3.bölüm

3208 Kelimeler
O sözlerden sonra Memo' nun dönmekten başka çaresi yoktu. Bir dönüş bileti ayarladıktan sonra yerinden doğruldu. Hastaneye girip hasta odalarını tek tek son kez dolaşarak durumlarının iyi olduğundan emin oldu. Gerekli prosedürleri de hallettikten sonra kendini hava alanında buldu. Bir yıldan fazla olmuştu köye gitmeyeli. En son ailesi onu ziyarete gelmişti o da hepsi bir arada gelmemişti. Diğer gün sabaha karşı hava alanında kendisini karşılayan arabaya binip köyün yolunu tuttu. Başını arabanın camına dayayarak git gide artan neredeyse ilçelerini merkez ilçelerle birleştirecek olan yüksek binaların arasından geçerek nihayet sarı buğday başaklarına ev sahipliği yapan tarlalara vardı. Başını kaldırıp etrafı, uçsuz bucaksız tarlaları, izledi. Koşup oynadığı yerler değilmiş gibiydi buralar. O kadar yabancılık çekti ki buna kendisi bile inanamadı. Ta ki onu dedesinin konağının kapısında karşılayan babası ve amcalarını görene kadar. Öne doğru çıkan Diyar amcasına sarılarak hasret giderdi. Fitliğinden hiç ödün vermemişti. Sonra diğer amcasına sarıldı. O biraz daha salmıştı kendini. Hafif de olsa göbeği yağ bağlamıştı. Sıra babasına geldiğinde başını eğerek yanına gitti. Elini öpüp başına koydu. Gözleri dolu dolu olan, kırışık alnını daha da kırıştıran babası, kollarını yana doğru açarak onu kucakladı. ''Hoş geldin evine.'' Memo, onun telefonda hissettiği kadar kızmamış olduğunu anlayınca rahat bir nefes aldı ''hoş bulduk baba. '' ''Ölmesek gelmeyeceksin demek, gevad.'' ''Öyle deme baba Allah geçinden versin.'' ''Öyle öyle bak deden öldü ancak geldin.'' Memo başını geri çekip babasına baktı ''dedemin organlarını bağışladınız mı?'' Bu sorusuna gerilerinde duran amcaları bir anda gülmeye başladı. Diyar, ona doğru bir adım atıp ''lan oğlum, sağlığında hayrı olmayan adamın ölümünde hiç kimseye hayrı dokunur mu?'' dedi. Babası, kardeşine ters bir bakış atıp susturdu ''Zin, duysa bu dediğini kendini yerden yere vurur. Deden azıcık tasarrufluydu kimseye bir şeyini vermez mümkün olsa yanında bizimkileri götürür. Bırak oğlum bu işin peşini, git üstünü başını değiştir babamı gör de cenazeyi almaya gidelim. Anan tek başıma bıraktınız beni der durur ömür billah. '' ''Halil geldi mi? '' ''Onlar Ahmet' le dayına gittiler. Biz de geç kalmayalım. Git eve hazırlan sonra buraya gel çıkalım. '' Siyahımsı iri gözlerini ovuşturdu genç adam, başını usulca salladı ve ''tamam baba!'' dedi ve kendi konağına doğru yol aldı. Öbür köyün büyük konağında ise kapıda duran Hevin, babasının kendisine seslenişiyle gidip yanına oturdu. Kurulan sofraya göz gezdirdi sonra aile bireylerine ve sonunda dayanamadı ''kimmiş ölen baba?'' diye sordu. Arjen, yanındaki hassas, narin, kırılgan, iyi kalpli kızının elini iki elinin arasına alıp okşadı. Tam ağzını aralarken hacı Avdılla ağa kamburlaşan belini dikleştirerek ''dayının kayınbabası!'' dedi. Hevin biraz düşününce annesi, bir ucu göğsüne düşen krem renkteki şalını arkaya atarak '' ne düşünüyorsun kızım, kaç tane dayının kayınbabası var? Muhtar Fevzi... amca ölen.'' ''Memo' nun dedesi yani. Allah rahmet eylesin.''  '' Allah taksiratını bağışlasın o da gitti işte .'' Nerede olduğunu bir an unutan Hevin, annesine gülümseyerek bakıp heyecanla '' Memo da gelir mi acaba? '' ''Bilmem de, Memo denmez ağabeyindir o! Ayıptır Hevin' im.'' Genç kız, etrafındakilerden dolayı utanıp başını kucağında birleştirdiği ellerine indirdi. Babası onun saçlarını okşarken ''Güzel kızım Halil de şehir dışında diye biliyorum, niye Memo' yu merak ettin?'' Hevin daha da sindi olduğu yere, verecek uygun bir cevap ararken halası imdadına yetişti . ''Arjen, niye kızı sık boğaz ediyorsun bırak kahvaltısını yapsın. '' Başını ablasına çeviren adam, buz gibi bir sesle ''sadece merak '' dedi. ''Ee bilmez gibi konuşma, Zin' in oğlu hiç Zin' e çekmemiş ta nerelerden çıkıp insanlara yardım ediyormuş. Zin böbürlene böbürlene ulu orta Mehmet'im de Mehmet'im diyor. Kız da merak etmiştir. Gelecek mi, görecek miyim?, diye.'' Babasının sorgulayan bakışlarını üstünde hisseden kız, hemen başını aşağı yukarı sallayıp halasının sözlerini onayladı ''ben davranışlarını takdir ediyorum. Başka ülkede ise gelir mi acaba diyere...'' Babası ''Başka ülke de olduğunu ne biliyorsun?'' diye  sözlerini kesti bu defa. Avdılla ağa, karısına baktı ''Hacı, sen ekmeği uzat bana bu Arjen bize yemek yedirmeyecek'' derken Ariya, gözlerini belertip kocasına baktı. İmkansız bir şeyi düşünüp kendini üzme sorgulayıp da kızı utandırma diyordu alttan alta. Diliyle ise de '' sosyal medya denen bir şey var. Arkadaşlık falan herkes ne yaptığını koyuyor işte. Kız görmüştür oradan'' dedi. Hevin, dedesine uzatılan ekmeği aldı sessizce. Onun önüne koydu. Yaşlı adam gülümseyerek ekmeği ikiye bölüp yarısını torununa uzattı ''ye kızım kaşık kadar kalmış suratın. Hevi yiyor da sana vermiyor değil mi?'' Kız da gülümseyerek karşılık verdi dedesinin bu içten hareketine ''yok dede yiyoruz da okul sınav...'' deyip durdu, dönüp babasına baktı. Aklına girmesine izin verilmeyen sınavları geldi. Babaannesi ile halası anlaşmış gibi bir ağızdan ''kızım siz ne ettiniz oralarda?'' diye sordular. ''Babaanne ben...'' Dalgalı uzun saçlarını okşayan babası ''bu değil! Diğeri etti edeceğini.'' ''Wış! Ne etmiş bıremın (kardeşim)? O suçluysa Hevin niye cezalı?'' '' Hevin de kurunun yanında yanan yaş. Cadı, kendini kampüs kapısına zincirlemiş abla. Polisler zor çözmüş. Mustafa gidip rica etmese...'' deyip Mustafa' ya döndü ''hangisi akıl edip seni aradı?'' Adamın çatalı ağzında kaldı ''Hevi!'' dedi kaba bir sesle. ''O arayacak tabi başka kim arar ki? Cadı! '' Hacı Avdılla öksürerek dikkatleri üstüne çekti ''ee Arjen efendi, çocuk yetiştirmek kolay mı sandın? Sen kendini unuttun mu?'' ''Ben mi? Ben ne alaka baba?'' ''Tabi geçmiş gün olunca unutulur sandın. Attan düşüp kıçını kırmadın mı?'' Hevin ile Rewhat daha önce duymadıkları bir olayı duyunca şaşkınlıkla bir babalarına bir dedelerine dönüp baktılar.   ''Baba çocuklar...'' ''Ne çocuklar ne? Oğul gitme dedim ata binme dedim. Dinlemedin gittin mektebini okudun yetmedi bir de çiftliğini kurdun burnumun dibine.''  ''Baba bir kazaydı o, geçmiş zaman.'' Rewhat, yerinden doğrulup babasının yanına gitti elini adamın çenesine koyarak zorla kendine çevirdi. Göz göze geldiler ''sen attan mı düştün baba?'' Oğlundan kendini kurtarıp babasına döndü '' kurban olayım çocukların aklını bulandırma baba. Oğlum sen de otur kahvaltını yap.'' Çocuk zorla Mustafa amcası ile babasının arasına kendini sıkıştırıp oturdu dirseğini de babasının dizine dayadı. Herkes yemeğine döndü. Oda da sadece çatal kaşık sesi yankılanırken Avdılla ağa duramadı ve '' oğul, kızların ahlaklı ,terbiyeli, akıllı çok şükür, ufak bir hataları olmuş affet, görmezden gel bu sefer.'' Ariya kocasına dikkat kesildi ne cevap vereceğini çok merak ediyordu. O da en azından sınavlarına girmelerine müsaade etmesini istiyordu ama dillendirmeye korkuyordu. Şimdi kayınbabasının bir sözüyle umutlanmıştı. Ama inatçı kocasının yine inadı tutmuştu '' yok baba onlar yaptıklarının bedelini ödemeden olmaz'' dedi. Adamın bu tutumuyla herkesin umudu yerle yeksan oldu. Hevin elindeki bardağı sofraya bıraktı ve ''dede ben odama gidebilir miyim? Gece hiç uyuyamadım da'' dedi. Dedesi boynunu büktü ''ben kimim ki benden izin istiyorsun? Babana sor!'' ''Baba Allah aşkına çocukların yanında yapma...'' kızına baktı ''...git kızım ''oğlunun yanında kımıl kımıl olduğunu görünce ona dönüp ''sen de git ablanla'' dedi. Çocuklar dışarı çıkınca kahvaltı yapmayı kesen babasına biraz yaklaştı elini tutup öptü başına koydu ''ben de biliyorum kızlarımın içi temiz. Niye böyle yaptıklarını da biliyorum, benimde hatam var. Bir aya kadar diğer sınavları başlar kendim götürürüm annelerini yanlarında bırakır dönerim. Ama onlar bunu bilmese de olur değil mi baba?'' ''Ben dört çocuk yetiştirdim ne nasıl olur bu yaştan sonra öğrenecek değilim. Hevin' i boşuna üzüyorsun, Hevi' nin de suyuna git. Diklendikçe o da sana öyle davranıyor. Aha yüzü buradayken söyleyeyim Senem halasına çekmiş. O da gençken az çektirmedi bize.'' Ariya, korkuyla alt dudağını ısırırken Emine hanım kızının dizine koydu elini ve ''e e Avdılla! Arjen' in dediği gibi nereden aklına geldi bunlar?'' Arjen ağzını açamadan kapattı. Ariya araya girme gereği duydu '' Arjen, hacı anne de baba da haklı. Ama misafirimiz dünden beri bizim kızlarla perişan oldu. Bırakalım kahvaltısını yapsın sonra tartışırız'' dedi ve konu bir süreliğine askıya alındı. Hevin ile Rewhat el ele kardeşinin bulunduğu odaya doğru yürüdüler. Hevin avlunun ortasında durup derin bir nefes aldı. Rewhat başını kaldırıp ona baktı'' abla, Hevi abla gerçekten kendini zincirledi mi?'' Hevin kardeşine döndü, ne diyeceğini şaşırdı kısa bir an düşünüp '' yok canım ne zinciri? '' ''Babam söyledi ya.'' ''Baba şaşırdı herhalde canım. Sen onu bırak da sana ayırdığım hikayeleri okudun mu?'' Çocuk elini hava da sallayıp ''Oho! Babam daha çok aldı hepsini bitirdim. '' ''Aferin sana! '' Odadan içeri girdiklerinde Hevi bir aşağı bir yukarı yürüyor kendi kendisiyle tartışıp duruyordu. Kapıdan girenlere döndü kollarını yana doğru açarak kardeşini yanına çağırdı. Çocuk yanına gitmedi. Ayak ucunu yere bastırarak bacağını sağa sola salladı. ''Ablacığım, özlemedin mi beni?'' Çocuk omuzlarını yukarı doğru kaldırdı ''cezalısın sen!'' Hevi ellerini havaya kaldırarak '' yok artık! Sen de mi cezalandıracaksın beni?'' ikizine çevirdi bakışlarını ''görüyor musun? Babam küçücük çocuğu bana karşı doldurmuş.'' Kardeşi, ''Canım, öyle deme lütfen. Babam öyle bir şey yapmadı. Rewhat, ablaya öyle davranılmaz. Hadi git!'' deyip çocuğun tuttuğu eli öne doğru çekiştirdi. Rewhat mecburen gidip sarıldı ablasına. Hevi, çocuğu kucaklasa da alınmıştı. Dizlerini hafifçe kırıp çocukla aynı hizaya geldi. Başını okşadı ''saçların çok güzel olmuş.'' ''Babamın ki gibi taradım. '' Eliyle kardeşinin saçlarını dağıtarak ''Hımm! Çok yakışmış '' deyip gözlerinin içi gülen kız kardeşine döndü ''bak ne dedim! Tıpkı babası.'' ''Normal değil mi? '' Omuz silkti Hevi, ''yok canım neresi normal?'' '' Önündeki tek güzel örnek. Hüseyin ağabey de öyleymiş ya, hatırlasana.'' Hevi, yüzünü buruşturup kollarını belinde birbirine kenetleyerek oda da kasıntı kasıntı gezindi '' en son böyle geziyordu ortalıklarda. '' Hevin gülerken ''yapma lütfen çok ayıp '' dedi. Hevi de kıkırdayarak gülmeye başladı. Avludan gelen seslerle başlar o tarafa döndü. Hevin, ''anne Fevzi amca ölmüş dedi. Cenazeye gidiyorlar galiba '' dedi ve '' Hımm demek Fevzi amca. Allah rahmet eylesin ''derken sinsi sinsi gülen kardeşine başını ne oluyor anlamında salladı. ''Saf kardeşim. Fevzi kim? Memo' nun dedesi. Bu adam dedesinin taziyesine gelmeyecek mi?'' ''Onu bende düşündüm ama annem bilmiyorum dedi.'' ''Ay saf olan benmişim sen işi tepeden hallediyorsun çakal! Şu adama ilanı aşk ettiğini görsem duysam şaşırmam yemin ederim. '' Hevin elini duyduklarının şaşkınlığıyla açılan ağzına kapattı. Küçük kardeşini işaret edip kız kardeşini susturmak istercesine kaşlarını kaldırdı ''saçmalama lütfen!'' dedi. Rewhat başını sallayarak '' siz durun ben sizi babaya söylemezsem!'' İki kardeş olduğu yerde kaldılar duyduklarıyla Hevi çocuğun yanına yaklaştı '' ne söyleyeceksin babaya?'' ''Erkeklerden bahsettiğinizi!'' ''Ne erkeği ablacığım?'' Rewhat, kapıya doğru koşarken ''Baba! Baba!'' diye bağırarak yeri göğü inletti.Avlu kapısından hızla çıkan çocuk arabaya binmek üzere olan annesini gördü. ''Anneeee!'' diye bağırarak durdurdu. Nefes nefese annesine ulaştı  ''ben de geleceğim!'' dedi. Annesi kaşlarını çattı ''ne işin var cenazede oğlum? Hadi git ablalarının yanına hemen geleceğiz biz.'' O sırada arabanın ön koltuğunda oturmuş olan babası kafasını eğip konuşan ikiliye baktı. Hiç üşenmedi kapıyı açıp indi. Siyah cipin önünden dolanıp çocuğa ulaştı elini başına koydu, okşadı. ''Oğlum niye anneni üzüyorsun? Gidebileceğin bir yer olsa ben seni götürürdüm zaten. Hadi Hevin ablanın yanına koş.'' ''Yok baba gitmem, ben onlardan kaçıyorum zaten.'' ''Onlardan mı kaçıyorsun? Niye?'' Hevi de koştura koştura dışarı çıktı. Kardeşinin ebeveynleri ile konuştuğunu görünce ''Rewhat ! Rewhat!'' diye bağırdı. Dikkatlerini üstüne çekmesi gerekiyordu ki kardeşi hala bir şey yumurtlamamışsa eğer yumurtlayamasın. Babası ifadesiz bir yüzle onun, bukleli saçlarının her hareketiyle dalga dalga yukarı çıkıp inerek onlara doğru koşuşunu izledi. Yanlarına vardığında eğilip ellerini iki dizine koydu derin derin soludu. Başını kaldırıp annesine baktı. ''Ne diyor Rewhat?'' ''Bizimle gelmek istiyor.'' ''Biz gittikten sonra huy mu değiştiniz anne? Cenazeye götürülür mü küçük çocuk?'' Arjen karısına çevirdi bakışlarını ''Ariya, biz onu doğru yetiştirdik de ne oldu?'' Ariya, yanaklarını şişirip ofladı tartışmaya davetiye çıkaran kocasına. Hevi, doğrulup ağzını açacaktı ki annesi '' kızım ne cenazesi ne götürmesi? Al kardeşini eve götür. Hacı babamlar önden gitti, merak ederler bizi. '' Rewhat diretse de annesi son sözünü söylemişti. Hevi çocuğun elini tutup sıkı sıkı kavradı ''Hadi eve küçük fare'' dedi. Babası bir şey söyleyecek oldu ki yine annesi araya girdi ''adamı defnettiler, gitmeyelim gerek kalmadı '' diyerek susturdu. Adam, karısının sözlerine gözlerini devirerek kızına bakıp başını ağır ağır salladı ve arabaya bindi. Hevi kardeşini içeri doğru sürüklerken ''ayıp değil mi yalan söylemek?'' ''Çok ayıp!'' ''O zaman neden söylüyorsun güzel kardeşim?'' ''Birincisi babama daha söylemedim erkeklerden bahsettiğinizi çünkü cenazeye gidecek üzülmesin ikincisi yalan değil, siz Hevin abla ile konuşmadınız mı?'' Hevi başını olumsuzca salladı ''kumalar bile senin yaptığını bize yapmadılar ya!'' diye mırıldandı. Odasından içeri girdiklerinde tırnaklarını kemirirken oda da bir sağa bir sola gidip gelen Hevin, tedirgin bakışlarını ikili üzerinde gezdirdi. ''Babam bir şey dedi mi?'' Hevi kendini yatağının üstüne bırakıp ''asayiş berkemal! '' dedi. Hevin elini kalbinin üstüne koyup ''çok şükür!'' derken ayak ucunu yere bastırıp bacağını sağa sola sallayan kardeşine takıldı bakışları, yanına gidip diz çöktü ''neden böyle bir şey yaptın canım? Babaya söylesen o da üzülse sen de üzülmez misin?'' ''Bana ne? Sen de erkeklerden bahsetme!'' Hevi, yan tarafına döndü ''Rewhat, senin sınıf arkadaşlarının ya da kurs arkadaşlarının arasında kız yok mu?'' ''Ohoo, bir sürü! Ama ben onlarla arkadaşlık etmiyorum.'' ''Babası kılıklı!'' Hevin ikizine başını olumsuzca salladı ve küçük kardeşine '' Onlar da arkadaşın niye arkadaşlık etmiyorsun?'' Rewhat, omuz silkti ''Ferhat dalga geçiyor konuşunca.'' Şaşıran genç kız, ''Mustafa amcanın oğlu Ferhat mı?'' diye sordu. Başını salladı kardeşi. Hevi doğruldu ''o da babası kılıklı! Hevi, al sana ilk öğrencin hadi git eğit, anlat ben de zindanım da cezamı çekeyim tek başıma. Dışarı adım attığımı gören babamın yüzünü görmeliydin.'' Hevin, ikizine yan bir bakış attı, ''Uykucu! Uykum var demiyor da. Hadi Rewhat gidelim de neden laf taşımamamız gerektiğini anlayalım'' deyip kardeşiyle beraber dışarı çıktı. Öbür yandan anneleri ile babaları, onlar yüzünden tartışa tartışa mezarlığa varmışlardı. Ariya başındaki şalı düzeltti. Kayınpederi ile konuşan amcasının yanına gidip elini öptü, halini hatırını sordu. Sonra ailenin kadınlarını teker teker gördü. Zin yengesine doğru yaklaşınca, mezarlık kapısından içeri giren tabutla beraber kadının kendini yerden yere vurmaya başladığını gördü. Başını ağır ağır salladı Ariya. Bu kadın Zin, tabuttaki Fevzi olsa bile yüreği sızlamıştı tanık olduğu görüntü yüzünden. Kardeşi Zerya, yanına yaklaşarak koluna dokundu ''abla görüyorsun değil mi Zin yengeyi? Baba kaybı ne demekmiş yeni anlıyor. Oysa biz..'' ''Biz acı ile kıvranırken o babamızın dolabını boşaltmıştı.'' ''Geçmiş zaman... unuttuk sanıyordum senin de içinde bir yerlerde kalmış. Bir haftadır hastane önünde yatıyor biliyor musun?'' ''Duydum... Allah sabır versin ne diyelim?'' Erkekler saf tutup mezarlığın boş tarafında cenaze namazını kıldılar. Oğulları Kemal ile Faruk kabre indiler. Agit ağa ile Diyar ağa da cenazeyi tabuttan çıkarıp indirdiler aşağı. Defin işi tamamlandıktan sonra ailenin erkekleri teker teker üstüne toprak attılar. Arjen de eniştesi Diyar' ın elindeki küreğe uzanıp ''ver bakalım damat bey bir kürekte ben atayım'' dedi. Diyar başını sallayıp verdi elindeki küreği. Arjen, küreği toprağın altına daldırırken ''ee Fevzi efendi, göçtün gittin bak! Ölüm sana uğramaz mı sanmıştın?'' diye kendi kendine mırıldandı. Ardından kabrin üstüne boşattı küreği, biraz daha yükseltti toprağı. Ahmet ağa ve köyün imamı mezar başında beklerken cenaze sahipleri ve yakın dostları hep beraber eve doğru gittiler. Memo ile Ahmet, Zin' in koluna girip arabaya kadar eşlik ettiler. Gelini Ayşe ise elinde bir şişe su ile peşinden koşturuyordu. Taziye evine vardıklarında vakit öğle saatlerini gösteriyordu o yüzden gelenlere yemek vermek gerekiyordu ve ilk yemeği Agit ağa verdi kayınpederi için. Zin, eve vardığında kendini toparlayıp ayağa kalktı, kendisini görmek için kadınların olduğu odanın kapısına gelen oğluyla kucaklaştı ''Mehmet' im, güzel yavrum neden daha erken gelmedin?'' ''Ancak anne, duyar duymaz geldim. Başın sağ olsun.'' ''Hepimizin oğlum!'' '' Biraz daha iyi misin? Kötü görünüyordun az önce.'' ''İyiyim iyi. Giden gitti ne çare? Erken gelseydin deden de doktorluğundan bir fayda bulurdu belki.'' Memo' nun kaşları havalandı '' anne, lütfen gerçekçi olalım dedem daha ne kadar yaşayabilirdi ki? Ama bir haftadır bitkisel hayattaymış, organlarını bağışlasaydınız bir sürü insana hayat verebilirdiniz.'' Zin, avucuyla dizine bir tane yapıştırıp şaklattı ardından ovdu ''Oğlum, adamı canlı canlı kesip biçtirecek miydik? Sen niye böyle oldun Memo'm?'' ''Anne bana öyle hitap etmenizi sevmiyorum.'' ''Ben de babamı canlı canlı biçmek istediğini duymak istemiyorum. Hadi git erkeklerin yanına otur. '' Memo, burada geçireceği zorlu birkaç günün farkındalığıyla ofladı. Ellerini kısa ve düz saçlarından geçirip geriye doğru yatırdı ''anne alınacak gücenecek bir şey yok. Böyle bakma benim yüzüme. Dedem zaten ölmüştü, geldiğimi göremez şimdi ben senin hatırın için geldim onca yolu. Sen de böyle yaparsan...'' ''Wıış! Korkarım dayınları görmedin.'' ''Görmez olur muyum anne? Elbette ikisini de gördüm baş sağlığı da diledim.'' Zin , yumruk yaptığı elini ağzına götürerek ''uuu! Onlara da böyle dedin mi? Dedemin ciğerini alsaydınız dedin mi?'' Memo, iki elini yüzüne kapayıp bekledi bir süre ve sonra elini yavaş yavaş indirirken '' el alem cesedini kadavra olarak bağışlıyor ben daha bizimkileri organ bağışına alıştırmaya çalışıyorum'' diye mırıldadı. ''Ne dedin oğlum?'' ''Hiç anne! Erkeklerin yanına geçiyorum ben var mı isteğin?'' Zin, oğlunun gözüne hasretle bakıp iç çekti ''Yok oğlum yok, yemek ye biraz bir deri bir kemik kalmışsın'' dedi. Memo başını sallayıp dışarı çıktı. Salonun ortasında oturan Senem, Ariya' ya doğru eğdi başını, kıstı gözünü giden gençten adamı gösterdi çenesiyle '' bu kim Ariya? Zin ağlaşıp duruyor baksana.'' ''Memo idi galiba abla. '' ''Hımm! Zin' in methettiği kadar varmış ama Hüseyin' im kadar olamaz.'' Ariya gülümsedi '' evet abla maşallah yakışıklı gençler oldular! O, hacı babaya benziyor. '' ''Babama da benziyor.... '' duraksadı biraz, Ariya' ya bakıp o da gülümsemeye çalıştı ''Kardeşlerdi onlar. Normal değil mi ikisini de andırması?'' ''Normaldir abla.... Hüseyin' i ara Ruken' i alsın da akşam bize gelsinler, beraber yemek yeriz.'' ''Sen akşam burada değil misin?'' ''Yok yeter abla yarın gelirim bir de mevlit günü kafi. Evde kızlar malum... '' Senem oturuşunu dikleştirip ''Arayayım hele o getirmese de Sidar alsın Ruken' i'' dedikten sonra telefonunu eline aldı ve yoğun konuşmanın olduğu odadan çıkıp avluya doğru yürüdü. Sessiz bir köşe buldu. Telefonu kulağına götürdü. Hüseyin, şehirden aldığı ilaç kutularını arabanın arkasına kendi eliyle yerleştirdi. Arabaya binerken ardından seslenen dükkan sahibine doğru elini kaldırıp ''eyvallah!'' dedi. Bu yeni aldığı ilaç atın bacağına iyi gelecekti. Gelmeliydi! Daldığı düşüncelerden çalan telefonunun sesiyle sıyrıldı. Kolunu öne doğru uzatıp bir tuşa bastı. ''Efendim anne?'' Oğlunu yumuşatmak için ''oğlum bitirdin mi işini?'' diye soran kadının sesi  yankılandı arabada. ''Yok anne benim işim biter mi?'' ''Yorma kendini, yorma oğlum, diyorum sana. '' ''Tamam yormam anne. Bunu söylemek için aramadın değil mi?'' ''Yok. Senden bir şey isteyeceğim.'' ''Gelip seni almamı mı istiyorsun?'' ''Yok oğlum. Hem ben taziyedeyim evde değil.'' Hüseyin başını arkasındaki koltuğa dayayıp biraz öne kaydırdı kendini ''Muhtar mı öldü?'' ''He muhtar öldü bende dayınlarla oraya geldim. Biliyorsun Zin teyzen...'' ''Biliyorum Zin teyze senin arkadaşın anne. Hazzetmiyorum o kadından sen de bunu biliyorsun değil mi?'' Annesi, etrafını kontrol etti birileri duyar mı acaba diye gerildi ''oğlum, kadın evinde işinde ne işin olur da sevmiyorum diyorsun?'' ''Adı geçince, beni arabaya almayışı geliyor aklıma. Kandırıp indirmeye çalışması sonra o korkunç kadına götürmesi...'' ''Hüseyin oğlum bırak geçmişi hele akşam Ruken' i al dayınlara gelin.'' Hüseyin yanaklarını şişirerek oflarken başını geriye attı ''Kocaya verdik yine kurtulamadık! Adam neye yarıyor getirsin işte. Benim işim var hiç uğraştırma beni böyle şeylerle.'' ''Sende haklısın biliyorum ama kocası çalışıyor bir iki gün evde değil kız hamile yazıktır.'' Duyduklarıyla Hüseyin' in kaşları çatıldı '' hamile karısını bırakıp gitmiş sende bana şimdi söylüyorsun öyle mi? '' ''Hüseyin, bir şey yok vazgeçtim, baban alır kardeşini sende yemeğe gel tamam mı?'' ''Bakarım anne bakarım. Bu atladığın konuyu da konuşacağız. '' Annesi  pişman olmuş bir şekilde telefonunu kapatıp salona döndü. Ariya görümcesinin yüzündeki değişimi hemen fark etti ama ortam uygun olmadığı için kurcalamak istemedi. Akşama doğru taziye evinden ayrılan Eroğlu ailesi bir daha geleceklerinin sinyallerini verdiler, bu yüzden tamamen vedalaşmadılar. Ariya kendisini uğurlayan kardeşine dönüp '' sizler de akşam yemeğe gelseydiniz iyi olurdu ama ...'' Zerya, yüzünü buruşturup gülümsedi ''ama Fevzi amca benim iki defa akrabam.'' ''Aynen öyle! Hadi yarın görüşürüz.'' ''Görüşürüz de izin almadım işten, bakalım müdür ne sıkıntı çıkaracak bana?'' ''Bir şey yapamaz! '' ''Tabi sen Xanımsın kimse sana bir şey yapamaz. Ben gariban bir öğretmen...'' ''Zevzek, öğrenci yok nasılsa...Zin bize pis pis bakıyor hadi içeri git.'' Gelin görümce eve varır varmaz hemen kolları sıvayıp yemeğe giriştiler , onlar tandır ile mutfak arasında mekik dokurken Hüseyin ile ablası Ruken yan yana avlunun büyük kapısından içeri girdiler.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE