6. Bölüm

1114 Kelimeler
Hayatımın en berbat anını bu akşam yaşadım. Berk, kapıda Başak’ın olduğunu söylediğinde mecburen ayakkabılarımı elime alıp koştura koştura Berk’in odasına saklandım. Hatta utanç verici olsa da yatağının altına girdim. Başak’ın beni görme ihtimali beni nasıl korkuttu, siz düşünün. Berk ondan sonra kapıya baktı. Odası kapıya yakın olmadığından ne konuştular duyamadım. Ama sonra gerek de kalmadı. Başak’a gerçekten inanamıyorum. Serpil teyzenin evde olmaması zaten bir çift için yeterince sakıncalı değilmiş gibi Başak bir de Berk’in odasında oturmak istedi. İlk başta yalnızca odasını görmek istediğini varsaydığım Başak, “Aaa odanda da ikili koltuk varmış,” diyerek kendini koltuğa bıraktı. Berk de mecbur yanına oturdu. Maalesef ben de yatağın altında öyle bir konumda kalmışım ki Berk’in boy aynasından her şeyi istemesem de gördüm. Çünkü aynanın konumu direkt koltuğun karşısına düşüyor. Ve doğal olarak her bir cümleyi de işittim. Gerçi konuştukları da çok söylenemez. Başak Hanım, bu hafta sonunu Asya’da geçirecekmiş. Onlara gitmeden sevgilisini görmek istemiş. Aralarında muhabbete benzer tek konuşma işte bu kadarcık bir şeydi. Sonrasını hatırlarken şimdi bile tüylerim diken diken oluyor. “Hayatım hani sadece odama bakacaktın? İçeri geçsek daha iyi olmaz mı?” Berk’in tedirginliğini olduğum yerden bile hissedebiliyordum. Ama Başak, sanki bu gayet normalmiş gibi burası daha rahat diyerek cevapladı çocuğu. Sonra Berk’e kedi gibi sırnaşmaya başladı. Kızın sarı saçları Berk’in omzunu süslüyor, Berk’in ela gözleri de kızın yüzünü adeta ezberliyordu. Berk’in yüz ifadesini net göremesem de Başak’ın yandan tebessümünü görebiliyordum. Berk’e daha da yakın olmak istiyor olmalı. Koluna girip sanki hiç yakın değillermiş gibi onu daha da yakınına çekmesinin başka bir açıklaması olabilir mi? Birkaç dakika Berk’in saçlarıyla oynadı ve yine dudağının kenarını öptü. Normal şartlarda Berk birinin saçlarına dokunmasından hoşlanmazdı ama şartlar normal değildi. Belki de Başak istisnaydı. Başak’ın bu ilgisinden sonra Berk de kendini tutmadı tabii. Okulda gördüğüm hiçbir şey değilmiş meğer. Başak’ın dudaklarına öyle bir yapıştı ki kız koltukta geriye doğru kaydı. Zaten dizlerinde olan eteğinin bu hareketten sonra biraz daha yukarıya çıkması çok normaldi. Berk’in bir eli de artık oradaydı. Bacağını okşarken kız artık Berk’i iter sandım ama Başak kollarını Berk’in boynuna doladı. Bundan sonra nefes nefese kalışlarını duyuyordum. Filmlerde bile böylesine tutkulu bir öpüşme görmemiştim. Tam artık bitti zannettiğimde Berk’in elini kızın boynunda gördüm. Gömleğinin düğmelerinden birini açıyordu. Sanki ilk hâli çok kapalıymış gibi. O an benim de odada olduğumu hatırlayıp hatırlamadığını merak ettim. Belki de onun odasına saklandığımı anlamadı. Ama ne yapabilirdim ki? O an dışarı çıksaydım her şey daha korkunç olurdu. Artık bakmamam gerekirdi ama merakım beni sürekli dürttü. Berk’in bambaşka hâlini görüyordum aynadan. Sanki yıllardır bildiğim o Berk değildi yansımada olan. Kumral teni kıpkırmızı olmuştu. Kahveye çalan saçları sarı tutamlarla karışmıştı. Ela gözleri nasıl görünüyordu acaba? Bakışlarını göremediğime nedense sevinmiştim. Bunca gördüklerimden sonra bile Berk’in Başak’a tutkuyla bakmasını görmeye hazır değilim. Odadaki hâle geri dönersek beni utandıran nice detay daha var. Anlatmam henüz bitmedi. Açtığı düğmelerden sonra Başak’ın boynu epeyce bir açıkta kalmıştı. Berk de açıkta kalan yerleri nazikçe öpmeye başladı. Dudaklarını nasıl öptüğünü gördüğüm için boynunu nazikçe öptü diyebiliyorum. Başak da Berk’in saçlarını okşuyordu tabii. Sonra Başak’ın Berk’e bir şeyler fısıldadığını gördüm. Artık ne kadar kısık sesle bir şeyler söylediyse olduğum yerden duyamadım. Her ne dediyse Berk usulca kızın üzerinden kalkıp koltuğa yaslandı. Tam artık bu sefer bitmiştir diyordum ki Başak Berk’in önüne geçip bacaklarının üzerine oturdu. Bacakları Berk’in bacaklarının yanlarına sarkıyordu. Aynadan garip bir durum gibi görünse de Berk’i koltuğa yaslayarak öpen Başak hiç rahatsız değildi sanırım. Bunlar yalnız kaldığı her an böyle öpüşüyorlar mıydı? Şimdi aynadan sadece Başak’ın arkası göründüğü için öpüştüklerini tahmin ediyordum. Yüzleri aynı hizada olup o pozisyonda sadece bakışacak bir çift olmadıkları aşikar. Tabii bir de Başak’a dokunan Berk’in elleri vardı yansımada. Elleri bir sırtında bir saçlarında bir kalçalarında olduğu için bir yerden sonra takip edemedim. “Aşkım, artık gitmem lazım,” derken Başak, hâlâ öpüşüyorlardı. Berk ellerini kızın üzerinden çekmiyordu bir türlü. Başak, “Berk, cidden artık gitmeliyim,” dese de, Berk’in öpüşleri son bulmuyordu. Sanırım Başak her gitmekle ilgili laf ettiğinde Berk de dudaklarını kızın yüzüne, boynuna çeviriyordu. Kendi kendilerine son veremedikleri bu an Başak’ın telefonunun çalmasıyla son buldu. Başak sadece hı,hı, tamam, geliyorum gibi kısa cevaplar vererek telefonu kapattı. Başak’ın rahat konuşamamasından ve ikisinin ayaklarının birbirlerine olan yakınlığından Berk’in o an bile Başak’ı öptüğüne yemin edebilirdim. Meğer benim arkadaşım ne kadar da tutkuluymuş. Biz ayrılmayız, derken Berk çok ciddiymiş. “Hayatım çıkmadan banyonuzu kullanabilir miyim? Saçım başım dağılmış.” “Tabii hemen yukarıda misafir banyosu var. Onu kullanabilirsin. Ben de bu kattaki banyoda bir elimi yüzümü yıkayayım.” İkisi de gülüşerek odadan çıkmıştı sonunda. Ben de olduğum yerden sessizce çıktım. Hem misafir banyosunun hem de bulunduğumuz kattaki banyonun konumunu bildiğimden Berk’e bile görünmeden evden ayrılabildim. Dışarı çıktığımda Serpil teyzenin bizde olduğunu hatırlayıp hemen eve de gitmedim. Bir süre yürüyüp soğuk havayı yüzümde hissetmek istedim. Gördüklerimi unutmam gerekiyordu. Bu düşünceyle o kadar yürümüşüm ki ben de Asyaların evinin yakınına gelmişim. İki kızın kol kola yürüdüğünü görünce hemen yolumu değiştirdim. Başak’la aynı güzergahı kullanmadığıma sevindim. Henüz onunla yüz yüze gelmeye hazır değilim. Onlarla karşılaşmamaya özen göstererek araba yoluna çıktım. Birkaç dakika birbirimize ters yönde de olsak paralel bir yol gittik. Bu kısacık anda anlam veremediğim cümleler duydum. Başak “Her yere bakmış ama orada değildi,” dedi. “Şansına küs,” diye yanıtladı Asya da. “Merak etme ona öyle bir ders vereceğim ki ömrü boyunca unutamayacak.” “Kızım senden korkulur, iyi ki düşmanın değilim.” Sonra da ikisi kıkırdayarak uzaklaştılar. Neden bahsettiklerini merak etmekten daha çok duyduklarım ürpermeme neden oldu. Bu Başak yine ne planlıyordu acaba? Eve vardığımda annem beni çok merak ettiğini söyledi. Berk’in onlara yaptığım kısa ziyaretten bahsetmediğini böylece anladım. Annemi telaşlandırmamak adına, ki o saate kadar mezarlıkta olduğumu zannederek gerçekten korkmuş, tam Berklere geçecekken İstanbul’dan bir arkadaşım aradı ve ben onunla konuşurken epeyce bir yol yürüdüğümü fark etmemişim, dedim. Annem çok inanmış görünmese de neden yalan söyleyeceğime dair bir sebep bulamamış olmalı. O yüzden öyle olsun bakalım diyerek odama geçmeme izin verdi. * Hafta sonunun ilk günü kapımızın çalmasıyla uyandım. Saate baktığımda altıya geliyordu daha. Güneş bile doğmadan gelen kim acaba diye söylene söylene merdivenlerden inerken annemin kapıyı çoktan açmış olduğunu gördüm. O kadar şaşırdım ki kapıya doğru yürürken gözlerimi ovuşturdum. Sanki o zaman karşımdaki kişi, yani Başak, ortadan kaybolacak. Başak bize mi gelmişti sahiden? Hem de bu saatte? Üstelik yalnız. Berk’in olmaması bir derece kabul edilebilir lakin misafirliğe gittiği Asya? Oradan buraya sabahın köründe neden gelmişti ki? Kafamda pek çok soru işareti olsa da gelmesi normalmiş gibi gülümsedim. “Hoş geldin, Başak” “Hoş buldum Ece, içeri girebilir miyim?” “Tabii,” diyerek onu salonumuza aldım. Annem kahvaltı hazırlamaya gideceğini söyleyerek yanımızdan ayrıldı. “Neden geldiğimi sormayacak mısın?” O, gösterdiğim koltuğa otururken ben de yanındaki koltuğa yerleştim. “Yardımına ihtiyacım var,” diyerek beni bir kez daha şaşırttı.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE