19.BÖLÜM

2168 Kelimeler
V. KISIM ~ Korktukça tutsak, umut ettikçe özgürsündür... Yorgunlukla üzerinde oturduğu kahverengi ahşap sandalyesinden kalktı ve kapalı olan telefonuna aldırmadan, camın kenarına geldi.  Parmağıyla araladığı perdeden dışarıdaki karanlıkta parlayan yıldızlara doğru baktı.  Geçmişini düşünüyordu, yaşadıkları onca olayları yorumlamak istiyor fakat bunu başaramıyordu.  Sönmeye yüz tutan yarım aya baktı. Gözleri gökyüzündeydi fakat bedeni, ruhu yaşadığı olayları düşünüyordu.  İrkilmesine neden olacak bir kapı tıkırtısı geldi ve onun arkasındaki sese odaklandı. "- Kaily! Kızım müsait misin?" Kapının ardında duran babası Bay Alphonzo'ydu. Kaily cevap vermeden bir kaç saniye durdu. Kapının ardındaki babasını hiç düşünmeden gözlerini tekrardan, sonsuz siyaha dikmişti. Kapının kulpu aşağıya doğru çekilirken çıkardığı ses dikkatleri dağıtmaya yetiyordu.  Bay Alphonzo, cevap vermeme hakkını kullanan kızının yanına doğru harekete geçmişti.  Ayakkabı seslerinin ona yaklaştığını anlayan Kaily, arkasına döndü ve "- Baba yalnız kalmak istiyorum! Lütfen beni biraz..." Cümlesini bitirecekti ki az önce ona doğru yaklaşmakta olan babasının yerini annesi Bayan Jimmy almıştı.  Bayan Jimmy bir müddet kızına hiçbir şey söylemeden baktı. Etraf çok sakin ve sessizdi. Bayan Jimmy söze atılarak "- Kaily! Kızım baban bugün eve hiç gelmedi!" Kaily şaşırmamış, korkmamıştı.  Artık alıştığını düşündü bu tarz olaylara. Cevap hakkını kullanmak istemedi.  Gözlerini annesinin elinde yemek tepsisi ve üzerinde de en sevdiği atıştırmalıklardan olan patates kızartması, mayonez ve bir portakal suyu olan tepsiye dikti.  Annesine adeta bunları yemek istemediğini gözleriyle yalvararak açıklamıştı. Bayan Jimmy iki eliyle tuttuğu küçük kelebekli tepsiyi, sağ kolunun yanında bulunan çalışma masasının üzerine koydu.  Kızının kolundan tutarak onu yatağının başköşesine oturttu. Kızının ellerini büyük bir sevgiyle tuttu ve konuşmaya başladı. "- Kaily! Kızım neredeyse iki gündür doğru düzgün bir şey yemedin. Neler olduğunu da anlatmıyorsun! Lütfen bana anlat kızım, belki bir yardımım dokunur."  Kaily bir müddet öylece annesine baktı. "- Bir şey yok sadece ufak tefek sınav stresleri o kadar." Bayan Jimmy inanmadığını belli etmeden "- Peki kızım öyle olsun!" diyerek masanın üzerinde duran tepsiye doğru yöneldi. Kaily, annesinin büyük bir üzüntü içine düşmesini istemediği için annesine seslendi "- Tepsi kalsın! Birazdan onların hepsini yiyeceğim." Bayan Jimmy gülerek kızına doğru adımlarını attı ve ona sıkıca sarıldı. Odadan çıkarken, "- Yatacağın zaman pencereni kapat, geceleri çok eser burası." diyerek kapıyı kapattı ve gözden kayboldu.  Kaily bir müddet yatağının içinde öyle hiçbir şey yapmadan oturdu. Sonra ayağa kalkarak, masanın üzerinde duran tepsinin sağ tarafındaki çatalı eline aldı.  Karnı aç değildi, yemek istemiyordu ama annesine yiyeceğini söylemişti. Sağ eline aldığı çatalı kızartmanın olduğu tabağa doğru yöneltti. Çatala üç patates takılmıştı.  Patatesleri mayoneze doğru götürdü sonra da ağzına... Canı yemek istemiyordu. Kendisini zorlayarak bir iki çatallık daha yedi ama gitmiyordu. Biraz daha zorlarsa kendisini kusabilirdi.  Çatalı tekrardan tepsinin sağ tarafına bıraktı ve içinde pipet olan portakal suyunu eline aldı. Bir iki yudumda ondan aldıktan sonra ayağı kalktı. Yatağının yanı başında duran siyah terliklerini giydi.  Tepsiyi eline alarak, yatak odasından çıktı. İkinci kattan zeminde bulunan mutfağa doğru yönünü belirledi. Basamakları yavaş yavaş inerken içinde hiçbir belirti yoktu. Mutfağın kapısının önüne geldiğinde, içeride telefonla konuşan Athena'yı fark etti.  Kapının köşesine alelacele geçti ve onu dinlemeye başladı. Athena Kaily'nin anlamadığı bir dilden konuşuyordu. Bu dili daha önce hiç duymamıştı. Bir müddet onu dinledi ve hiçbir şey anlamayacağını fark edince, mutfağa girdi.  Athena ( Lamia) onu gördüğünde telefonunu hemen kapattı. Kaily, Athena'ya gülümseyerek "- Galiba hiç kimsenin bilmediği bir dili biliyorsunuz!" Athena bir an duraksadı ve sözü nasıl toparlayacağını bilmeden konuştu. "- Hayır aslında herkes bilir!" diyerek sözünü bitirdi.  Suratı kıpkırmızı kesilmişti. Kaily her zaman olduğu gibi buna da inanmamıştı. Tepsiyi, mutfağın giriş holünün sağ tarafında bulunan masanın üzerine bıraktı ve "- Size iyi geceler!" diyerek mutfaktan çıktı. Odasına doğru sebepsizce hızlı adımlarla yürüdü.  Bir dakikanın ardından odasına nihayet ulaşmıştı. İçeriye girdi. Kapıyı arkasından kilitledi. Masanın üzerinde kapalı duran telefonunu fark etti.  Şarj aletini aramaya koyuldu. Yatağının sol tarafında bulunan çekmecenin yanına geldi ve ikinci çekmeceyi kendisine doğru asıldı. İçinden şarj aletini çıkardı ve telefonunu şarja taktı. Bir süre dolmasını bekledi ve telefonunu apar topar açtı.  Açılan telefonuna üst üstüne bildirimler geliyordu. Kilitli ekranı açtığında bildirimlerin arkadaşı Sandra'dan geldiğini gördü. Gözü ekranın sağ üst köşesinde olan saate takıldı; 21.18. Arkadaşı Sandra'yı aramak için rehbere girdi ve numaranın üzerine tıklayıp onu aradı.  Odada sadece Kaily'nin nefes alıp verişinden ve belli aralıklarla çalan telefonun sesleri vardı. Telefon dördüncü çalışının ardından açıldı. "- Alo Kaily!" Kaily arkadaşının sesini duyduğuna rahatlamıştı. Ses vermeyi unutmuştu. Telefonun ardındaki Sandra endişe ile "- Kaily! Bir şey mi oldu? Neden ses vermiyorsun?" Kaily dalan gözlerini kırpıştırarak cevap verdi. "- Hayır hiçbir şey olmadı. Sadece sesini duymak için aradım." "- İyi olmuş! Seni birçok kez aradım, mesajlar attım ama cevap yazmadın öldüm burada meraktan!" Kaily gülerek cevap verdi. "- Korkma buradayım! Ne söylemek için aradın beni peki?" Sandra hiç duraksamadan cevap verdi. "- Bak yarın lise son sınıfların mezuniyet günü var. Üniversite sınavlarına da az kaldı." Kaily "- Yani, ne demek istiyorsun." "- Yani şunu demek istiyorum canım arkadaşım, bizim de o mezuniyette olmamız gerekiyor." Kaily bir an tereddüte düşerek cevap verdi. "- Olmaz Sandra ben gelemem." "- Peki öyleyse bende gitmiyorum." diye karşılık verdi Sandra. Kaily "- Bekle anneme bir sorayım!" Sandra telefonda sevinç çığlıkları atıp, bağırmaya başladı. Kaily annesinin odasına doğru yürümeye başladı. Kapının önüne geldiğinde, kapıya iki kez tıkladı ve  "- Girebilir miyim?" Bayan Jimmy yatağından doğrularak kapıya doğru yöneldi. Kızı Kaily'i kapının önünde görünce telaşlanarak "- Bir şey mi oldu Kaily?" "- Hayır anne sadece Samantha teyzenin kızı Sandra seninle bir şey konuşmak istiyormuş da." Sandra telefonun Bayan Jimmy'nin eline geçtiğini duyunca birden ciddiyetini kurdu ve konuşmaya başladı. "- İyi akşamlar Jimmy teyze nasılsınız?" "- Teşekkür ederim Sandra. Sen nasılsın? Annen nasıl?" "- Ben ve annem çok iyiyiz. Ben sizi şey için rahatsız ediyorum. Yarın saat 15.30'da lise son sınıfların mezuniyet günü var.  Kaily'i de oraya götürebilir miyim?" Bayan Jimmy bir an duraksadı ve cevap verdi. "- Neden olmasın Sandra, kendisinde gelmek istiyorsa gidebilir elbet." Söz aralarında uzayıp gitti. Kaily yatak odasına döndüğünde, mezuniyet için kendisine bir kıyafet seçti. Kıyafeti askıya düzeltip astı ve yatağının içine geçerek, gözlerini kapattı.  Uyandığında tan yeri ağarmış ve güneş yavaş yavaş ortaya çıkmıştı. Yatağın içinden ani bir hareket yaparak kalkıp banyoya doğru koştu. İlk işi duş almak oldu. Daha sonra kıyafetlerini giydi. Mezuniyet için hazırdı.  Aşağı kahvaltıya indiğinde, daha hiç kimsenin uyanmadığını fark etti. Mutfağa doğru yürüdü ve "- Bugün kahvaltı benden!" diyerek fısıldadı.  Mutfağa geçtiğinde hemen hazırlıklara başladı. Kıyafeti batmasın diye askılıkta duran bir mutfak önlüğünü üzerine geçirdi. Masayı da bir güzel hazırladıktan sonra asılı olan duvar saatine baktı.  Saat 09.26'ydı. Artık hepsi yavaştan yavaştan aşağı inmeye başlamıştı. İlk mutfağa giren Athena olmuştu. "- Bu muhteşem kokuda ne?" diyerek Kaily'e gülümsedi. "- Günaydın hala, sadece krep kokusu." Athena hemen masanın yanından bir sandalye çekti ve oturdu. Onlar konuşurken içeriye Bayan Jimmy girdi. "- Ekmekler harika kokuyor." diyerek kızına gülümsedi ve "- Günaydın herkese." diyerek masanın kuzeybatısında duran sandalyeyi çekip, masaya oturdu.  Kahvaltılarını yaptıktan sonra Kaily annesine "- Ben çıkıyorum." diyerek sarıldı. Lamia ( Athena) "- Nereye gidiyorsun?" Kaily cevap verecekken Bayan Jimmy söze atıldı. "- Bugün lise son sınıfların mezuniyeti var oraya gidiyor." diyerek cevap verdi. Athena ayağı kalktı ve mutfağın penceresine doğru yürüdü.  Pencerenin kenarına geldiğinde, dışarıda arabanın camların silen şoföre seslendi. "- Barnaby arabayı hazırla ve yeğenimi istediği yere götür." Kaily ona bakan halasına dönerek "- Gerek yoktu. Ben giderdim." "- Kaily burası çok karışık yerlerdir. Yolunda uzundur şimdi. Şoför bırakır seni." Kaily teşekkür ederek mutfaktan çıktı. Arabaya doğru yürüdü. Şoförün yanına geldiğinde "- Günaydın!" diyerek seslendi. Araba hareket edecekti ki Bayan Jimmy koşarak kızına doğru seslendi." Kaily arabadan indi ve annesinin yanına gelmesini bekledi. "- Kaily kızım al şu parayı lazım olur." diyerek gülümsedi. Kaily annesine tekrardan sarılarak arabaya bindi. Şoför Barnaby "- Küçük hanım nereye gidiyoruz?" "- Önce arkadaşım Sandra'yı almamız gerekiyor, önce onlara gidelim." Kaily konumu açarak elindeki telefonu Barnaby'e uzattı.  Biraz ilerledikten sonra şoför Kaily'e "- İstediğiniz bir parça var mı?" Kaily biraz düşündükten sonra "- Zara Larsson'un seslendirdiği Uncover parçası güzel gider." diyerek sözünü bitirdi. Şarkı sözleri onu rahatlatıyordu. Tıpkı şarkıda dediği gibi "- Kimse görmüyor, kimse bilmiyordu."  Git git bitmeyen yolun artık sonuna geldiler. Sandra bütün hazırlığını yapmış, arabaya doğru yürüyordu. Kapıyı açıp, içeriye geçtiğinde bütün arabayı adeta parfüm kokusu işgal etmişti. Kaily parfüm kokularından hiç haz etmediği için Sandra'ya "- Bir şişe parfüm yetmedi galiba!" diyerek gülümsedi. Sandra her zaman olduğu gibi yine aynı bahaneyi üreterek "- Sadece iki kez sıktım Kaily" Yol boyunca uzun uzun sohbet ettiler. Sonunda okulun önüne toplanan insanları görünce rahat bir iç çekip arabadan indiler. Kaily , şoför Barnaby'e "- Bize katılabilirsin!" Barnaby tereddütsüzce cevap verdi. "- Tabii büyük bir zevkle."  Mezuniyet, okulun tiyatro salonunda olacaktı. Büyük bir salondu. İçerisi büyük bir özenle dekore edilmiş ve tasarlanmıştı. Renkli ışıkların parlaması için pencerelere koyu renkte perdeler takılmış ve böylece gün ışığının içeriye girmesi engellenmişti.  İçerideki kırmızı loş ışık insanın gözünü fazla almıyordu. İlk olarak sahneye Jhames ve John kardeşler çıkmıştı. İki ikiz kardeş konuşma yapmak ve programı sunmak için görevlendirilmişti.  Onların arından sahneye Nancy çıkmıştı. Nancy'nin sesi çok güzel ve sahneye de bu yüzden çıkmıştı; şarkı söylemek için. Kendisine şarkı olarak "Anne Marie'den Ciao Adios'u" seçmişti. Şarkıyı büyük bir heyecanla ve hararetle söylüyordu. Şarkıyı bitirince salonda büyük bir alkış kıyameti oluşmuştu. Ondan sonra okulun en büyük BTS hayranları onlara ait bir şarkıyı, tıpkı onlar gibi dans ederek ortama neşe katmışlardı. En son bir gösteri kalmıştı; dans ve müzik gösterisi.  Okulun müzik öğretmeni Laura Sarah sahneye çıkmış ve Whitney Houston'dan I Will Always Love You şarkısını söylemeye başlamıştı. bu müziğin başlamasının ardından okulun bütün çiftleri sahneye geçerek dans etmeye başlamışlardı.  Sandra "- Kaily! Kaily şuraya bak, Andrea ve Stephan geliyor!" "- Sandra sakın tahmin ettiğim şeyi yapma çok kızarım!" Masalarına yaklaşan iki genç delikanlıdan Stephan Kaily'e ve Andrea'da Sandra'ya dans etme teklifinde bulunmuşlardı.  Sandra hiç düşünmeden teklifi kabul edip, arkasına bile bakmadan sahneye dans etmeye gitmişti. Kaily kabul etmiyordu ki şoför onun kulağına yaklaşarak fısıldadı. "- Bak Kaily böyle yakışıklıları bir daha bulamazsın, kabul et." Kaily şoföre gülümsedikten sonra dans teklifini kabul etti. Sahneye doğru yürürken Kaily, Stephan'a "- Bak Stephan seninle sadece dans ediyorum, dans etmem sevgili olmamız anlamına gelmesin." Stephan gülümseyerek cevap verdi "- Dans, sadece dans." Şarkının eşliğinde dansı sürdürüp gittiler... "- Okulumuzu son derecede başarılı bitiren Kaily Miles'ı diplomasını alması için sahneye davet ediyorum"  Bu sözlerinin ardından müdür kürsüden çekilerek Kaily'e konuşmasını yapması için yer vermişti.  Kaily adımlarını hızlı ve bir o kadar heyecanlı atıyordu. Kürsüye gelerek müdürü selamladı. Boğazını temizledi ve sözüne başladı. "- Sizinle geçirdiğim vakit, zaman ölümsüzdü. Kalbimde her zaman olacaksınız. Beni bugüne getiren ailem, arkadaşlarım ve öğretmenlerime çok teşekkür ediyorum." diyerek kürsüden indi.  Büyük bir alkış yaşanmıştı. Sandra'da diplomasını aldıktan sonra ,sona eren mezuniyetten ayrılmak için arabaya doğru yürüdüler. Saat geç olmamıştı; 16.18. Arabayla eve doğru giderken Kaily'nin ısrarı üzerine Sandra onlarda kalacaktı.  Sandra'nın evlerine gittiklerinde öncelik olarak Bayan Samantha'dan izin alındı ve Sandra'da yanına bir kaç parça kıyafet almıştı.Yaklaşık olarak bir saat sonra eve dönmüşlerdi. Kaily ve Sandra arabadan iner inmez şoföre teşekkür etmişlerdi. Sandra eve doğru bakarken, Kaily hala şoförle konuşmaya devam ediyordu. Sandra şok bir ifadeyle Kaily'nin kolunu çekiştirip duruyor ve "- Hey Kaily! Oraya bak" Kaily arkadaşının sözü üzerine ona dönüyor ve "- Neler oluyor Sandra?" Sandra buz kesilmiş bir ifade ile ona evin çatı katındaki pencereyi işaret ediyordu.  Kaily oraya doğru baktığında yüzü insan yüzüne benzemeyen, bembeyaz kesilmiş ve garip ağzı burnu olan birinin onları izlediğini gördü. Büyük bir çığlık atarak evin arka tarafına doğru koştular.  Bayan Jimmy ve Athena( Lamia) o sırada evden hızla çıkıp neler olduğunu öğrenmek istediler. Onların yanlarına gittiklerinde Athena"- Neler oluyor?" Kaily biraz soluklandıktan sonra cevap verdi. "- O çatı katına çıkmak istiyorum." Sandra Kaily'nin gözlerinin içine adeta "- Sen saçmaladın mı ya?" dercesine bakıyordu. Kaily tekrarladı. "- O çatı katına çıkmak istiyorum." Bayan Jimmy "- Tamam ama kızım ne var orada?" Kaily annesine bakarak "- Bizde bilmiyoruz ve o yüzden oraya çıkmak istiyorum!" Athena( Lamia ) "- Beni takıp edin o zaman!" Biraz yürüdükten sonra her tarafı anahtar dolu bir odaya geldiler.  Kaily anahtarları karıştırmaya başlarken Athena söze atıldı "- O odaya girmek isteyebilirsin ama o oda yıllardır boş ve içinde hiç kimse yok." Kaily halasını dinlemeden "- Nerede bu anahtar?" Hep beraber o odanın anahtarını aramaya koyuldular ve o sırada içeriye evin hizmetlisi olan Helen girdi.  Athena'nın yanına gelerek "- Efendim unuttunuz galiba o odanın anahtarını daha öncede aramıştık ama bulamamıştık." Athena biraz düşündükten sonra "- Helen hatırlattığın iyi oldu o odanın anahtarı kayıptı. Şimdi hatırladım. "-Kaily o odaya giremeyeceğiz tatlım". Her ne varsa merak ettiğin oraya gidip kapının deliğinden bakabilirsin." Athena bu sözleri üzerine odadan çıkmıştı. Bayan Jimmy ve Sandra, Kaily'e "- Odanın anahtarı kayıpmış gel boşver sonra bakalım!" diyerek hep beraber ordan çıkıp eve geçtiler... "Çay alır mısın?" diye seslendi Bayan Jimmy Sandra'ya. "- Ah! Evet sanırım iyi gelebilir." Çaylarını yudumlarken bir yandan da konuşuyorlardı. Bayan Jimmy "- Anlatın bakalım ne gördünüz?" Kaily bir müddet sessiz kaldı ve konuşmaya başladı.  "- Arabadan indik, Sandra'ya gitmesini söyledim ve bende şoföre teşekkür edip dönecektim. Ben şoförle konuşurken Sandra arkamdan beni çekiştirdi ve bana çatı katındaki camı işaret etti oraya baktığımda yüzü bembeyaz kesilmiş bir yaratık gördük.  "-Gerçekten gördük Jimmy Teyze!" diye söze atıldı Sandra. Onun arkasından da Bayan Jimmy "- Kayıp anahtar!" diye fısıldadı sadece kendisinin duyabileceği bir ses tonuyla... ~Bölüm Sonu~
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE