24. Aile

1112 Kelimeler
Yorucu geçen tren yolculuğunun ardından Altemur’a geldiklerinde ne Lavender konuşabiliyordu ne Maximillian. Tarnish’i trenden Roberto ile beraber inerken gördüklerinde ağızlarını açacak gibi oldularsa da vazgeçtiler. Lavender eve döndüğüne bile sevinemiyordu. Maximillian’a hamile olduğunu söylememesine mi yanacaktı yoksa haberi dahi olmadığı ikinci çocuğunun da Tarnish tarafından öldürülmesine mi... Kararsızca Lavender’a dönen Maximillian bir süre sessizce Lavender’ın gözlerine baktı. Birbirlerleriye yeteri kadar sessiz iletişim kurmamışlar gibi yine devam ediyorlardı bu öldürücü soğukluğa. “Jaxon’ı görmeye gitsen iyi olur.” dedi soğuk bir tavırla. Lavender’ın hala daha ondan bir şeyleri saklıyor olması hayal kırıklığını artmıştı. “Maxi bekle...” dedi Lavender dayanamarak. Maxi ne oldu dercesine baktı. Gözlerinde akacak yaş kalmamıştı üç gündür. Trendeki yolculuk sadece manzarayı seyrederek geçmişti. “Jaxon’ın yanına beraber gidelim.” dedi tereddüt ederek. Maximillian derin bir nefes alıp gökyüzüne baktı ardından kafasını olumsuz manada salladı. “Biraz yalnız kalmam gerek Lavender.” Söyler söylemez Lavender’ı tek başına bıraktığında Lav, Tarnish’ten nefret etmişti. Ortalığı karıştırmak için ondan daha iyisi yoktu doğrusu. Yere bıraktığı limon çiçeğini aldı. Sinirlenmiş vaziyette terminalden çıkıyordu ki birden Maxi’nin ona doğru hızla geri geldiğini gördü. Şaşkınca olduğu yerde kaldı. Maxi işaret parmağını hiddetle Lavender’ın göğsüne doğru tutarken sinirli duruyordu. “Bir daha benden hiçbir şey saklamayacaksın Lavender. Hamile misin söyle! Bebeği mi kaybettin söyle! Tarnish sana zarar mı verdi söyle!” Lavender nefes nefese kalan adama bakıp sakince kafa salladı. “Tamam...” dedi fısıldayarak. Maxi tatmin olmuşça kafasını sallayıp geri gitmişti. Lavender arkasından bir süre baktı. Geri gelmesini istese de Maxi bu gece yanına gelmeycekti farkındaydı. Adımlarına hız katarak Jaxon’ın kafesine doğru yürüdü. Altemur sokakları cıvıl cıvıldı şimdi. Canavar kasabasındaki havaya nazaran burası günlük gülistanlıktı. Güneş tepedeydi ve ağaçlar yemyeşildi. Tarnish ve iblislerin mahvettiği çimenler yeniden çıkmıştı. İyileştirilmiş yer döşemeleri eskisinden daha güzeldi. Etrafta kemik satan seyyar satıcıların yerine meyve sebze satan insanlar dolanıyordu. Kafelerin camekanları tertemizdi ve gösterişli kıyafetler vitrinlerdeki yerlerini güzelce temsil ediyordu. İstemsizce tebessüm eden Lavender derin bir nefes çekti içine. Bahar havası oldukça hoştu. Jaxon’ın kafesini gördüğünde bir süre olduğu yerden orayı seyretti. Tezgahın arkasında para sayan Jaxon Gemma’nın diktiği önlüğü takmıştı. Güzel havayı değerlendirmek isteyen müşteriler kafenin önündeki yuvarlak masada oturuyordu. Sonra birden tezgaha fırlayan kediyi gördü. O gün yağmurda üşüyen kediydi bu. Kuyruğunu kaldırmış Jaxon’a sürtünüyor bir yandan da camın arkasındaki keke pati atıyordu. Paraları kasaya koyan Jaxon suratında sevecen bir ifadeyle kediyi tutup yüz hizasına kaldırdı ve sevimli sesler çıkarmaya başladı. Lavender elindeki limon çiçeğini kenara bırakarak kafenin yanına ilerledi ve kapı pervazından Jaxon’a gülümsedi. Kızıl saçlı çocuğun saçlarını uzattığını fark etti. “Buyrun ne-“ Jaxon kafasını kaldırdığında Lavender’ı gördü. Zayıflamış, saçları neredeyse kendi saçları kadar kısalmış ve adeta farklı bir aura taşıyan ikiz kardeşine bakarken elindeki kedi daha fazla duramayıp tezgaha geri zıplamıştı. “Rüya görmüyorum değil mi? Zindanlardan kaçmadın ya!” Hızla önlüğünden kurtuldu ve kapıya yaslanan Lavender’ın yanına gitti. “Çıktım. Artık özgürüm.” dedi Lavender gülümseyerek. Jaxon yeşil gözlerini kısmış anlamlandırmaya çalışırcasına kaşlarını çatıyordu. “Sarılmayacak mıyız?” dedi Lavender kaşlarını kaldırarak. Jaxon afallamıştı. “Tabi! Baba!” Birden içeriye doğru bağırınca Lavender Oswald’ı görecek olmaktan dolayı heyecanlı hissetmişti. Tamamlanmış gibiydi. Şimdi yalnız hissetmiyordu. Her ne kadar Gemma artık burada olmasa bile onlar bir aileydi. Lavender’a sıkıca sarıldı ve kızı kaldırıp havada döndürdü. “Kemiğe dönmüşssün sen! Zindanlarda yemek vermiyorlar mı sana!” “Ne oldu Jaxon. Fırındaki kek-“ Oswald Lavender’ı gördüğünde söylediği sözler kesilmişti. “Lavender!” Hızla gelip Jaxon’ın elinden Lavender’ı aldı ve kızını bağrına basıp sıkıca sarıldı. Birazdan gözyaşlarını hisseden Lavender endişeyle kafasını kaldırmıştı. “Ağlıyor musun? Ben bile ağlamadım...” dedi gülerek. Oswald burnunu çekti. “Kes sesini ve sarılmaya devam et.” Lavender memnuniyet ile kek kokan babasına sarıldı ve gözlerini kapatıp huzurla gülümsedi. “Bu inanılmaz baba! Lavender artık özgürmüş!” Sonlara doğru sesi azalan Jaxon birden düşüncelere dalmıştı. Lavender ve Oswald ne oldu dercesine ona baktı. “Tarnish yoksa... Öldü mü?” dedi bu fikirden korkarak. Tarnish ile az bir vakit geçirmesine rağmen ondan bir tutam hoşlanıyor olabilirdi. Hoş, bu fikirden kurtulmak için başka bir kızla görüşüyordu şu sıralarda. Gemma'nın bir nevi onun yüzünden kalp krizi geçirmiş olmasını unutamıyordu. "Ölmek mi adeta yeniden doğmuş gibiyim.” dedi Tarnish bir anda. Lavender irkilmişti. Kapı pervazından onları izleyen Tarnish sinirini üzerinde atmış gibiydi. Lavender ona kızgın olduğu için bir şey demek istemedi. Jaxon memnun bir ifade ile Tarnish’i süzdü. Onu kendi bedeninde görmek paha biçilemez bir şeydi. Seneler önce varolmuş bir beden şu an kendi zaman dilimlerinde capcanlı duruyordu. Beyaz tenine geçirdiği mor renk elbisesiyle fiziğini ortaya çıkaran Tarnish bağcıklı kahverengi süet botlar giymişti. Saçlarını farklı bir örgü tekniğiyle örüp omzundan sarkıtmıştı. Yüzünde makyaj olmasa bile nefes kesici duruyordu. “Seni görmek güzel Jaxon.” dedi Tarnish yanına doğru gelerek. Jaxon şaşkınca tebessüm etti ve sarılmak için Tarnish’i kendine çekti. Bunu beklemeyen Tarnish afallamıştı. Lavender ve Oswald kafedeki turuncu rahat koltuğa oturduğunda el elelerdi. Tarnish, Jaxon’ın bedenini kendi bedeninden uzaklaştırıp afallamış yüzünü Lavender’a çevirdi. “Aptal sarışın nerede?” Jaxon’ın sarılmasından etkilenmemiş gibi numara çekerken epey çaba sarf ediyordu. Jaxon tezgahın arkasına geçip camekanın ardından kek çıkardı. “Biraz yalnız kalmak istediğini söyledi. Nerede bilmiyorum.” dedi Lavender asık bir suratla. “Maximillan mı? Onu buldun mu? Seni zindanlardan çıkaran o muydu? Peki Wren buna nasıl müsaade etti!” Lavender usulca başlarından geçeni özet geçerken Jaxon kekleri servis etmiş ardından kahve yapmıştı. Müşteriler bir girip bir çıkarken Lav önemli ve kilit kısımları sessizce anlatıyordu. Oswald’ın ağzı hayretle açık kalmıştı. Tüm bunları yapmış olmalarına inanamıyordu. Tarnish’in büyük büyücülerin rızasını alacağı aklının ucundan dahi geçmezdi. Üstelik Gemma onun yüzünden kalp krizi geçirmişken hiçbir şey olmamış gibi yanlarında oturuyordu. Bir de Lavender’ın bebek mevzusu vardı. “Bir süre sende kalabilir miyim Jaxon?” dedi Tarnish kekleri ağzına tıkarken. Jaxon evet diyecekti ki Oswald kaş göz hareketiyle yapma dedi. Jaxon şimdi kararsız kalmıştı. “Maximillian yüzümü görmek istemiyor. Oswald beni evinde istemiyor. Buldum neden Viserly’daki şu saçma evinizde tek başıma sakin bir hayat geçirmiyorum ki!” Sinirlerine hakim olmaya çalışan Tarnish ayağa kalkıp kahvesini tek yudumda bitirdi ve kapıdan çıkmak üzere ilerledi. Maximillian kafenin kapısından görününce Tarnish olduğu yerde kaldı. Büyük büyücüden çekinmeye başlamış olmasına inanamıyordu. Trende kaldıkları süre boyunca onunla yüz yüze gelmemişti şimdi eli ayağına dolanmıştı sanki. Lavender onu görünce sevinçle ayağa kalktı. Maximillian adeta Tarnish’i hiç görmemiş gibi kafeye girdiğinde ortam gergindi. Tarnish afallayarak ona baktı. Kendisini nasıl görmezden gelirdi. “Gitmemiz gerekiyor Lavender. Sana göstermem gereken bir şey var.” dedi diğerlerine başıyla selam vererek. Oswald ile basitçe tokalaşıp Jaxon ile bir saniyelik sarıldılar. “Tamam gidelim.” dedi Lavender itiraz etmeden. Oswald ve Jaxon hatta Tarnish de merak etse de Lavender nereye gittiklerini sormamıştı. Lavender’ın elinden tutan Maxi onu ışınladığında kafede sadece üçü kalmıştı. Tarnish üzerine çöken mutsuzluğu fark etti. Ailesini kaybetmiş gibi hissediyor olması normal miydi?
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE