YİĞİT
‘’N’oldu lan az önce öyle?’’ diye soran Mert’ti. Bense endişeliydim şimdi.
‘’Bu kızlar nasıl bir belaya bulaştığını bilmiyor,’’ dedi Yusuf, onun da sesinde endişe gizliydi benim gibi.
‘’Aynen,’’ diyerek onayladım. ‘’N’apacağız oğlum? Kızlar polise gitmeden o telefonu almamız lazım,’’ diye devam ettim.
‘’Evet abi ya, giderse bittim lan. Bir de Mert öldürdü siz de koruyorsunuz diyor anasını satayım.’’ Mert panikte bir numaraydı ama onun derdi daha başkaydı tabii.
‘’Ulan kız üçümüzü görüp beni nasıl tek katil ilan edebilir?’’ sesi cidden inanamadığını haykırıyordu.
‘’Oğlum bir dur sen de amına koyayım, kız dedi diye katil olmadın herhâlde coşma ikide bir,’’ diye hiddetlenen Yusuf’tu, ki benim de içimden geçenleri dile getirmişti.
‘’Lan bir ben mi durumun farkındayım?’’ diyerek bir de eliyle kendi göğsüne baskı yapıyordu kendini göstererek. ‘’Ses kayıtları bile var deliricem lan, çeteye bak!’’ Sesindeki hayret ve isyan aramıza yeni bir kişi olarak katılmıştı amına koyim.
‘’Gören prenses sanar, uğraştıklarına bak, hayır gidin Gratise mıratise amına koyim, git ruj muj al kendine onların fotoğrafını çek story at. Bizim peşimizde dolanıp cinayete tanık olmak ne?’’
Susmuyordu puşt. Mert’i an itibariyle kaybettik arkadaşlar.
Bir tane geçirdim ensesine. ‘’Sus lan, anladık.’’
Yusuf düşünceli bir şekilde sabahtan beri yaptığı gibi dönüp cama bakmaya devam etti. Umursamaz gibi görünüyor ama Yaren işin içindeyse hepimizden fazla umursadığını biliyordum. Bu işi nasıl çözeriz diye düşündüğüne bahse vardım yani. Mert homurdanarak söylenedururken bende sırama geçip yüzümü sıvazladım.
İçim içimi yemedi değil. İnşallah başlarını belaya sokmazlardı. Gerçi ben izin vermezdim. Ne yapıp edip o telefonu da alacaktım zaten.
Ulan hiç anlamıyorum, biz birden bu duruma nasıl düştüysek amına koyayım? Hayır, her şey iyiydi, güzeldi. Bu kız birden nasıl diklendi şaşkınlığımı atamıyorum anasını satayım. Kaç gündür halbuki melek olmuştu bana karşı. Gerçi bende biraz bokunu çıkarmıştım şimdi. Ama ne dersem her şeye evet diyen Güneş’e bir tav olmadım değil. Sonra nasıl olduysa olan olmayan her şeyi isterken buluyordum kendimi. Benimle ne paylaştıysa hepsini saklıyorum. Bazen onlara dalıp giderken buluyorum kendimi ve hemen tokatı basıyorum tabii. Ulan ben çok pis göte geldim ha bir şeyler oluyordu lan bana.
Güneş’in bizi polise giderim tehdidinden sonra üstüne bir süre geçmiş okulda normal günlerimize dönmüştük. Gerçi ben öyle zannetmiştim. O günden sonra Güneş bizimle bil hassa benimle uğraşmaya kötü kötü bakışlar atmaya devam etti. Bir şey istemeye de çekindim artık. Ona bakıp bir şey diyecek olduğumda bana seni bitiririm bakışları attığından sinir oluyordum. Okul bahçesinde bazen göz göze geliyorduk elini kaldırıp boynuna götürüp seni kesicem bakışları atıyordu bana. Ulan ne zaman görsem bir öldürecek kesecek bakışlarından vazgeçmiyordu anasını satayım. N’olduysa bu tatlı kıza valla anlamadım. Bizi cinayet zanlısı yerine koyduğundan beri bir değişti, manyaklaştı. Ulan kızın da ayarlarını bozduk.
Sanki devran tersine dönmüş gibi hissediyorum. Ne desem tamam diyen Güneş’ten sizi kesicem diyen Güneş’ e evrildik. Ah ne güzeldi o günler ama ne kısaydı aynı zamanda. Onunla uğraşmak inanılmaz haz veriyordu bana. Bu zamana kadar pek uysal değildi bana karşı, hatta hep diklenir tartışırdık. Ama ne olduysa ne desem tamam deyip duruyor hiç karşı çıkmıyordu. Bazen de sırf itliğine tamam lafını duymak için götümden element uydurup istiyordum.
Fakat o Güneş çok kısa sürmüştü. Şimdi elindeki kanıtlarla bizi tehdit ediyor nerde görse yaktım sizi bakışları atıyordu. Üstüne gidecek olduğumda telefonu gösterip polise giderim, eğer gitmemi istemiyorsanız her şeyi anlatacaksınız diyordu. Bir de bana işaret parmağını sallıyor kötü kötü bakmaya çalışıyordu. 1.70 boyu var türlü türlü huyu var nazına yandığım.
Ulan bir de boncuk boncuk gözleriyle bakmıyor mu çipil çipil. Sinirlenince de ayrı bi hoş hatun şimdi. Ne diyorum lan ben. Ayarlarım bozuldu gene. Arada çekmiyorum ben.
Kendi başını belaya sokacak deli karı. Zaten biz battık bir boka onu korumaya çalışıyorum da yok inadına yandığım bırakmıyordu mevzuyu.
Ne de güzeldi okulun açıldığı ilk günler. Sıraya sığamadığımdan epeyce bir yer kapladığım için incecik bedeniyle emanet gibi oturmuştu o gün yanıma. Gerçi o gün biraz tuhaftı, bakışı konuşması. Bende rüyanın etkisiyle pek bir huysuzdum. Kader mi neydi amına koyim yaşadığım, kızı rüyamda görüyorum hop sonra sıra arkadaşım oluveriyor. Hey Allah’ım bir de aramıza çanta koymuştu. İstemsizce onu hatırladıkça sırıtmama engel olamıyorum. İçimdeki öküze dur diyemediğimden huysuzca saydırmıştım kıza.
‘’Kızım n’apiyorsun?! Ulan zaten sığamıyorum siktiğimin sırasına iyice daraltıyorsun yerimi,’’ diye yine öküz modumda söyleniyordum.
‘’Ay ne kötü kötü konuştun ya,’’ dedi ince sesiyle. Bu kız nazlı nazlı mı konuşuyor ulan bana mı öyle geliyor? Yok lan saçmalama. Rüyamdaki gibi kırmızı kırmızı dudakları… Ne diyorum lan ben? İç sesime koyacam şimdi ha!
Biz onunla birkaç hafta tartışıp durduk ama ne desem karşı çıkmayıp uysal davranmasından inanılmaz zevk yaşamıştım. Şimdi canıma yettiniz diye gelip bir de bizi tehdit etmişti. Ulan amına koyim ben nasıl koruyacaktım bu kızı zaten battık bir boka daha kendi kafamızı kurtaramıyorduk be!
Tehdidinin üstünden birkaç gün geçtikten sonra şimdi teneffüste bizimkilerle bu durumu istişare yapıyorduk.
Yusuf yine sigarasıyla dans ediyor nazlı nazlı dumanlarını havada şekiller oluşturarak üflüyordu. Ulan canımı çektirdi yine pezevenk ki ben sigara içmezdim.
‘’Canım nikotin çekti,’’ dedim Yusuf’a bakıp, ‘’Bir dal versene puşt.’’ Normal konuşmamız buydu bizim. Yusuf ise bana tek kaşını kaldırıp baktı sadece.
‘’O ne lan uyuşturucu gibi, eroin mi bu pezevenk?’’ diyen Mert’ti. Ona gözlerimi devirdim.
Yusuf, ‘’Olmaz sen sporcu adamsın,’’ dedi. Sporcu adam mı? Bu nasıl cevap amına koyim. Sanki bir tek ben sporcuyum!
‘’Ulan puşt sen nesin terzi mi?’’
‘’İlk kez alkol aldığında bir kadehte nevrin döndü pezevenk, ben senin gibi narin miyim?’’ diyen Yusuf çok gıcıktı şu an. Ama haklıydı puşt. Yine de gözümün önünde böyle içmesin lan.
‘’Oğlum onu bunu bırakın da biz bu Güneşten o telefonu nasıl alacaz ya,’’ diye endişeli sesiyle girdi Mert. Daha önemli meselelerimiz varken sigara mevzusunu siklemedi haliyle. Haklı.
‘’Yaren de karışmış birde,’’ diyen Yusuf’a dönüp baktık bir süre. Bir süredir adını ağzından duymamıştık. Malum şeyden beri. Adı lazım değil anamayacağım şimdi ondandır şaşkınlığımız.
Yusuf takılıp kaldığımızı görünce devam etti. ‘’Oğlum ne bakıyorsunuz ikisi de burnunu sokmuş mecbur korumamız lazım kızları.’’
‘’Aynen abi,’’ dedim kafamı sallayarak. ‘’Kızları bulaştırmadan kanıtları yok etmemiz lazım.’’ Gözümün önüne Güneş’in halleri düşünce sırıtarak devam ettim. ‘’Hayır, inadına yandığım bir de beni nerde görse tehdit ediyor.’’
‘’Ne gülüyorsun lan pezevenk,’’ diye atarlandı Mert, ‘’Kız bizi katil bellemiş ulan, bir de benim üstüme oynuyor neymiş ben öldürmüşüm siz beni koruyormuşsunuz. Senaryoya bak!,’’ Hayretle çıkan sesine gözlerini belertmesi eşlik ediyordu, söylenmesine sıçtığımın puştu. Neyse. Dellendim gene kendi içimde.
Ensesine patlattım. ‘’Çok konuşma lan.’’
Bir yandan da sırıtıyorum. Hakikaten Güneş senaryo yazmıştı. Deli bir kızdı lan. Ama seksi bir deli. Sarı saçları adı gibiydi. Badem gözlerini iri iri açınca ayrı bir güzel, öfkeli olunca ayrı hoş oluyordu. Işık saçıyordu yeminle. Işığında yanm-
Oha!
Düşüncelerim yine kaymaya başladı. Tövbe estağfurullah. Allah’ım neler diyorum ben. Ben değil içimdeki hayvan diyordur. Benimle ilgisi yok. Olamaz.
Boğamızı temizledim hemen kendime gelmek için. Gıcık varmış gibi de bir iki öksürüp kafamı salladım ayılayım diye. Rüyadan beridir ben iyi değilim lan. Bir doktora gözüksem iyi olacak kanımca.
Zil sesini duymamızla beraber sınıflara yol aldık. Bu ders beden olduğu için çantaları kaptığımız gibi salona soyunma odalarına geçtik. Üstümüzü değiştirdikten sonra zaten çok geçmemiş derse başlamıştık. Ders başladığında önce klasik ısınma hareketlerinden sonra hoca bizi serbest bırakmıştı. Fakat ısınma hareketlerini bir çember oluşturarak sınıfça beraber yapıyorduk böylelikle birbirimizi görüyorduk. Güneş benim karşımdaydı. Kollarımızı gerdiğimizde yine yeşilleriyle beni bitirmek için bakıyordu. Ne kadar güzel olduğunun farkında mıydı? Ben de onu sinir etmek için çapkınca sırıtıp bir de göz kırptım. Gözleri bir irileşti hemen kendini toplayıp yine benim içimde volkanlar çıkartan bakışlarını atmaya başladı. Bir de elini boğazına atıp kesiyormuş gibi yapıyordu. Şu hareketi beni nerde görse yapmaya başlamıştı. Korktuğumu sanıyordu değil mi?.. Ah korkmak isterdim ama alt taraflarımla bir şeyler oluyor şimdi açıklamak istemiyorum.
‘’Başımıza bela oldu yeminle,’’ diye yanımdan konuştu Mert. Onun da gözleri kızların üzerindeydi ama derdi farklı puştun. Nasıl kurtulacak onun hesabını yapıyor.
Yusuf, ‘’Hiç çaktırmıyor Yaren,’’ diye dalmış gibi konuştu birden. Kafamızı ona çevirince kendi kendine daldığını anlamıştım.
‘’Güneş yeterince belli ediyor abi ona sıra gelmemiştir,’’ diye huysuzca söylendim. Ama sırıtmamak için de yanağımın iç kısmını ısırıyordum. Güneş bu halleriyle çok sevimliydi lan. Keşke tehlikeli bir işe bulaşmasaydı tabii bak yine hatırladım canım sıkıldı.
Hareketler bittikten sonra hoca bizi salmıştı ve çoğu arkadaşımız yine testlerine gömülmüştü. Ben ve basket arkadaşlarım yine sahada yerimizi almıştık. Arada gözüm Güneş’e değiyor Yarenle ve diğer kızlarla bir şeyler konuşup gülüştüğünü görüyordum. Basket atar atmaz yine kafamı çevirmiş ona bakmıştım. Bu kez onun da gözleri bendeydi. Göz göze gelince bir afallar gibi oldu ama sonra ne hatırladıysa yine seni yaktım der gibi bakmaya başladı. ‘’Ulan,’’ diye homurdanıp, çenemi kastım sırıtmama engel olmak için. Yeşil gözleri silah olsa kurşunlar dizecekti bana yeşiline kurban olduğum.
Lan!
Niye kurban oluyorum lan ben! Oğlum Yiğit bakma lan şu kıza bakma oğlum. Çek lan gözünü. Çeksene. Lan hiç kendimi dinlemiyorum ben ha. Neyse ki Güneş benden önce davranıp göz temasını kesti. Yine arkadaşlarına gülücük saçarken bende kafama yediğim topla refleksle döndüm arkama.
‘’Ağzına sıçayım kim attı lan onu?’’ diye elim kafamda bizimkilere deli bakışlar atıyorum. Puşt Mert bana bakıp sırıtıyor bir de. ‘’Ulan pezevenk, sıçtım ağzına,’’ diye rövanşımı yaptım hemen. Üzerine atladığım gibi boynundan yakalayıp asıldım. Tek kolumla boynunu sarıp bastırıyordum. Puşt hala kahkaha atıyordu. Ben onunla boğuşadururken içimdeki hayvan da bana giydiriyordu.
Sıyırdık biz Yiğit. Acilinden bir psikiyatr falan bul. Ne zaman kızı görsen ağzı açık ayran budalası kesiliyorsun. Beynimize oksijen gitmiyor lan. Senin oğlan da pek yerinde durmuyor benden söylemesi. Bu rüyalar senin sonun olacak bak. Kaç kere diyelim puşt, rüyayla gerçeği ayırt et artık!
Ders bitip herkes soyunma odalarına geçince bende üstümü değiştirdim. Sonra topları toparlayıp sahayı düzenledik çocuklarla. Elimi yüzümü yıkamak için tuvalete giderken Güneşi gördüm. Tek başınaydı. Ve hemen kızlara ait olan soyunma odasına girdi. Ne hikmetse peşinden giderken buldum kendimi ve birden daldım odaya. Gerçi ne hikmeti olacak ders boyunca deli etti durdu beni. Kapıyı kapatıp ona dönünce, ‘’Siktir,’’ derken buldum kendimi.
‘’Yaa,’’ diye tiz bir çığlık atan Güneş sütyenle karşımda olunca ben de çığlık atmak istedim yalan değil. Ama benden böyle çığlık çıkmaz. Büyük ihtimal höykürürdüm de şu an dilim tutulmuş olabilir. Sol göğsünün üstünde ben mi var lan. Ha siktir!
Gözlerimi alamayınca tabii üstünü elindeki hırkasıyla kapattı.
‘’Sapık mısın be sen, ne dalıyorsun odaya, kızlara ait burası,’’ diye öfkeyle soludu bana.
Ulan harbiden ben niye girmiştim? Ona belli etmemeye çalışarak aklıma geleni söyledim.
‘’Telefonunu almaya geldim.’’
‘’Pışık, oldu canım veririm ben sana telefonumu başka bir ihtiyacın var mıydı?’’ diye beni alaya alan Güneş’e pek odaklanamıyordum doğrusu. Kendisini kapatmaya çalışsa da narin omuzlarını görüyorum ve bu bana pek iyi gelmiyor.
‘’Kızım,’’ deyip durakladım, yüzümü sıvazlayıp kendime gelmeye çalıştım. ‘’Bu işe bulaşma.’’
Ona uyarıcı ses tonuyla konuşsam da lan bana bir şey oluyordu. Odada yalnızız ve Güneş’in üstünde sütyen altında kısa etek forması var. Lanet çorapta yine bacaklarını sarmış. Siktir üstüne siktir! Bana bi alttan alttan sıcaklık basıyor oğlum n’oluyoruz lan!
‘’Vermicem işte,’’ dedi Güneş küçük burnunu kaldırmış bana meydan okuyan bakışlarla bakıyordu. ‘’Eninde sonunda cezanızı çekeceksiniz biliyorsunuz değil mi?’’ O bana söylenedururken ben ona yaklaştığımın ve burnunun dibine girdiğimin pek bilince değilim arkadaşlar elimde olmadan çekiliyorum şu an.
Ve galiba Güneş’te pek farkında değil ki bana diklenicem diye ayaklarının ucuna basıp boyuma yetişmeye çalışıyor ve ters ters bakıyordu.
Elinde tuttuğu hırka pek bir şeyini kapatamıyordu doğrusu. Sporcu atleti olduğunu düşündüğüm küçücük yarım kumaştan olan sütyenden sebep dolgun göğüsleri alenen karşımdaydı. Ve ben onlara dokunmak istiyorum. Oğlum inşallah şu an erkeklik mevzusu yüzünden böyle istiyorumdur ha, yoksa bunu kendime açıklayamam.
Ben şu an ne yaptığımı bilmiyorum abi. Yoksa neden onun kolundan tutup kendime çekeyim yetmesin bir de belinden sarılıp iyice kendime yaslayayım ki.
‘’Ay,’’ diyen çığlığıyla elindekini de düşürdü ve hepten üryan kaldı kollarımda. ‘’Siktir!’’ diye fısıldayan sesim kulaklarıma pek net düşmüyordu açıkçası. Güneş bana kızgınca bakıyor ama nefesini şu an da hiddetle alıp verdiğinden göğsü göğsüme çarpıyordu. Üstümdeki ince kumaştan onun tenine dokunmasam da hissediyordum işte. Hissetmek beni öldürüyordu.
Arkasındaki duvara ittirip yasladım onu. Hala bir kolumla belinden sarılıyordum. Boyuma yetişemediğinden parmak uçlarına basıyordu ki ben onu kaldırmıştım zaten. Ona doğru eğildim ve yüzümü yüzüne yaklaştırdım. Artık nefeslerimiz birbirine karışıyordu. Sağ elimle yüzünü sever gibi okşadım ve gözüne düşen bir tutam saçını kulağının arkasına attım.
Bana şaşkınca bakıyordu şimdi. ‘’Yiğit,’’ diye sonunda sesini bulmuş gibi fısıldayan Güneş sanırım titriyordu. Alnımı alnına yasladım gayri ihtiyari. ‘’Güneş,’’ dedim bende onun gibi fısıldayarak. Sesimde arzunun kol gezdiği anlaşılıyor muydu bilmiyorum ama içimde bir şeyler ona doğru yol olmuş akıyordu onu biliyordum işte.
‘’N’apıyorsun Yiğit?’’ derken kollarımdan çıkmak istedi ama daha sıkı sarıldım. Farkında mıydı bilmiyorum ama sağ koluma tırnaklarını geçirmiş, sanki düşmemek için sıkı sıkı tutunuyordu. Diğer eli göğsümde, kalbimin atışları eline vuruyordu.
Gözlerimi kapayıp kokusunu derince içime çektim. Alnımı alnına bastırıyor tenini kokluyordum. ‘’Bırak beni,’’ diyen sesi çok güçlü değildi. Şu an ne oluyordu bilmiyorum ama hiç bırakasım yoktu ulan!..
‘’Bırakamıyorum,’’ dedim kendimden geçtiğim belli sarhoş gibiyim.
‘’Şikayet etmeyeyim diye yapıyorsan çok geç çünkü be-‘’ derken dudaklarımla susturdum onu.
Tatlı nefesi yüzüme çarptıkça aklımı kaybettiğimden yaptım büyük ihtimal. Kulaklarım uğuldadığından ne dediğini pek anlayamamıştım zaten. Sadece bir açılıp kapanan dudaklarının tadına bakmak istedim. Tıpkı rüyamdaki gibi öptüm onu. Lanet olsun. Bırakmak istemiyordum. Kendime iyice bastırdım, ağzımın içinde boğuk inlemeleri kayboluyordu. Bende büyük ihtimal sesler çıkarıyordum ama aldığım zevkten başım döndüğü için algım yok olmuştu. Tek odaklandığım ve hissettiğim şey Güneş’in dolgun, yumuşacık dudaklarıydı.