Şeytani Pazarlık

385 Kelimeler
Şeytani Pazarlık Sabah sisi henüz kalkmamıştı. Melike o sabah üç farklı döviz bürosuna gitti. Üç farklı semtte, üç farklı saatte. Bu önceden planlanmış bir şey değildi. Melike'nin beyni böyle çalışıyordu işte. Tehlike anında kendi kendine açılıyor, bir sonraki adımı önceden görüyordu. İlk büro Karaköy'deydi. Sıradan bir kadın gibi davrandı. Şık ama dikkat çekmeyen. Parayı dijitalden aldılar, nakiti verdiler. Çıktı. İkinci büro Şişli'deydi. Üçüncüde para tamamen nakde dönmüştü. Siyah deri çantanın içinde, sıradan bir alışveriş poşetinin dibinde bir milyon lira duruyordu artık. --- Depoda Baran çantayı görünce Melike'ye baktı. O bakışta Melike bir şey aradı. Ne olduğunu bilmiyordu tam. Belki şaşkınlık. Belki o eski mahalle çocuğunun gözleri. Baran çantayı kavradı. "Sen benim mucizemsin Melike." Sesi o kadife tondaydı. Yıllar içinde iyice oturmuş, ayarlanmış bir ses. "Bu şehri senin ayaklarının altına sereceğim." Melike baktı. Bir saniye. İki saniye. Mucize. Kelime havada asılı kaldı. Melike tutmak istedi onu. İçindeki o mahalle kızı tutmak istedi. Ama bir şey oldu. Kelimenin içi boş çıktı. İlk kez o an, o depoda gördü. Baran "mucize" derken eli çantayı kavrıyordu. İkisi aynı anda olunca kelimenin içi göründü. Boştu. Melike gülümsedi. "Git Baran," dedi. "Borcunu öde. Ben seni bulurum." --- Akrep'in mekânındaydı sıra. Baran çantayı masaya bıraktı. "Selamün aleyküm Akrep. Vakit doldu demiştin, ben vaktinden önce geldim." Akrep tesbihini durdurdu. Gözlerini kıstı. Çantaya uzandı, fermuarı açtı. Parmağını paraların arasında gezdirdi. "Güzel koku," dedi. "Ama bu para bir gecede ağaçta yetişmez Baran. Kimin kanına girdin?" Baran arkaya yaslandı. "Kan yok. Akıl var. Altın madeni buldum Akrep. Hem de öyle bildiğin madenlerden değil. Canlı, kanlı, pırlanta gibi bir hatun. Öyle vuruldu ki bana, on yılın acısını çıkarıyor şimdi." Akrep güldü. Kuru, metalik bir gülüştü. Hiçbir şeyi eğlenceli bulmayan adamın gülüşü. Baran çıkıp gittiğinde Akrep bir süre kıpırdamadı. Sonra telefonu çıkardı. "Tahsilat tamam," dedi. "Bir milyon. Aynen. Parayı akşamki sevkiyatın içine ekliyorum. Patronun haberi olsun, kasa tamamlandı." Telefonu kapattı. Tesbihini aldı. Çevirmeye başladı. --- O gece para Erkan'ın sistemine geri döndü. Melike'nin paravan hesaplardan çektiği, döviz bürolarında nakde çevirdiği, Baran'ın eline tutuşturduğu, Baran'ın Akrep'e teslim ettiği o milyon... Akşamki sevkiyatın içinde Erkan'ın kendi kasasına iade edildi. Tam bir döngüydü. Melike bilmiyordu. Baran bilmiyordu. Ve Kudret Bey... O gece malikânesinde, ekranın önünde, elinde çayıyla oturan Kudret Bey her şeyi biliyordu. Para çıkmadan önce de biliyordu, geri döndüğünde de. Naif, diye düşündü Kudret. Masanın üzerindeki dosyayı kapattı. Şimdilik yeterliydi.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE