9.bölüm

1988 Kelimeler
Diyar ve çocuklarıydı kapıdan girenler fakat yalnız değillerdi. Onlar evden çıkarken dedesinin evinin kapısından içeri giren Memo' yu da bin bir ısrarla getirmişlerdi yanlarında. Çalışmadığı bu birkaç gün içinde kendini işe yaramaz gördüğünün herkes farkındaydı. Bu yüzden amcası, kayınbabasının evinde kendini yalnız hissettiğini öne sürerek gelmeye ikna etmişti onu. Rojin' in lise çağındaki iki oğlu gidip dedeleriyle anneannelerini tebrik ederken Memo , davetsiz olmasının verdiği mahcubiyetle baş selamı verdi.   Hevi' nin kız kardeşini dürtmesi Hüseyin'in de dikkatinden kaçmadı. Kıza kaş göz ederek ne olduğunu sordu. Hevi omuz silkti ve '' buna ne oluyorsa?'' diye mırıldandı. Hevin ise zihnen Memo' ya odaklanmıştı  ama babasının durumu fark etmesiyle adama bir şey yapacağı korkusundan başı öne eğikti etrafında olanı biteni görmüyordu.  Babası, bakışlarını onun üstünden çekmeden  her hareketini izlerken zoraki bir gülümsemeyle misafirleri masaya buyur etmekten de geri kalmadı  ''gözümün nurunu da getirmişler'' diye de  mırıldandı. Karısı  hafifçe dürterek susturdu ama adamın uyarıcı sert bakışlarını üstüne çekmekten başka bir şeye yaramadı bu. Hüseyin yerinden doğruldu. Gelenlerle tek tek tokalaştı. Yerine geçerken Hevi' ye doğru eğildi ''şaşı olacaksın şaşı!'' dedi ve ileri doğru bir adım attı ki Hevi dayanamadan  koluna dokunup durdurdu '' ne saçmalıyorsun?'' diye sordu. ''Edebini takın diyorum, dayım fark ederse hiç iyi olmaz.'' ''Seni ne ilgilendirir benim edebim? Beni babamla tehdit edemezsin, o yetiştirdi bizi.'' Hüseyin kaşlarını çatıp sinirle çekiştirdiği sandalyeye oturdu. Memo' nun da yanındaki boş sandalyeye geçmesiyle bakışlarını ona çevirdi. '' Köyüne de hoş geldin! Tamamen mi döndün?'' ''Hayır hayır kısa bir süreliğine.'' Hüseyin, başını Hevi ' ye doğru çevirdi ''demek kalıcı değilsin'' dedi seslice. Hevi yüzünü buruşturup olumsuzca salladı başını. Kardeşine doğru eğilip baktı yüzü düşmüştü '' aldırma sen şuna olayı kendine göre yorumluyor.'' ''Ama keke (ağabey) Hüseyin haklı gidecek sonunda.'' '' Hiç de değil seninle daha tanışmadı ki tam manasıyla. Kalk onun yanına gidip oturalım.'' Hevin başını kaldırınca babasıyla göz göze geldi. Korkuyla yutkundu.  ''Babam fena bakıyor, bir şeyler sezmiş gibi duruyor. '' '' Bekle ben şu diğerini kandırayım. Babamı da hallederiz. '' Memo, Hüseyin' le muhabbet etmeye başlamıştı ufak ufak. Çocukluktan vardı tanışıklıkları. Annelerinin arasının açılmasıyla biraz ayrı düşmüşlerdi fakat aynı lise de okumaları aynı kurslara gitmeleri ister istemez karşılaşmalarına her defasında selamlaşmalarına sebep oluyordu. Düşman değillerdi ya? Hüseyin, ikiz kızlardan zorla aldığı bakışlarını Memo' ya çevirdi, gülümsedi ''seni takdir ediyorum...'' Memo başıyla cevap verdi fakat adamın ''...ama...'' deyişiyle şaşırdı. ''Ama?'' bugünlerde soru dolu amayı ne çok soruyordu. Haklıydı da takdir sonrası gelen amanın herkes için farklı bir açıklaması vardı. Ama nasıl oluyorsa sonuç bir şekilde köyde kalması gerektiğine bağlanıyordu. ''Ben gidemezdim kesinlikle. Kendi toprağım dururken kalkıp başka yere gidemezdim barınamazdım, uyku tutmazdı...'' Memo, oturduğu sandalyeye sırtını dayayıp sağ ayak bileğini sol bacağının üstüne bıraktı, rahatlıkla ''Uyuyabildiğimi de nereden çıkardın?'' dedi. Hüseyin aldığı cevabın ukalalığına ukala bir gülüşle cevap vermeye hazırlanıyordu ki Hevi tepelerinde bitti ''bence de uyuma Mem...keko (ağabey)'' Hüseyin, bakışlarını kızdan alamadan gülümsedi. Olayı yanlış anlamıştı. Kız ağabey diyordu. Memo bıkkınlıkla saldı nefesini ''Niyeymiş küçük hanım?'' Hevi kardeşine kaş göz edip yanına çağırdı. Hevin onların yanına doğru yürürken ardı sıra sürükledi sandalyeleri. Gözü masanın başında oturan babasındaydı. Adam, kaş göz etti  yerine geçmesi için ama o, oralı olmadı. Babası ayağa kalkmaya meyletti ki bu defa annesi kolunu tuttu ''sakın çocukların tadını kaçırma.'' ''Mal nekete sen de mi o annelerden oldun?'' ''Evet bende o annelerdenim günah alıyorsun, bak Rojin' in çocukları da onlarla oturuyor.'' ''Onların hepsi erkek benim oğullarım gittiler de gelmek bilmediler bir türlü...'' diğer tarafına döndü ''Rewhat ablalarının yanına git!...'' çocuk tabağını eline alıp o tarafa fırlarken babası gözlerini belertip onu izleyen karısına ''...hiç öyle bakma kurtlar sofrasında kuzularım yalnızdılar  bende aslanımı yolladım '' dedi. Sandalyeler birer birer kaydı yana doğru Hevi ile Hevin , Memo ile Hüseyin' in arasına konumlandırdılar sandalyelerini. Hevin' in keyfine diyecek yoktu ta ki yerine oturan kardeşini fark edene kadar. Memo başını eğip alttan baktı Hevi' ye '' bir soru sordum. Niye?'' Hevi ne diyeceğini şaşırdı ''ne dediğimi hatırlamıyorum bile'' diye mırıldandı. Hüseyin, dirseklerini masaya dayadı üst üste koyduğu ellerini çenesinin altına ve kızın kulağına doğru ''Dedin ya uyuma diye...'' Hevi yüzünü ona çevirince burun buruna geldiler ''... onu soruyor kekon.'' ''Cevabı da ver tam olsun.'' ''Araya girmesen olurdu bir cevabımız ne işin var burada?'' ''Bir şeye de karışma sana merakımdan değil lazım ki geldik oturduk...'' Memo' ya taraf döndüğünde Hevin yeni sandalye çekmiş kendini sıkıştırmaya çalışıyordu aralarına ''...öylesine keko doktor adam uyumaz her dem uyanık olur diye dedim.'' Memo anladım der gibi başını salladı. Gülümseyerek yanına oturan Hevin' e ''kardeşinle aynı anne babadan değil gibisiniz, görüntü aynı karakterler tamamen zıt '' dedi. ''Siz üç kardeş de birbirinize benzemiyorsunuz. Ne görüntü ne karakter . Sen onlardan çok fark...'' derken kaşlarını çatıp onun konuşmalarını hafızasına kaydetmekle görevli olan muhbiri hatırladı. Dönüp baktı neyse ki Hevi almıştı onu kıskacına konuşturup duruyordu. ''...farklısın.'' diye cümlesini tamamladı. ''Öyle biz de benzemiyoruz ama siz tamamen başkasınız. O her mevsime ayak uyduran çam ise sen annemin avluda yetiştirdiği küstüm bitkisi gibisin. Naif ve kırılgan. Sanki hiçbir şey onu yıkamaz gibi görünüyor. '' Hevin' in yüzü asıldı '' yani ben güçlü değil miyim? Herhangi bir zorlukla karşılaşmadan kimin güçlü kimin olmadığını bilemeyiz. Beni tanımadan peşin hüküm vermek gibi bir yanılgıya düşmen beni şaşırttı açıkçası.'' ''Görüntü aldatıcıdır diyorsun.'' Hevin başını hızlı hızlı sallayarak ''Yani!'' dedi. Alındığı aşikardı sitemkar ses tonundan . ''Doğru diyorsun bir sürü kadına ders vermeyi tasarlamak en büyük güç gösterisidir aslında. Sen hepimizden daha güçlü daha sabırlısın. Allah Hevi' yi alacak olan adama merhamet etsin. '' ''O kadar da değil!'' ''Tamam canım bu sözlerime de alınma, küsme sakın.'' Hevin gözlerini yumup açtı ''ben hemen küsmem kırılmam Memo!'' dedi sinirle. Sonra ne dediğini idrak edince dudağını dişledi. Elini ağzına kapatıp göz ucuyla adama baktı gülümsüyordu. Kızmamış gibiydi. Biraz rahatladı. Memo , normalde bıkmadan usanmadan kendisine böyle hitap edenleri uyarırdı fakat o an içinden bunu yapmak gelmedi. Hatta hoşuna bile gittiğini söyleyebilirdi kızın tavırlarının. Yaklaştı kıza doğru ''tamam cesur kız yarın gelecek misin köye?'' diye sordu. ''Bilmem teyzem arayacak beni...'' Hevin babaannesine baktı, ailesinin büyük bir kısmını bir arada gören kadının, bayram sevinci yaşayan çocuklar gibi, gözleri ışıldıyordu ''babaannem de gelecek benimle.'' ''Çok iyi bir iş çıkaracaksın... yürekten inanıyorum.'' Hevin adama bakarken gözlerinde ayrı kalbinde ayrı şimşekler çakıyordu. O anlara tanık olmak isteyen Hüseyin, sırtını sandalyeye dayayıp biraz geriye itti. Ön iki ayağı havalanmış arka iki bacağın üstünde duruyordu sandalye. Memo ile Hevin' e dikkat kesilmişti. Ne konuştuklarını duymaya çalıştı ama Hevi ile Rewhat' ın kıkırtıları yüzünden anlamıyordu. Hevi' nin sandalyesini tutup geriye doğru çekti. Genç kız düşme korkusuyla irkildi. Sağına soluna baktı. Hüseyin olduğunu görünce ofladı '' ne yaptığını sanıyorsun?'' ''Çok konuşuyorsun, senin sesin dışında kimsenin sesi duyulmuyor.'' Hevi bakışlarını adamın ayaklarından kafasına kadar kaldırıp indirdi. Döndü kardeşine baktı, adamın ne yapmaya çalıştığını anladı ''ayıp değil mi? '' diye sordu. ''Ne ayıp değil mi?'' ''Kendi arasında konuşan iki kişiye kulak kabartmak, gözetlemek.'' Hüseyin ağırlığını öne vererek sandalyeyi yerine bıraktı , '' benim bildiğim toplumda fısıldaşmaktır ayıp olan.'' ''Şimdi bizde konuşuyoruz, herkes bu gereksiz konuşmamızı mı dinlesin istersin.'' ''Burada tek gereksiz konuşan sen ve...'' karşısında oturan babasına kaldırdı bakışlarını '' sen varsın! Hevin' i dürt bu tarafa gelsin hatta dur yer değişelim onunla siz bir arada oturun.'' ''Neden?'' ''Adamın ağzına düştü neredeyse.'' ''Ne kadar ayıp! Misafirdir ilgileniyoruz. Adamdan kaçalım mı cüzzamlı muamelesi mi yapalım?'' ''Bana bak küçük cadı az önce yanıldım ama şimdi yanılmadığıma adım gibi eminim, siz boşuna koştur koştur gelmediniz buraya dayımın suratı da destekliyor tezimi. Ya şimdi yer değişiriz ya da evde çekeceğiniz var.'' ''Senin kalbin Yahudi mahallesine dönmüş yok öyle bir şey.'' ''O halde benim kara kaşımın gözümün hatırına geldin.'' Yaşadığı anlık şoktan gözleri büyüyen Hevi oflayarak geri adım atmak zorunda kaldı. Babası da zaten gerçekten bakışlarıyla öldürecek gibi bakıyordu onlara. Hevin ile fısıldaşıp Hüseyin ile yer değişmesini söyledi. Hevin boynunu bükerek ayaklandı . Memo, şaşkınlıkla onları izlerken sırıtan Hüseyin ''Mehmet, bu cadılar izin vermedi ki iki lafın belini kıralım. '' ''Kıralım bakalım. Sende biraz kendinden bahsetsen.'' Hüseyin, dayısına bakıp gülümsedi. Sonra Hevi' ye döndü ''çatalımla bardağımı verir misin?'' dedi. Bardağın kısa süre içinde sertçe masaya inişini umursamadan Memo ile konuşmaya başladı. Arjen kızlarına bakıp pis pis sırıttı. Yüzüne renk geldi adamın yemeğin ortalarına doğru konuşmaya başladı etrafındakilerle. Hevin kardeşinin yanına otururken ''hakikaten küçük babammış! Tehdit etmek ne demek ya.'' ''Üzülme canım yarın sen köye gider görürsün bende diğerine zindan ederim dünyayı.'' İki kardeş birbirlerine bakıp gülüştüler. Sidar, kürdanla dişini karıştırdı masadaki aileyi izledi ''nerden nereye?'' dedi yüksek sesle. Gençler duyduklarıyla şaşkınlıkla birbirlerine bakarken büyükler ne kastettiğini anladılar. Senem, başını kaldırıp kocasına baktıktan sonra ağır ağır salladı ''nerden nereye Sidar? Kim derdi ki böyle olacağız?'' bu sözlerdeki manayı Hüseyin ile Ruken de anlamıştı. Suspus oldular, bakışları donuklaştı. Hevi ile Hevin birbirine baktılar diğer çocuklar gibi ikisi de bilmiyordu. Hevi yan tarafına dönüp ne olduğunu sordu ama cevap vermedi Hüseyin. Annesine baktı o da çenesiyle bir şey yok dedi. Hacı Avdılla' nın masadaki anlık kasveti dağıtmak için ''bakalım ne almışlar sana Emine xanım aç paketi artık.'' ''Hacı, bak ben sana hacı diyorum sen niye bana Emine diyorsun.'' Avdılla ağa gülümseyerek ''E hac Emine xanım e! aç da bakalım artık hediyelere'' dedi bir anda tüm bakışları üstünde topladı. Herkes merakla izledi paketlerin birer birer açılışını. Bir kişi hariç! Hüseyin bakışlarını babasına kitlemiş kalmıştı. Yavaşça yerinden doğruldu bir köşeye çekildi ara ara içtiği sigarasının paketini açtı art arda yaktı. Annesi de yaptığı gafın onu bu hale getirdiğini anlamıştı ama dilin kemiği yoktu işte. Yanına gitti rica minnetle yerine döndürdü. Gecenin kalanında ne konuştu ne yedi ne de içti. Hüseyin' in tadının kaçmasıyla tüm ailenin hevesi kaçtı. Avdılla ağa teşekkür ederek geceyi sonlandırdı. Kızlar eve varır varmaz gecenin kritiğini yapmak üzere odalarına çekildiler. Ama Hevi çok geçmeden günün yorgunluğuyla uykuya daldı. Hevin ise düşlediği adamın hayaliyle.. Babalar , üstünü değişen karısının yanına sokuldu '' evin sözümüzü tutalım mı artık?'' Kadın şaşkınlıkla döndü kocasına, hala simsiyah duran kıvırcık saçlarını geriye atarak '' ne sözü?'' diye karşılık verdi. ''Gelinlik giyecektin, çocuk yapacaktık unuttun mu? Biz çocuktan başlayalım gelinlik kolay '' karısının omuzlarına koydu elini kendisine bakmasını sağladı. Sonra tek eliyle yanağını okşayıp saçlarına getirdiği elle usulca geriye doğru tararken öpmeye başladı kadını, pis pis gülümseyen karısı  geri çekildi ''olmaz '' dedi. ''Mal nekete, bitmedi nazın niyazın sene de iki defa halvet olsak kalkıp davul zurna çaldıracağım.'' ''Mal neketo, abartma istersen! Naz yapmıyorum zaten, ayıptır Fevzi amcam ölmüş.'' '' Fevzi mi? '' Ariya başıyla onayladı adamı. Arjen' in gözleri ateş saçmaya başladı bir anda. Tek kelime dökülmedi dudaklarından. Kadını oda da bırakıp kapıyı çarparak dışarı çıktı. Kadın peşinden gitmeye çalışsa da mümkün görünmüyordu üstündekilerle. Pişmanlıkla yatağına geçip uzandı nasılsa gelir şaka yaptığımı söylerim diye düşündü. Ama Arjen' in dönüp dönmediğini görmeden uykuya daldı. Kocası oda da uyumamıştı zaten. Sabah uyandığında anladı durumu. Hızla giyinip dışarı fırladı. Avlu kapısının önünde güneşin altında çökmüş olan adam, dizine koymuştu dirseklerini elleri de çenesinin altındaydı. Bir süre kımıldamadan inceledi , ne yapmaya çalıştığını anlamak istedi. Gelen geçen çalışanlara ''duydunuz mu muhtar Fevzi ölmüş, karımın amcası'' demesiyle istem dışı güldü adamın haline. En son odasından çıkan babasına ''duydun mu baba muhtar Fevzi ölmüş!'' dedi. ''Duyduk oğlum Allah rahmet eylesin. Sen iyi misin?'' Ariya utançla koşturdu ikilinin yanına ''başına güneş geçecek diyorum kalk odana dinlen diye dinlemiyor beni baba.'' ''Hadi oğul git yat biraz sen.'' Ariya kolundan çekiştirip adamı içeri götürmeye çalıştı. Ama Nuh diyor peygamber demiyordu. Gitmemek için direniyordu.  ''Hadi Arjen, şaka yapmıştım sadece rezil ettin bizi.'' ''O yüzden mi yattın ben çıkar çıkmaz.'' ''Vallahi şakaydı...'' odadan çıkan çocukları da onları izliyordu Ariya başını olumsuzca salladı ''çocuklar da burada rezil olduk.'' Arjen elini kolunu kızlara doğru sallayıp ''kızlar Muhtar dayınız (anne-baba akraba değilse annenin tüm köy ve akrabalarına dayı/teyze denir) vefat etmiş duydunuz mu?'' dedi. ''Arjen susarsan bu akşam söz...'' ''Kızlar anneniz söz dedi bu gece...'' karısına baktı ''sözünü tutmazsan....'' Ariya adamın ağzını kapatıp odaya çekiştirdi. Hevin şaşkınlıkla baktı ikilinin ardından ''sence neyi paylaşamadılar?'' Elini çenesine koyan kız kardeşi ''Fesatlık olarak algılamazsan, bunları yalnız bırakmayalım bu akşam'' dedi. Hevin şaşkın bakışlarını kardeşine çevirdi bu defa ''Neden?'' Omuz silken kız ''en son yalnız bıraktığımızda Rewhat' ı yaptılar da ondan'' dedi kardeşinin iki elini birden şaşkınlıktan bir karış açılan ağzına koymasına sebep oldu.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE