SEVDA ESİRİ 8. BÖLÜM

2748 Kelimeler
Başlamadan evvel herkes buraya bir kelebek kondurabilir mi? 🦋 Esma üstünde olan ağır gelinliğe rağmen hamama girmeyi başarmış ve kapısını kapatmıştı. Yanlış mı yapmıştı bilmiyordu, lakin o an içinden geleni yapmış ve şimdi de burada idi. Bir miktar pişmanlık yaşıyordu genç kız amma Ömer bunu hak etmişti hiç şüphesiz. Çünkü onu gerdek gecesinde bekletmişti. Nerede görülmüştü damadın gelini gerdek gecesinde beklettiği?! Ondan sebep Esma içini rahatlatmak amacı ile bunu düşünmeyi bırakmış ve saçlarını açmaya girişmişti. Lakin genç kız bunu kendisi yapmak istemiyordu. Her eylem ile Ömer ilgilensin istiyordu ve hep öyle de hayal etmişti. Kararsız kalsa da yine içinden geleni yapmak istiyordu genç kız. Kapattığı kapıyı açmış ve odaya bakmıştı. Ömer öylece bıraktığı gibi bekliyordu. Dedikleri fazlası ile dokunmuş olmalı idi. Dudaklarını ısırıp gülümsedi Esma. "Ömer?" diye seslendi ve Ömer'in şoktan çıkmasına vesile oldu genç kız. Ömer derhal karısına döndü ve ona beklenti ile bakmaya başladı. Zalımın gardaşı niçin bu kadar güzeldi ki?! Ömer'in usunu başından alıyordu hiç şüphesiz. "Efendim Ömer'in cananı?" Kocasının dediği kelamlar Esma'nın adeta şeker gibi erimesine neden olmuştu. Böyle devam eder ise Esma katiyen genç adamı süründürme planlarını kafasından atacaktı. Esma, "Saçlarımı açamıyorum, erimin yardımı gerek." dedi nazlı bir biçimde. Ömer, "Ah o erim diyen dillerini yer sonra da üstüne seni yerim!" dedi ve karısının yanına gitti derhal. Burnuna dolan koku Ömer'in mest olmasına vesile olmuştu. Her şeyi gibi kokusu da çok güzeldi bu kızın. Kıkırdayan Esma, Ömer'in böyle konuşması ile içinin hoş olduğunu hissetti. Şüphesiz seviyordu Ömer'in her halini. Birlikte küçük hamama girmiş ve Ömer karısının saçlarını açmaya girişmişti. Genç adamın elleri titriyordu şüphesiz ancak yine de işini yapmaya gayret ediyordu. Esma'nın yumuşak ve ipek gibi saçları vardı. Ömer dokundukça dokunmak ve başını bu saçlara gömmek istiyordu. Açtığı tokaları en nihayetinde bitirmiş ve karısına bakmıştı genç adam. "İşte bu kadar! Erin bitirdi tokaları." "Gelinliği de açman lazım." diyen Esma ile Ömer'in kalbi durmak üzere idi. Ömer bunu nasıl yapacaktı ki?! Mümkünatı yoktu genç adam kalpten giderdi. "G... Gelinlik mi?" diye sordu yoğun bakan gözleri ile. Esma ardını dönüp, "Evet erim, gelinliğimin iplerini de çözmen lazım." diye konuştu. Şüphesiz genç kızda çok heyecanlı idi, lakin Ömer'in bu kal gelmiş halleri ile de eğleniyordu. Üst üste sert bir şekilde yutkundu Ömer ve ellerini kaldırıp gelinliğin iplerine koydu. Bu kadar heyecanlanacağını katiyen düşünmüyordu genç adam amma velakin görünen oydu ki, Esma feleğini şaşırtacaktı onun. İpleri yarısına değin çözmeyi başarmıştı Ömer, lakin terden de ıpıslak olmuştu. Çünkü açtıkça Esma'nın pürüzsüz sırtı açığa çıkıyor ve Ömer'in bedenini amansız bir ateş basıyordu. Alnında ki teri silip, derin bir nefes aldı genç adam. Biraz olsun iyi hissediyordu lakin yine de çok zor bir durumda idi. Dakikalar sonra en nihayetinde ipleri çözmeyi bitirmiş ve rahat bir nefes almıştı Ömer. "Bitti." diye fısıldadı ve Esma'nın saçlarına yaklaşmaya başladı genç adam. Esma da zor bir durumda idi. Çünkü Ömer'in tenine değen elleri genç kızın süründürme planlarını bertaraf etmeye başlamıştı. Burnunu karısının saçlarına gömüp, derin derin nefes alıp vermeye başladı Ömer. "Çok... Çok güzel kokuyorsun..." "Öyle mi?" diye sordu ve yavaşça Ömer'e döndü Esma. "Öyle, Allah'ıma Kuran'ıma öyle." Güldü Esma Ömer'in dedikleri ile. "Böyle gülme insafsızın bacısı. Yüreğim yerinden çıkacak sanıyorum." "Benim için atan yüreğine bir şey olmasın sakın Ömer'im. Gülmeyi bırakırım gerekirse." "Yok o da olmaz! Gül amma sade erinin yanında böyle gül. Emi canımın canı?" diyen Ömer genç kızın yüzünü avuçlarına almış ve öyle konuşmuştu. Bir müddet boyunca öyle kalan genç çift en nihayetinde Esma'nın üşümesi ile birlikte birbirlerine bakmayı bırakmıştı. Esma Ömer'den biraz uzaklaşıp, "Ben yıkanayım, sonra da sen gelip yıkanırsın." diye konuştu. Ömer bunu istemiyordu katiyen. Genç adam karısını kendi elleri ile yıkamak ve doyasıya ona dokunmak istiyor, lakin bunu dile getiremiyordu. Elini saçlarına koydu ve karıştırdı dağınık saçlarını. "O vakit bende diğer hamamda yıkanırım. Sen rahat ol." demiş ve Esma'nın bir şey demesini beklemeden derhal hamamdan çıkmıştı. Çünkü çıkmasa biliyordu ki artık dayanamaz kapanıverirdi karısının kiraz dudaklarına. Hamamdan çıktığı gibi, odadan da çıkmış ve evde bulunan diğer hamama girmişti Ömer. Öte yandan Yaradan'dan da sabır dileniyordu genç adam. Çünkü Esma onu çok zorlayacaktı bu apaçık belli idi. Esma çıkan adamdan sonra üstünde ki gelinliği çıkarmış ve kenara koymuştu. Üstünde olan çamaşırları çıkarmadan evvel de sıcak suyu ayarlamış ve kovaya dolmasına sebep olmuştu. Onlarda olduğu gibi Tahir Bey de evine sıcak su tesisatı yaptırmıştı. Sıcak su dolar iken o da üstünde ki çamaşırları çıkarmış ve nihayetinde yıkanmaya başlamıştı. Genç kız sıcak su ile yorgun bedeninin rahatladığını hissediyor ve bu oldukça hoşuna gidiyordu. Hamama konan havlu ile üryan bedenini sardı ve saçlarını da başka bir havlu ile kurulamaya başladı genç kız. Kurutma işi bitince de unuttuğu şey dank etti usuna. Giyecek hiçbir kıyafet almamıştı yanına. Bu halde nasıl odaya girecekti ki?! Esma kara kara düşünür iken, Ömer de aynı durumda idi. Genç adam belinde havlu ile öylece bekliyordu. Kıyafet almak katiyen usuna gelmemişti. Bu halde odaya girerse Esma'nın ne düşüneceğini bilemiyordu doğrusu. Böyle olmayacağının bilincine varıp en nihayetinde hamamdan çıktı Ömer. Odalarının kapısına geldi ve kapıyı tıklattı. Ancak içerden ses gelmemişti. Ömer karısının halen hamamdan çıkmadığını düşünüp, kapıyı açtı ve içeri girdi. Girmesi ve gördükleri ile de çok sert bir biçimde yutkundu genç adam. Bu sırada Esma da üstünde ki kısacık havlu ile hamamdan çıkmaya hazırlanıyordu. İçeri seslenmiş ve ses gelmeyince hamamdan çıkmaya karar vermişti genç kız. Amma velakin iki gencin de hiç beklemedikleri bir hadise olmuştu. İkisi de aynı anda birbirlerini yarı üryan görmüş ve bunu katiyen düşünmemişlerdi. "Ayy Ömer!" Esma küçük bir çığlık attı ve derhal hamama geri girdi. "Allah kahretmesin seni Esma! Nasıl çıktın böyle adamın karşısına. Artık adamı tutabilene aşk olsun!" diye kendi kendine kelamlar ediyordu. Ömer ise halen gördüklerinin etkisinde idi. Esma'nın ıslak saçları, uzun ve düzgün bacakları, havludan dahi belli olan dolgun dik göğüsleri... Ahh Ömer kafayı yiyecekti neredeyse. Kafasını iki yana sallayıp, içeri girdi ve kapıyı kapattı genç adam. Gergin bir şekilde dolaptan kıyafetlerini aldı ve hamam kapısına doğru yürümeye başladı. "Esma ben içerde ki odada giyineceğim. Sende çık giyin, üşütme o halin ile." demiş ve odadan çıkmıştı. Doğrusu Ömer alınmıştı karısına. Çünkü Esma onu görünce sanki yabancı bir adam görmüş gibi tepki vermişti. Bu da Ömer'e dokunmuştu hali ile. Esma Ömer'in dedikleri ile kendine sövmeyi bırakmış ve nihayetinde yanlış yaptığının bilincine varmıştı. Öyle yapmamalı idi, lakin Esma hayatında ilk defa üryan bir erkek görüyordu ve hazırlıksız da yakalandığı için bu tepkiyi vermişti. Hamamın kapısını yavaşça açıp içeriye baktı genç kız ve Ömer'in odada olmadığını gördü. Hamamdan çıkıp, odaya girdi ve dolaba doğru yürüdü. Alelacele ile önceden hazırladığı geceliğini almış ve derhal üstüne geçirmişti Esma. Giyindikten sonra rahat bir nefes almıştı genç kız. Yatağa oturup Ömer'i beklemeye başladı bu sefer. Süründürme fikri, genç adamı o halde gördükten sonra uçup gitmişti Esma'nın usundan. Kesinlikle bunu ne kendine, ne de Ömer'e yapmayacaktı. Olması gereken olacak ve bu gece Ömer'in kadını olacaktı Esma. Genç kız üstünde olan iddialı geceliği ile kocasını bekler iken, Ömer de dışarı çıkmış ve sigara tüttürmekte idi. Esma'nın hal ve tavrı sanki onu istemiyormuş gibi idi. Ömer böyle hissetmişti doğrusu. Lakin yine de usu almıyordu genç adamın. Esma niçin böyle yapmıştı ki?! Bir müddet sonra en nihayetinde içeri girmeye karar kılan Ömer, odasına doğru yürümeye başladı. İçeri girince ne yapacağını bilemiyordu doğrusu ancak Esma'nın yapacağı eyleme göre davranacaktı. Kapıyı açıp usulca içeri girdi genç adam. Ancak görmeyi beklemediği bir şeyle karşılaştı. Dışarıda fazlaca kalmış olmalı ki, Esma onu beklerken uyuyakalmıştı. Genç kız üstü açık bir şekilde uyuyordu. Gülümsedi Ömer ve yatağın diğer tarafında kalan örtüsünü açtı. İçinden sabır dilenip, karısına doğru yürüdü. Oda loş bir aydınlıkta olsa da Esma'nın giymiş olduğu bordo geceliği pek gayet iyi görüyordu. Gecelik haddinden fazla da kısaydı. Ancak Ömer bunu düşünmeyi bırakmalı ve karısını yatağa yatırmalı idi. Esma'nın bedenini kolaylıkla kucağına almış ve açtığı yatağa bırakmıştı Ömer. Genç kız çok hafifti. Ömer ona tez vakitte kilo aldırmayı usuna yazmıştı. Esma'nın üstünü örteceği vakit genç kız ellerinden tuttu. "Ömer... Ömer'im..." diye mırıldandığını işitti Ömer. Karısına baktı Ömer ve onun uyuduğunu gördü. Demek ki uykusunda konuşuyordu güzel karısı. Genç kızın elini öpüp, bıraktı ve kendi de yatağa girdi. Esma'yı deli gibi kollarına almayı ve ona sıkıca sarılmayı arzu ediyordu genç adam. Buna da daha fazla dayanamadı ve Esma'yı usulca kollarına aldı. İçi huzurla dolmuştu sanki Ömer'in. O kadar güzel hissediyordu ki, bunu kelamlarla dile getiremezdi katiyen. Huzur dolu bir şekilde, Yaradan'a şükür etmiş ve yeni güne uyanmak için gözlerini yummuştu genç adam. ♤♧♤ Sabah horozların ötüşü ile gözlerini ilk açan Esma oldu. Erken kalkmaya alıştıktı genç kız ve yine olduğu gibi erken uyanmıştı. Lakin bu yatak hep yattığı yatak değildi. Esma bir an nerede olduğunu anlamasa da, daha sonra usuna gelenlerle anımsadı her şeyi. Sevdiği adamla evlenmiş ve kendi odalarında idiler. Esma'nın fark ettiği başka bir unsur da vardı. O da Ömer'in kollarının arasında olduğu idi. Ömer sanki kaçacakmış gibi sıkı sıkıya sarılmıştı ona. Ki bu onların ilk sarılmaları dahi olabilirdi. Çünkü Esma'nın Seyyid Ali gibi bir ağabeyi vardı ve bu ağabey Ömer'e eziyet etmeye ant içmiş gibi idi. Kati suretle onların yalnız kalmalarına müsaade etmemişti. Hali ile de ilk yakınlıkları bu olmuştu. Genç kız yüz yüze olduğu kocasının yüzünü daha iyi görebilmek için kendini biraz yukarı çekti ve gördü Ömer'in kusursuz, yakışıklı yüzünü. Derince bir iç çekti Esma. Az beklememişti bu anı, az çekmemişti bu an için. Amma artık her şey geride kalmıştı. Şuan Ömer'in kolları arasında idi ve hiçbir şeyin mühimi yoktu. Ellerini Ömer'in yüzüne getirdi ve korka korka genç adamın sakallı yüzünü okşamaya başladı Esma. Bir müddet de buna devam etti genç kız. Ancak daha sonra usuna bir husus geldi ve elleri kalakaldı öylece. Sabah olmuştu ve onlar birbirlerine sarılmış uyuyorlardı. Bu demekti ki gerdeğe girememişlerdi. Ömer ha birazdan gelecek, ha şimdi gelecek diye diye bekler iken, kocası bir türlü gelmemişti. Esma da hali ile uyuyakalmıştı. "Ah ussuz Esma!" diye elini alnına vurdu genç kız. Madem o uyuyakalmıştı, Ömer niçin onu uyandırmamıştı ki?! İşte bu Esma'nın merak edeceği mühim bir husus olmuştu. Ki bunu kesinlikle kocası olacak adama soracaktı. Esma'nın kendi ile olan muhakemesinden habersiz olan Ömer de yavaşça açtı gözlerini ve her daim görmek için can attığı görüntüyü gördü. Yüreğini verdiği, canını da vereceği Esma'sını gördü genç adam. 'Sana binlerce kez şükürler olsun Yarabbim! İlk uyandığım vakit hep bu sıfatı görmeyi nasip et bana.' diye içinden hem şükrünü, hem de duasını etmişti Ömer. "Günaydın." diye mırıldandı Ömer. Esma işittiği ses ile derhal kocasına baktı. "Günaydın erim." dedi o da. Ardından, "Gece uyumuşum niçin uyandırmadın beni?" diye sordu. Ömer biraz karısına sokuldu ve sorduğu suale yanıt vermek için araladı dudaklarını. "Peki niçin uyandıracaktım seni?" diye sordu imalı ve yoğun bakan gözleri ile. Esma, Ömer'in sorduğu sual ile sessizce yutkunma gereği duydu. "İlk gecemiz ya... Ben uyudum sana ayıp oldu diye dedim." demiş ve gözlerini Ömer'den çekmişti. "Hım... Sadece ondan. Gerdeğe girmek için seni uyandırmamı istemedin yani?" Esma esmer tenine rağmen kıpkırmızı olmuştu Ömer'in dedikleri ile. Bu adam bildiğin onunla oyun oynuyordu. Lakin bilmiyordu ki Esma bu konularda Nadide'ye laf soktuğundan mütevellit iyi idi. Ancak ne olursa olsun Esma Ömer'e karşı çok utanıyordu. "Farz et ki, ondan uyandırmanı istedim. Lakin sen uyandırmadın. Eh artık bizim gerdek de başka bahara kaldı o vakit." der demez yataktan kalkmaya çalıştı genç kız. Amma Ömer buna müsaade etmemişti. "Öyle kelamını deyip gitmek yok artık Esma hatun." diyen Ömer karısını adeta kendisine yapıştırmış ve öyle konuşmuştu. Esma ise neye uğradığını şaşırmıştı. Ömer'in sıcaklığı, kokusu, güçlü kolları... Esma kalp krizi geçirmese iyi idi. "Ben..." diyecek iken dudaklarına temas eden sıcak dudaklardan ötürü susmak durumunda kalmıştı genç kız. Ömer artık sabrının son demini de yitirmiş ve değdirmişti kor dudaklarını sevdasının dudaklarına. Öylece bekler iken, Esma'nın bir şey demediğini gören genç adam eyleme geçti. Dudaklarını yavaşça oynatıp, karısının bal dudaklarını öpmeye başladı. Esma'ya kal gelmiş gibi idi şu dakikalarda. Genç kızın eli ayağı buz kesmişti adeta. Ne yapacağını bilemez bir halde öylece bekliyordu. Ömer'in dudaklarını hareket ettirip onu öpmeye başlaması ile kendinin de böyle durmaması gerektiğinin bilincine vardı. Televizyonda izlediği kadarı ile Esma'nın da dudaklarını oynatması ve Ömer gibi yapması lazım idi. Esma da öyle yaptı ve kocasının öpücüğüne acemi de olsa karşılık vermeye başladı. İki gençte tecrübesiz ve acemi idi. Doğrusu da böyle olmalı idi zaten. Başkasının teninde soluklandıktan sonra gelip sevdalısı olduğu tende soluklanmamalı idi. Ömer aldığı karşılık ile havalara uçacaktı deyim yerinde ise. Bunun hayalini kurar iken, şimdi gerçeğini yaşamak inanılmaz bir mutluluk idi. Bir es verip soluklanmaya çabaladı iki nefessiz kalan heyecanlı beden. Ömer, Esma'nın yanaklarını okşar iken, öte yandan da konuşmaya başladı. "Esma, yeminim olsun bu hayatımda yaşadığım en güzel şeydi." diye bir itirafta bulundu. Esma gözlerini Ömer'e değdirmemek için her yerde gezdiriyordu. Çünkü genç kız besbelli utanıyordu. Ömer'in dediği kelamlar ile bu sefer baktı ona. Genç adamın gözlerinde saf bir sevda ve gerçek duygular vardı. Esma bunu görebiliyordu. "Benim de." diye fısıldadı Esma. Ömer almış olduğu tadın çoktan müptelası dahi olmuştu. Hep öpmek istiyor ve hep dokunmak istiyordu karısına. Nefeslerinin birbirlerine karışacağı kadar yaklaştı Esma'ya, kısık ve etkileyici sesi ile konuşmaya başladı Ömer. "Şu gerdeği başka bahara değil de, şimdiye alsak olmaz mı Esma'm?" Esma zaten dünden razı idi. Dudaklarını dişleyip, başını salladı. Böylelikle Ömer'e istediği izni vermiş bulunmakta idi. Ömer almış olduğu olumlu yanıt ile ne yapacağını bilemez bir halde durdu öylece. Sonra kendine geldi ve uzanıp karısının alnını öptü. En nihayetinde ise yapmak için zor durduğu eylemi tekrar gerçekleştirdi. Dudaklarını karısının dudaklarına bastırdı ve az evvel ki busenin aksine biraz daha sert öpmeye başladı genç adam. Esma da aynı şekilde karşılık veriyordu kocasına. Esma ve Ömer'in dudaklarının raksı devam eder iken, Ömer istemese dahi başka yerler keşfetmek maksadı ile karısının dudaklarını bırakmış ve çenesinden boynuna doğru yol almıştı. Her öpücüğünde Esma'nın gül kokusunu soluyor ve öyle devam ediyordu. Bu kız çok güzel kokuyordu hiç şüphesiz. Ömer bağımlısı olmuştu bile... Başını gömdüğü yerden kaldırmadan dakikalarca öptü durdu karısının gül kokulu gerdanını. Ömer kesinlikle doyumsuz idi. Katiyen doymuyordu karısının tenini öpmeye. Esma ise elleri kocasının saçlarının arasında ve kendinden geçmiş bir vaziyette idi. Ömer en nihayetinde başını kaldırdı ve baktı Esma'ya kapkara olmuş gözleri ile. Lakin Esma'nın gözleri kapalı idi. Ömer'in durduğunu anlayınca yavaşça açtı gözlerini genç kız. "Esma sana katiyen doyamıyorum ve katiyen de doyamayacağım." dedi Ömer ve karısının dudaklarına bir öpücük kondurdu. "Doyma erim, sakın doyma! Ömrümüzün sonuna değin hep böyle doyumsuz olalım birbirimize." "Bende bu iştah varken, asla doymam senin gül kokulu tenine." Ömer ettiği kelamlardan sonra bu sefer elini karısının üstünde olan geceliğin ipine attı. Yavaşça çözer iken kendi ile savaşmakta idi. Asla Esma'yı korkutmak, ürkütmek istemiyordu. O sebeple ağırdan alıyordu bu işi. Düğümü açmış ve altta kalan ince gecelikten karısının sütyensiz olduğunu anlamıştı Ömer. Ah tüm gece bu afet ile uyuyup da bir şey yapamamak şimdi pişmanlığa sürüklüyordu genç adamı. Eğilip karısının göğüslerinin arasını kokladı ve sonra öptü Ömer. Ardından kafasını kaldırıp nefesini tutmuş bir halde bekleyen karısına baktı. Ömer, "Nefes al güzel karım." diye fısıldadı, anın vermiş olduğu etkiden dolayı kalınlaşmış sesi ile. Bu esnada Esma nefes almaya başlamıştı. Amma velakin Ömer yine kesecekti nefesini bu belli idi. "Biraz sonra yaşayacaklarımızı ikimizde ilk defa yaşayacağız. Yeminim olsun senden evvel kimseye sevdalanmadım, kimseyi öpmedim, kimsenin teninde soluklanmadım." "Biliyorum Ömer'im." dedi Esma elini kaldırıp kocasının yüzüne koyar iken. "Nasıl ki yüreklerimiz birbirine esir olmuş, bedenlerimiz de birbirine esir olacak. Allah şahidim olsun, ben bu cihanda da, diğer cihanda da hep senin sevdanın esiri olacağım Esma'm." Ömer'in dedikleri ile Esma'nın gözleri doldu. Bu adam nasıl da güzel sevdalanmış ve nasıl güzel seviyordu böyle. Esma o an yaşadığı tüm acıların mükafatının bu an olduğunu hissetti. Ömer'i kendine çekip sıkıca sarıldı ona. "Allah şahidim olsun Ömer'im bende hep senin sevdanın esiri olacağım." Esma ne dese de az kalırdı sanki. Çünkü Ömer o kadar güzel dile getiriyordu ki hislerini, Esma sanki düş görüyormuş gibi idi. Bir süre öyle sarılı kaldıktan sonra Ömer usulca geri çekildi. "Bu duygusal anı bozmak istemezdim lakin Esma'm memelerin usumu oldukça başka diyarlara götürüyor." Esma, Ömer'in dedikleri ile hem ne diyeceğini şaşırmış, hem de kıpkırmızı olmuştu. Ömer'in dilinin ayarının olmadığını biliyordu elbet, lakin bu kadarını beklemiyordu genç kız. "Ömer!" dedi sitemli bir şekilde. "Ömer kurban olsun sana!" diyen Ömer karısının konuşmasına müsaade etmeden kapandı dudaklarına. Genç çiftin kopmak bilmeyen dudaklarını işittikleri bir ses ayırmak durumunda kaldı. Ömer nefes nefese, "Kapı mı vuruldu?" diye sordu anlamayan bir şekilde. Esma da işitmişti aynı sesi. "Evet kapı vuruldu. Şimdi bile vuruyor." "Bu günde ne kapısı?!" "Bilmem, ama gidip açman lazım. Kıracak sanki." "Ben şimdi göstereceğim ona!" "Ömer sakin ol lütfen. Allah korusun belki mühim bir husus olmuştur." Karısına hak veren Ömer, acayip sinirli bir biçimde yataktan kalktı ve kapıyı açmak için odadan çıktı. "Şimdi mahvettim lan seni!" demiş ve seri adımlarla kapıya yürümüştü genç adam. Halen sert bir şekilde vurulan kapının kolunu tutup açtı kapıyı Ömer ve katiyen görmeyi beklemediği kişiyi gördü. "Ali?!" BÖLÜM SONU... Sevgiler, Mavili Yazar. 🌸
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE