Teğmen Yavuz, Yıldızhan Ailesi'nin konağına adım attığında yılların yükünü omuzlarında hissetti. Burası bir zamanlar canlı, sıcak bir evdi; şimdi ise duvarları hüzünle yankılanıyordu. İçeri girdiğinde Zühre’yi salonun köşesinde, pencerenin önünde dururken buldu. Dışarıyı izliyordu ama bakışları boştu, sanki geçmişin içinde kaybolmuş gibiydi. Yavuz, derin bir nefes alarak birkaç adım attı. "Zühre," dedi, sesi yumuşaktı. "Konuşmamız lazım." Zühre başını hafifçe çevirip ona baktı. Yüzünde bir gölge gibi duran hüzün vardı. Sonra gözlerini kaçırarak pencereye döndü. "Bunu yapmanın bir anlamı var mı, Teğmen?" diye sordu. "Geçmişi değiştiremeyiz." Yavuz biraz daha yaklaştı, ama ona fazla yaklaşmamaya özen gösterdi. "Biliyorum," dedi. "Ama bazı şeyleri anlamak için konuşmamız gerekiyor." Zühre

