekkürler. Saçlarıma vitamin oldu! İç sesime gözlerimi devirdim-yani denedim-Böyle bir aptallık yapamazdım. Karşına geçtiğimde tek kaşını kaldırdı. Bu aptal bile kaldırabiliyor da ben neden arada bir kaldırabiliyorum ki? "Biliyor musun insanların sinirli halleri beni mutlu ediyor! Ve sende sinirlisin?"diyerek güldü. O halde bende senin mutlu olmaman için sakin kalırım. "Hayır neden sinir olayım ki?"dedim benden beklenmeyecek sakinlikle. "Hatta teşekkür bile etmeliyim, saçlarıma vitamin oldu." İç sesimin dediğine geldim gelmesine ama umarım rezil olmam. Böyle sakin bir tepki beklemediği aşikardı. Şaşkın yüz ifadesi de bunun kanıtıydı. Bir müddet yüz ifadesini gözlemledim. Bu sırada daha önce hiç onu incelemediğimi fark ettim. Siyah saçları, siyah kaşları ile büyük bir uyum yakalamıştı. Siyah gözleri de bu uyumu taçlandırmıştı. Kemikli çenesinde yeni yeni çıkmaya başlamış sakallları erkeksi bir hava katmıştı yüzüne. Yüzünde çok oyalandığını düşündüğüm bakışlarımı kantinde gezdirdim, Milas nerelerdeydi acaba? Az önce kalktığımız masaya baktığım da boştu. Bunu düşünmeyi daha sonraya erteleyerek alaycı yüz ifademle tekrar Yargı'da sabitledim bakışlarımı. Omuz atmayı da ihmal etmeyerek yanında ayrıldım. ▪ Öğle arasın da başımıza gelenlerden sonra diğer derslere girmemiş, Asel'lerin evine gitmiştim. Lila kendi dairelerine gidip duş alıp üzerini değiştirmiş bende bu işleri Asel'lerde halletmiştim. Eve gidemezdim çünkü henüz yeni evimize taşınmadığımız için ev oldukça uzaktı. Duş aldıktan sonra Asel'in vermiş olduğu kıyafetleri giymiştim. Asel de duştan çıktıktan sonra Lila gelmiş beraber oturuyorduk. "Her şeyi beklerdim de pırasa suyu asla!"dedi Asel yüzünü buruşturarak. "Saçlarım berbat olmuştu birde,"bu haline güldüm. "Bizde onlara karşılık vermeliyiz,"düşünürmüşcesine konuştu Lila'da. "Fazlasıyla vereceğiz,"sırıttım. "Bir planın mı var Çakıl?"diyen Lila'ya kafamı salladım. "Evet o hashamlara günlerini göstereceğiz!" "Hasham değil, haspam!"diye bağırdılar aynı anda. "Tamam o hashamlara günlerini göstereceğiz!"bıkkın şekilde oflayıp tekrar aynı anda konuştular. Ya da cırladılar mı demeliydim? "Haspam!"
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE