18.BÖLÜM

1679 Kelimeler
~ IV. KISIM ~ Rüzgar belli aralıklarla ters esip yağmur damlalarını cama çok şiddetli vuruyordu. Kaily'nin dikkatini bozmaya çalışan ama yetmeyen sert rüzgar sesleri ve cama vuran yağmur damlaları, pencerenin kavisli cam havasının üzerinde karışık kanallar oluşturarak aşağı akıyor, bu görüntü Kaily'nin dikkatini dağıtıyordu. Bu yüzden Kaily cama vuran damlaları izlemek ve rüzgarı teninde hissetmek istedi. Ayağı kalkarak cama doğru yürüdü. Pencerenin yanına geldiğinde, yağmurlu olan kapalı gökyüzünün günlük güneşlik olduğunu gördü. Birden bire neler olduğunu anlamayan Kaily camdan bir kaç adım ile uzaklaştı. O uzaklaştığı sırada şiddetli yağmurların yağdığı, yağmur yağdıkça cama vuran damlaların, camdan aşağı süzüldüğünü gördü. Cama tekrardan yaklaştı; bir adım ile. Gökyüzüne doğru kafasını kaldırdı. Ani bir hareketle camın tam dibine geldi. O yaklaştıkça yağmur şiddetini azaltıyor, güneş ışınları karanlık bulutları delip ortaya çıkıyordu. Camı açmak için hiç düşünmedi. Elini, camın aşağı doğru yatık olan kulpunu hızlıca sola doğru çevirdi. Cam aralanırken şiddetli bir gök gürültüsü ile yere yığıldı, Kaily. Gözlerini açtığında arkasındaki sesleri belli belirsiz duyuyor ama algılayamıyordu. Halâ aynı noktaya odaklanmış, cama bakmayı sürdürüyordu. Sesler yavaş yavaş artarak ona doğru yaklaşıyor, ne olduğunu çıkaramıyordu. Gözlerini etraftaki kalabalık insan yığınına dikti. Belli bir süre geçtikten sonra, gözlerini bile kıpırdatmak ona acı veriyordu. Tekrardan kapattı gözlerini, bir daha açamayacağını bilse bile... Günün son ışıklarının bile tükenmeye yüz tuttuğu bir vakitte gözlerini araladı. Korkuyordu: İçindeki belli olmayan hisler yüzünden. Ellerini, saçlarını toplamak için havaya kaldırdı. Saçlarına doğru yavaş yavaş götürmek üzere olduğu ellerinin bir anda kıpkırmızı kan olduğunu gördü. Hemen gözlerini bir kaç kez kırptı. Bu sefer gözlerini ikinci kırpıp açtığında yerde kanlar içinde yatan annesini gördü. Çığlıklar atarak, annesinin kafasını dizine koydu. Odaya kimse gelmiyordu. Çığlık atsa da atmasa da... Güneş ve rüzgarın dudaklarını ve ellerini çatlattığını fark etti. Yaşadığı acılar canını yakıyor, dayanamıyordu. Koca bir boşluğun içinde buldu kendisini. "- Neredeyim ben? Kimse var mı?" diyerek etrafına seslendi. Dışarıda ki sıcaklık, serin bir esinti ile yok olup gitmiş ve yerini beyaz, bembeyaz bir odanın boşluğuna bırakmıştı. Kaily oturduğunu hissetti. Hareket etmeye tahammülü bile kalmamıştı, ayaklarını yavaş yavaş hareket ettirdi ayağı kalktı. Gözlerinin tam karşısında loş bir ışık parlıyordu. Parlayan ışığın rengini tam seçememişti. Yavaş hareketler halinde adımlarını sürdürdü ve o ışığa doğru yön belirledi. Işığın yanına geldiğinde, karşısında anlamadığı veya bilmediği bir dilden yazılar yazıyordu. Yazılara dikkatle baktı; o sırada yazılar, ayın on dördü gibi parlayıp ortadan kaybolmuşlardı. Yazıların yokluğundan sonra Kaily'nin karşısına bir ayna geldi. Kaily aynada kendi yansımasını görüyordu fakat kendisini nasıl hayal ettiyse; o şekilde. Gözlerini kırptı ve "- Bu ben olamam!" diyerek şaşkınlığını bildirdi. Ayna da kendisini daha önce hiç görmediği bir kıyafetin içinde görmüştü. Kıyafet; uzun beyaz, üzerinde bir gül kırmızısı ceket vardı. Ceketi çıkardığını hayal etti. O sırada kırmızı ceket birden bire ortadan kayboldu. Ceketin yokluğu ile birlikte ayna bir girdap haline dönüştü. Onu içine çekmeye çalışıyordu. Kaily çığlıklar atarak aynanın içine girdi ve gözlerden kayboldu... Çok ilginç rüyalar gördüm. Bunu nasıl aktaracağımı bilmiyorum ama gariplerdi. Birincisinde bir yıldırım çarpıyordu, ikincisinde annem ölüyordu, üçüncüsü ise "- Bekle Kaily! Sakın söyleme bana!" diyerek lafını böldü arkadaşı Sandra: "- Bekle, sakın tamamlama üçüncüsünü, bilmiyor musun kötü rüyalar anlatılmaz, anlatırsan yaşar..." Kaily daha fazla dayanamayarak "- Off Sandra ben sana ne anlatıyorum, sen bana kalkmış koca karı efsanelerinden bahsediyorsun! İnanma böyle batıl şeylere!." Kaily sözünü bitirdiğinde, Sandra (söze atıldı) "- Kaily biliyorsun ben böyleyim ama yine de sen kimseye bir şey söyleme. Kötü rüyaları ve kabusları herkes görür, sen fazla kafana takma." Telefonda bir gariplik oldu ve ortam sessizleşti. Kaily "- Alo! Sandra sesim geliyor mu?" (Sandra) "- Evet Kaily! Seni dinliyorum." "- Bak Sandra, tamam kabul ediyorum ; herkes kötü rüyalar, kötü kabuslar görebilir ama benim gördüklerim farklıydı, hem de çok farklıydı. İçlerinden hangisinin iyi ya da kötü olduğunu bilmiyorum ama hepsi gerçekten çok farklıydı. Ben ilk defa böyle rüyalar gördüğümü hatırlıyorum." diyerek sözünü bitirdi. (Sandra) "- Seni anlamak çok zor Kaily, inan seni anlamayı o kadar çok isterdim ama ben de daha önce böyle kötü rüyalara şahitlik etmedim; bu yüzden sana nasıl yardım edeceğimi bilmiyorum." (Kaily hiç bir şey söylemeden biraz duraksadı: kelimelerini yutkunarak söylüyordu. Boğazını temizleyerek cevap verdi.) "- Sandra! Sen beni düşünme, ben her şeyi kafama takarım biliyorsun, neyse bir şey olursa sana haber ederim, görüşmek üzere." diyerek cümlesini bitirdi. Telefonunu kapattığında epey bir sürenin geçtiğini fark etti. Oturduğu, mor döşemeli sandalyeden doğrularak ayağı kalktı. Odasının içinde bulunan banyoya doğru yürüdü. Her adımını şüphe ve korku içinde atıyordu. Bu şekilde daha nereye kadar yaşarım, diye kendi kendine bir düşünce belirdi aklından. Banyoya girdiğinde, tepede duran duş başlığını kendi boyuna göre ayarladı. Suyu açtı, üzerini çıkardı ve kendisini ılık ılık akan suyun altına teslim etti. Suratına akan suyu elleriyle geriye doğru itip duruyordu. Düşünceler içinde kaybolmuştu. Derin derin her şeyi düşünüyordu ki banyonun kapısı iki kez tıklandı. Tıklanma sesinin ardından sonra Bayan Jimmy'nin sesi geldi. (Bayan Jimmy) "- Kaily! Kızım duşta mısın?" Kaily duraksamadan cevap verdi. "- Evet anne, duştayım." "- Tamam kızım çıkınca halanın yanına uğra sana evi gezdirecek." Kaily bir an konuşmayı unutmuş gibi bir şey hissetti. Sanki karşısında birini görmüş de şok olmuş, korkudan dilini yutmuş gibi oldu. Bayan Jimmy kızından cevap alamayınca, kapıya tekrardan yöneldi ve "- Kaily! Kızım iyi misin?" Kaily annesinin sesi üzerine "- Evet anne buradayım, tamam ben çıkınca uğrarım." Kaily konuşmalardan yarım saat sonra kendisini suyun ılıklığından dışarıya attı. Kıyafetlerini giydi ve banyonun lavabosunda bulanan aynanın yanına geldi. Aynaya baktığında gördüğü rüyaları hatırladı ve tekrardan aynaya baktı. Sadece kendisinin duyabileceği bir ses tonunda fısıldadı; "- Bunlar asla bir tesadüf olamaz!" Aynaya baktıkça bakıyor gözlerini alamıyordu. Dikkatini çeken bir durum da yoktu. Ayna bile ona bugün tuhaf gelmişti. Aynaya pür dikkat odaklanmıştı. Kendisini bir an Aynalar filminin içinde hissetmişti. Ayna ona kendi yansımasını gösteriyordu ama yansıması bir garipti sanki, ya da ona öyle geliyordu. Fazla oyalanmadan hazırlandı ve halası Lamia (Athena) 'nın yanına gitmek için ikinci katta bulunan yatak odasından ayrıldı. Aşağıya indiğinde etrafta hiç kimse yoktu. evin hizmetlisi Bay ve Bayan Taylor'a seslendi ama cevap yoktu. "- Anne!" diye seslendi. Fakat sessizlik hiç bozulmamıştı. Etrafı gezdireceğini bildiği halasına seslenecekti fakat daha önce hiç görmediği iki heykel dikkatini çekmişti. Heykellerin yanına geldiğinde, onları elleriyle okşamak istedi. Ellerini heykele götürürken halası Lamia (Athena) seslendi. "- Kaily! Ev turuna hazır mısın?" Kaily ellerini heykellere deymeden geri çekti. Kaily ikinci katta, merdivenlerin hemen yanı başında duran halasının yanına geldi. Halası ona "- Sanırım ev turumuz bir iki saatliğine ertelendi. Benim biraz işim çıktı. Sonra yine görüşürüz." dedi gülümseyerek. Kaily "-Birden ne oldu da işi çıktı bu kadının!" diye düşündü. Bunun üzerine Kaily yatak odasına geri dönmeyi düşündü ama annesini etrafta görmeyince onu aramaya başladı. Mutfağa, yatak odasına, balkona, bahçeye, banyoya kısacası her yere bakmıştı ama annesi Bayan Jimmy'i bulamamıştı. O sırada bir şaşkınlık hissetti çünkü karşıda daha önce yine bu evde görmediği bir şey daha görmüştü; evin bodruma inen bir kapı görmüştü, üstelik kapı açıktı. Kapının ardında adeta bir korku filmini andıran, karanlık vardı. Kaily yavaş adımlarla içeriye girdi. O yürüdükçe karanlık yok oluyordu. Yaklaştı, çok yaklaştı, o sırada annesi, babası ve halası orada konuşma yapıyorlardı. Kaily sessiz bir ifade ile, köşede onları görecek bir şekilde oturdu. Seslerini rahat bir şekilde duyuyordu. Konuşmaların akışına kendisini bıraktı. (Bayan Jimmy) "- Bugün Kaily'nin arkadaşı Sandra ile telefon konuşmalarını dinledim. Bunu bilerek yapmadım, denk geldi. Konuşmasında birden fazla rüya gördüğünü söyledi ilk rüyasının ona bir yıldırım çarpması, ikinci rüyası beni ölü olarak görmesi, üçüncü rüyasını söylemedi." Athena söze atılarak "- Üçüncü rüyası da büyük bir ihtimalle kendisini Girdap aynada görmüştür." Kaily halasının bu sözü üzerine, kendisini bir buzdolabında donmuş gibi hissetti; şok olmuştu. İçinden fısıldayarak "- Ama bu rüyayı benden başka kimse bilmiyor, nasıl olur, nasıl olur da o bilir!" Konuşmalara tekrardan kaptırdı kendisini. Athena tekrardan konuşmaya başladı. "- Bak Hermes ( Hermes Kaily'nin babası Bay Alphonzo'nun gerçek adıdır.) lanetin kızına yavaş yavaş musallat olduğunu hepimiz görüyoruz. Ona gerçekleri anlatmalısın yoksa o da dahil dört kişi bu sıkıntıları çekecek ve üstelik bu dört kişi Kaily'nin arkadaşları olacak." Bay Alphonzo bir müddet sessiz kaldı. Daha sonra yere devirdiği bakışlarını, Athena'ya dikti. "- Ben bir şekilde güneş tanrısı ile iletişime geçmeye çalışacağım, lütfen siz Kaily'e hiç bir şey söylemeyin." diyerek yerde duran uzun ince ve işlemeli asayı eline aldı. Yere üç kere vurduktan sonra etrafta parlayan ışıklar arasında gözden kayboldu; Bay Alphonzo. Kaily, yine ne olduğunu anlamamıştı. Onun (babasının) ortadan kaybolmasından sonra Bayan Jimmy, Athena'ya sarılarak ağlamaya başladı. Ağlarken ağzından "- Ben kızımı bugünleri yaşayacağımızı bildiğim halde yetiştirdim. Şimdi onlar, kızımı elimden almaya çalışıyorlar." Athena hiç bir şey söylemeden, yukarıya doğru yürümeye başladılar. Kaily ona doğru yaklaşan annesi ve halasının onu görmelerini engellemek için kapının solunda bulunan hole girdi. Onların uzaklaşmasını bekledi ve o sırada arkasında sarı renkte parlayan altın kaplama bir kapı gördü. Kapının üzerinde Yunanca -( υβρίδια) melezler - yazıyordu. Kaily orada fazla kalmak istemedi ve hemen çıktı... Kapı, gölgeler, rüyalar, gizli konuşmalar Kaily'i artık bunaltmıştı. Yatak odasına dönüp gece yarısını bekledi. Hiç uyumak istemiyordu. Uyumayacaktı da zaten. Gece yarısını beklemesini o istemiyordu, sanki başka birisi onun vücudunu ele geçirmiş ve kullanıyordu. Kaily, soluklanmak için balkona çıktı. Geçmişini canlandırdı gözünde. Eski evini, eski hayatını... Rastgele gözü gökyüzündeki dolunaya takılmıştı. Dolunay bütünlüğü ile muhteşem gözüküyordu. Kaily dolunaya baktıktan sonrasını hatırlamıyordu çünkü terasta uyuyakalmıştı. Kendisini tekrardan garip bir rüyanın içinde buldu. Ellerinde kırmızı bir gül, üzerinde ihtişamlı bir kıyafet, yanında da çok sevdiği iki arkadaşı Sandra ve Andrea vardı. Birlikte uzun ve dar bir yolda gülerek yürüyorlardı. Sonra bir ara bir ağacın gölgesinin altına oturdular. Oturdukları yer birden içine çöktü ve üçü birlikte kendilerini bir mağarada buldular. Bu mağara çok eski ve ihtişamlı bir mağaraydı. Onlar yürürken yanlarına iki insan siluetinde birileri geldi. Onlara yürümelerini söylediler. Birlikte, sarı altın kaplama bir kapının yanına geldiler. Gölgeler o sırada duraksadı. Kaily "- Siz neden gelmiyorsunuz?" içlerinden biri cevapladı. "- Bundan sonrasına yürümemiz yasak." "- Kaily kapıyı aç!" diyerek seslendi, ince tiz bir kadın sesi. Kaily kapıyı nasıl açacağını bilmiyordu. Ses tekrarladı "- Melez kanı, en güçlü melez kanı, beni buradan çıkarırsan sana ve arkadaşlarına hiç hayal bile edemeyeceğiniz zenginlik veririm, sonsuza kadar mutlu olursunuz." Kaily önüne getirilen bıçağı eline aldı ve eline küçük bir kesik attı. Tam elindeki kan damlalarını kapının önünde beliren ateşe damlatacaktı ki Bayan Jimmy oraya bağırarak girdi. "- Kaily, kızım yapma! Sakın ona inanma!(...) ~Bölüm Sonu~ []
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE