YALAN

604 Kelimeler
Duşun altında çok uzun kaldı. Su kıpkırmızı yapana kadar yıkadı cildini. Sanki su o kokuyu — o tütün kokusunu, o yasak izi — söküp alabilirmiş gibi. Ama suyun gücü o kadar uzanmıyordu. Bazı izler derinin altına işliyordu. Bornozuna sarılıp çıktığında Erkan oradaydı. Yatak odasının kapısında duruyordu. Ceketini çıkarmış, gömleğinin kollarını sıyırmıştı. Gözlerinde yorgun bir öfke vardı — Kudret'in bıraktığı türden. "Neredeydin?" dedi. Melike'nin kalbi göğsünü zorladı. Bir şey bilmiyor. Bilmiyor. Sadece sor. "Hava almak istedim," dedi. Sesi doğal çıktı — ya da öyle sandı. "Sahilde yürüdüm biraz. Başım ağrıyordu." Erkan yavaşça yaklaştı. Elini Melike'nin ıslak saçlarına daldırdı, onu kendine çekti. Burnunu boynuna gömdü. Derin bir nefes aldı. Melike o nefes boyunca nefesini tuttu. Alıyor mu? Park kokusu, rutubet, Baran'ın o ucuz sigarası— "Yosun kokuyorsun," dedi Erkan. Sesi boğuktu. "Şehir tehlikeli Melike. Neden şoförü almadan çıktın?" "Beklemek istemedim. Yalnız kalmam lazımdı." Erkan gözlerinin içine baktı. O delici, her şeyi tarayan bakış. Melike içindeki her kapıyı kilitledi, her sesi bastırdı, sadece o bakışa baktı. "Pekâlâ," dedi Erkan sonunda. Geri çekildi. "Ama bir daha olmasın. Bu aralar sokaklar tekinsiz." Akşam yemeği sessiz geçti. Erkan masanın altından Melike'nin elini tuttu. "Sen benim tek huzurumsun," dedi. Sesi yorgundu, ama içtendu. "Dışarıdaki o pisliği temizledikten sonra sadece sana dönmek — beni hayatta tutan tek şey bu." Melike o elin altında kendi elinin buz kestiğini hissetti. Huzur. Erkan'ın huzur dediği şey Melike'nin en büyük yalanıydı. Ve o yalan bu masanın üzerinde sessizce oturuyordu — akşam yemeğini yerken, kadeh kaldırırken, "evet hayatım" derken. Gece yarısı Erkan uyuduğunda balkona çıktı. Aşağıya baktı. Siyah araç hâlâ oradaydı. Sabahtan beri aynı yerde. O karartılmış camlar, o bekleme. Melike o arabaya bakarken içinde bir şey dondu. Parkta kimler vardı? Kim görmüştü? Telefonu titredi. Tanımadığı bir numara. Okudu. "Melike, bugün parkta gördüğüm şey paranın geri kalanı için güzel bir teminattı. Peşimdekiler şaka yapmıyor. Yarın o parayı hazırlamazsan, senin o lüks hayatının da sonu gelir. Erkan'ın otoparklarda ne yaptığını biliyorum. Yarın aynı saatte." Baran. Baran görmemişti. Başkası görmüştü. Ve Baran bu görüntüyü bir silah olarak kullanıyordu. Melike balkonda olduğu yere çöktü. Dizleri titriyordu. Bu sevgi değildi. Bu özlem değildi. Bu bir tuzaktı — başından beri, o kapının önünde "gidecek yerim yoktu" dediği andan itibaren bu bir tuzaktı. Baran onu kullanıyordu. Hem parasını hem de Erkan'ın kıskançlığını. Telefonun ekranı karardı. Melike uzun süre karanlığa baktı. Erkan'ın "sen benim tek huzurumsun" dediği adam orada uyuyordu. Parmaklarının arasından geçirdiği o adamın dünyasında insanlar otoparklarda ölürdü, sırlar betonun altında kalırdı. Erkan'ın koruması gerçekti — ama o koruma bir zincirdi. Ve şimdi o zincirin dışında, o araçtaki gözler de onu izliyordu. İki uçurum. İkisi de derin. İkisi de karanlık. Sabah erken Baran'dan ikinci mesaj geldi. "Zaman daralıyor." Melike telefonu kapattı. Erkan'ın çalışma odasına baktı. O gizli kasa. Şifreyi biliyordu — bir kez kazara görmüştü. Elini koluna çekti. Aşağı baktı. Hayır. Bu parayı verirse bir dahaki sefere daha fazla isteyecekti. Sonra daha fazla. Baran'ın kuyusu dolmazdı — bunu ta içinde biliyordu. Yedi yıl önce de biliyordu aslında ama o zamanlar bilmek istemiyordu. Şimdi biliyordu. Telefonu açtı. Baran'ın numarasına baktı. Yazdı: "Beni bir daha arama. Para yok, olmayacak. Ne halin varsa gör." Gönderdi. Telefonu kapattı. Dışarıda o siyah araç hâlâ bekliyordu. Melike perdeden baktı. Araç oradaydı ama sabahın ışığında farklı görünüyordu — daha az tehditkâr, daha çok... bekleyen. Sanki karar verilmesini bekliyordu. Kimin kararını? Kimin adına? Bu soruların cevabı yoktu henüz. Ama Melike bir şeyi biliyordu: O park sahnesini birisi kaydetmişti. Ve o görüntü artık bir yerlerde duruyordu — Erkan'ın dünyasına giden bir mermi gibi. Ne zaman ateşleneceğini kimse bilmiyordu. Belki hiç ateşlenmeyecekti. Belki yarın ateşlenecekti. Ve Melike, o perde aralığında, dışarıdaki o araca bakarken — ikisi arasındaki farkın hiç de büyük olmadığını hissetti.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE