Bölüm şarkısı: İmera- İmera Fera
Annemin uğraşları sonucu sabahın sekizinde kalkmıştım. Hemde tatilde! Hafta sonuna girmiştik. Ve ben bugün öğlene kadar uyuma hayalleri kuruyordum. Ne yazık ki gerçekleşmedi. Bugün yeni evimize taşınacağımız için annem sabah yediyi geçerken başımda bitmiş ve uyanmam konusunda diretmişti. Beş dakika daha diye diye saat sekiz olmuş, annemde benim uyanmayacağımı anlamış ve yüzüme biraz su serpiştirmişti. En sonunda pes ederek sıcak yatağımdan ayrılmış ve hazırlamıştım.
Eşyalarımızı taşımacılar götürecek, bizde mutfak eşyaları gibi ufak tefekleri toplayıp daha sonra ise alışverişe gidecektik. Annem bana yeni bir oda takımı almamız gerektiğini söylemiş bende direk kabul etmiştim. Odam pembeler içindeydi. Pembe rengi seviyordum fakat siyah ve mavinin uyumuna da aşıktım. Bu yüzden yeni eşyalarım bu iki rengi mutlaka barındıracaktı.
Kıyaferlerimi derin uğraşlar sonucunda bavullara doldurmuştum. Kıyafete fazla para verenlerden değildim. Sırf marka olduğu için almazdım kıyafeti. Beğendiğim için alırdım. Mesela marka olan bir mağazadan yüksek fiyata bir bluz ya da elbise alacağıma, daha orta halli bir yerden birkaç parça kıyafet alırdım. Bence böylesi daha mantıklıydı. Şimdi ise aldığım kıyafetleri zar zor sığdırmıştım bavula. Bavulları kenara çekeleyerek elimi belime yerleştirdim. Yorulmuştum!
Annemin seslendiğini duyduğumda odamdan çıkarak, eşyaların gitmesiyle boş kalmış salona gittim. Çok uzun zaman olmamıştı bu eve taşınalı lakin sanki yıllardır doğup büyüdüğüm ev gibiydi. Bu evden, bu çevreden ayrılacağım için üzgündüm. Fakat yeni evimizin bir sokak arkasında Asel ve Lilalar oturuyordu. Kim en iyi arkadaşlarıyla evlerinin yakın istmezdi ki? Henüz yeni idrak ettiğim gerçek gün ışığı gibi ortaya çıkmıştı. Egemen ona ne olacaktı?
Vestiyerden montumu alıp üzerime geçirip, ayağımdaki terlikleri çıkardım ve botlarımı giydim. "Anne en geç yarım saate geleceğim,"diye bağırıp hızla evden çıktım. Sitenin diğer ucundaki blokta oturan Egemen'lere doğru yürüdüm koşar tempoda.
Oturdukları bloğa geldiğimde Selim AKAR yazan zile bastım. Çok geçmemişti ki kapı açıldı. Asansörün sonuncu kattan gelmesini bekleyemeden merdivenlere yöneldim. Beşinci kata geldiğimde nefes nefese kalmıştım. Ellerimi karın boşluğuma koyarak derin nefesler aldım. Bir süre sonra düzene giren nefesimle tekrar zile bastım.
Kapıyı açan Sevim Teyze'yle gülümsedim. "Günaydın,"dedim mahçupca. Saat henüz onu yeni geçmişti ve ben alacaklı gibi kapılarına dayanmıştım. "Günaydın canım geçsene,"ayakkabılarımı çıkararak içeri girdim.
"Kusura bakma Sevim Teyze, sabah sabah geldim ama,"pekte yeni uyanmış gibi bir hali yoktu aslında.
"Ben kalkalı çok oldu zaten. Mağlum her sabah aynı satte kalkmaya alışmışım,"kafamı sallayarak anladığımı belirttim.
"Egemen'e gelmiştin sanırım?"kafamı salladım. "Benim için gelmende beklenemezdi zaten,"dedi sitemle.
"Aa niye öyle diyorsun Sevim Teyzem? Seni ne kadar sevdiğimi bilmiyorum sanki?"dedim ciddi tutmaya çalıştığım yüz ifademle.
"Tamam deli kız tamam. Egemen'i sen uyandır istersen?"odası uygun olmayabilirdi bu yüzden benim uyandırmamam en iyisiydi. Hemde onun uykulu halini hiç çekemezdim.
"Yok Sevim Teyzem sen uyandır,"gülümseyerek kafasını salladı ve geniş salondan ayrıldı. Egemen dört yıllık arkadaşımdı. Hatta arkadaştan öte kardeşimdi. Her zaman bir abimin olmasını istemiştim. Abim olsa ne güzel olurdu diye düşündüğüm zamanlardan birinde Egemen'le tanışmıştık. Bu yüzden onun bana abi olarak gönderildiğini düşünürdüm hep.
Egemen benden bir yaş büyük olmasına rağmen, benden daha çocukcaydı. Enerjisi hiç tükenmek bilmezdi. Her şeyi kafasına takan tiplerden de değildi, umursamazdı. Yeri geldiğinde ise dünyanın en olgun insanı oluverirdi. "Of anne ya sabah sabah ne istiyormuş?"birde mızmızdı tabi.
"Ayıp oğlum öyle denir mi? Bu saatte geldiğine göre önemli bir şey olabilir,"çok önemliydi hatta.
"Günaydın Egemen,"dedim dişlerimi göstererek gülerken.
"Aydın mı günler?"gözlerimi devirmeye çalıştım. Ama sadece çalıştım. "Uykudan yeni uyandığında yaptığın espriler daha bir iğrenç oluyormuş,"gözlerini ovuşturduktan sonra karşı koltuğa attı kendini.
"Sabah sabah ne istiyorsun kardeş?"uykulu hali gerçektende dayanılmayacak türdendi.
"Gidiyorum,"dedim direk konuya girerek. Anlamadığını belli ederek kalkan kaşları ve yüz ifadesiyle çok tatlı duruyordu. "Nereye?"küçük bir oyundan zarar gelmezdi heralde?
"Babamın yeni görev yeri Diyarbakır olacakmış,"hızla yerinden kalkarak yanıma geldi.
"Gitmeyeceksin değil mi?"gözleri gitme der gibiydi. Onu üzdüğümü fark ettiğimde oyuna son vermeye karar verdim. "Şaka,"diye bağırdım 'a' harfini uzatarak. Alt dudağını ısırdıktan sonra hafifçe güldü.
"Şaka ha?"deyip kahkaha attı. Ne olduğunu anlamadan kafama yastık yemiştim. "Ulan aptal! Şaka böyle mi olur? Nasıl korktum haberin var mı?"kaçıncı kez vurduğunu bilmediğim yastığı tekrar kafama geçirdi. Ellerimi yastığa doğru siper ederek korunmaya çalıştım. Ama nafileydi.
Yastık darbelerinden birbirine girmiş olan saçlarım da yüzümü kaplamıştı. "Yeter!"dedim sesimin çıktığı kadarıyla.
Geri çekilmesiyle kendimi koltuğa bıraktım ve nefes almamı zorlaştıran saçlarımı geriye iteledim. "Öldürecektin beni,"diye çemkirdim. "Hakettin sende,"dedi umursamazca.
"Taşınıyoruz ama başka bir şehire değil,"vereceği tepkiyi merak ederek ona döndüm. "Nereye?"söylediklerim onu memnun etmişe benzemiyordu. "Fazla uzak değil,"dedim konuyu geçiştirmek adına. "Peki okul?"Egemen son senesi olduğu için koleje geçmişti. Yani her şekilde aynı okulda değildik. "Endüstri Meslek Lisesi'ne başladım birkaç gün önce,"bundan haberi yoktu.
"Ve sen bana bunu yeni söylüyorsun?"tek kaşını kaldırması sinirlendiğinin göstergesi olabilir miydi? "Aslında..ben sana söyleyecektim de işte taşınma telaşı falan?"
"Of ya ben onu tamamen unuttum,"derken ayağa kalkmış ve kapıya ilerliyordum.
"Neyi?"diye sordu peşimden gelirken. "Annemle alışverişe çıkıyorduk ve ben apar topar buraya geldim. Daha eşyaları yerleştireceğiz of of!" iş yapmayı pek sevmezdim. Ve bugün fazlasıyla iş yapacaktım. Annem alışverişten sonra yeni evi temizleyeceğimizi ve taşımacıların eşyaları eve öyle yerleştireceğini söylemişti.
"Yardıma gerek var mı?"cevabımın olumsuz olacağını sanıyorsa yanılıyordu. "Evet var, sende benimle gelsene?"biraz yardım fena olmazdı hani. "Üzerimi değiştireyim ve kahvaltı yapayım gelirim,"tamam dedikten sonra asansöre bindim.
▪
Kısa süreli alış veriş maratonunda Egemen'de bize eşlik etmiş, eksik olan eşyaları almıştık. Yeni evimizin önünde indirilmeye hazır bekleyen nakliyat kamyonu ve temizlenmeye hazır olan eve giriş yapmıştık. Egemen'in aldığı temizlik malzemelerini poşetlerden çıkararak, cam sili elime aldım. Camları ben silebilirdim. Zaten kirli de gözükmüyorlardı.
"Egemen, oğlum seni boşa yoruyoruz. Sen eve git istersen sana göre bir iş kalmadı,"dedi babam. Babam sabah nakliyatçılarla eşyaları buraya getirmiş daha sonra ise gelen telefonla otopsiye gitmişti.
"Ne zahmeti baba yapacak o kadarcıkta!"diye konuştum Egemen'e fırsat tanımadan.
"Hadi gel biz pencereleri silelim,"diyerek çekiştirdim.
Pencereyi neyle silmem gerektiği konusunda kararsız kalırken, gazetede karar kıldım. "Al bakalım şu camsili de. Oy nasıl da yakıştı," eline tutuşturduğum gazete ve camsile tip tip bakarken konuştu.
"Kızım bu işleri sen yapacaksın ben değil!" alıngan tavrıma büründüm.
"Sen ne biçim abisin? Abiler kardeşlerine yardım eder,"kafasını önce sağa sonra sola çevirdikten sonra pencereyi silmeye başladı. Telefonumu cebimden çıkararak en son ne zaman girdiğimi bilmediğim instagrama girerek canlı yayın başlattım. Kamerayı Egemen'e çevirerek bu halini herkese sundum. Gülmemek için kendimi zor tutuyorum. İşi kapmıştı, benden bile daha iyi siliyordu kerata!
Canlı yayının altına gelen yorumlara baktım.
Aselkzlok: Oha! Egemen mi o?
Lilaerasln: Gözlerim bana ihanet mi ediyor?
Baturxy: Napıyor lan bu???
Cem_: Egemen'i de kaybettik -,-
Aslı_dlkc: Kardeş nabüyün?
Helinsu1: Oha siz sevgili misiniz?
Okuduğum son yorumdan gerisini okumamıştım. Sevgili gibi bir halimiz mi vardı? Ayrıca böyle bir durumdan sevgili olduğumuz kanısına nasıl varmıştı?
Telefonu, bizi net çekeceği bir açıyla duvarda yer alan bölmelere koydum. "Egemen?"gazeteyi eline alırken "Ne?"dedi. Gazeteyle cam siliniyor muydu?hala emin değildim. "Şarkı söyler misin?"Egemen'in sesi gerçekten çok güzeldi. Geçen sene okulun korosundaydı hatta.
"Söylerim ama iki şartım var?"heyecanla atıldım"Nedir?"camsili birkaç kere pencereye sıktıktan sonra tekrar sildi. Ben neden iş yapmıyorumdum?
"İlk olarak bana yardım et. İkincisi ise İmera'dan söylerim ve sende bana eşlik edeceksin?"Egemen her türlü şarkı dinlerdi fakat İmera'nın şarkılarını ayrı bir seviyordu.
"Kabul."Bileğimdeki tokayla saçımı bağlayıp bahçe kapısına açılan büyük pencereye camsili sıktım.
Ha bu kizun evinun kapilari döşeme Biraktum işi gücü düştum yarun peşine
Cam silmeyi bırakmış onu dinliyordum. Sesi büyüleyiciydi. Son sözleri söylerken o da bana bakmıştı. Şarkıyı söylemeye devam etti. Ara kısıma geldiğinde, ben devam ettim.
Kaldi mi böyle adam gece ışıktır odam Bu adam benum sevdam imera fera
Şarkıyı söylerken camı silmeye devam ettim. Şarkının, beraber söyledikleri kısmına yaklaşırken beraber söyleyelim demek istercesine kafamı salladım.
Memleketum Trabzon İstanbul'da kalmişum
Ben ha bu dertlerumi imeramdan almişum
Köyümun en güzeli yüreğumun ateşi
Dağlarumun güneşi imera fera
Kaldi mi böyle adam gece ışıktır odam Bu adam benum sevdam imera fera
Son kısmı ben, sondan bir önceki kısmı Egemen söylemişti. "Çok güzel söyledin,"dedim gülümseyerek. Duvardaki bölmeye yerleştirdiğim telefonu alarak Egemen'in yanına yöneledim. Birçok yorum vardı. İzleyici sayısına baktığımda ikiyüze ulaşmak üzere olduğunu gördüm.
"Egemen harika söyledi değil mi?"ne olduğunu anlamayan Egemen telefonu elimden çekerek aldı. Canlı yayın olduğunu anladığında "Evet biliyorum harika sesim var."
Egoist.
"Beni instagramdan takip etmek isterseniz eğer, Egemen Akar diye bulabilirsiniz!" Kameranın kadrajına girerek yorumları okumaya başladım.
Helinsu1: Sevgili misiniz diye sormuştum kaç kere, Soruma cevap alabilir miyim?
"Ha sevgiliyiz ha değiliz sanane?"Egemen'i kimseyle paylaşamazdım ben!
Zeynosıla19: Öncelikle burdan Zehra ve Özlem'e selamlar? şarkıyı çok güzel söylediniz?
BerkeBircan: Sesleriniz çok uyumlu.
Mevhibe1903: Egemen gel evlenelim?şdjhdkj
Gulmina_guney: Pişt yavru alıyim mi seni gece?
Zehranurkrglu: Sıla kanki sanada selam jgdhjddn
Shnky_rvz: Egemen'e galpgalpgalp
Aslı__dlkc: Ulan sıla ve zehra?
Ozodlx_: Sıla ve Zehra ikilisi Salut! lddjdöjdjdjdhdodmxmxl
Zeynosıla19: Özlem hay randomuna...
Zehranurkrglu: Lan burayı da batırdık resmen?
Tugracan: Aa yeni kız!
Bizim okuldaki Tuğra mıydı ki bu?
YargıAdal_: Pırasa suyundan arınmışız bakıyorum ?
Al işte!
Amipbeyinliöglenagörünümlüparemes-
yum her yerde kendini belli ediyordu.
"Nasıl anladın bunu Yargı?"dedim alayla.
YargıAdal_: Anlarım ben
"İntihar etmeyi düşünen olursa, Yargı'nın egosundan atlayabilir!"dedim. Egemen gülerek kafasını omzuma yasladı.
"Neyse şimdi Yargı geldi buranın havası kaçtı bizde kaçar, herkese baybay!"el salladıktan sonra yayını kapattım.
"Yargı kim?"Egemen'in sorusuyla düşündüm. Yargı kimdi gerçekten? İğrenç şakalar yapan, egosu yere göğe sığmayacak kadar çok olan gereksiz biriydi. Kesinlikle buydu.
▪
Hafta sonu yeni evimize taşınmıştık. Cumartesi günü Egemen yardım ederken, pazar günü kızlar yardıma gelmişti. Her şeyi hallettikten sonra ise plan yapmıştık. Birçok fikir üretmiş, hiçbirini beğenmemiştik. En sonki planımıza ise diyecek yoktu. Planı kızların olduğu w******p grubuna da anlatmıştık. Plan kızlardan tarafından onaylanmış yürütülmeye hazır haldeydi.
Kullanacağımız malzemeleride almıştım. Şimdi ise planı uygulayacağımız zamanı bekliyorduk. "Bu ders beden eğitimi değil mi?"diye sordu Lila. Çok az zaman kalmıştı. İçim kıpır kıpırdı. Ya bir terslik çıkarsa?düşünmek bile istemiyordum!
"Kızlar vakit geldi. Herkes spor salonundaymış hadiyin,"Gökçen'in komutuyla yerimden kalkarak, elimi montumun cebine attım. Kutular burdaydı. O zaman oyun başlasın.
Erkeklerin giyinme odasının olduğu koridorun bir ucunda Ece, diğer ucunda ise Yaren gözlemcilik yapacaktı. "Hızlı olun biraz,"Gökçen'in ikazlarını dikkate alarak hızlandım. Soyunma odasına kimseye görünmeden girdiğimizde kutuları çıkararak kızlara birer tane verdim.
"Başlıyoruz,"sinsice sırıttım. Ders beden eğitimi olduğu için herkes üzerini değiştirmişti. Planda bu noktada devreye giriyordu.
Dolapların üzerinde kime ait olduğuna dair yazılan yazılara bakarak Yargı'nın dolabını buldum ilk önce. Dolapta kötü bir şeyler olmaması dileyerek dolabı açtım. Katlanmış şekilde konulan tshirt ve pantalonu alarak kaşıntı tozunu içlerine boca ettim. Sırayla tüm dolaptaki kıyafetlere aynı işlemi uyguladık. "Kızlar acele edin birileri geliyor,"kapının önünde duran Melda'ya tamam diyerek Asel, Lila ve Gökçen'le yumruklarımızı tokuşturduk.
Planın ikinci aşamasına geçmiştik. Ders bitimine beş dakika kalarak erkekler basketbol oynamayı bırakmış soyunma odasına yönelmişlerdi. Peşlerinden giderek koridorun başında beklemeye başladık. Bir dakika iki dakika derken zaman ilerlemeye devam ediyordu. E neden hala ses yoktu bunlardan?
"Laan kaşınıyorum!"sonunda be!
Bağırış sesleri giderek yükselirken Asel odaya daldı. "Ahaha, tiplere bak,"Lila öyle bir gülmüştü ki yer gök sarsıldı adeta.
Neye güldüğünü anlamaya çalışırken, kırmızı yüz ifadesine bürünmüş olan Yargı'yla bende gülmeye başladım. Sırtını kaşımaya başladığında konuştum.
"Sen kaşındın Yargı!"