Sert kapıyı açıp okula girdim. Normalde okul kapalı olurdu çünkü yarıyıl tatilindeydik ama ne yazık ki şu tiyatro işi yüzünden okulun anahtarını drama hocamıza vermişlerdi. Günümüzün birkaç saatinde prova yapmamızın uygun olacağını söylemişti.
Toplanma saatimizden yarın saat önce geldiğim için kütüphaneye gittim ve montumu çıkarıp askıya astım. Küçük çantama attığım defterimi çıkarıp kalemliğimden bir kalem ve silgi çıkardım. Sandalyeye oturduğumda evde yarım bıraktığım yazıma devam etmeye başladım.
Alkın'la olan garip ayrılığımızdan sonra yaşadığım şeyleri biraz değiştirerek yazmaya başlamıştım. Bir nevi günlüktü ama anılardan ibaret değildi. Yazmak iyi hissettiyordu. Sanki her sayfasında aklımdaki kötü düşünceleri yok ediyordum.
Hepsi için ilk tanıştığımda nasıl hissettiysem öyle yazıyordum. Onlardan nasıl nefret ettiğimi çekinmeden yazıyordum ve... bu iyi hissettirmişti.
Zamanın nasıl geçtiğini anlamsam da saate baktığımda telaşla defterimi ve kalemimi çantama atıp montumu askıdan alarak konferans salonuna ilerledim.
Drama hocasını görmemle hızla yanlarına gidip çantamı ve montumu boştaki sandalyeye bırakıp yanlarında dikildim.
"Tam da Lara'ya seni aramasını rica etmiştim." Lara elindeki telefonu kapatıp bana baktı.
"Zamanın nasıl geçtiğini fark edememişim. Üzgünüm."
Drama hocası başını sallayarak gülümsedi. Bakışlarım etrafımdakileri tararken Berke'yi göremeyince tekrar drama hocasına döndüm ama Lara hızla cevap verdi.
"Berke ve çocuklar Bartu'nun babaannesine gittiler Dila. Belki duymamışsındır."
Bakışlarımı Lara'ya çevirdim. Tamam, çocuklarla aramız kötüydü ama Berke neden bir şey söylememişti ki? Daha geçen gece gelmişti yanıma. Bir şey demeden sahneye ilerledim. O olmadan nasıl prova yapacaktık acaba?
"Size yeni oyuncumuzu tanıtmak istiyorum. Berke, bana geçen gün oyundan çıkmak istediğini söylediğinde yapacak bir şeyimin olmadığını fark ettim ve yeni birini bulmak zorunda kaldım. Kaya yani yeni Joe'muza merhaba deyin!"
Şaşkınlıktan ağzım açılırken esmer, yeşil gözlü çocuk elini sallayarak birkaç adım öne çıktı. Berke'ye tip olarak benziyordu. Hayal ettikleri Joe, siyah saçlı ve yeşil gözlüydü. Bu çocuk da öyleydi.
"Hepinize merhaba arkadaşlar. Bu oyun için her şeyi yapacağım. Umarım iyi anlaşabiliriz."
Sahneye geldiğinde bana göz kırptı. "Dila yani Sofia sen olmalısın. Umarım iyi bir çift olabiliriz."
Yutkunup bakışlarımı drama hocasına çevirdim. Nasıl olarak Berke'nin gitmesine izin verirdi? Hani Berke'den başkası bu role yakışmazdı. Dalga mı geçiyordu?
"Göreceğiz," diye mırıldandım ve hızla sahneden inip drama hocamızın önünde durdum.
"Hocam önemli bir konuşma yapmam lazım. Birkaç dakika gidebilir miyim?"
"Sadece birkaç dakika Dila. Sen gelene kadar ilk sahneleri prova yaparız biz de."
Başımla onaylayıp çantamdan telefonumu çıkartıp hızla konferans salonunun önüne çıktım ve Berke'yi aradım. Tamam, ilk başta siniri bozulduğu için oyundan çıkacağını söylemişti ama ciddi olduğunu sanmıyordum.
Telefon çalarken içimden bunların rüya olmasını diliyordum. Berke ile ne kadar rol yapmak zor olsa da tanımadığım bir çocukla yapmak daha da zor olacaktı. Hem... biz Berke ile anlaşmıştık. Öpüşme sahnesini yapmayacaktık ama bu çocukla anlaşamazsam? Beni cidden yarı yolda mı bırakmıştı?
"Efendim?" Berke telefonu açtığında hızla doğruldum.
"Neden tiyatrodan çıktın? Berke sen de mi gideceksin yanımdan yoksa?" Evet, bencildim ama korkuyordum. O da giderse yapayalnız kalacaktım. Eskiden yalnız olduğumu söylediğimde bile yanımda Simge ve Deniz vardı ama şu an onlar da yoktu. Ciddi anlamda yapayalnızdım.
"Dila dediklerini anlayamıyorum. Telefon zor çekiyor."
"Berke oyundan çıkmışsın! Neden bana söylemedin?"
Birkaç hışırtı gelirken kaşlarım çatıldı. "Sen... bunu?"
"Sesin gelmiyor Berke. Of ya of."
Birkaç cızırtı gelirken telefonu kapatıp oflayarak tekrar konferans salonuna döndüm. Yapacak bir şey yoktu. Bu provaları gerçekleştirecektik.
Baştaki sahneler epey normal gitmişti. Lara ile bile düzgün oynamıştık çünkü onun gerçek yüzünü görünce asıl şu an rol yapmadığını anlamıştım. Beni ittirirken kesinlikle rol yapmıyordu.
Son sahneye gelirken birkaç dakika mola vermek için herkes uzaklaşmıştı. Ben sahnede oturup su içerken Kaya yanıma oturdu ve bağdaş kurup karşıya baktı.
"Son sahneyi eski Joe ile nasıl yapıyordunuz?"
Elimdeki şişenin ambalajıyla oynarken ona cevap verdim. "Eski Joe arkadaşım Berke'ydi. O zaman sevgilim olduğu için ve bilirsin arkadaşlarla öpüşmek pek normal bir şey olmadığı için öpüşmeme kararı almıştık. Sadece yakın duruyordu ve her şey bitiyordu."
Anladığını belirten sesler çıkarttı. Fazla güvenemiyordum ona çünkü ilk defa görmüştüm onu. Bartuların sınıfında olduğunu ve bu yılın başında okula geldiğini öğrenmiştim sadece.
"Anladım. İstersen aynı şekilde devam ederiz. Benim için sorun olmaz. İki olaya da açığım ama sevgilin varsa sorun yaşamanı istemem."
Başımı iki yana salladım ve ona baktım. Yeşil gözleri Berke'nin gibi koyu değildi. İçinde kızıllıklar vardı ama güzel sayılırdı. "Sevgilim yok ama öpüşme sahnesini yapmasak."
Göz kırpıp hafif kıvırcık olan saçını düzeltti. "Sen nasıl istersen. Bu arada sana böyle hitap etmem rahatsız hissettirmiyor değil mi? Gözünde yavşak biri olmak istemem."
İstemsizce güldüm. Kötü olmayabilirdi ama iyi de olmayabilirdi. Sorunlu bir çocukla tekrar yakın olmak istemiyordum bu yüzden ayağa kalkıp üstümü düzelttim ve yerde oturan Kaya'ya baktım.
"Sorun yok ama fazla sorunlu bir tipim. Bence gerekmedikçe iletişime geçme benimle yoksa sana da kara büyülerimi yapıp hayatını zehir edebilirim."
Gülerken onu orada bırakıp su şişemi sandalyeye koyup tekrar sahneye çıktım. O da ayağa kalkmış, üzerine yapışan siyah tişörtünü düzeltiyordu. Boy olarak Berke ile neredeyse aynıydı. O da yapılıydı ve uzaktan baktığımda neredeyse birkaç yaş daha büyük duruyordu.
Son sahneye gelirken ona ilerledim ve Sofia rolüne girmeye çalıştım. Gereksiz bir gerginlik vücudumdaydı. Ona güvenmiyordum. Aklıma Berke'nin bana güven dediği an gelince istemsizce hüzünlendim.
Replikleri söyledikten sonra belimdeki iri elleriyle beni biraz daha kendine çektiğinde omzundaki elimi boynuna getirdim ve gözümü kapattım.
Lütfen beni öpmesin, lütfen beni öpmesin. Dudağımdaki Alkın'ın izini böyle silmek istemiyorum. Lütfen öpmesin...
Nefesi dudaklarıma çarparken bedenlerimiz neredeyse dip dibeydi. Ben Berke'ye bile zor yolla güvendiğim için daha birkaç saat önce tanıştığımız bu çocuğa ölümüne güvenmiyordum.
Nefesi tekrar dudağıma gelirken daha fazla dayanamadım ve ellerimi boynundan çekip hızla geriye kaçtık. Tiyatrodaki herkes umutsuz sesler çıkartırken drama hocası elindeki kağıtları yüzüne vurdu.
"Dila, Dila! Daha önce sorunun arkadaşını öpme ihtimali olduğunu söylemiştin. Peki şimdi sorun ne?"
Sorun ne miydi? Sorun Alkın'ın son izini başka biriyle hele ki gerçek dışı bir şey için silmek istemememdi ama bunu onlara nasıl açıklayacaktım.
"Sorun Kaya'da ya da başka bir erkekte değil. Güvenemiyorum. Birisini öpmek istemiyorum."
Lara sahneye ilerleyip Kaya'nın önünde durduğunda kaşlarımı çattım ve kollarımı birbirine bağlayarak onu izledim.
"Sadece şunu yapacaksın, Dila. Duyguya gerek yok." Kaya'nın dudağına dudaklarını bastırdığında şaşkınca ona baktım. Şimdi... şimdi bu aldatmaya girmiyor muydu? Kaya da şaşkınca Lara'dan uzaklaşırken sinirle onların yanına ilerledim.
"Akradaşımı aldatamazsın!" Tamam, Berke ile ciddi anlamda sevgili değillerdi ama bunu yapamazdı. Buna hakkı yoktu.
"Bunu önemsemez o da Dila."
"Yine de kimseye bunu yapmaya hakkın yok."
Lara gözünü devirdi. "Bunu sen mi söylüyorsun? Berke'ye, Alkın'la sevgiliyken yazan sendin, ben değil."
Sinirle ona bir adım atarken Kaya beni durdurdu. "Tamam kızlar. Hiçbir olayı anlamasam da boş verin geçmişi."
"Kaya haklı çocuklar. Hadi provaya dönelim biz. Sorunları daha sonra çözün."
Lara'ya kötü bakışlarımı atıp Kaya'ya döndüm. "Onun adına üzgünüm. İstenmeden öpülmek kötü bir şey olmalı."
"Evet, biraz kötüymüş. Bana güvenmeyebilirsin ama sözümün eriyimdir. Birine bir şey söylersem arkasında dururum. İstersen güvenme ama seni öpmeyeceğim."
Bir şey demedim ve derin nefes alıp Sofia rolüne girip gülümseyerek Kaya'nın omzuna elimi yerleştirdim. Repliklerimizi söylediğimizde tekrar beni kendisine çekip dudaklarıma eğilirken ben de bir elimi boynuna götürüp gözlerimi kapattım. Güvenmesem de eğer beni öperse onu pataklayabilirdim. Abim olmasa da kapı gibi Ege vardı ve kesinlikle Kaya'yı dövmekten zevk alabilirdi.
Kaya, beklediğimin aksine beni öpmedi ve beni havaya kaldırıp rol gereği döndürürken koruyla boynuna sarıldım. Şu an gülmem gerekiyordu ama şaşırdığım için tepki veremiyordum.
Beni indirdiğinde şirin sayılabilecek bir gülümsemeyle baktı. "Ben sözümde dururum demiştim."
"Teşekkürler sözünde durduğun için. Benim için büyük bir şey yaptın."
"Tahmin edebiliyorum. Eski sevgilininin son izlerini silmek istemiyorsun."
Şaşkınca ona baktığımda ellerini pantolonunun cebine yerleştirip bana baktı. "Bu çocuk da aşk acısı nedir bilir. Herkesin sınırına saygım var. İyi günler sana."
Sahneden inerken arkasından bakıp mırıldandım. "Sana da iyi günler Kaya."