34. Bölüm

1395 Kelimeler
Elimde sıcak çikolata dolu kupamla karla kaplanmış bahçeye bakarken bakışlarım istemsizce Alkın'ın babaannesinin evine kaydı. Perde, her zamanki gibi açıktı. Gözlerimi kısarak odayı daha iyi görebilmek için cama neredeyse yapıştım. Epey inceledikten sonra Alkın'ın orada olduğuna emin olmuştum. Elimdeki kupayı çalışma masama bırakıp hızla odayı terk ederken annem bugün işte olmadığı için merdivenlerin ucunda beni bekliyordu. "Arkandan atlı kovalıyormuş gibi ne koşuyorsun evin içinde? Düşeceksin kız!" "Alkın'ın babaannesine gitmem gerek." Annemi kenara hafifçe ittirip evin dış kapısına doğru ilerken annem seslendi. "Ee hani siz ayrılmıştınız? Yeni nesil ne garip ya!" Ona cevap vermeden ayağıma botlarımı geçirdiğim gibi ev kapısını açıp dışarı çıktım. Arkamdan montum için seslense de aklımın ucundan bile montumu giymek geçmediği için soğuk havanın ince kazağımdan geçmesine bir nevi izin veriyordum. Kollarımı göğsüme bağlayıp karlı yolda Alkın'ın babaannesi, daha doğrusu üvey babaannesinin evine ilerleyip zili çalmak için elimi uzattım ama bir anda kapı açılınca Alkın'ın hafif yaşlı gözü ve sağ elinde tuttuğu valizi ile karşılaştım. "Alkın?" Bakışları önce yüzümde, ardından da üzerimde gezindikten sonra elindeki valizi bırakıp beni iki kolumdan çektiği gibi evin içine soktu. "Bu havada neden incecik kazakla dışarıdasın?" Bakışlarım mavi gözlerinde gezinirken kollarımı ona doladım. Sıcak bedeni birkaç dakikada buz gibi olan bedenime değdiğinde gözlerimi kapattım. "Bana veda etmeden mi gidecektin?" "Vedalardan nefret ettiğimi biliyorsun. Hem... geri geleceğim." Kalp atışları kulağıma dolarken ona biraz daha sarıldım. Elleri, saçımda geziniyordu. "Biliyorum ama biz bir sonu hak ediyoruz bence." Başımı göğsünden kaldırmaya kalktığımda bir elini boynuma indirdi ve başımı kaldırmama izin vermedi. Diğer eliyle belimi kavrarken ben de onun boynuna kollarımı dolamıştım. Parmak uçlarımda yükselmiştim o da boylarımızı eşitlemek için biraz eğilmişti. Ağlamamak için dudağımı ısırdım. "Bizim sonumuz daha gelmedi Yıldız Tozu. Biliyorum, şu an sonmuş gibi geliyor ama değil. Daha... daha aynı şehirde üniversiteye gitmedik. Sonra..." Devam edemeyip yutkundu. Birkaç saniye duraksadıktan sonra kendisini toplarladığını anlayabiliyordum. "Sonra daha sana evlenme teklifi etmedim. Düğün... düğün telaşına da giremedik. Minik bir kızımız ve oğlumuz da olmadı. Bu son değil." Sonlara doğru sesindeki umutsuzluğu bütün hücrelerim hissetse de kendimi tutmaya çalışıyordum. "Bu... son değil. Alkın... hani yıldızları izlediğimiz gece var ya..." Alkın, onaylar mırıltılar çıkardığında devam ettim. "O gece Yıldız Tozu ve Anonim bitti demiştik. Yanılmışız. Asıl, şimdi bitiyorlar. Sen... sen geldiğinde beni seversen Anonim değil, Alkın olarak seveceksin. Ben de senin Yıldız Tozu'n değil, Dila'n olacağım." Tekrardan başımı kaldırmaya çalıştım. Bu sefer izin verdi ve yanaklarından süzülen yaşları görmemi sağladı. Bütün bedenim bana ihanet ederek titriyordu. O ışıltılı gözlerinin bir daha böyle bakmama ihtimali beni cidden derinden yaralıyordu. Ama biliyordum ki beni şimdiye kadar güzel sevmişti, ben de onu güzel sevecektim. İzlerini saklayacaktım. "Bunu sevdim ama her ihtimale alışman gerekiyor. Eğer seni sevemezsem beni bekleyip canının yanmasını istemiyorum. Seni cidden sevdim, Yıldız Tozu. Hem de yıldızları tavanıma indirecek kadar. Tüm kalbimle, tüm ruhumla sevdim. Sen de beni sevdin, seviyorsun biliyorum. Sevgimiz büyüyünce koca bir evren oluyor ama tekrar sevemezsem seni... tekrar tavanıma indiremezsem yıldızları beni unut tamam mı? Sen... üzülmeyi hak eden en son kişisin. Biliyorum, konuşmak kadar kolay değil sevmek ama kalbin beni sildiğinde belki başka biri çıkar ha?" Başımı iki yana sallayıp gözlerimi kapattım ve yanağımın ıslanmasına izin verdim. Dudaklarının alnıma değmesiyle göz yaşlarım artık durmayacak gibi akıyordu. "Bu bir veda değil," diye tekrarladı son kez alnımı öperken. Gözlerimi aralayıp onun yüzüne baktım. "Bu bir veda değil." Kollarını benden çektiğinde mecburiyetten ben de boynundaki ellerimi çektim. Valizinin kulubunu kavrayıp kapıyı açtı ve dışarı çıktı. Ben de peşinden onu izliyordum. Biraz ileride, annesinin arabasını fark edince titreyen elimi aldırmadan hafifçe elimi kaldırıp onu selamladı. Korna sesi yankılanırken burukça gülümsedim. Alkın, arabaya ilerleyip bagajı açtı ve valizini koyup son defa gamzelerini gösterek gülümsedi. Ben de onun sözünü hatırlayarak gülümsedim. Arabaya bindiği gibi siyah camlardan hiçbir şey göremediğim için öylece, Alkın'ın babaannesinin kapısında kalakaldım. Çoktan gitmelerine karşılık yüzümü kapatarak göz yaşlarımı akıtmaya devam ettim. Berke'nin aramasını reddedip tekrardan önümdeki deneme sorusuna odaklanmaya çalıştım. Ağlamaktan şiş gözlerimle bu zor olsa da yapacak başka bir şeyim yoktu. Aşk hayatım berbat olsa da iş hayatımı mükemmel yapabilmek için uğraşmalıydım. Zaten geçen seneme göre notlarım bir tık düşmüştü ama yine de iyiydi. Son olanlardan sonra sınavlara pek odaklanamadığım için çalışmadan girmiştim ama ortalamanın üstünde notlar almıştım. Yine de yetmiyordu gözüme bu notlar. Telefonum tekrar titremeye başladığında matematik testindeki soruya sinirle bir çarpı koyup telefonu tekrardan yüzüne kapattım. Onunla konuşmak istemiyordum, daha doğrusu kimse ile konuşmak istemiyordum. Zaten yüzüm gözüm şişti ve aklıma rüya gelip suçluluk duygusuyla yükseliyordum. Onunla konuşursam daha da suçlu hissederdim. En iyisi kabuğumda saklanmaktı. Kalemimi tekrardan elime alıp soruya odaklanmaya çalıştım. Deneme de şu an moralimi daha da düşürecek kadar kötü gidiyordu bu yüzden dokunsan ağlayacak modumdaydım. Telefon, tekrar titremeye başladığında inleyerek kalemi masanın üzerine bıraktım ve telefonu elime alıp açmaktan başka çarem kalmadığını kendime hatırlatarak açtım. "Bir deneme çözdürmüyorsun Berke! Ne var?" Ona kızmam yanlıştı ama suçluluk duygum yüzünden istemsizce ona kızıyordum. Sanki rüya değildi de gerçekten öpmüştü gibi tepki veriyordum ve bu halimden nefret ediyordum. "Kapıya çık." Telefonu suratıma kapattığında üfleyerek başımı masaya koydum. Onunla elbet karşılaşacaktım ama şimdi olması gerekiyor muydu ki? Daha birkaç saat önce Alkın'la vedalaşmıştım. Şimdi ise o rüya aklımdan çıkmamışken Berke ile görüşmem gerekiyordu. Korku ile yerimde kıpırdandım. Kızarmamak için ya da yüzümü saklamak için bir şeyler bulabilirdim. Yerimden kalkıp dolabımdan kalın şalımı yüzüme sardım. Ardından büyük adımlarla dış kapısına tekrar ilerleyip bu sefer montumu giyerek dışarı çıktım. Annem az önce komşuye gitmişti bu yüzden biraz olsun rahattım. Kapıyı açtığım gibi Berke ile karşılaşmamla gözlerimi kaçırıp yerdeki karlara odaklandım. "Seni tamı tamına on defa aradım Dila. Neden açmadığını söyle." Tok sesi kulağıma dolarken ürkek bir ceylan gibi yerimde kıpırdandım. "Açmak istemedim." Sesim o kadar kısık çıkmıştı ki kendimi bin kat daha kötü hissettim. Neden bilinç altım böyle bir rüya görüp beni yıkmak istemişti ki? Berke'nin sinirle karışık kahkahası kulağıma varırken bakışlarım hala yerde geziniyordu. Bir elimi kapı eşiğine yaslamıştım, diğer elim ise cebimin içindeydi. "Beni kandırabileceğini mi sanıyorsun? Ne oldu? O kız mı bir şey dedi yoksa?" Bir anda atkımı yüzümden indirip çenemden tuttuğu gibi yeşil gözlerine gözlerimi dikmemi sağladı. Korkudan mı yoksa utançtan mı titrediğimi anlamasam da yanaklarımın alev alev yandığını hissedebiliyordum. Ona yalan söyleyemezdim, kimseye doğru dürüst yalan söyleyemezdim. Ne yapacaktım? "Senden uzak durmamı söyledi... ben de bunu uyguluyorum işte." "Dila, beni kandıramazsın. Tamam, rol olsun diye okulda yanıma yaklaşmazsın ama o yokken o salak kızı dinlemezsin sen. Ne olduğunu söyle de çözüm bulalım." Yanaklarım bana ihanet edip kızarmaya başladığında onun elinden kurtulmak için cebindeki elimi çıkarıp bileğinden tuttum ve çenemi kurtarıp bakışlarımı onun dışındaki her yere çevirdim. Bunu sana nasıl açıklarım ki yeşilli? Seni böyle kaybetmek istemiyorum. "Benden nefret edersin," diye mırıldandım belli belirsiz. "Senden nefret etmem. Yoksa Kaya denen o piç ile mi ilgili?" Bakışlarım ona döndü ve kaşlarımı çattım. Kaya ile biraz daha konuşmuştuk ve kötü biri olmadığına inanmaya çalışıyordum. "O kötü biri değil. Bir daha öyle deme." Berke gözünü devirip elini kapıya koydu ve koyu yeşil gözlerini gözlerime dikti. "Her neyse. Sorun tiyatroda seni satmam mı? Bunu ben istemedim." Yüzü, yüzümün dibindeyken istemeden kendimi iyice kapıya yaslamıştım. Onun beni sevmediğini biliyordum, ben de onu sevmiyordum ama içimdeki o kuşku beni 'ya seviyorsa, ya hoşlanıyorsan' diye kemirirken bu yakınlık kesinlikle korkutucu geliyordu. "Bunu biliyorum. Konu tiyatro hakkında." Berke'nin gözlerindeki kuşku biraz olsun azalırken devam etmemi bekliyordu. "Tiyatroya geri dönecek misin?" "Ben hiçbir işi yarım bırakmam bücür. Tabii ki döneceğim." Gözlerimi kaçırdığımda Berke duraksayıp benden uzaklaştı. "Dönmemi istemiyor musun?" "İstememek değil Berke. Sadece... Sadece..." Soğuk bakışları yüzümde gezerken artık kaçış yolu bulamayacağıma inandım ve elimi yüzüme kapatıp ona rüyamı söyledim. "Rüyamda seninle öpüşüyorduk. Özür dilerim, lütfen bana sinirlenme ya da arkadaşlığımızı bitirme. Sadece... tiyatro hiç senaryodaki gibi değildi. Her şey birbirine girmişti ve sonunda seninle... öpüştüm. Ardından sen kayboldun, başka biriydi ama göremedim, uyandım. Çok üzgünüm, Berke." Daha konuşabilirdim ama Berke bana sarıldı yavaşça. "Sikik bir rüya yüzünden kendini suçlamayı kesmelisin. Sorun yok, tamam mı bücür? Tiyatrodaki o sahne için her zaman gergindin zaten. Sakın başka bir şeye yorup kafanı karıştırma. Bunu ne sana, ne de Alkın'a yaparım. Rahatla." Ondan ayrılıp kendi isteğimle gözlerine baktım. "Sandım ki... benden nefret eder, bir daha konuşmazsın. Çünkü... kimse arkadaşıyla böyle rüyalar görmez." "Şşt, tamam bu konuyu kapatıyoruz. Sorun yok. Yarın ki prova için gelip rolümü geri alacağım, merak etme sen. Rahatla tamam mı?" Başımla onu onayladım ve ellerinden tutup gülümsedim. "Çok iyi bir arkadaşsın." "Değilim," diye mırıldandı ardından ellerini çekip göz kırptı. Arkasını dönüp giderken rahatlamıştım. Benden nefret etmiyordu, çok şükür ama... ama bir gariplik vardı sanki. Bende mi yoksa onda mı anlamasam da bir gariplik vardı.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE