Berke'den;
"Bartu sikeceğim elini, ayağını. Rahat dur." Boğuk sesimle Bartu'yu azarlayıp ayağımla bacağına bir tane geçirip yorganı üzerime çekip kafamı gömdüm. Daha şafak bile sökmeden salak salak hareketler yapıyordu.
Ayaz ve Alkın koltukta; ben, Gökdeniz ve ne yazık ki Bartu ise yerde yatıyorduk. Köy havası mı ne bilmiyorum ama Bartu iyice kafayı yemiş gece gündüz demeden kafamı yememi sağlıyordu.
"Susun lan daha saat beş, beş!" Ayaz, homurdanarak konuştuğunda başımı iyice yastığa gömdüm. Yorgun bedenim kendini hemen salarken bu sefer dışarıdan köpek havlama sesleri ve horozların ötmesi yankılandığında Alkın ayaklanıp yüzünü buruşturdu.
"Yatın zıbarın ya. Sabah sabah."
"İki dakika uyutmadınız ya." Gökdeniz, ayı gibi esneyerek kıçını bize döndü. Uykusu en derin olan oydu.
Daha fazla uyuma şansımızın olmadığını Bartu'nun babaannesinin mutfaktan gelen sesiyle anlamıştık. Zor açılan gözlerimi baş ve işaret parmağımla ovuşturup doğruldum. Saçım yüzüme düşmüştü. Odadaki soba söndüğü için keskin bir soğuk vardı.
"Neyse ki biraz sonra eve gideceğiz." Diye mırıldandı Gökdeniz el yordamı ile gözlüğünü ararken.
"O zaman çabuk kahvaltı yapıp çıkalım. Deniz'i özledim." Ayaz, salak aşık moduyla konuşurken gözümü devirmekten başka bir şey yapamadım.
"Tabii aramızda sevgilisi olanlar var." Gökdeniz mırıldanırken oturduğum yerden ona seslendim.
"Senin için yakıyorum Gök." Kenarda duran sigara paketine uzanıp ayaklandım ve dışarı çıktım. Odadaki soğuk, dışarısının yanında hiçbir şey kalıyordu ama soğuk yüzümü okşadığında uykulu halimden çıkmıştım.
Sigarayı dudağıma yerleştirdiğimde çekmeyen telefonumu açıp öylesine bakındıktan sonra sigaramı yakıp derin bir nefes aldım. Köyden gittiğim gibi tiyatro konusunda konuşmam gerekiyordu. Bu işe Dila ile girdiysek beraber bitirecektik. Bir de Kaya diye bir it çıkmıştı başımıza. Belki de Lara özellikle onu istemişti. Ne yapacağı belli olmazdı.
"Ne düşünüyorsun?" Alkın, yanıma gelip dikildiğinde ona söylemeli miydim bilmiyordum ama bilmesinin daha iyi olacağını hissettim.
"Tiyatrodan çıkarılmışım. Yerime Kaya mıdır Çakıl mıdır bilmiyorum ama bir iti almışlar." Sigaranın külünün düşmesine izin verdikten sonra tekrar dudaklarımın arasına yerleştirdim. Alkın, sessizce sigara paketime uzandı ve bir sigara çıkarıp bana baktı. Çakmağı ona uzattığımda konuştu.
"Dila'ya hâlâ aşıksın değil mi?"
Sigarayı yakıp dudaklarına yerleştirdiğinde bakışlarımı karla kaplanmış bahçeye çevirdim.
"Bu muhabbete girmeyelim. Aşık olup olmamak bir şeyi değiştirmiyor. Siz ikiniz oldunuz ve iyileştiğinde de olacaksınız."
Sigarayı duvarda söndürüp yeni bir sigara yaktığımda Alkın dumanı dışarı üfledi. Genelde sigara içmezdi ama kafası ve kişilikleri o kadar karışmıştı ki demek başlamıştı.
"Yarın gidiyorum. Hastanede yatacağım bir hafta kadar. Bir hafta içinde istenilen seviyeye gelmezsem de okulu dondurmak zorunda kalacağım. Dila'ya bundan bahsetme. Onun yanında ol. İyileştiğimde onu sevmezsem-"
Sözünü kestim hızlıca. "İyileştiğinde de ona aşık olacaksın Alkın. Bana gelip emanet falan etme sakın."
Alkın, gülümsedi ve sigarasından biraz daha içip dumanını üfledi ardından mavi gözlerini bana çevirdi.
"Onu sana emanet etmiyorum çünkü ona karşı hislerin var. Anonim yanım ağzını burnunu kırmak istese de bunu yapmayacağım. Ben yokken, benim yokluğumu hissettirme ona. Dila'nın bana aşık olduğunu ikimiz de biliyoruz ama... eğer iyileştiğimde onu sevemezsem-"
Tekrardan sözünü kesip derin bir nefes aldım. "Onu seveceğini ikimiz de biliyoruz. Bana sikik şeyler söyleme sakın."
Alkın, dediğimi önemsemeden yarım bıraktığı cümlesine devam etti. "Onu sevemezsem onun yanında ol. Ne kadar 'bana bir şey olmaz' modunda olsa da o minik bir şey zaten. Çabuk kırılıyor. Ona birazcık olsan kızsan gözleri sulanıyor, suçluyor kendisini. Yanında destek veren bir yeşillisi olsun. Ona aşıkken bu zor olacak senin için ama... eğer cidden onu sevmezsem kalbini kazanmaya çalış."
Dudağıma yerleştirdiğim sigara ile şaşkınca ona bakarken o epey ciddi görünüyordu. Bunu yapmazdım. Arkadaşımın sevgilisini sevsem de onunla olmazdım. Olamazdı bu. Sigarayı parmaklarımın arasına alıp sinirle soludum.
"Ne dediğinin farkında mısın sen? Ulan doğum günümde hikaye bitti falan diyen sen değil miydin? Ben o gün senin izinle onunla dans edip bu düşünceleri aklımdan sildim."
"Demek ki yanılmışım kardeşim. Uzaktan bakan olursa beni gavat görebilir ama onu seven yanım silindiğinde onu cidden seven tek biri kalıyor, o da sensin. Bunu düşün."
Omzuma birkaç defa vurup içeri girerken sigara izmaritini duvara hırsla bastırdım. Dila'ya her zaman yakın davransam da cidden bunu yapmayacaktım. Alkın'la dolu olan kalbini çalmayacaktım. Her Alkın'ı gördüğünde canının acımasına izin veremezdim. Biz hep beraberdik ve bu onu kıracaktı. Alkın, gerçekten onu sevmeyip birilerine aşık olursa cidden yıkılırdı.
"Bu olmayacak." dedim hırsla ve içeri girdim. Soğuktan kulağım ve yanaklarımın pembeleştiğini içeri girince daha iyi hissetmiştim. Herkes mutfakta, yer sofrasına oturmuş kahvaltı yaparken sessizce yanlarına ilerledim ve ben de kahvaltıya katıldım.
Bartu ile geçen gün konuştuğumuzda benim aslında piç olmadığımı ve kızlarla öpüşmekten ileri gitmediğimi öğrendiğinden beri ona karşı biraz tedirgindim. Yıllardır arkadaşımdı ama çenesini zor tutardı bu. Kimsenin doğruyu öğrenmesini istemiyordum. Herkesin gözünde piç olarak kalmayı tercih ederdim.
Kahvaltımızı yaptığımız gibi hepimiz hazırlandık.
"Yine gelin kızanlarım. Torunum o gelin olacak anana da babaannem beni gül gibi baktı, sen gelsen kara atarmış de kızanım. O anan olacak çiyanı bu hanelerde istemiyorum!"
Hırsla bastona vurduğunda Bartu şirince gülümsedi. "Tamam babaannem sen merak etme! Görev bende!"
Asker selamı verip önden ilerlemeye başladığında kulübesinde yatan köpeğin çıkmasıyla üzerime doğru koşturdu.
"Bartu seni sikeceğim ha!"
Köpek havlarken, arkada bastonuyla bize yetişmeye çalışan babaannesi hızla köpeğe seslendi. "Dön evine golen! Korkmayın kızanlarım ısırmaz, ısırmaz."
"Geçen gün köpeğin üç leşi olduğunu söylememiş miydi ya?" diye sordu Gökdeniz kenardan geçerken.
"Aynen öyle dedi kardeşim. Bu yüzden götümüzü koruyarak kapıya gidiyoruz sonra da kaçıyoruz." Ayaz, çantasını tutarken en önde giden Alkın biraz dalgın görünüyordu. Bartu'dan kurtulup onun yanına ilerledim.
"Köpekten korkmuyorsun ha?" dedim meydan okurcasına.
"Şu an umrumda olan son şey bile değil." Kapıyı açıp çıktığınde hepimiz peşinden ilerledik. Biraz uzaklaştığımızda Ayaz konuştu.
"Ziyarete gelme gibi bir şansımız var mı kardeşim?"
Alkın, başını iki yana salladı. "Annemi bile zor alıyorlar. Sizi almaları zor. Genelde travma yaratacak kişilerle görüşmeleri kesiyorlar."
Aklıma, hastanede birlikte olduğumuz o günler gelmişti istemsizce. Aynı katta bile değildik ama şans eseri karşılaşmıştık. İkimiz de fazla büyük sayılmazdık. Beni, canı sıkıldıkları için ruh sağlığı kliniğe yatırmışlardı. Onu ise gerçekten iyileşmesi için yatırmışlardı. Bana göre ben sağladım ama o cidden kötüydü. Tedavisini olduktan sonra bahçede otururdu ve ben de onu camdan izlerdim. Bir gün şans eseri aynı saatte tedavimiz bitince ikimiz de aynı bankta oturmaya başlamıştık.
Aramızda konuşma geçmezdi. Ne olduğunu ikimiz de sormamıştık. Genelde sessizce çevresini izlerdi ben de ona ayak uydururdum. İsmimizi bile birkaç hafta sonra öğrenmiştik.
O zaman tedaviden ilk çıkan ben olmuştum. Onunla bir süre iletişime geçecek bir şey bulamasam da sonunda aynı okula düşünce birbirimizi tekrar görmüştük. Tabii ben kötü olduğumu kanıtlamak için Görkem'in en yakını olmuştum. Onlarla fazla samimi olmasak da hepimiz aynı gruptaydık. Görkem'in yaptıklarına sessiz kalıp destekleyerek büyük hatalar işliyorduk. Ta ki her şeyi değiştiren geçen yaza kadar...
Her şey gözümden geçip giderken köy otobüsüne varmış olduğumuzu yeni fark ettim. Şans eseri köye gelirken gördüğüm kız da buradaydı. Onunla uğraşacak sabrım olmadığı için umursamadan boş bir yere oturdum ama seslendi.
"Görüşeceğimizi sanmıştım..." dedi sahte bir sesle. Lara'yı kullanmamın tam zamanı diye düşünüp ona döndüm.
"Canım sevgilimi aldatmak istemedi. Başka zamana." Önüme döndüğümde cevap vermemesiyle sırıttım.
Yanıma Gökdeniz otururken sessizce camdan dışarısını izliyordum. Dila konusunda kendimden emin olamıyordum. Davranışlarım her zaman kontrolümdeydi ama onun yanında mıknatısla demir çekiliyormuş gibi kontorlümün dışında hareketler sergiliyordum. Tiyatrodan çıkarılmam bir nevi benim için bir iyilik olsa da yine de bunu yapamazdım ona. Kontrolümü elime alıp sakince tiyatroyu atlatıp kurtulacaktık.
Hem... o zamana kadar Alkın'da iyileşirdi ve her şey düzelince sorunlar kalmazdı.
Kendimi hiçbir zaman düşünmediğim gibi şimdi de düşünmeyip içimden mırıldandım.
Tanrım, biliyorum sana karşı hiç iyiliğim yok. Bunu benim söylememem bile saçma ama Alkın iyileşip her şeyi düzene soksun.
Kendi düşünceme şaşırarak gözlerimi kapattım.