bc

ÖLÜMCÜL ZAFER

book_age12+
14
TAKİP ET
1K
OKU
adventure
fated
mystery
city
like
intro-logo
Tanıtım Yazısı

Antarktika’nın donmuş beyazlarında sadece hız değil, insan sınırları test ediliyor. Rhae ve Axel, ölümcül bir rekabetin ortasında hırs ve vicdan savaşı veriyor. Ama zafer, düşündüklerinden çok daha ağır bir bedelle geliyor. Axel’in düşüşü ve Rhae’nin iç hesaplaşması, sizi de kendi ahlaki sınırlarınızı sorgulamaya davet ediyor. Hırsın karanlık yüzüyle yüzleşmeye hazır mısınız?

chap-preview
Ücretsiz ön okuma
1.BÖLÜM: BUZULA GÖMÜLEN ZAFER TAHTI
"...şampiyon, hırsın seni nereye götürüyor?" Hava buzdan bir kılıç gibiydi. Ay o geceden içmiş bir savaşçıydı. Yarış heyecanı, tüm dünyanın kalbini heyecanlandıran bir ortak paylaşıma dönüşmüştü. Haber kanalları ekranlarına yarış için geri sayım ayarlamıştı. Film ilanları asılmış sinema salonları anın heyecanıyla boşalmış, okul sıraları öğrencisiz kalmıştı. Çünkü daha heyecanlı bir şey vardı: Dünyanın iki en uzak köşesi arasında yapılacak ilk uçak yarışı! Tek Kol Axel ve Robot Lensli Rhae! Yarışın başlayacağı zaman yaklaşırken atmosfere saçılmış yıldızlar bile heyecanlıydı. Güneş uzaklara kaçmış, karanlıkta kaybolmuştu. Zaman göstergeleri sayarken platform şiddetle titredi. Rhae ayaklarının arasında titreyen zemini derinden hissetti. Robot lenslerini hala takmamıştı. Bu onun kuralıydı: Asla lensleri daha önceden takma! Axel, sarı tulumunun üzerine yarış gözlüklerini takmış; tek kolunu havaya kaldırarak ekrana selam veriyordu. Eksik olan kolunun yerini, haysiyet ve gurur kaplamıştı. Rhae kendini temkinli hissederek seslerin arasından sordu. "Bugün üzerine ne giydin? Siyah bir tulum mu, yoksa beyaz mı?" Görmemek bir avantajmış gibi sormuştu. "İkisi de değil. Sarı bir ay dedeli pijama." Rhea alayla gülümsedi. Axel'in bunu asla yapmayacağını biliyordu. O kesinlikle havalı bir tulum giyinmiş ve siyah parlak gözlükler takmış olmalıydı. Aslında rakip ve daima anlaşamayan bir ikili olmasalardı soslu kebap yiyebilir, peynir paylaşabilirlerdi. Hatta Rhea ondan gözlüğünü ödünç alabilirdi. Ama şu an sadece rakip olduklarına göre, bu plan silinebilir. "Sanmam," dedi Rhae; Axel ona umursamazca baktı. Rhae, onun bu umursamaz suskunluklarından oldu olası nefret ederdi. Nefret ettiği bir başka şey ise onun keskin zekasıydı. Axel daima az bir çabayla kendisiyle aynı seviyeye ulaşır ve kazanırdı. Kazanmanın daima onun talihine işlediğini düşünmekten alıkoyamazdı kendini Rhae. "Üzerine ne giydiğini söylemezsen, hemen şimdi lenslerimi takarak kontrol edeceğim." Rhae ağzındaki alaycılığı gizlemeye çalıştı. Axel, gözleri görmediği için onun bu soruyu sormasına anlayış göstermeliydi. Gözlüklerini tek eliyle takarken ağırca başını salladı. "Bunu yapmazsın çünkü kuralını çiğnemek olur. Ama merak etme, sarı bir kostüm. Ballı hardallı mısır gevreği gibi. Kazanmak için ne gerekiyorsa yaptım." Kendisini ne de iyi tanıyordu. "Acıkırsam kostümünü yememe izin verirsin o halde." Rhae'nin sesinde şimdiden aç olduğunu belirten bir vurgu vardı. "Ziyafet yemeğime gelebilirsin." Axel şimdiden kazanacağını garantilemişti. Sırtı platforma yaslı, izleyicilere dönük bir şekilde duruyordu. Tek istediği kazanıp gitmek ve bu yılki şampiyonluk yarışmasını kazanmaktı. Onun tek istediği sonuçtu. Aşırı materyalist yapısı ve sonuç isteği onu durdurulmaz biri yapardı. Rhae, onun sessizliğini duyarken, kendi aşırı düşüncelerinin ve yavaşlığının farkına varırdı. İkisi de zaferin belirsiz gölgesiyle boğuşarak yarış pistine doğru yürüdü. Rhae tecrübeliydi. Gözlerinin görmemesi yolu bulması için bir engel değildi. Onun bedeninin solundan kıvrak bir şekilde geçtiğini hissetti. Rakibinin adımları onu heyecanlandırdı. Yüreğini saran coşku ve korkuydu. "Baylar ve bayanlar! Bugün dünyanın en uzak köşesinden diğer uzak köşesine göndereceğimiz iki yarışçımızı sizlerin huzuruna getirdik! İşte Rhae ve Axel!" Spikerin heyecanlı sesi, çığlık ve alkış sesleriyle bastırıldı. "Antarktika'dan hepinize soğuklu günler! Titremeye hazır olun!" Başka bir radyo kanalından spiker konuştu. "Sevgili seyirciler, burada epey sıcak bir hava var! Ama geceleri hava bu kadar sıcak değil! Dün gece fırtınadan ötürü gözüm kör olduğundan yarışı seyredemem! Lütfen yorumlarınızı bana sesli olarak gönderin." Meksika'dan eğik şapka giymiş biri çıkıp "Yaşa Axel!" dedi. Tek koluna kopmuş gibi bir imaj vermişti. Ajanslardan biri "Rhae ve Axel formaları satışta!" diyordu. Bu işten epey para kaldıracaklardı anlaşılan! Görünen uçaklardan biri epey ağırdı ve yüksek hızla ilerleyecek kapasiteydi. Diğerlerine göre biraz daha hafifti. Her an hızını artırarak ilerlemek zorunda kalması anlamına geliyordu bu. Rhea, gözlerine robot lenslerini taktı. Görüntüler zihnine bir veri kablosuyla aktarıldı. Bu uçağın hızını tam olarak ne zaman artıracağını şimdiden hesaplayarak adımlarını atmaya başladı. İkinci uçak daha ağır, biraz daha büyük ve güçlüydü. Ancak, hızını 210 ft/s'den fazla tutmak bu uçak için mücadele gerektiriyordu. Axel, uçağın ilgisini çektiğini hissetti. Risk ve mücadele kavramı onu heyecanlandırmıştı. Zihinsel kıvraklığını kullanarak uçağın güç fazlalığını hemen gözlemeye başladı. Zekasına güveniyordu. En son beliren 12000 lbf ağırlığında dev bir uçaktı. Gücü, hızdan biraz ödün vererek daha büyük, daha güçlü ama aynı zamanda biraz daha yavaş olmasına sebep olmuştu. Bu uçak, Rhae'nin temkinli yaklaşımını andıran bir yapıya sahipti. Yavaş ama emin adımlarla yürümek gibi... Hız, her zaman bir avantaj sağlamazdı, Rhae kendinden emin olması gerektiğini biliyordu. Çoğu zaman etraflıca düşünmeyi tercih ederdi. Axel, uçakları gözlerken hızla düşünüp içinden mırıldandı: "Bu uçaklarla yarışmak için tek bir kol ve zekâm yeterli!" Bir yandan tek kolunun avantaj eksikliğini hiçe saymaya çalıştı. Rhae, sanki mırıldanmasını işitmiş gibi, gözlerinin kendisine bir artı sağlamadığını hissetti. Kafasında kendisini rahatsız eden düşünceler belirip kayboldu. Her zaman bir adım geride kalma riskini almak istemiyordu. Hız, kazanmak için önemliydi. Hele de kendinden daha hızlı bir rakibe sahipseniz. Axel, uçakların müthiş sunumunu inceledikten sonra hızla yanındakine döndü. "Rhae, ne o? Tırstın mı?" "Yok, uçaklar çeşitli. Bu da demek, avantajlar da çeşitli olacak." "Dezavantajlar da!" "Kazanma ihtimallerimiz de sonsuz," dedi. İşte şimdi tam Axel gibi davranmıştı. Platforma çekilen uçaklara baktılar. Tekerlekleri, gıcır gıcır zeminde onları ayakta tutuyordu. Kanatları bir sivrisineğin kanatları kadar özenle tasarlanmıştı. "Hadi," dedi Axel meydan okuyarak. Spikerin "Hadi, yarışçılar! Tüm Dünya sizi izliyor!" diye haykırışı yankılandı. Heyecan bütünüyle doruğa çıkmıştı. İkisinin de kazanmaktan başka çaresi yoktu ama bilinen tek şey o klasik şeydir. Birinin kaybetmek zorunda olduğu. Gürültülü alkışlar arasında uçağa doğru yükselen platforma tırmanıp, açık kapıdan içeri geçtiler. Sesler, otomatik kapanan kapının arkasında kalmıştı artık. Uçaklardan biri gözcü uçağıydı, iki yarışçının yolculuk süresince güvenliklerinden sorumlu sertifikalı iki hakem üyesinden oluşuyordu. Rhae, rakibiyle arasındaki gözcü uçağından bakışlarını çekerek içeriye baktı. Çok ağır dev uçağı seçmişti. Bu uçak o kadar kocamandı ki, sanki bir orduyla savaşmak için hava savunmasında görevlendirilmişti. Duvarlarının koyu metal görünümü, ağırlığını temsil eder gibiydi. Aşırı yüksek tavanlar, geniş ve rahat kontrol paneli, sonra yumuşak dokulu koltuklar... Bunlar adeta zevki tasdik etmek içindi. Rhae, bu konsoldan rahatlıkla iş görebilirdi. Bu atmosfer hoşuna gitmiş, onda bir güç istihdamı yaratmıştı. Axel, 10.000 lbf ağırlığındaki güçlü uçağı tercih etti. İçeride karanlık bir atmosfer vardı. Çok sade döşenmişti. Kokpitin duvarları, kendi isteği üzerine açık sarı ve koyu sarı tonlarında kaplanmıştı. Uçağın içinde kulaklıkları olmasa kendisini sağır edecek bir gürültü vardı. Hava akımını adeta kulak zarlarıyla içiyordu. Hareket ettiği an hava yarılacak, bulutlar yere düşecek gibiydi. İçerisi eski model ve hiç şaşmayan analog göstergelerle doluydu. Veriler, mavi bir ışıkla donuk ekrana vuruyordu. O an geldi ve sinyal öttü. Göğe doğru bir çığlık yükseldi. Uçaklar kendi gövde gösterisini yaparak yükseldi. Adeta havayı yarıp, yıldızlara doğru uçuyorlardı. Gözcü uçağı, yukarıya usta bir kalkışla çıkan uçakların arkasından dünyaların gözü önünde havalandı. Ölümcül şampiyonluk yarışı başlamıştı! ✈|...|✈

editor-pick
Dreame-Editörün seçtikleri

bc

A D A M

read
4.7K
bc

Patika

read
14.0K
bc

CEHENNEM ÇUKURU

read
8.6K
bc

ALIN YAZISI

read
5.1K
bc

Kod adı :Buz

read
6.1K
bc

TUTKUYA TUTSAK (+18)

read
42.4K
bc

Genç Polisler

read
2.1K

Uygulamayı indirmek için tara

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook